şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle neden kadin cinayetleri. bu cinayetlerde maktuller kadin diye mi? hayır, o yüzden değil. kadınlar, kadin oldukları için öldürüldüğünden adı kadın cinayetleri. hadi ordan mı diyorsunuz, öldürüyor çünkü kadin aldatmış, çünkü kadın otobüsteki adama göz süzmüş, çünkü kadın eve geç gelmiş, çünkü kadın kahkaha ile gülmüş, çünkü kadın açik giyinmiş mi diyorsunuz? öyle ya sırf kadın diye biri öldürülür mü? haklı veya haksız vardır bir sebebi mi diyorsunuz? var, bir sebebi var. kadınlar öldürülüyor. çünkü, erkeklerin onlara yani kadınlara, kadın olmalarindan mütevellit gerek gördükleri şart koştukları gibi yaşamıyor, kadın gibi davranmıyor, kadın gibi gülmüyor, haddini bilmiyor, sınırı aşıyorlar. bu hadler, bu sınırlar neden konuyor? çünkü kadın'lar işte, kadın yani, öyle giyinmeli, böyle gülmeli, şöyle konuşmalılar. işte bu yüzden, bu cinayetler kadın cinayetleri.
  • dtp van milletvekili fatma kurtalan'ın tbmm baskanlıgına verdigi soru onergesine 2009 aralık ayında adalet bakanı tarafından verilen cevapta, 2009’un ilk 7 ayında kadın cinayeti sayısının 953 oldugu belirtilmiş. yani günde 4 kadın kocaları, sevgilileri, babaları tarafından öldüresiye seviliyor.
  • toplum ne yapıyor, hani şu komşuluk bağları ile övünen toplum? şiddet seslerine kulağını tıkıyor. aile meselesi diyor, karışmıyor. hadi biri dur demek istedi, polisi aradı, polis napıyor, aile meselesi diyor, karışmıyor. hadi polisin biri gidip bakalım şu adrese dedi, gitti baktı, napıyor? ayıp ama diyor, etrafı rahatsız ediyorsunuz. en fazla dövmekle olmaz diyor hemcinsine, nasihat edip çıkıyor.
  • bu toplum, bu devlet önce kadına rolünü yazıyor, kutsal anne rolü. figüran değil bakın, karakter bir rol. sen kıymetlimsin diyor. ve eline metni tutuşturuyor. kutsalsın sen, izleyicilere bu duyguyu geçir diyor. sıran gelmeden konuşma diyor, ucuz bir piyesi sahneliyor. sonra olmuyor diye kızıyor, yapamıyorsun diyor. şişşt doğaçlama yok, ne dediysek o diyor. sözünü dinletemezse, kadın role yakışmazsa, karakteri öldürüyor.
  • aile reisinin koca olduğuna dair hükmün medeni kanundan çıkarılmasına ilişkin görüşmelerde eski mhp milletvekili müteveffa mehmet gül "her topluluğa bir baş lazım, bırakın bu feminizm, komünizm laflarını" diyerek itirazlarını belirtmişti. en azından bu yasal ayıp ortadan kalktı, ancak toplumsal hayatta kocanın reisliği ve bu reisin cezalandırma yetkisi devam ediyor. öyle bir tahakküm ki yaşamı da ölümü de ellerinde tutuyor. ve cezalandırma yöntemleri ortaçağı aratmıyor. kadının bedeni üzerinde sonsuz kudret sahibi erkekler, o bedene eziyet etme, o bedeni ortadan kaldırma haklarını da kendinde görüyor. öldüresiye döverken öldüresiye seviyor. suçu, savunmasına dönüşüyor: seviyordum öldürdüm
  • rusya'ya bile sıçramış ortadoğu geleneği.

    http://www.hurriyet.com.tr/planet/15728344.asp

    kanaatimce çok dillendirilmese deiyi sevemedim öldürdüm gerekçesi oldukça yaygındır. yataktaki yeteneksizliği sonucunda kadın karşısında küçük duruma düştüğünü düşünen adamcağız, kaybolan otoritesini tesis için şiddete yöneliyor olabilir (evren'in 12 sabahı okuduğu metine benzedi biraz).

    kadınları kaliteli sevmeyi öğrenin; (bkz: erken boşalmayı önleme yöntemleri/@vladko)
  • bertrand russel evlilik ve ahlak adlı kitabında, geçen yüzyılda başka toplumlarla iletişime geçememiş yontma taş devrinde yaşayan bir ada halkından bahseder. bu halkımız çocuğun cinsel ilişkinin ürünü olduğunu bilmezmiş. ergenlik çağına gelenler evlendirilir, çoluk çocuğa karışırlar. ancak çocuğun, kadının belli bir yaşa geldiğinde kendi kendine ürettiği bir ürün olduğuna inanırlarmış. baba diye bir kavram yokmuş; baba annenin erkek arkadaşıymış sadec, otorite annenin kardeşi olan dayıda imiş. baba pek ziklenmezmiş çocuklar tarafından.

