şükela:  tümü | bugün
  • merhaba!

    eski bir okuru, görece yeni bir yazarıyım ekşi sözlüğün. ayda yılda bir entry girer, sitede bulunduğum zamanın çoğunluğunu okumakla geçirir ve ekseriyetle özlem duyarım sözlüğün eski haline. normalde bu tür başlıklar gözüme çarptığındaysa gülüp geçer; bir yandan mevzuyu kendi içimde alaya alır, bir yandan da sözlüğün geldiği noktayı düşünüp üzülür, sinirlenirim. aklıma gelen başka bir yöntem olsa gerçekten böyle bir şey yapmayı tercih etmezdim. tüm bunları baştan söyleyeyim istedim ki akabinde dalga geçecek, ithimal sövecek yazar arkadaşlar tarafından en azından anlaşılabileyim. netice olarak herkes istediği şekilde yorumlamakta serbesttir elbette, ben yine de affınıza sığınmak istedim evvela.

    5 mayıs 2018 cumartesi akşamı kadıköy-tavşantepe seferini yapan metroya benimle birlikte ayrılık çeşmesi durağından binen ve yol boyunca gözlerini ayırmadan favori yazarlarımdan olan stephen king'in en sevdiğim kitabı hayvan mezarlığı'nı okuyan, gözlerimi alamadığım ama bir türlü cesaret edip de konuşamadığım kıza ulaşabilme ümidiyle yazıyorum bu satırları. hoş, o ortamda konuşsam ne diyebilirdim ona da emin değilim.

    metroda kitap okumak bir türlü alışamadığım ve ancak oturma şansı bulabilirsem gerçekleştirebildiğim bir aktivite - bu sebeple sıkış tıkış metroda ayakta giderken sağdan soldan çarpanları umursamadan büyük bir dikkat ve şevkle favori romanlarımdan birini okuyan bir insanın ilgimi çekmiş olmasını çok da anormal bulmuyorum. anormal olan, eylemin kendisinden ziyade onu gerçekleştirmekte olan insanın bu kadar dikkatimi çekmiş olmasıydı benim için. tek eliyle kitabını tutmuş, diğer elinin parmağını satırı kaçırmamak için kitabın üzerinde gezdirerek okumakta olan ve bu haldeyken hareket halindeki metroda bir şekilde dengesini muhafaza etmeyi başaran kadın, dikkat çekici olacaktı elbette.

    deri bir ceket vardı üstünde. ayağında nike ayakkabıları, kolunda siyah çantası, boynunda iki adet kolyesi. ışıklandırmadan dolayı yanlış görmediysem açık kumral renginde, dalgalı saçlıydı. hayvan mezarlığı'nı okuyordu, stephen king'ten. acaba benim kadar etkilenecek miydi bitirdiğinde? bölüm başlarında yer alan lazarus'un hikayesi, monkey's paw alıntısı, büyük ve müthiş oz onu da etkisi altına alacak mıydı benim kadar? sevdiklerini kaybetme korkusu bende olduğu kadar ilmek ilmek içine işlenecek miydi, devamında kabuslu gecelerden uyandığı sabahlarda o da daha sıkı sarılacak mıydı sevdiklerine?

    aynı yolculuğu paylaştığımız kısa süre içerisinde bunları düşündüm - ben ondan, o ise kitabından gözlerini ayırmazken. sonrasında şans eseri aynı durakta indik, kapıya yakın tarafta durduğu için benden önce ayrıldı trenden ve hızlıca çıkışa doğru ilerleyip kayboldu. hoş, kaybolup gitmese ne yapabilecektim ki? veya şimdi ne yapıyorum, ne amaçlıyorum?

