şükela:  tümü | bugün
  • * gittik gördük: #66185772

    ilki 27-30 ağustos 2016 arasında fırtına vadisi'nde gerçekleşecek olan 3 günlük doğa festivali. konaklama herkes kendi çadırında. fiyat 350 tl. buna yemekler, rafting, zipline, konserler, geziler, lokal ulaşım ve horon/yoga dersleri dahil. yaş sınırı 18-40. katılımcı sayısı 200 ile sınırlı (geçen hafta 60 kişilik kontenjan kalmıştı)

    heycanla bekliyoruz :)

    http://www.kackarfest.com/

    programın 1. günü (27 ağustos 2016 / cumartesi)
    en geç saat 12:00 a kadar çamlıhemşin’de buluşma. kamp alanı ve çamlıhemşin arası 7 km. araç transferini biz yapıyoruz. öğle yemeği sonrası tüm ekip tar deresi yürüyüşünü yapıp kamp alanına dönüyoruz. yürüyüş yaklaşık 2 saat kadar sürecek. akşam kamp ateşi yanar. festival alanında horon dersi ve mini konser.

    programın 2. günü (28 ağustos 2016 / pazar)
    karadeniz’in en güzel 3 yaylası arasında bulunan amlakit, hazindak ve pokut arasını yürüyeceğiz bugün. öncelikle yolumuz üzerindeki asırların izini taşıyan zilkale’ye uğrarız ardından palovit vadisi’ne girip palovit şelalesi’ni fotoğraflarız. amlakit’e ulaştığımızda yürüyüşe başlıyoruz. muhteşem bir patikadan hazindak yaylasına çıkıyoruz. hazindak taş ve ağaç karışımı yayla evleriyle zamana meydan okuyan müthiş bir yayladır. hep bir tulumcu olsun istedik yanımızda yaylada tulumu patlatırız. bizler coşarız yaylacılar da :) ardından ladin ormanlarında içinden ülkemizin tartışmasız en güzel yaylası pokut’a yürüyoruz. şayet hava uygun olursa palovit vadisi ve pokut’un vadiye uzanışı inanılmaz güzellikte. buradan sal yaylası’na geçer güneşi şanslıysak bulutların üzerinde batırırız. akşam kamp alanına dönüş ve ateş yanar. mini konser ve horon öğretisi.

    programın 3. günü (29 ağustos 2016 / pazartesi)
    bugün buzul göllerine hareket ediyoruz. öncelikle ayder yaylası üzerinden yukarı kavrun yaylası’na kadar araçla gidiyoruz. yukarı kavrun’dan kaçkar doruğu’nu rahatlıkla görebiliyorsunuz. yürüyüşe bu güzide yayladan başlıyoruz ve 2800 metrede bulunan ceymakcur geçidinden aşıp karadeniz buzul gölü’ne varıyoruz. 1 saat yüzme molası. girdiğiniz gölün suyunu içebilirsiniz bile o derece insandan uzak bir yer burası. sonrası ceymakcur yaylası’na kadar iner araçlarla ayrı bir adrenalin peşine koşacağız. fırtına deresi’ne gidip tüm grup rafting yapıyoruz. rafting sonrası dereyi zipline ile geçeceğiz. akşam kamp alanına dönüyoruz ve 2 gündür öğrendiğimiz horonu vurabilmek için büyük konser hazır. bu gece sahneye marsis çıkıyor. gece geç saatlere kadar eğlence tavan yapıyor. yağmur da yağsa, çamur da aksa bu gece eğlence sürecek…

    programın 4. günü (30 ağustos 2016 / salı)
    ee artık gidin 3 gün oldu kokmaya başladınız . artık fırtına kütüğü’ne bağlı vatandaşlarsınız. sabah kahvaltı sonrası çamlıhemşin’den tüm ekibi yolcu ediyoruz. kalmak isteyen çamaşıra bulaşığa yardım eder.
  • rize lan orası...