    bu toplulukta da aldatmak pek hoş karşılanmazmış, ancak bu sebeple dövme veya öldürme vakasına rastlanmamış. üstelik medeni toplumlardan daha az oranda gerçekleşirmiş.

    sonra misyonerler gitmiş adaya. pek bir başarı elde edememişler. aynen baba gibi ziklenmemişler. işin sırrını öğrenip cinsel ilişki ve çocuk ilişkisini işlemeye başlamışlar.

    imam ebu hanefe'nin kızı hanife ablamız babasının cevabını bulamadığı sorunun cevabını bulup babasının ekolüne adını vermiş. soru şu imiş; bir erkek dört kadınla evlenebiliyor da, bir kadın neden 4 erkekle evlenemiyor? hanife abla bu soruya '' bir erkek 4 kadın evliliğinde çocukların anne ve babaları bellidir, bir kadın 4 erkek evliliğinde anne belli baba bilinmezdir'' şeklinde cevap vermiş.

    toparlayacak olursak; kıskançlık ve kadını eve kapatma olayı (ve tabii sunucu olarak şiddet) erkeğin kendi neslini ve mirasını korumaya yöneliktir diyebiliriz. dna testleri çıktı artık çocuğun kimden olduğu kesin olarak biliniyor, bu yüzden kadına yaygın şiddet-kadın cinayetleri azalarak bitecek diye düşünürken, olay rusya'ya bile sıçramaya başladı. teoremim çöktü. kafam karıştı.
  • kadın cinayetlerine karşı isyandayız platformu anlatıyor:

    "2009-2010 verilerine baktığınızda bir günde ölen kadın sayısı, beşe çıkmış durumda. ve hepimiz biliyoruz ki; intihar diye kayıtlara geçenlerin pek çoğu aslında kadın cinayeti. kadınlar tabiri caizse, kuş gibi öldürülüyor. ancak caydırıcı önlem alınmıyor. erkekler için bu kadar kolay uygulanan haksız tahrik indirimleri kadınlar için uygulanmıyor. bu da cinsiyetçi algıdan kaynaklanıyor. kadının giydiği giymediği, konuştuğu konuşmadığı, sustuğu susmadığı, evet dediği hayır dediği, seviştiği sevişmediği her şey haksız tahrik indiriminin mezesi haline geliyor. devletin tüm kurumları sadece ölümden sonra değil, ölümden önce de kadınların aleyhinde neredeyse ve erkekleri kolluyor. yargı aşamasında da haksız tahrik indirimleriyle cezalar kuşa dönüyor. koskocaman bir sistemle karşı karşıyayız. bizim mücadelemiz de temel olarak buna karşı." [http://www.hurriyet.com.tr/pazar/16292176.asp http://www.hurriyet.com.tr/pazar/16292176.asp]
  • ankara'da 7 aralık 2010'da, yıllardır şiddet gördüğü kocası tarafından boğazı kesilerek öldürülen ayşe paşalı cinayetinden sonra yeniden hatırlanması gereken, kadınlara yönelik sistematik şiddet biçimidir.

    van milletvekili fatma kurtulan'ın verdiği soru önergesine ilişkin sadullah ergin'in hazırlattığı cevapta 2002'den bu yana kadın cinayetlerindeki artışın aşağıdaki gibi olduğu görülmüş:

    2002: 66
    2003: 83
    2004: 164
    2005: 317
    2006: 663
    2007: 1011
    2008: 806
    2009: 953 (13.07.2009 tarihine kadar)

    ancak meclis sayfasında yer alan belgede bu tabloya erişmek mümkün değil. soru önergesine istinaden hazırlanan cevabın kapak yazısında belgenin 2 soru önergesi cevabı ve 2 tablodan oluştuğu belirtilmesine rağmen, 2002'den bu yana geometrik artış görülen kadın cinayetlerinin artışını gösterir "ikinci" tablo ortadan kaybolmuş...

    http://www2.tbmm.gov.tr/d23/7/7-8533c.pdf

    aylar sonra gelen edit: o zaman bu bilgiyi buraya girmişim ama tablodaki artışı açıklamaya yönelik argümanları es geçip ayıp etmişim. şimdi sözlükçüler, 2002'den 2009'a kadar gerçekte ne kadar artış oldu bilmiyoruz, çünkü aslında bu tablo bir yandan da kadın cinayetlerinin "kadın cinayeti" olarak raporlanıp kayda geçirilmesi hususunda bir bilinç artışına da tekabül ediyor. yani 2000'lerin başında raporlama düşük, sonlara doğru artış var. benzer biçimde medyada yer alan kadın cinayeti sayısında da bir artış var. bunun toplumsal düzlemde yaşanan olaylara paralel olup olmadığı henüz ölçülmedi. dolayısıyla, hükümetin bu tabloyu "saklama" çabası muhtemelen kendilerine buradan gelecek eleştirileri engelleme amaçlıdır.