şükela:  tümü | bugün soru sor
  • herşey sokakta ayağı ters dönmüş ve sürekli acı acı miyavlayan bir yavru kedi bulmamizla başladı.
    kediyi hemen alıp bir veterinere götürdük. veteriner yavru kedinin ayağının hissiz olduğunu, dokununca hiç tepki vermediğini ve çok sık görülen bir kas rahatsızlığı olduğunu, yapılabilecek birşey olmadığını soyledi. veterinere göre bu kedi acı çekmiyordu sadece açlıktan miyavliyordu. hemen bir kutu mama koyduk önüne hayvan artık nasıl açsa tek hamlede koca kutu mamayı yuttu resmen, aynı şekilde ikinci kutuyu da...
    sonrasında bu kediyi kadıköy'de bulunan özgürlük parki'na götürün orada belediye mama ve barınak sağlıyor bu yavrucaklara dediler. evde bir kendimiz daha olduğu için en doğrusunun bu olduğuna karar verdik. içimiz biraz rahatlamisti oh be diyorduk içimizden en azından bu yavrucak orada aç kalmayacak sıcak bir ortamda bulunacakti.

    boylece özgürlük parki'nin yolunu tuttuk. küçük kedicik sıcak bir kucak bulmanın verdiği huzurla kucagimda mırmır mırlıyordu. biraz aramadan sonra parkın içerisinde güzel güzel kedi evlerinin olduğu, mama ve su bulunan, çeşit çeşit kedinin olduğu, insanlarin onlarla ilgilendigi bir mekan görme hayaliyle ilerliyorduk ve sanki az biraz ileride öyle bir yer görür gibi olduk. o an içimdeki mutluluğu anlatamam. oh be dedim icimden, kedicige iyi bakılacak...
    oraya doğru yaklastikca birseylerin ters gittiğini hissetmeye baslamistik. yuvaya vardigimizda uzerimizden resmen kaynar sular bosalmisti. orada bulunan kedilerin hepsi hastaydı. kiminin ağzı yüzü yara içinde, kimi sakat kalmış, kimi yaralı, kimi hiç kıpırdamadan duruyor ve hemen hepsi adeta ölmeyi bekliyorlardi. cosku yoktu, kedi oynamaları yoktu, ölüm sessizliği, hasta bakışlar, acı acı inlemeler vardi.
    orada bulunan insanlar yanımıza geldiler kucağımizda kediyle kalakalmistik. bu kediyi neden buraya getirdiniz ölmesini mi istiyorsunuz dediler, dedik bı yuvası olsun belediye buraya bakıyormus, mama yardımı yapiyormus. bı bakın etrafiniza buranın bir ölüm kampı olduğunu hala anlamadiniz mi dediler.
    şok içinde etrafta bulunan o zavallı hayvanlara baktık. buraya belediye hiçbir şekilde yardım yapmiyordu, salgın hastalıktan dolayı tüm hayvanlar en geç 10 gün içerisinde ölüyorlardi. orada bulunan gönüllü insanlar sadece oradaki sorumlulugu üstlenmişlerdi.
    veterineri olmayan, gönüllü 2-3 kişi dışında çalışanı olmayan, bütçesi, ruhsatı, kapısı bacası olmayan, kontrolsüz atılmalardan dolayı viral hastalıkların önüne gecilemeyen bu yer için belediye'ye proje verilmesine rağmen hala görmezden gelinilen bir yerdi burası.

    gonullu çalışanlar, vatandaslar belediyeye, tüm mercilere hergun yazıyorlar, ulaşmaya calisiyorlar ama hiçbir şekilde kadıköy belediyesi'nden dönüş alamıyorlar, resmen görmezden geliniyorlar. hastalık yayıldıkça yayılıyor hayvanlar perişan haldeler.
    gordugumuz manzaranin günlerce etkisinden çıkamadık. istanbul'un göbeğinde böyle bir ölüm kampı nasıl olur da saglikli şartlara kavusturulamaz anlamak mümkün degil.

    bu yazı kadıköy belediyesi'ne bir ses duyurma çabasıdır!
    lütfen bu canlarin yitip gitmesine izin vermeyelim, onların da en az bizler kadar yaşamaya hakları var. yalvarıyorum hayvanlar çok perişan haldeler yardım edin...