    giderseniz de hani sağınıza solunuza dikkat edin. hani hopa'dan içmekten yeni dönmüş birisi size "burası aile mekanı kardeşim burada ne bira içiyonuz" diye dalabilir. hani tetikte olmak lazım sanki...

    benden size tiyo ilk ortaya çıkanı bir yumrukla yere sererseniz diğerleri bişi yapamıyor...

    benden uyarması. sonuçta bunlar hep tecrübe...
  • bazı sorular geldi ilk entry'me istinaden. toparlayıp cevap vereyim:

    * kamp alanı yeterli büyüklükte. çadırlardan arada horultu geliyor ama kamp sonuçta olsun o kadar.

    * yürüyüş ayakkabı/botunuza gereken ilgiyi gösterin, yoksa ağlarsınız. ter emici atlet/tshirt'ler olmazsa olmaz. (bence en önemli madde bu)

    * kampta duş yok. ama biz derede şampuansız mis gibi sabah akşam duşumuzu aldık.

    * kampta alkol yok ama çarşıdan günde bi'kaç kez giden servis ile alabilirsiniz. bu konuda sıkıntı yok ;)

    * tuvaletler var ama sayısı azdı, bu sene düzeltirler diye tahmin ediyorum. temizlik sorun olmadı.

    * yemek yeterli miktarda ve lezzette. yeterli olmadığı öğün oldu adamlar pide sipariş etti. özel ya da lokal yemekler değil ama kötü de değiller.

    * her biri pırıl pırıl genç dağcı olan profesyonel organizatörler var. yüksek oranda yardımseverler.

    * konserler konusu kişiye bağlı. bir bağlama gecesinde kamptan kaçmayı düşündüm ama diğer akşamlar şahaneydi.

    * akşamları kamp ateşi hiç sönmüyor, benim en sevdiğim şeylerden biri buydu

    * rafting güzeldi ama gittiğiniz tarih su seviyesinin en düşük olduğu zamanlar. beklentinizi çok yüksek tutmayın.

    * yürüyüşler mükemmeldi. yaylalar inanılmazdı. sadece kendilerine önerim yürüyüşlere zorluk dereceleri vermeleri.

    * sesten rahatsız olurum diyorsanız çadırınızı kamp ateşinden uzağa kurun.

    * tuluma ve horona doyacaksınız. çok eğlenceli merak etmeyin ;)

    * rafting ve derede duş için mayoları unutmayın.

    kötü bir madde yazayım, gerçi bu organizatorlerin suçu mu, yoksa doğanın sopası mı anlayamadık. 1 gece kampın yarısı cırcır oldu. nedeni dağda içtiğimiz su mu, yoksa yemek mi anlaşılamadı. çünkü dağa gelmeyen de vardı cırcır olanlar arasında, yemek yemeyenler de. olay kötüydü ama bütün gece sabaha kadar hastanelere taşıdılar insanları, muz verdiler, ilaç verdiler vs. yardımcıydılar yani.

    kısacası doğa, yürüyüş ve kamp ateşinde tulum severim diyorsanız bence bu fiyata mükemmel.
  • heyecanla bekliyoruz.

    döndükten sonraki sendromlu pazartesi editi:

    çok güzel bir rüya gördüm ve uyandım.

    güler yüzlü tatlı mı tatlı bir ekip tarafından karşılandık. hemen elimize vitaminler, omega 3 ler, üzerinde "pusulan bulutlar olsun" yazan bileklikler ve "yeşili sev ayıyı öp" yazılı t-shirtler tutuşturuldu. o an itibariyle çok tatlı bir organizasyonun içinde olduğumu hissettim. kamp yapmayı seven ve doğu karadeniz bölgesine aşık biri olarak orada olmak çok heyecan vericiydi.

    çadırımızı kurmamıza, yer bulmamıza yardım ettiler. yer kalabalık bir kamp için yeterli. kocaman bir ceviz ağacının altına kurulduk. ceviz de topladım tabi ki.

