şükela:  tümü | bugün
  • "nakillerin sıhhatini tespitte ihtiyaç duyulan aklın, kendi tespitlerinin sıhhatini tespitte nakillere muhtaç olduğunu söylemek abestir." sözünün sahibi imam...
  • "eğer aklın yerine nakli koyarsak, peygamberin her dediğini başka bir peygamber ile kanıtlamak gerekir ve bu durum bir teselsül ile ilk peygambere kadar gider. peki ilk peygamberin bunu nasıl söylediğini nasıl doğrulayacağız? akılla.." diyen mutezile imamı...
  • bir yerlerde denk gelmiştim ve kadi (evet "i" ile) abdülcebbar (ve evet, "e" ile) diye geçiyordu ismi. fonetik itibariyle hoşuma gittiği için sanırım, dilime takıldı. bir yerlere üye olup nick olarak kadi abdülcebbar alasım var.
  • ehl-i sünnet âlimlerinin nûrlu eserlerini tıpkıbasım/çeviriyazı vesaire neşretmek varken, müellifin şerhu’l-usûli’l-hamse (mu'tezilenin beş ilkesi) adlı eserini tıpkıbasım/çeviri olarak yayınlayan yazma eserler kurumu başkanlığı'na teessüflerimi iletiyorum. şu kurumlarımızın bir gün ehl-i sünnet olduğunu da görmek ister bu gönül, bi-iznillah. allah milletimize hidayet versin duasıyla şöyle bir iktibas yapmak istiyorum cem'iyyetimizin iyiliği için. sabırla okuyana -zira kopyala yapıştır değil, elime kitabımı aldım, bir an önce okunsun fikriyle yazıyorum- aşk olsun vesselâm!

    büyük ârif ve mürşid-i kâmil mahmud sami ramazanoğlu -kuddise sirruhu- hazretleri, "bayram sohbetleri" adlı eserinde şöyle der mu'tezile taifesi/mezhebi hakkında:

    "cemâlullahı görmek

    firdevs cennetinde bir vadi vardır ki oraya mezid vadisi denir. oranın her yeri nûrdan minberlerle doludur. cumâ günü olunca, peygamberler o minberlere çıkarlar. sıddîklar, şehidler ve sâlihler de zümrüt ve zebercetle süslü altın kürsülere çıkarlar. bütün cennet ehli de minberlerin etrafında toplanır. hepsi birden allah'a hamd ederler.

    allah teâlâ, mü'minlere: 'size bugün başka bir ihsanım daha var!' diyerek cemâliyle tecellî eder.

    bu cemâl tecellîsine her hafta nâil olanlar vardır ki; bunlar çocukluklarından ömürlerinin sonuna kadar allah'a îmân, taat, zikir ile yaşayanlardır.

    cemâlullâhı ayda bir defa görmek şerefiyle ikram olunanlar vardır ki; bunlar da allah'ın taat ve zikrine gençliklerinden bir kısmını isyanda geçirdikten sonra daha gençlik elden gitmeden dönüp de ömrünün sonuna kadar îmân ve zikirler yaşayanlardır.

    cemâlullahı seyretmeğe yılda bir kere mazhar olanlar vardır ki, onlar da ihtiyarlıklarında kulluğa başlamış kimselerdir.

    ilk tecellîde olmak üzere bir defa görenler de vardır ki, bunlar ömürlerini isyanla geçirip sonradan tevbe istiğfar etmiş ve affolunmuş ve tövbeleriyle âhirete göçmüş olanlardır.

    cenâb-ı hak, cennette herkese müsâvî görünmüyor. herkesin hâline, taat ve zikrine, îmân ve ameline göre haftada bir; kimine ayda bir, kimine de ömründe bir görünür ki, dünyada bir an evvel îmân etmenin, taat ve zikre koşmanın lüzûmu anlaşılsın.

    allah'ı göremeyenler de olacaktır ki, bunlar mûtezile taifesidir. çünkü bunlar; en'am sûresi'nin 103. âyetine dayanarak allah'ın hiçbir yerde ve hiçbir zamanda gözle görülmeyeceğine inanırlar. bundan ötürü onlar hiç göremeyerek cezâlanacaklardır.

    'gözler o'nu göremez; halbuki o, gözleri görür. o, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır' - en'am sûresi, 103

    halbuki kıyâme sûresi'nde: 'rablerine bakacaklardır' âyet-i kerîmesiyle cennette mü'minlerin rablerinin cemâl tecellîsine nazar edip duracakları müjdelenmektedir. bir evvelki âyet-i kerîme, dünyada iken baş gözü ile görülemeyeceğine işarettir; âhirette cemâlullah'ın müşâhade olunacağına mânî değildir."

    vesselâm...
  • hristiyanlikla ilgili onemli calismalari olan mutezile kelamcisi.

    kadi abdulcebbar'in hristiyan ilahiyatina yonelttigi teolojik elestiriler