şükela:  tümü | bugün soru sor
  • neyin peşinde olduğunu bir türlü anlamadığım (aslında anladığım ama çaktırmadığım) zihniyettir.

    az önce twitter'da denk geldim, boğaziçi üniversitesi olayında gözaltına alınan arkadaşları için protesto yapacak bir grup, tweet atmış. buluşma yeri olarak "kadıköy khalkedon" yazmışlar. olayın iç yüzüne, siyasete, protesto hakkınıza falan hiç girmiyorum ama bu "kadıköy khalkedon" saçmalığına da üçbeş kelam etmek isterim.

    tamam amk anladık, türkler buraya gelmeden önce burada bizanslılar yaşıyordu. bizim millet bu topraklarda doğmadı yani.. tamam da arkadaş, biz buraya geleli, sadece istanbul'un fethini baz alsak bile 565 yıl olacak. bu arada istanbul'un fethi tarihinden önce çevresinin türkleşmeye başladığını da biliyoruz ya neyse.. yani diyeceğim, bu dünyada kavimler göçü diye bir kavram yaşanmış, birçok yer savaşlarla el değiştirmiş, herkes tuttuğu yerle bütünleşmiş ancak biz türkler'e yaklaşık altıyüz yıldır yaşadığımız topraklar bir türlü reva görülmüyor, üstelik kendi insanımız tarafından.

    evet, kendi insanımız. ne zannettiniz, müziğinizi, kıyafetinizi değiştirdiniz, kadıköy'e eski ismiyle hitap ettiniz diye elin gavuru sizi türk olarak görmeyecek mi sanıyorsunuz. çok açık yazayım, elinizle göğsünüzün üzerine şöyle güzel bir haç çıkarmadığınız sürece onların gözünde dibine kadar türk ve kökten dinci müslümansınız. hiç öyle boş hayallere kapılmayın.

    bu khalkedon ismi konusunda ilk şarlamamı, bu sözlükte yıllar önce yapmıştım. meydandaki o mini anıt yapılana kadar. hani yere beyaz mermerle kazımışlardı khalkedon ismini..herhalde hala oradadır ve hala kutsanmaya devam ediyordur. ilk başta sözde tarihi hatıra olarak koymuşlardı, o zaman da tepki vermiştim. üzerinden yıllar geçti, ahan da şimdi gençler adres verirken "kadıköy khalkedon" yazıyorlar. bu aralar yunan devlet adamları da efelenmeye başladılar ya, kadıköy'ün bu lümpen tayfasından heyecanlanan oluyor mudur bilmiyorum ama birileri alttan alta bu ülkenin topraklarını başkalarına reva görüyor gibi.

    zaten istanbul'da böyle bir bizans manyaklığı epeydir var. atrium çarşı, spradon evleri... sonu ium'la biten ne kadar ıvır zıvır kelime varsa sokuşturuluyor sağa sola.. gerekçe de hazır "efendim eski adı buymuş".. neden ısrarla bizans'taki eski adı? en eskisini arıyorsan mağara devrine gidelim o zaman..oysa osmanlı da yeterince eski sayılır, 600 yıldır buralardayız, az mı?

    amerika'da kızılderililer yaşıyordu, herifler geldiler avrupa kıtasından, çöktüler resmen. bizim istanbul'u fethimizden sonra üstelik. kızılderili kültürüne sümüklerini bile atmadılar. isimlerini silmek bir yana kendilerini de kestiler. mezarlarını soyup müzelere koydular, ziyarete açıp kapısında bilet kestiler. biz ayasofyayı camiye çevirdik, çevirirken o muhteşem mozaikler korunsun diye üstünü özel bir sıvayla kapattık. sonra ne oldu, avrupalılar geldiler, çaldılar, gittiler.

    lan olm, bu adamlara o kadar yaltaklanmayın lan, yamyamlığın, vahşiliğin, yabaniliğin kralı bu adamlarda. zenginler, teknikleri iyi falan ama gerisi yalan. geçmişe, başka kültüre bizim gösterdiğimiz saygının onda birini göstermiyorlar. dolayısıyla bu dünyada savaşı sadece biz icad etmişiz, başkalarının toprağını sadece biz almışız gibi bir utançla yaşamayın lan.

    khalkedon diye bir yer tanımıyorum, işgüzarlığın alemi yok. kadıköy kadıköydür. fenerbahçeliler, bari siz yapmayın bu maskaralığı..
  • stimboli, stambol, eski yunancada 'şehir' anlamı taşıyan isimler idi. istanbulun byzantium, konstantiniye, miklagaard, istambol ve sahip olduğu diğer onlarca isimden sadece biri idi. varmak istediğim, kimin, ne zaman, nereye, ne şekilde hitap etmek istediğini düşünürken üzerine 50 paragraf argüman döşenecek bir gereklilik yok; hali hazırda 600 yıldır bu şehri yine yunan kökenli bir isimle çağırırken.