    öğünlerimiz gayet yeterli ve lezzetliydi. kahvaltılarda hiçbir eksik yoktu. peynir, zeytin, domates, salatalık, yumurta, poğaça, simit, gözleme, bal, pekmez.. akşamları her gün farklı bir restoranta götürüldük, yöresel yemekler yedik. muazzamdı. kamp alanında tuvaletler yeterliydi, temizdi. yanımda kadınlar için ayakta işeme aparatı getirmiştim, hiç kullanmadan geri getirdim. duş yoktu fakat kahvaltıdan sonra, yürüyüşe çıkmadan evvel dereye girip buz gibi tertemiz sularda yıkandık. saçlarımı da orada edindiğim dünya tatlısı bir arkadaşa ördürdüm her sabah. yürüyüş esnasında terlediğimde ensemin açık olması epey rahatlattı beni.

    yürüyüş demişken.. her gün farklı muhteşemlikte rotalara yürüdük. bazen orman içinden, bazen patika yollardan, şelalelerden, uçurum kenarlarından ve çocuklukla bulutların üzerinde.. uzun uzun.. yayla yayla.. köy köy.. hayatımda gördüğüm en güzel patika yollardı. asla kolay bir parkur değildi ama yazarken bile derin nefes alma ihtiyacı duyduğum güzellikteydi. her akan suda durup buz gibi sularından içtim. şu zamana kadar bir çok ülke, şehir gezdim. fotoğraf çekmeyi çok severim. gittiğim hiçbir yer beni karadeniz kadar fotoğraf manyağı yapmadı. çekmelere, paylaşmalara doyamadım. zamanı hapsetmek için çok fazla sebebim vardı. aldığım yorumlara bakılırsa bıktırmamışım, aksine mutlu etmişim takip eden arkadaşlarımı.

    yürüyüş parkurları kolay seçimler değildi. tırmanma da vardı, dimdik daracık bir yoldan aşağı inme de, düşme de, ıslanma da.. 2. gün 5 buçuk saat yürümüşüz mesela. sanki o kadar yürüyen biz değilmişiz gibi akşam kamp dönüşü yatana kadar horon oynadık bir de. tulumumuz kemençemiz hiç eksik olmadı. dev kamp ateşimiz sabaha kadar yandı. alkol satışı da vardı. her akşam başka başka müzisyenlerle eğlendik. 2. akşam pinhani geldi. o sinan kaynakçı ne yetenekli adammış öyle. tulum ve kemençe çalabiliyormuş, haberimiz yokmuş. pinhani severim fakat çok fazla tanınmamış olan yerel müzisyenler de apayrı mutlu etti beni. artık erdem akın ve mehmet kutanis isimleri eklendi mesela play listime. var olsunlar. mehmet kutanis sadece ıslık çalsa o da geçerli. yerel sanatçıları da destekleyen böyle festivallerin olması çok sevindirici. müzik demişken bir de şelaleisimli kime ait olduğunu bilmediğim hareketli bir karadeniz şarkısı var. sanırım rizeliler çok seviyor, nereye gitsek bangır bangır o çalıyordu. bir süre sonra bize de bulaştı hatta kamp marşımız oldu. son gün artık ezberlemiş, hep bir ağızdan söylüyorduk.

