şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ** istanbul anadolu adliyesi'nde 18. 01. 2019 tarihinde kızına cinsel istismar iddiasıyla ortada hiçbir delil yokken beyanla tutuklandıktan sonra intihar ederek ölen baba m.ç. 'ye ;
    **5 ağustos 2018'de eskişehir adliyesinde hiçbir delil yokken cinsel istismar şüphesi ile kadın beyanı yeterli durup dururken böyle bir ithamda bulunmaz gerekçesi ile tutuklandıktan sonra intihar ederek ölen mustafa k.' ya;
    **12.03.2014 çağlayan adliyesi'nde cinsel istismar suçundan tutuklanan, 25 yaşında intihar eden mustafa u.'ya;
    **04 mart 2017 tarihinde yine anadolu adliyesinde çocuğa cinsel istismar suçundan tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen şüpheli adliyenin 3. katından atlayarak 20 yaşındaki o.k.'ye;
    **21.09.2018 tarihinde kars'ta 71 yaşında canına kıyan son sözleri “beni kime sorsanız olumsuz bir şey duyamazsınız. böyle bir olaydan ötürü suçlanmaktan çok mahcubum” olan i.k. 'ye;
    ** 14.02.2015 tarihinde intihar eden 77 yaşındaki cüzdanında oğlu tarafından bulunan iki sayfalık intihar notunda şunların yazılı olduğu görüldü:

    "e.n.a.’nın babası m.a. ’kızımı h.c. ile yakaladım’ diyorken ve karakol komutanı ’o.s. ile yakaladım’ diyorken, tabii onlar fakir olduğu için para kopartamayacaklar. h.c., telefon etti, ’e.n.a.’yı bir sefer parka götürdüm’ diyor. o bulgar h.c.’nin telefonunu nereden buldu ve ne zaman tanıdı. tüm bunlara rağmen ben bu kızı viyana’daki torunuma almayı düşünüyordum. m.a.’nın baldızı telefon etti 140 bin lira istedi, vermedim. bu planı ve iftirayı o düşündü. yani m.a.’nın denizli sarayköy’deki baldızıdır, ismini bilmiyorum ve h.c. ve o.s.’nin suçunu ben çekemem. bu çocuğa kesinlikle ben bir şey yapmadım. uzaktan akrabamız olduğu için, vicdanen yardımda bulundum. ancak, yardım edilecek aile değilmiş. çok nankör aileymiş. bu yaşta bu iftira beni hem yıktı hem de yaktı. evlatlarım, torunlarım hakkınızı helal edin."

    ve bıraktığı bir küçük notta ise otopsi yapılmadan defnedilmeyi istediğini belirtten zekai ç.’ye
    ** 08.05.2012 de sivas'ta görev yaptığı ilköğretim okulunda şikayet üzerine hakkında soruşturma başlatılarak açığa alınmasını hazmedemeyip intihara kalkışan tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren şahin i'ye;
    ve idamın olmadığı ülkede şüphe sanığın lehine değil ölümüne neden olmuşlara gelsin;

    bir adam vardı masum olmalıydı;
    birden bire bir bayan beyanla tutuklandı;
    suçlamaları gördü anlamadan öldü
    çocuk sapığı diye duyuldu adı...
    yıllar geçti mevsim değişti
    kendi kendine kefen biçti;
    anlatacak savunmaları vardı
    duyan olmadı bir ömrü; hayatı bitti geçti;
    bir adam vardı masum olmalıydı;
    birden bire bir bayan beyanla tutuklandı;
    kelepçeleri gördü anlamadan öldü
    istismarcı diye duyuldu adı...
    fezlekelere geçti özgürlüğü gitti
    arayacak akrabaları vardı;
    kaile alan olmadı attı kendini;
    münker ile nekiri seçti...
    şüphe sanığın lehine değil ölümüne sebep oldu;
    kadın iftira kanusunda yalan atmaz oldu;
    "adalet" böylece yerini buldu;
    sonunda oğluna ağlayan bir kadın oldu..
    şüphe sanığın lehine değil ölümüne sebep oldu;
    ne delil ne şahit aranmaz oldu;
    suç böylece subüt buldu;
    sonunda babasına ağlayan bir kız yetim oldu...
    şüphe sanığın lehine değil ölümüne sebep oldu;
    adli tıp bilimi ihtimaller söyle oldu;
    varsayımlar şüphesiz gerçek oldu;,
    sonunda dedesinin mezarına şeker bırakan
    küçük bir kız çocuğu oldu...
    iş bitti; dostlar gitti; muhabbet bitti;
    bir şüpheki benimle her yere gitti...
    mezara bile benimle girdi;
    sonunda anladım ki;
    "ölüm kesindir hayat değil;
    şüphe kesindir masumiyet değil..."
    bir adam vardı masum olmalıydı;
    birden bire bir bayan beyanla tutuklandı;
    suçlamaları gördü anlamadan öldü
    çocuk sapığı diye duyuldu adı...,

