şükela:  tümü | bugün
  • cümlenin tam hali şöyle: "bir kadın ayakkabısını kapının önüne koysa, bir erkek de o ayakkabıya bakıp duygulansa, bir şey hissetse, burada kadın mesuldur." bayram ali öztürk. adres

    ön edit: bayram ali öztürk hayatta değil. arkasından atıp tutma niyetinde değilim. burada şahsı değil kullandığı ifade tartışılacaktır. dolayısıyla, "sapık vs." diye sokak ağzıyla cümleye girecekler zahmet etmesin hiç.

    yukarıda bahsi geçen ifadeyi bir doçentin "ıyy sapık!" değerlendirmesiyle paylaştığı bir postta fark ettim. ülkemiz akademisini az buçuk bilen biri olarak doçentin sığ yorumu beni şaşırtmadı. esasında hepimiz bal gibi biliyoruz ki, bunu diyen insan giyilmiş kadın ayakkabısına bakıp şehvetlenecek biri değil. özelini bilmem ama yaş ve konumu itibirıyla değil en azından. benzer şekilde sakal bırakmayan erkeği kadın zannedersin diyen saffet umul'un da sakalsız erkeklere sulanabileceğini düşünmüyorum. bu kişiler uç noktalara işaret ettiği için ifadeleri bir çoğumuza abartı geliyor. peki ifadeler gerçekten abartı mı? (şimdi kişileri bir kenara bırakıp fikirleri tartışalım)

    bir kadının giydiği ayakkabıyı başka bir erkek kapının önünde görürse bir şeyler hisseder mi? örneğimiz şu kadın ve ayakkabısı olsun. ayakkabıyı ve sahibini bilen birini kabul edelim. bu kişi ayakkabıya ulaşsa ne düşünür? ayakkabının malzemesi? markası? öyle tahmin ediyorum ki, ciddi bir kesim ayakkabının sahibini aklında canlandıracak, onu düşünecektir.

    uç örnekleri maksatlı olarak kullanıyorum. herkes böyledir demiyorum ben, muhtemelen siz de öyle değilsiniz. ama bu örnekleri verince dünya sadece siz gibi düşünenlerden oluşuyormuş kabulüyle tepki veriyorsunuz. şimdi biri çıkıp "kedi köpek s.kmek büyük günahtır" diye vaaz verse, tepkiniz yine "aklı fikri uçkurda, sapık..." olacak. değil işte! bu ülkede olmaz dediğimiz her şey oluyor. mezardaki kadına tecavüz edildi bu ülkede! damacanaya, el süpürgesi hortumuna hatta yüzüğe tecavüz edenler ve daha bilmediğimiz neler...

    bir vaiz cemaatine uyarılarda bulunurken en kötüye karşı tedbir alır. aslına bakarsanız, dinler de böyledir. en kötüyü hedefe alarak uyarıda bulunur, siz aklı başında biriyseniz zaten sorun yok. ama birinin de çıkıp damacanaya, kediye köpeğe hallenme ihtimali olan kişileri uyarması gerekiyor.

    gelelim kadın ayakkabısına... "bir erkeğin kadının ayakkabısından şehvet duyması olacak şey mi hiç?" diyorsun içinden ama "mezardaki kadın/adama" tecavüz edecek kadar yokluk (!) içinde olanlar var? var yani... her gün onlarca örneğini gördüğünüz halde neden hala şaşırıyorsunuz anlamıyorum. parantezi kapatalım; kadın ayakkabısını görünce hisslenecek insanların varlığına kani oldunuz umarım. çok uzakta değil, sokakta, otobüste, işte her yerde bunlar... olayın özeti şu ki; yukarıda adını andığımız hocalar bizlerin pek duymaya alışkın olmadığı şekilde bunu dile getirerek, "zaman kötü", kadınlar erkeklerin ilgisini çekme noktasında daha dikkatli olmalıdır demeye getiriyorlar.

    kabul ediyorum bu ifadelere alışkın değiliz, bana da tuhaf geliyor. ben de çoğumuz gibi "herkes uçkuruna sahip çıkmalıdır" diye düşünüyorum. hatta bile isteye erkeklerin ilgisini çekmeye çalışan kadınların bu tavrını doğru bulmasam da erkeklerin kendine hakim olması gerektiğini savunuyorum. ancak kazın ayağı öyle değil. zaman hakikaten kötü.