    hala bacaklarım ağrıyor. acısı bile güzel, bana o 3 günlük rüyamı hatırlatıyor.. 6. ayına girmiş bir hamileyim; ne o yürüyüşlerde ofladım, ne de fırtına deresinde rafting yapmaktan çekindim. sisini bile özledim. tereyağının kokusu hâlâ burnumda. ortan köyünde ağaçtan topladığım kara yemişlerle ara öğün yapacağım birazdan. tatil anlayışımın tam olarak bu olduğunu bir kez daha anladım. hayatıma damgasını vuran bir 3 gündü.. doğa çok güzel.. oralarda pazartesi yok, trafik yok, öfke hiç yok.. doğadayken insanlar da huy değiştiriyor.. daha yardımsever ve nazik oluyorlar. kamp yapmak insanı kendi özüne ve birbirine daha çok yaklaştırıyor. normal hayatta da hep böyle olabilsek, bu dünyada beraber yaşadığımızın farkında olabilsek ne de güzel olurdu.
  • ikincisi 10-13 ağustos 2017 tarihinde yapılacak olan çadırını kap-gel festivali.
  • eşimle birlikte gitmeye niyetlendik ama festival fiyatı gayet makul fakat 10-13 ağustos tarihlerinde istanbul'dan uygun bir uçak bileti bulmak imkansız. festival fiyatı 500 tl iken bir kişinin gidiş dönüşü de en dandik havayolunda 500+ şeklinde. bu nedenle çok istememize rağmen katılamayacak gibiyiz.

    tabii ist'den aracıyla gidecek olan varsa oturup konuşulabilir.
  • 2017 yılındaki festivali şereflendirdik :)

    izlenimlerim:

    *ekip hakikaten on numara çocuklardan oluşmuş. hepsi yardımsever, düzgün insanlar. anladığım kadarıyla çoğu dağcı arkadaşlar. diğer taraftan çok profesyonel bir rehberlik vs. beklememek gerekiyor gezilerde, nereyi geizyosunuz özelliği nedir ne değildir kendiniz öğreneceksiniz.

    *kamp alanı oldukça güzel. erkek ve kadın oalrak ayrılmış şekilde toplam 4 tuvalet vardı. zaman zaman sıra olsa da izdiham yaşandığını görmedim. kampta duş yok, derede yıkanabilirsiniz fakat şampuan kullanmak yasak. doğacıyız diyip şampuanla saç yıkama derdine düşen vatandaşlar da oldu maalesef.

    *yürüyüşler hakikaten harika. muhteşem bir doğa var. yine organizatör ekipteki arkadaşlar bura da 100'den fazla kişiden oluşan bir grubun başına bir iş gelmemesi için son derece iyi ve disiplinli bir iş çıkardılar.

    *akşam konserleri ve horon harikaydı. ses düzeni yeterli. kampta bira satışı da vardı.

    emeği geçenlere selam olsun. önümüzdeki sene de oradayız :))
  • aylardır sözlüğe bakmayan ve neredeyse tüm entrylerini silmiş bir yazara,yaz hadi dedirten kaçkar festiki bin on yedi

    iki bin on yedi girişlilerde ben de vardım,ben de oradaydım.(dev gülücük,sevinç,coşku,heyecan)

    ve işte benden de bir kaç kelam;

    -daha çamlıhemşinde iner inmez sıcak gülümsemelerle karşılandık(on ağustos saat bir suları)
    o kadar heyecan yapmışız ki çamlıhemşin dolmuşuna ücretleri vermeden bizi çinçivaya götürecek araca binmeye başladık.organizatörlerden biri olan caner arkadaş hatırlattı(haha)

    -kamp alanı yazanların da belirttiği gibi yeterli büyüklükte.(bir de ben yazdım)
    -ben kendime bir ağacın altını seçtim kendimi çok şanslı hissediyorum(yalnız takılmak ve hissiyatın hakkını vermek adına gittiğinizde büyük alandaki ağacın altını seçebilirsiniz.(tüm alana hakim bir konum oluyor)

    -geçen yıl tuvaletler sorun edilmiş,bir kere bile oflamadık.(çok sık tuvalete giden biri olarak,kadınlardan hiç şikayet içerikli sözler işitmedim(gerçekten)

    -tek sorun küçük de olsa ayna olmamasıydı(amme hizmeti olarak taş duvarların arasına aynamı sıkıştırdım ve çok dua almışım öyle söylüyorlardı)

    -tuvaletin karşısındaki lavabo kısımındaki akan sudan sürekli şişenizi doldurup kana kana su içebiliyorsunuz.