    sosyal araştırma;
    bakın bakalım öyle mi?
    işte bu da ispatı;
    doğru ya canım hiç atar mı?
    bu da kampanyası
    iftira atma ispatla
  • cinayetle intiharı ayıramayan bir tecavüz destekçisinin algı çalışması
  • beyanlar;
    adam diyor ki kadının rızasıyla birlikte olduk.
    kadın diyor ki sarhoştum, birlikte olmayı istemedim. tecavüz etti bana.

    delil;
    kadının iç çamaşırında adamın dna örnekleri bulunuyor.
    kadının vajinasında herhangi bir ekimoz yok. üstünde başında darp ya da iz yok.
    ikisini beraber sarmaş dolaş dans edip içki içerken görenler var.

    sonuç;
    kadın adamdan 100.000 tl para istiyor. 10.000 tl alıyor, kalanına senet yapıyorlar. ama senetler ödenmediği için şikayetini çekmiyor. adam tutuklandı, yatıyor. olay 5 yıl önce olmuş. 5 yılın sonunda tutuklandı ama bu süreçte iki defa kalp krizi geçirmiş ağır hasta olmuş. muhtemelen cezaevinden cenazesi çıkacak.

    bu cinayet midir, değil midir?
    veya her zaman kadının beyanı esas alınmalı mıdır, değil midir?

    binlerce yıldır ne ceza hukuku gelişme gösterdi ne de insanlık.

    kadının tecavüze veya tacize uğradım demesi toplumda o kadar zor rastlanan, o kadar ayıp bir durum haline gelmiş ki tek başına bir delil ve gerekçe kabul edilir olmuş.
    işbu bazen de böyle kötü niyetle kullananlara sebep olmuş.

    bence burada cinayeti toplum işlemiş, ölen de hukuk olmuş.
  • düşünsenize öyle trajikomik bir haldeyiz ki, kadınların uğradıkları tacizleri dile getirmesi bu ülkede çok zor olduğu için, karakola gidip böyle beyanda bulunan kadın ciddiye alınıyor doğal olarak. ki alınsın da, ama olaya çok yönlü bakılsın. kimse mağdur olmasın erkek bile olsa.* *

    t: şaka bir yana adaletin cinsiyete bakılmadan sağlanması gereken cinayetler.
  • erkeklerin bu durumdaki mağduriyetleri aşağıdaki fıkraya benzer genelde. gereken dersi çıkarmanız dileğiyle.

    bir kadın ve bir erkek kendi arabalarıyla ilerlerken çarpışırlar. her ikisininde arabası adeta pert olmuştur ama neyse ki kendilerinde bir şey yoktur. bir şekilde her ikisi de arabalarından dışarı çıkarlar ve kadın adama şöyle der :
    “ geçmiş olsun beyefendi. bakın, her iki araba da neredeyse pert oldu ama bizlerde hiçbir şey yok. bu bir mesaj olabilir. belki de burada tanışıp, birbirimizi sevip ömür boyu mutlu bir hayat yaşamak için bir işarettir bu."

    kadının söylediklerini duyan adam heyecanlanarak ve biraz da sevinerek :
    “ galiba haklısınız hanımefendi" der.