    khalkedon isim kökeni ise bizansa değil, mageralılara dayanır. şehre verilen byzantion ismi ise bizans'ın varlığından 900 yıl öncesine dayanır.

    kadıköy'de yaşıyorum ve hayatımda bir kere bile burayı khalkedon diye anmadım. ancak bir bölgeyi antik ismiyle anmakta art niyet arayacak ne var, gerçekten anlamakta güçlük çekiyorum.
  • kadıköy'de khalkedon meydanı adı verilen ufak bir meydan vardır. çarşı bölgesindedir. küçük ama ilginç bir yerdir öneririm. muhtemelen gençler onu kastetmiş.

    ikincisi, bir şehrin eski isminden bahsetmenin bir zararı yoktur. şehrin yaşayanları şehrin tüm geçmişini miras alırlar çünkü. new york biraz new amsterdam'dır mesela. cidudad de mexico bir parça tenochtitlan'dır. istanbul da biraz konstantinolopis, biraz bizans, kadıköy de biraz khalkedon'dur.

    ben daha ziyade bazen körler ülkesi olarak anıyorum kadıköy'ü.

    not: bir ek olarak yazayım. şehre byzantion ismini veren de megaralılar, daha açık yazarsak yunanlılardır. megara, yunanistan'da hala var olan bir şehir, istanbul'u ve kadıköy'ü buradan çıkanlar kurmuş. bir gün vaktim ve finansal olanağım olursa görmek istiyorum.
  • ülkenin çoğu şehrinin ismi zaten başka dillerden geliyor.

    (bkz: edirne) (bkz: adrianopolis)
    (bkz: kayseri) (bkz: caesarea)*
    (bkz: samsun) (bkz: amisos)
    (bkz: izmir) (bkz: smyrna)
    (bkz: trabzon) (bkz: trebizond)
    (bkz: sinop) (bkz: sinope)

    aklıma gelenler. bazı isimleri değiştirmişiz, bazılarını olduğu gibi almışız. çok takmamak lazım sonuçta hiçbirinin kaynağı türkçe değil.
  • (bkz: derdini sikeyim butonu)

    öncelikle kadıköy'de en az 2 veya 3 adet khalkedon isimli kafe olmalı. hangisiydi, neredeydi hatırlamıyorum. lakin buluşma noktası olarak belirtilen yerin bu kafelerden biri olma ihtimali geldi aklıma.

    ikinci olarak osmanlı'nın bizans'ı bitiren değil, devam ettiren bir devlet olduğunu da belirtelim. bizans gelenekleri osmanlı içerisinde harmanlanmistir. şu anda ucuz milliyetçilik yapmak adına insanların zihninde oluşmasi saglanan osmanlı ile gerçek osmanlı arasında dağlar kadar fark var.
    bir şeyin üstünü sıvamak onu korumak anlamına da gelmiyor. hatta zarar vermek anlamına bile gelebilir. avrupalı o yüzden kaçırıyor tarihi eserleri. burda ne olacağı belli değil. ne kendi tarihimize ne bu topraklarda bulunan antik tarihe sahip çıkmayı bilmiyoruz. bu kadar basit. (avrupalilar'in fırsatçı doğasını da es geçmiyorum. bize bir onlara iki)

    üçüncü olarak o "mini anıt" diye bahsi geçen şey bir heykeldir. mini falan da değildir. bütün çarşı alanına parça parça yayılan bir meydan duzenlemesidir. kurukahveci mehmet efendi'nin oradan başlar ve diğer iki çarşı meydanına toplamda üç parça olarak konumlanir. heykel sanatinin amaçlarından biri not dusmektir. geleceğe, geçmişe dair notlar düşmek. o yüzdendir ki heykelin bir kısmında khalkedon yazar. başka bir kısmında güneş doğudan yükselir yazar. diğer bir kısmında ise çarşı tarihi için önemli, bir kısmı hala çarşı icerisinde ticaret yapmakta olan esnafların ismi yazar. neden khalkedon yazıyor falan gibi ucuz milliyetçilik kasmadan önce oturun düşünün lütfen neden güneş doğudan yükselir yazıyor o meydanda.

    sonu ium'lu park'li biten dev inşaat projeleri konusuna ben de katılıyorum. onun hesabını da inşaatla ülke kalkindirmaya çalışanlara sormalı. istanbul'da park kalmadığı için avmler park oluyor. tarihe sahip çıkılmadigi için ilgisiz alakasız yerlere yapistiriyorlar -ium'u. brandium ne, istinye park ne amk

    başkalarına lumpen demeden önce de kendi lumpenliginizden bir şüphe duyun bir iki saniyeliğine, lütfen rica ediyorum.
  • istanbula konstantin diyen zihniyetle aynısını hissediyordur
  • konstantinopolis de, khalkedon da, adrianapolis de benimsediğim isimler. buram bura roma kokuyor bana kalırsa. bunda bir abes görmüyorum, kulağa da hoş geliyor.