    -akşamlar çok çok çok eğlenceli geçiyor.en azından benim için öyleydi.
    gitmeden önce sözlüğe ve bağzı sayfalara baktım neler yazılmış diye,herkes horon oynamadan oradan dönmememiz konusunda epey ısrarcıydı.

    o halkın ezgileriyle aram pek iyi sayılmaz fakat kendimi durduramadım.
    müzik çalmaya başladığı anda kendimi ortaya attım(gelsun miii?gelsuun.beraber berabeer.oooy oyyy hey heey!)
    of be çok güzeldi(ağlamıyorum ya hala rizedeyim)

    -pinhani ve erdem akın konserleri inanılmaz eğlenceliydi.(özellikle erdem akın konseri.çok şey kaçırmışım bu sanatçıdan yeni haberdar olmakla)

    -organizasyon dev,adamlar yağmur yağmaya başlayınca ortamı hemen kurdular.
    brandalı filan eğlenilir mi?diye düşünenler oldu.
    yağmur yağdığı için ümitsizliğe kapıldılar fakat horon çoşkusunun önüne hiç bir şey geçemedi.(evet brandanın altından çıktık ve yağmurun altında horona durduk* ayrıca çok yetenekli olduğumu da söylediler sağolsunlar.)

    -sabah,öğle,akşam yemekleri için kimse ağzını açıp olumsuz bir şey söyleyemez diye düşünüyorum.

    -kumanyalar için söylendi.(bunu benim yazmam doğru olmayabilir)

    -rehberlerimizin hepsini çok sevdim,hepsi güler yüzlü,sıcak kanlı ve yardımsever insanlardı.

    -gelen kitle için bir kaç söz söylemek isterim;

    ya hu zaten olduğumuz yerlerde ve bulunduğumuz zaman sebebiyle kimse birbirinin yüzüne bakmıyor,selamlaşmıyor diye yakınıyoruz.
    zaten avuç kadar(yüz elli kişi civarı) insanız,yanınızdan geçerken eğmeyin kafanızı be kardeşim!
    günaydın diyeceğiz,korkmayın.

    -neyse ki son gün herkes açılmaya,çözülmeye başladı ama çok geçti.
    böyle olunca da,tam herkesle kaynaşmaya başlayıp veda vakti gelince üzülüyor insan.(tadında oluyor belki de)

    -rafting ve zipline yapmaya götürdükleri yer çok başarılı ve ekibi de çok eğlenceli insanlardı.(sanırım viya rafting&cafe)
    akşam da festival alanına geldiler hep birlikte horon oynadık.

    -dereler,yaylalar ve yürüyüşleri yazarak anlatamayız hiç birimiz.
    gelmeniz,görmeniz ve dünyadaki sınırlı zamanınızda kendinize bir iyilik yapmanız gerekir.
    (buralar hepimizin.bu dağlar,tepeler.kazandığınız kuruşları amsterdam yazısının önünde fotoğraf çekilip instagramda paylaşmak için harcamayın.buralara gelin.)

    kaçkar fest marşımız da vardı.

    on ağustos'tan dün yola çıkana kadar tüm araçlarda ve geçtiğimiz yerlerde bu parça çalıyordu.çok eğendik.

    sözleri de şöyle;

    "...ya ben anlatamadum ya sen anlamayisun,
    ellere yağmur oldun,bana damlamayisun..."

    hahaaha.

    servislerde aynı parçaları dinledik.kazım koyuncu'yu sürekli yad ettik.
    bir de sanatçıyı hatırlamıyorum,şelale parçasını dinledik sürekli.

    benim için çok ani gelişen ve iyi ki dediğim bir üç dört gün oldu.

    kışa ve bir sonraki yaza da oradayım inşallah.

    ek olarak:şimdi her şey gelmiyor aklıma,hatırladıkça yazarım.

    bilgilendirme ek:lazlar çok çapkın,dikkat.

    mağdur ek:uslu bir izci olursanız sesinizi kaybetmeyebilirsiniz.

    hasret ek:ne işimiz var bizim ya istanbul'da!