    sapık olarak yaftalamadan evvel biraz düşünmekten zarar gelmez. vesselam.
  • hiç. sonra erkeklere abaza sapık derler.
    (bkz: dahi anlamında olmayan -de'nin ayrı yazılmaması)
  • eleştirmek için yazıp ansiklopedinin dibine vuran yazarımızın trajikomik beyanı.
    (bkz: vallahi sende tahrik olmuşsun)
  • fetişi vardır.
  • kadın ayakkabısına bakıp bir erkeğin şehvetlenmesi ihtimal dahilinde bir şeydir. aynı şekilde ilk entry'de bahsedilen damacana, ördek, ölücülük vs. örnekleri de ihtimal dahilindedir. yani bir erkek teoride bunları düşünerek, bunlarla alakadar olarak cinsel tatmin sağlayabilir. hatta türkiye'de pratik olarak da görüyoruz bunları.

    ama en kötüsüne göre hazırlanmak hiçbir zaman doğru bir yöntem değildir. dinlerdeki "en kötüsüne" karşı yapılan uyarı yüzünden zaten milyonlarca kadın kara çarşafın içinde, sosyal hayattan izole bir halde yaşıyor. dinlerin insanları en kötüsüne karşı uyarıp tedbir almasını istemesi çözüm değil... evet her erkek ister ki, sevgilisine, karısına, kızına hallenilmesin, (gavat değilse), arzulanmasın ister, yavşaklardan uzak tutmak ister, koruma içgüdüsüyle hareket eder. ama erkeğin sırf bu olaylar yüzünden kadını "tedbir amaçlı" kapatması, normal bir şey değildir. hastalıklı bir zihniyetin sonucudur.

    ince ayak bileğinde halhal olan, spor ayakkabılı, kısa çoraplı bir kız bir erkekte hoş ve estetik duygular uyandırabilir. bu kombin erkeğe güzel gelebilir. ben bunu anormal bulmuyorum. ama hastalıklı zihniyet bu kızı kapatmaya çalışmaktır. napalım yani gavat olmayalım diye sevgilimize karımıza galoş mu takalım? ağzını bantlayıp ellerini mi keselim nasıl saklayalım kadını?

    maalesef bir erkek arzulamak isterse bir kadını her şekilde arzulayabilir. ve dinler buna engel olamaz. kadını kapatmak çözüm değildir. erkeklerin zihniyetini değiştirmek lazım.

    en azından güzel ve estetik vücutlu bir kadın gördüklerinde rahatsız etmeyecek derecede zevk duymalılar. kadın bir sanat eseridir. kadın da bunu bilir ve buna göre kendini güzelleştirip, kendine bakım yapıp sokağa çıkar. kombin yapar. buna itiraz eden yok. ama yavşaklık ve abazanlık bir karakter bozukluğudur. psikolojik sorundur. türkiye'nin geride kaldığı konu budur. ve not düşmeden duramayacağım, bir kadının herhangi bir yerine ilgi duyan, fetiş sahibi erkekler hasta falan değildir. hoşuna gitmesinde sorun olmamalıdır. erkeklerin dış dünyaya karşı davranışları ve karakterleri önemlidir.

    edit: tabi kadın vücuduyla kadın ayakkabısının ne alakası var diyenler olacak. burada ilk entry'e katılıyorum. zaten ayırt edici özellik budur. aynı ayakkabıyı, erkeğin gözüne estetik gelmeyen bir kadının giymesiyle, çok güzel bir kadının giymesi farklı şeylerdir. eğer kadın göze hitap ediyorsa, giydiği ayakkabı kadına yakışacağından estetik duygular uyandıracaktır. (kadının sanat eseri olduğunu hatırlatalım), ama bakımsız, pis yada göze güzel gelmeyen bir kadın giyiyorsa o ayakkabı bir anda çöpe dönüşecektir. bir anlam ifade etmeyecektir erkekte. ayakkabı sahibi meselesi burada çok doğru bir tespit olmuş. ancak katılmadığım nokta, hastalıklı zihniyetin bunu engellemesidir. kadını yasaklamasıdır. kadın o ayakkabıyı giymeyince eline ne geçiyor diye sorulmalıdır. islamcılar, kadının sanat eseri olduğunu anlayıp, kabul edip; bir sanat eserini engellemenin, gizlemenin, saklamanın sanatçıya (yaratıcıya) hakaret olduğunu anlasalar eminim kadına daha çok değer verirlerdi.
  • tartışmada çok güzel bir noktaya geldik, katkı sunan arkadaşlara teşekkür ediyorum.

