şükela:  tümü | bugün
  • kimsenin kezbanlığı bilmemneliği ile alakalı olmayan tepkilere yol açar.

    türk insanı - özellikle istanbul, ankara vs gibi büyük şehirlerde "madem moderniz birbirimizi iplemeyelim" şeklinde yaşıyor. kavga varsa izler o ayrı konu. öpüşen varsa da tepki gösterir. ama yanındakinin/karşısındakinin insan olduğunu hatırlayıp saygı gösterme ihtimali çok düşüktür.

    banka, market, mağaza gibi yerlerde çalışana "işini yapacak kişi" değil, normal olarak davranırsan şaşırıyorlar. çünkü gelen müşteri onun yüzüne bakmamaya, işini yaptırıp gitmeye, işi yapamazsa ağzına sıçmaya hazırlanmış biçimde geliyor. erkek bir müşterinin gelip kadın görevliye merhaba dediği durumlar pek hoş sonuçlanmadığı için de sert karşılık verilmesi yüksek.

    insanlar tek başına kabalaşmıyorlar. hep beraber ulaşıyoruz o kabalığa. eğer memnun değilsen, önce kendini değiştirmen gerekir.

    en basiti, çalıştığım bir şirkette çalışanlar sabah resepsiyonun çevresinde bulunan temizlik & mutfaktan görevli kadına "günaydın" demeden geçerlerdi. muhattap olmak işlerine gelmezdi haspaların. çalıştığım 6 ay boyunca her sabah günaydın, nasılsınız diye sordum, rast geldikçe konuştuk kadınla. her sabah birileri gördü. sonra yaptıklarının saçmalığını büyük bir kısmı anladı. algı değişmeye başladı.

    sen iş yaptırdığın kişiye merhaba nasılsınız diye sor. o da alışır zamanla, belki daha normal bir toplum olabiliriz o zaman.

    edit: başlık bana kalmış. böyle saçma bir konuyu açacak kadar manyak olmadığımı belirtmek istedim. *
  • gayet hoş karşılanacak eylemdir. muhtelemen ''aaa teşekkür ederim siz nasılsınız'' cevabı alırsınız. hangi habitatın hayvanısınız birader siz? ulan tamam bizim kızlarda kezbanlık var da, sözlükte birbirinizi gaza getire getire iyice kafayı yediniz. bankacıya nasılsınız diye sorunca bana asılıyor mu acaba diye düşünecek hemi? siz harbiden ruh hastasısınız.
  • insanlıktır. kadın erkek ayırmadan yapılabilir nazik bir harekettir.
  • karşındakini atm'den çok insan yerine koymaktır. güzel bir davranıştır... kasanın kapanmasına yakın kafaları şiştiğinden mavi ekran verebilirler.
  • çoğunlukla "buyrun ne işleminiz vardı" cevabını alırsınız.
  • sen; "bu gün de uyanayım, çok boşum, bir meslek erbabı kadını şöyle bir teste tabi tutup sağda solda "kezban, kezban, türk kezban, kezbanlar, türk kızı, kezban" diye yazayım diye düşünmeden önce:

    sabahın 6:20'sinde uyanmış ve evli ve çocuklu ise, çocuğunu kucağında uyur vaziyette koşarak ve bu soğukta bakanına bırakmış, tekrar aynı hızla işe gelmesi için binmesi gereken 3 vesaitten birine üst üste yığılmış insanlar eşliğinde binmiştir. bir takım kokan adamların üstüne üstüne geldiği ikinci vesaitte kendini ne kadar daraltabildiğini test etmiş, üçüncüsüne de bu bombok trafikte binmek yerine yürümeyi tercih etmiş, bu esnada kendisinden giyilmesi beklenen topuklularla belediyenin arnavut kaldırımı ısrarları neticesinde çeşitli salonomlar icra etmiştir. (bu noktada babet ve topuklu ayakkabı kezbanlığına girmiyorum. bu konuda fena halde uzman sözlük erkekleri var.bana laf düşmez. )

    üç dakika gecikerek gittiği iş yerinde müdürü akşamdan kalma bir açığı ya da akşamdan kalmalığının acısını bir biçimde kendinden çıkardıktan sonra mutsuz bir başka çalışma arkadaşının abuk sabuk bir mesele, (mesela kendi çayını alırken neden ona da getirmediği) gibi bir sebeple suratını çekmek zorundadır. o esnada annesi arar ve çocuğun ateşlendiğini söyler, (ya da annesi arar ve hiç anlamadığı bir konuda dert yanası gelmiştir). o esnada yaşlı bir teyze ile güne başlar ve teyze hesabındaki 0,8752 kuruşluk farkın nereden kaynaklandığı bulmak için gece hiç uyumamış ve banka kapısının önünde yatmış ve gergindir. bir sonraki abi çok çok çok çok önemli bir şahıstır ve beklediği için gergindir. bir sonraki kadın çok çok çok zeki bir kadındır ve bir türlü kimse onu anlamadığı için gergindir. bir sonraki adam çok çok çok yaşlıdır ve sağırdır. bir sonraki ....
    bir sonraki biri gelmiştir ve olaya "nasılsınız" diye girmiştir. nereden başlayacağını bilemediği ve doğrusu o ana kadar bunu pek de düşünmediği için şaşkın bakar.. kadın ya da erkek..kezban, şaban, ezgisu, ayhan.. bakar.
    sen bir insanı tarif ederken "kadın" ya da "kezban" olarak ayırmadığın gün, o da sana gülümseyerek "çok teşekkürler, ya siz" diyecek.
    hayat ne tuhaf, bankacı kadınlar filan.
  • bankacıya verdiğiniz içten selam ve merhaba çok da dumura uğratmaz. o kadar çok kişinin işlemini yapmıştır ki alınan selam sonrası yaşanan kısa süreli dumur "acaba ben bunu nereden tanıyorum, hemen bir yerlerden çıkarmalıyım, ayıp olmasın" dumurudur.
  • kadının bankacılığından bağımsız, mizacıyla alakadar yanıtlar alacaksınızdır. güler yüzle iyi olduğunu belirtip sizin hal hatırınızı sorabilir veya hiç cevap vermeyebilir. ortada bir kezbanlık yok. hizmet aldığınız her hangi bir işletmede çalışan kadınlardan farkları yoktur. sadece uçak hosteslerine ayrı bir parantez açılması gerektiğini düşünüyorum. zira en enteresanı onlardır. görevleri gereği halinizi hatırınızı sorar, size sahte bir ilgiyle yaklaşırlar veya gerçekten ilgi gösteriyor da olabilirler mevzu o değil. mesleğin kafalarda yarattığı erotik imajdan mıdır nedir siz hal hatır sorup diyaloğu uzatırsanız iki nano saniye kadar o garip bakışı yakalayabilirsiniz. cidden insanlıktan nasibini aldığından mı soruyor yoksa üniformam üzerimdeyken benimle sevişmek mi istiyor ikilemi vardır o bakışta. sırf o ana denk gelmemek için hosteslerin halini hatırını sormam, soramam a dostlar. can dostlar. hey.
  • nur topu gibi yıllık aidatı en pahalısından, bir adet kredi kartı peydahlamadan önce söylenen son sözlerdir.

    (bkz: selam verip borçlu çıkmak)
  • ufak bir duraksamadan sonra yanıt alınabilecek sorudur.