şükela:  tümü | bugün
  • kadin ve erkek ayni degillerdir dolayisla matematiksel olarak dusunulunce esit olduklari soylenemez. kadin ve erkege her konuda esit hak ve firsat taninmasi insana yakisan olgudur. herkes kendisine taninan sansi degerlendirip degerlendirmemekte ozgurdur.
  • kadin erkek e$it degildir. zaten olmasi da gerekmez. e$it olsaydik birbirimize ihtiyac duymazdik mesela!
  • "kadin erkek e$it olsa dunyanin ne guzelligi kalacak" behey. her iki tarafin da kendine gore ustunlukleri var. starcraft gibi bi sey bu. her irk farkli ve dengeli olsun ki zevki olsun i$in. tabi.
  • vücutlarındaki girinti ve çıkıntılar birbirlerine göre tersyüzdür
  • polemik yaratmayı seven dunya insanlarının basarılarından biri daha. gaza gelmis kadınlar, 'yeter artık, hakkımızı istiyoruz' diye bagırırlarken, erkeklerin bazıları 'ben erkegim, istedigimi yaparım; cunku ben daha gucluyum' derler. daha mantıklı erkekler ise 'evet, evet kadınlar ve erkekler esittirler, haklısınız' derler ve onemsiz maclarda genc futbolcuları oynatan teknik direktor gibi kadınları gorunurde destekler gibi gorunup onlarla icten ice dalga gecerler.
    sonuc olarak kadınlar ve erkekler gerek fiziksel yapıları, gerekse dusunme surecleri bakımından birbirinden tamamen farklıdır.
    ilkokulda bize ogretildigine gore elmalarla armutlar aynı kumeye konamazlar ama hangisinin daha lezzetli oldugu tartısılır veya onemli degildir.
  • önceleri kadın doğurganlığı sebebiyle erkekten daha çok yakındı doğaya ve daha üstün sayılırdı çünkü tanrılara benzerdi kadın, o da doğurganlığıyla doğanın önemli bir parçasıydı.
    ilk savaşçılar arasında kadın-erkek ayrımı yoktu. kadınlar da erkekler kadar iyi savaşırlardı.
    anne-çocuk arasındaki yakınlık baba-çocuk yakınlığından daha fazla idi. anne doğurmanın acısını ve zevkini tattığından çocuğuna, çocuk da kendisini dünyaya getirdiği ve ilgisini eksiltmediğinden annesine bağlıydı.

    fakat

    kadın doğuran olduğu için öldüren olmak ona pek kolay gelmedi. o doğurduğunu öldüremiyordu. dolayısıyla kadın savaşçılıktan uzaklaştı.
    erkek kadının doğaya yakınlığını kıskandı ve iyi bir savaşçı olarak, daha doğrusu iyi bir öldürücü olarak, doğaya yakınlık sağlamaya doğurganlığın karşısına öldürücülükle çıkmaya başladı.
    erkek, anne-çocuk yakınlığını kıskandı hep. çocuğun ilgisini çekmek ve anneyi de kendine bağlı kılmak için onları kendine bağladı. o yiyeceğin, içeceğin ve korunmanın sağlayıcısı olacak ve anne de çocuk da ona bağımlı olacaktı.

    ve

    dünya erkeklerin hüküm sürdüğü bir erkek dünyası oldu
    mu acaba??????

    kadın erkek eşit miydi?
    kadın erkek eşit mi?
  • kadın ve erkek birbirini tamamlar dolayısıyla bu ihtiyaç onları birbirine yaklaştırır.erkeğin fiziksel üstünlüğü kadın üstünde ne yazık ki bi baskı yapmaktadır ve budur eşitsizliğin altında yatan esasen..mesela dayak yiyen bi kadın tabi ki eşitsizlikten yakınıcaktır..bu nedenle aslen varolan eşitliğin ana kaynağı pek tabi ki karşılıklı sevgi ve saygıla dayanır.dolayısıyla bunu tartışmak manasız bi olgudur
  • bu başlık altında tartışılması gereken olgu kadınların ve erkeklerin yasalar ve günlük yaşamda ki eşitliği veya eşitsizliğidir. amerikan yasal sistemi kadınları da renkliler, eşcinseller gibi "azınlık" kavramı içine sokarak eşitsizliği düzeltmeye çalışmıştır. bu dünyada ne cinsler ne de ırklar arası eşitlik zaten yoktur. yasalarla cinsinden veya renginden dolayı farklı işlem görenler korunmaya çalışılmaktadır.
  • uzatmalı bir ilişkiden sonra eşitlik hala bozulmadıysa penaltı atışlarına gidilebilir.
  • sadece varligi ile anlatmaya calistigi olgunun yoklugunu ispatlayan, sonu olmayan bir macera... sapik ideoloji, fraksiyon.
    örnek: "aslinda ozgursun" diyen birinin ozgur olmadigini bagirmasi gibi...)