    bunun üzerine kadın devam eder :
    “ bakın arabam hurdaya dönüştüğü halde içerisinde bir şişe şampanya sağlam duruyor hala. bu kesinlikle bir işaret olmalı. şarabı içip kutlamalıyız bu tesadüfler zincirini" diyerek devam eder kadın.

    büyük bir memnuniyet ile kadının söylediklerini dinleyen adam kadının teklifini kabul eder. şampanyayı açarak yarısına kadar içen adam, geri kalan şampanyayı kadına uzatır. kadın şampanyayı alır, mantarını kapatıp adama geri verir.

    kadının yaptıklarına anlam veremeyen adam sorar :“ eee siz içmeyecek misiniz?"

    bunun üzerine kadın cevap verir :
    “ hayır ben polisi bekleyeceğim."
  • doğup büyüdüğüm köyde bir öğretmenin başına gelmiş olay. ders sırasında son derece masum bir hareketle ilkokul öğrencisinin başını aferin kızım diye okşuyor. aynı öğretmenin bu kızın annesini de okutup mezun ettiğin, o köyde öğrencisinin çocuğunu okutacak kadar uzun kaldığını da belirtmek isterim.

    kızın babası da annesi de taşeron bir maden ocağında çalışıyor. taşeron maden ocağının sahibi de daha büyük bir madencilik şirketinin bir ocağına talip oluyor taşeron işletmek için. aynı zamanda bu öğretmenin de okul yıllarından itibaren yakın arkadaşı. bu büyük firmanın sahibi de öğretmenle görüşüyor ve bu taşeron ocak sahibinin nasıl biri olduğunu soruyor. öğretmen de: "benim arkadaşımdır ama biraz üçkağıtçıdır. ocağı işletmek için ona ver, verme diyemem ama başını ağrıtabilir" şeklinde cevap veriyor. doğal olarak o ocak işletmesi için başkasına veriliyor ve öğretmenin arkadaşı olan taşeron ocağın sahibi, öğretmenin kendisi hakkında söylediği şeyleri duyuyor. öğretmenden intikam almak için de ocağında çalışan adamı kullanıyor.

    işte sınıf içindeki o masumca aferin o öğretmenin aleyhine dava olarak geliyor. uzunca bir süre açığa alınmış şekilde mahkeme mahkeme koşuyor. yakın çevresine "bu olay beni çok yaraladı" filan diyor. zaten mahkemede aklandıktan birkaç ay sonra da kahrından ölüyor.

    bu söylediğim olay 70-80'li yıllarda yaşanmış tahminimce. o küçük kız şimdi kocasını terk edip yanına kaçtığı bir başka taşeron maden ocağı sahibiyle nikahsız yaşıyor ve ilk kocasından olan kızının da aynı adamdan bir çocuğu var.

    hatta bu olay sebebiyle bizim köyden öğretmen olan gençleri doğu görevine giderken halkla haşır neşir olma diye sıkı sıkı tembihlerler. evli veya nişanlı olmasa bile bir yüzük alırlar takması için. gerçi bunda doğuda bir kıza tecavüz etti diye iftira atılıp silah zoruyla evlendirilen bir başka genç öğretmenin de etkisi var ya neyse. özellikle dar geçimli kırsal alanlarda mayışlı memur diye çocuk dahi olsa kızlarını evlendirmek isteyen ailelerin başvurduğu bir yöntemdir bu.

    kısaca; küçük çocuklar gerçekten tecavüzcülerin hedefi olabildiği gibi bazen de küçük hesaplar peşinde koşan yetişkinlerin, hatta ebeveynlerin bile entrikalarının kurbanı olabiliyor. mağdur hem iftiraya uğrayan şahıs hem de verdiğim örnekte olduğu gibi çocuk olabiliyor.

    cinayet sayılmaz ama sanırım bir de esirgeme yurdunda kalan iki çocuğun hırsızlık yaparken yakalandığı yaşlı bakkalı müdüre şikayet eder korkusuyla bizi taciz etti iftirası vardı. yıllar sonra çocuklardan biri geceleri rüyama giriyor, vicdanımı sızlatıyor deyip polise gerçeği söylemişti ama ne hikmetse yeni bir mahkeme kurup adamı yine de serbest bırakmamışlardı.