şükela:  tümü | bugün
  • iki ilçenin vapur iskeleleri arasında hızlı ulaşım sağlayan dolmuşlardır. kadıköyde rıhtım caddesi üzerinden yolcu alarak hareket ederler, tepe nautilusun önünden geçerek doktor eyüp aksoy caddesini takip ederek karacaahmet mezarlığının önünden duvardibi mevkine gelir, buradan tıbbiye caddesini takip ederek doğancılara ulaşır, halk caddesinden aşağıya inerek hakimiyeti milliye caddesinden üsküdar sahile gelirler. şemsi sinan paşa caddesinden yolcu alırlar, dönüş güzergahları paşakapısından geçerek tıbbiye caddesi, çiçekçi, haydarpaşa güzergahıdır.

    bu hattın dolmuşçuları için halk arasında kadıköy üsküdar dolmuş şöförü gibi araba kullanır deyimi vardır. hakikaten bilhassa çiçekçiden sonra rampa aşağı kelle koltukta çok hızlı inerler
  • 1.80 tl. ile seyahat edebileceğiniz dolmuşlar.
  • marmaray açılınca sayıları azalabilecek dolmuşlar.
  • beşiktaş'tan saçma sapan bir şekilde 21.45'de kalkan son kadıköy vapurunu kaçırdıysam eğer, mecburen motora atlayıp üsküdar'a gidip, oradan da biraz yürüyüp bu dolmuşlardan birine binerdim ki, kadıköy'e ulaşıp metroyla evime gidebileyim.

    geceleri karanlık ve tenha üsküdar sokaklarından; fıstıkağacı'ndan, çiçekçi'den, doğancılar'dan, selimiye'den geçip haydarpaşa'ya, oradan da kadıköy'e, gecenin ve istanbul'un esrarlı ışıkları içinden ulaşmak gene de güzel olurdu..
  • üsküdar çarşısının girişinde bekleyen sevgiliyi hatırlatıp hala gördüğüm zaman iç burkan araçlar. üsküdardan kadıköye dönmek için akşam saatlerinde oluşan kuyruklarıyla da unutulmazdır.
  • eskiden çeşit çeşit antika amerikan araçlar olurdu. öne iki, ortaya üç, arkaya dört kişi otururdu. önde oturmak için büyük çaba verirdim ve çok da keyifli olurdu hakikaten. yazık oldu, sürdürülebilseydi güzel bir değer olurdu.
  • istanbul'da yaşadığım sürede kullandığım ve çok memnun kaldığım ancak yıllar sonra yurtdışından dönünce bugün kullanıp sözlü münakaşaya ve hakarete maruz kaldığım dolmuş hattı.

    çiçekçi'de bir cep var bilen bilir bazen dolmuş oraya gelene kadar boşalmışsa bunlar orada bekler ve yolcu alır, genelde 5 dk falan beklerler. dolmasını beklemez yalnız, sadece 2-3 kişi alır gider.

    ben o cepten bindim ve bindiğimde 3 adet yolcu vardı ben 4. oldum. bir 5 dk sonra yeni biri daha geldi 2-3 kişilik boş yer kaldı. şoför bey ise yavaş yavaş, santim santim giderek "tamam şimdi kalkıyorum" izlenimini veriyordu. baktım son yolcudan sonra da kalkmayınca "şoför bey artık gelen yok kalkmayacak mısınız?" dedim. devamı şöyledir.

    ben: bogyi
    şoför: şoför

    şoför: ben yola çıkmışım bana müdahale edemezsiniz
    bogyi: hiçbir yere gitmiyorsunuz ki kaç dakikadır bekliyoruz, otobüs ve boş dolmuşlar geçti kaç tane!
    şoför: aceleniz varsa taksiye binin. biz de yolcu bekliyoruz ticaret yapıyoruz
    bogyi: ben de ticaret yapıyorum
    şoför: borcunuz olsaydı siz de böyle yapardınız sizin de borunuz olsun da ben o zaman göreyim sizi. (ses alçalarak: o zaman göreyim, o zaman göreyim)
    bogyi: sen zannediyorsun ki bizim borcumuz yok.

    bu arada kalktı ve yola başladı. şoförün yanında oturan adam da meğer arkadaşıymış telefonda konuştuğu için bize müdahale etmedi ama bitince ikisi benim duyacağım şekilde konuşuyorlar. sadece şoförü duyuyorum ama ötekinin sesini duyamıyorum şoförün dedikleri şu şekilde:

    "bir daha yatmam abi hergün böyle yavşaklarla kavga mı edeceğim. acelesi olan gitsin taksiye binsin o da taksi bulabilirse. her gün böyle bir yavşak çıkıyor kesin"

    zaten aynı güzergahta 12 numaralı otobüs çalışıyor acelemiz var ve dolmuşa bindik otobüs bizim yanımızdan geçti gitti. param olsa zaten böyle bir araca tenezzül etmem taksiye biner giderim. kaldıramadığım ise bana eğer bu beklemenin bir açıklaması varsa yapılmaması ve keyfi bekleniyor izlenimi verilmesi. bir kuralı kaidesi varsa bana söylesinler de bir daha ki sefere ben şoföre "gelen yok" demeyeyim. buna rağmen hiçbir şoför parasını aldığı yolcusuna "yavşak" diyemez.

    neden hır çıkarmadım onu da anlatayım. sebep basit: canıma susamadım. koltuk altında levye taşıyan, durakta 10 tane kendi gibi arkadaşı olan adamlarla dalaşacak kadar geri zekalı değilim. şikayet edecek yeri bilmiyorum beyaz masa mıdır, minibüscüler esnaf odası mıdır... hepsine şikayet ettim de bir şey çıkar mı bilen yok.

    şoförümüz bir 4-5 parmak uzunluğunda bir sakalı olan, genç, tahmini 32-33 yaşlarında ve yine sanırım kel birisiydi zira kafasında fes-takke arası bir şapkası vardı. o şapkaların adını bilmiyorum. yeni model arkasında 2+2+3 sayıda koltuğu bulunan bir minibüstü. malesef aceleden ve sinirden plakasını alamadım. minibüste ayrıca ilk defa gördüm panik butonu vardı. şimdi aklıma geliyor keşke bassaydım
  • 12a varken gereksizdir. çok da pahalı. kadıköy'den zeynepkamil hastanesi'ne 3,5 lira gibi bir rakam vermişliğim vardır yıllar önce. rakamdan çok da emin değilim ama epey fahiş bir miktar olduğundan eminim.
  • şu andaki fiyatı 2,75'dir. indi-bindi 2,50'dir.

    çocukluğumdan beri en çok kullandığım vasıtadır kendsi. çok severim.

    ayrıca zeynep kamil'de inilen, bağlarbaşı dolmuşudur.