    ölüm kampını incelemek isteyenler aşağıdaki ınstagram hesabını (parkkedisi) takibe alabilirler.

    https://instagram.com/…le_share&igshid=zgige4vwbd6p

    https://i.hizliresim.com/16ydda.png

    okudugunuz için tesekkurler
  • bu belediyelerin sağıda, solu da bu işte. bizi atmislar bir çukura her gün cehennemi yaşayıp görüyoruz. yaziklar olsun o belediye anlayisina. güncel tutalim dostlar. up
  • selami öztürk'ü gönderip aykurt nuhoğlu'nu getiren kılıçdaroğlu'na kapak olsun.
    iyi halt ettin, her zamanki iş bilmezliğini bir daha gösterdin.
  • akp'si, chp'si hepsi aynı işte dedirten olay.

    bi ara çocuğun biri yoğurtçu parkındaki pisti söyledi. saçma sapan bi cevap verdi belediye anında onlarca beğeni geldi. çözüm yok laf çok.
  • üzen haberdir.

    ister kadıköy, ister esenler, ister çekmeköy vs. vs. hangi belediye olursa olsun vatandaş olarak beklentimiz "doğru hizmet" almak, evet. ama bu başka bir şey bence. çöpünü günü gününe toplayamazsın, hizmet veremezsin yine bir yerde tolere eder insan. ama hayvanları ölüme terketmenin ne açıklaması olabilir ki? hele yapanın kadıköy belediyesi olması da ayrıca üzdü.

    derhal telafi edilmesi ve o parktaki kedilerin tedavilerinin, bakımlarını sağlanması amacıyla hem kadıköy belediyesini, hem beyaz masayı yarın arayacağım. size de aynısını tavsiye ederim. hatta işi bir tık ileri götürüp cimere de şikayet edebilirsiniz.

    kadıköy gibi bir yerde böyle olayların olmasına göz yummayalım. yoksa biliyorsunuz;
    (bkz: imam osurursa cemaat sıçar)
  • bilen bilir, moda’nın sokakları gibi kaldırımları da dardır ve bazı kaldırımlarda yürümek için cambaz olmanız gerekir. böyle bir kaldırıma ikinci el eşya yığıp yaya yolunu 3 metre boyunca tamamen kapatan şahsın eşyalarını kaldırmak için 5 dakika uzaklıktaki zabıtaya rica minnet ettiğimi hatırlarım ama öfleye pöfleye, sanki tek görevleri oturup çay içip sohbet etmekmiş de, ben işgüzarlık yapmışım gibi sinirlenmeler, söylenmeler, 5 dakikalık yolu yürümemek için türlü bahaneler... birçok olayda tavırları bu. kendilerini denetleyen devlet kurumlarıyla tehdit ederseniz anca parmaklarını kımıldatıyorlar. çevreye, insanlara, hayvanlara zarar veren kaç olayı kanırta kanırta da olsa miskin belediyeye yaptırdığımı bilirim. bir kuruma yapması gereken şeyleri hatırlatmak/yaptırmaya çalışmak ortadoğu ülkesine has bir garabet olsa gerek ama durum bu. chp’nin hali bu. ben tek başına hantal, sorumsuz bir belediye ile baş edebiliyorsam birkaç insan bir araya gelip taleplerine daha çabuk çözüm bulabilir. örgütlenin, bastırın. bu tembel, atatürkçüler sayesinde ayakta kalan köhnemiş zihniyeti anca böyle dize getirebilirsiniz. neyse yarın +1’imle belediyeye hayvanlar konusundaki duyarsızlıkları için yazacağım ama chp benim için çoktan bitti, kendi adıma 30 mart’ta şunu yapacağım;

    (bkz: yerel seçimlerde chp’ye oy vermiyoruz kampanyası)
  • özgürlük parkı'ndaki bu durumu çevre sakinleri şikayet ediyordur ve asıl işin garibi belediye secimleri oncesi daha fazla dikkate alınacağı umulurken bu tür şikâyetlerin... yooook, chp'li belediye başkanı nuhoğlu ancak bayram kutlamalari sms.ler ile varlık gösteriyor; belediye çalışıyoru da etkinlik haberlerinde görebiliyor insanlar... bu tip şikâyetlerde koskoca belediye sağır dilsiz.

    açıkcası kadiköy'de sokaklardaki kedilere çok iyi bakılıyor, hergün mamaları suları eksik edilmiyor. bu barınaklar icin kullanılan ölüm kampı ifadesi ise cuk oturmuş, sokak hayvanlarını imha kampi... yasanan vaka dolayısıyla burada duyuran yazarlarımıza teşekkür ederiz. başlığı etkin tutmak gerekli kesinlikle.
  • gündemde kalması gereken başlık.
  • geçmişte insanları gönderiyorlardı ölüm kamplarına, şimdi suçsuz günahsız hayvanları. onlar da can ey insanoğlu!

    edit: imla
  • gündem mi kaldı ki gündemde kalsın dediğim başlık.