    geldiğimiz noktada, hoş görünümlü bir kadının salt ayağından tutun da ayakkabısına kadar, erkekleri etkileyebileceğini kabul ettik umarım. (dipnot: kadın ayakkabısı deyince aklınıza güzel bir örnek getirin lütfen)

    gelelim suserların haklı çekincelerine: "erkekler tahrik olabilir diye kadınlar evden çıkmasın mı? kara çarşaf mı giysinler illa?" ve en güzeli: "hırsızın hiç mi suçu yok?" var...

    bahis din adamlarının beyanları üzerine açıldığı için dini bağlamdan bir değerlendirme yapayım, takdir okuyucunun.

    tahrik konusunun bir erkek bir kadın tarafı var. bu tartışmada kadın tahrik eden erkek de tahrik olan durumunda. (öyle kabul edelim) kadının erkeği tahrik etme, erkeğin de tahrik olmasının önüne geçme yolunda kuran nur suresi 30 ve 31'de şöyle nasihat ediyor
    ilk uyarı erkeğe nur 30 "mü’min erkeklere söyle, bakışlarını indirsinler (haramdan sakınsınlar), ırzlarını korusunlar. bu, onlar için daha temizdir. muhakkak ki allah, yaptıkları şeylerden haberdardır."

    ikinci uyarı da kadına nur 31 "ve mü’min kadınlara söyle, bakışlarını indirsinler (haramdan sakınsınlar) ve ırzlarını korusunlar. zahir olan kısımlar (görünen el, yüz ve ayaklar) hariç, ziynetlerini açmasınlar. (...) "

    görüldüğü gibi kuran her iki yana da daha dikkatli olma noktasında sorumluluklar yüklemiştir. kadın, erkeği tahrik edebilecek şeylerden (siz bunu ayakabı olarak okuyabilirsiniz) kaçınmalıyken, erkek de kendisin tahrik edebilecek detaylara bakmak konusunda beri durmalıdır. her iki taraf da gayret gösterdiği takdirde sonuç alınabilecektir. insan, erkeğiyle kadınıyla duygusal zaafı olan canlılardır. özenli yaşama ikazı bu manada çok da mantıksız olmasa gerek.

    erkek ve kadının kaçamayacağı bir sorumluluğu var. kabul edelim ya da etmeyelim. gerçek bu.
  • bende tam yazıyordum. evet belki benim ayakkabı konusunda fetişim var. ister şehvetlenirim istersem bakıp depresyona girerim. bu ülke de özgür olduğumuzu düşünüyorum.
    .
    .
    .

    benim fetişim başka birini rahatsız edip, başka birinin özgürlüğünü kısıtlamıyorsa konu bitmiş olmalı.
    .
    .
    .

    (bakın yukarıda yazdığım önemli bir kısım) ey türk halkı notu iyi anlayın.

    ha psikiyatrik rahatsızlık diyorsanız sapıklık adı altında, sapıklığım yine rahatsızlık vermiyorsa ve beni de rahatsız etmiyorsa. ben hastalığımla mutluyum.
  • başlığı açan var olabileceğine herkesi ikna etmek için damacanadan girip nekrofiliden çıkana kadar bana sorsaydı söylerdim, benim bu. güzel bir topuklu ayakkabı giyen bir kadın her zaman dikkatimi çeker. fakat rica ediyorum, lütfen ayakkabılarınızı kapının önünde çıkarıp da apartmanı camiye benzetmeyin. hiç seksi olmuyor amk.
  • ayak fetişizmine kadar her şey normalse -ki bence de öyle- cemaatine baglı kadınlara "ayakkabılarınızı ortada bırakmayın! siz erkekler, kadın ayakkabılarına bakmayın" diyen din adamlarını ne diye sapık ilan ediyoruz?

    (bkz: oksimoron)