    paylaşmak dünyanın en güzel şeyi bence. ben o anda, aynı zaman ve mekanda bulunduğumuz o esnada benim için kıymetli bir ortak payda üzerinden bir şeyler paylaşmak istedim, muvaffak olamadım. gün içerisinde özellikle toplu taşıma kullanan bir çoğunuzun yaşadığı gibi, kısa süreli bir aşık olma durumu (ya da adına her ne denebilirse) yaşadım. ilk değildi, son da olmayacaktır eminim. fakat ilk defa bu şekilde karşılaşmış olduğum biriyle gerçekten iletişim kurmak, bir şeyler paylaşmak istedim. sözlük sayesinde bu isteğimi gerçekleştirebilirsem ne mutlu. olmaz ise de, belirttiğim üzere hepimizin hayatı boyunca bir çok defa yaşadığı ve kaçan fırsatlar olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini bile asla bilemeyeceğimiz bir çok kısa süreli aşk hikayesinin yer aldığı sonsuz kalınlıkta kitabın tozlu sayfalarında yerini alacak bu hikaye.

    neyse çok uzattık, çoğunuzun okumaya durumu yok zaten. şayet bu satırları okuyorsa yukardaki tarifin sahibi ve ulaşabilirse bana, beni tarif edilemez bir şekilde mutlu edecek olmasının yanında umut etmenin boşuna ve uzun vadede acı veren bir eylem olduğu yönündeki uzun süredir egemen olan fikrimin değişmesine de sebebiyet verecek, bir anlamda dünyayı daha yaşanılır bir yer kılacaktır benim için. bir merhaba demesi bile yeter, gerçekten de. yalnızca bana ulaştığı mesajında o metrodan hangi durakta indiğini ve iki kolyesinin ucunda ne olduğunu söylemesi yeterli. ortalık troll kaynıyor malum, biz yine sağlama alalım işimizi :)

    okuyan, okumayan, söven, yeren, dalgasını geçen herkese de peşinen teşekkürler / canınız sağolsunlar. bir up'ınızı alırım artık.

    ekşi sözlük ve sosyal medyaya saygılarımla arz olunur.
  • nutuk falan okusa neler olacakti dedirten kizdir.
  • daha afyonum patlamadı ama iki satır yazacağım.. hareketsiz insanlara deli oluyorum. metroda kitap okumak çok güzel, evet bazen ben de etrafıma bakıp millet ne okuyor diye bakarım. hem de öyle kaçamak değil bayağı bakarım.. not alırım hatta ismi cismi dikkatimi çektiyse.. lakin genel olarak kafanı kaldıramıyorum kitaptan. öyle ki bir sefer babamla aynı vagonda olduğunu inerken fark ettim. kıyamamış o da halimi görünce..

    neyse işte, benim biri o kadar dikkatimi çekseydi kitap ayracımı kitabının arasına bırakırdım.. çok da bir şey kaybetmez insan. her şeyden şikayet ediyoruz, ama eyleme geçmek ürkütüyor.. bence çok da güzel olurdu.. hiç tanımadığın birinde tebessüm bırakırdın hiç olmadı. ama illa geç kalacağız, pişman olacağız...
  • (bkz: düşüyor mu böyle)

    buraya destan düzeceğine gidip bi merhaba deseydin.

    edit büdüt:
    merhaba deseydi tacizci olurdu diye yeşillendirenler var,
    bilgilendirme; kitap okuyan insanlar merhaba diyen karşı cinse tacizci gözüyle bakmayacak kadar zekaya sahiptirler.
  • böyle yapınca romantik falan mı oluyor? bu kadar etkilendiysen gidip konuşsaydın.neden böyle atraksiyon yapıyorsunuz? tanım:özgüven eksikliği içeren açılma.
  • bu devirde stephen king okuyan bulmak zor azizim.
    yazılanları okurken ne kadar sapık, itici ruh halleri bulundugunu hatırladım. arabamı kız arkadaşıma vereyim de bu hıyar gibileri taciz etmesin. iğrenç.
  • bu başlıkların hepsi neden aynı metro hattında lan?