şükela:  tümü | bugün
  • cinsiyete ilintilendirilmiş bir kolektif kimlikten, karşımızda hür bir birey yerine bir uzaylı ırkın temsilcisi gibi bulunulmasından tiksinti duyuyoruz. insan dişisiyle hiçbir problemimiz olmadığı gibi çoğunlukla beğeni ve takdir duyguları beslemekteyiz. lakin piyasa ekonomisinin bir ürününü sunar gibi bizlere “sunulan” sevgi dahi olsa bu midemizi bulandırıyor. (bkz: sevgi verilen bir şey değildir)

    metalaştırılmaktan rahatsızlık duyduklarını söyleyenlerin somut bir gerçeklik olan bedene karşı aşağılayıcı katolik tutumlarıyla birlikte soyut bir “şahsiyet” giyinerek kendilerini bir jartiyerin içine geçirilmiş bacak gibi görmeleri hoşumuza gitmiyor. bacağın aşağılanıp giyinilen jartiyerin önemsenmesi gerektiğine dair dayatmayı tabiata uygun bulmadığımız ve dürtüsel olarak uyarıldığımız doğal çağrıların küçümsenmeseni küstahça bulduğumuz için midemizi bulandırıyorlar.

    bizler insanız. bacaklarımızla ve kollarımızla olduğu kadar cinsiyetlerimizle birlikte insanız. 2018 yılındayız ve incir yaprağı sevmiyoruz. bu kadar basit. the order of the garter pek hoşlanmasa da; insan dişilerine sahip olması ve kendilerine kadın diyenlerle allah’a ortak koşarcasına şirke girip şirketleşmesini ve erkeğe “sunmak”, “satmak” ya da “vermek” gibi piyasaya ait yaklaşımları kabul etmiyoruz. bizler insan dişilerinin bizimleyken bizim olmalarını istiyoruz, bize bedel karşılığında satılmalarını ya da ödül olarak sunulmalarını değil.

    kısacası başlık parasına karşı olduğumuz gibi, sevgi ve sevişmenin karşılığında herhangi bir bedeli, babası yerine bu kez dişilerin kendilerine ödemek lüzumu hissettiğimiz zaman bunu insaniyete aykırı ve aşağılayıcı bir hakaret görüyoruz. sevmeye, sevişmeye hazır ve gönüllüyüz ama piyasa ekonomisine karşıyız. ne erkekler ne de dişiler birer mandal ya da çanta değildirler. sevmek alınıp verilecek bir şey değil. kadın ise bir sosyoekonomik terim olarak insan dişisini, onu da pratik bazı faydalarla ortak ederek sömüren iğrenç bir kavram. dişiyi insanlığından yalıtan bir ambalajdan farksız.

    hayır, hayır, yüzbin kere hayır. icaba davete hayır, alınıp satılmaya hayır. sevmeye, sevişmeye, gülmeye ve gülüşmeye evet. hiçbir şekilde düşmanlık etmediğimiz halde sırf tiksiniyoruz diye bize ve hür irademize düşmanlık güderek, düşman yaftasını bize yapıştırma cüretini gösteren kadınlık kaldırılsın.
  • --- spoiler ---

    kadınlık kaldırılsın
    --- spoiler ---

    erkek adam erkek siker de de tam olsun
  • ne diyo bu?
  • bende tam tersi oluyor, kadın düşmanıyım ama delice hayranlık duyuyorum.
  • valla ben düşmanım.

    kendi adınıza konuşun.

    gayet mükemmel düşmanım. çok mutluyum, çok huzurluyum, keyfim yerinde, hayatıma anlam kattım, düşmanlık sayesinde mutluluğu buldum.

    çare düşmanlık koçerolar.

    bu mikropla ancak düşmanlık ederek savaşabilirsiniz. öyle gandhi ayaklarıyla, pasif direnişle, ama neden böyle yabıyossun nuriye, tavrıyla bu çakallar düzelmez.

    düşmanlık yapacaksınız. militan olacaksınız. huzurlarını bozacaksınız. menfaatlerini, çıkarlarını bozacaksınız. başlarını dertten kaldıramayacaklar ki, siz arka planda devriminizi yapabilesiniz.

    çare düşmanlık gençler.
  • bi ingiliz arkadaş vardı online oyundan, bi seferinden "kızları sevmiyorum, lahana gibi korkuyorlar" demişti.

    aynı elektriği başlığı açan arkadaştan da aldım.

    not: arkadaş gay olduğunu naif biçimde anlatıyordu.