şükela:  tümü | bugün
  • aslında temas etmek istediğim konu, otuz yaş üstü çocuksuz bir kadın olmanın iş hayatında dezavantaj olması ama başlık ne kadar elverirse işte.

    bu konuda bir şeyler demem gerekiyor. buraya yazdığım beş satır ile elbette bir farkındalık yaratacağımı düşünmüyorum ama birileri okur ve aklının bir köşesinde yer eder belki, bilemiyorum.

    30 yaşını geçmiş, çocuğu olmayan kadınların işe girme-iş değiştirme konusunda dezavantajlı olduğuna inanıyorum. boşanma da bunlara eklenebilir mi emin değilim henüz bunu detaylı düşünmedim ama serbest çağrışımla yazacağım için belki o konuda da bir şeyler çıkar, yazımın başında o kısmını henüz bilemiyorum.

    şu anki işimde üç yıldır çalışıyorum. iş değiştirme kararı aldığım bu günlerde üç yıl öncesi geldi aklıma. işe giriş aşamasında pozisyon yeterliliği dışında yanıtlamak zorunda olduğum soruları anımsadım.

    o zamanlar 2 yıllık falan evliydim ve çocuğum yoktu. eski eşimin mecburi hizmeti nedeniyle 1,5 yıl bir güneydoğu şehrinde yaşamış ve çalışmamıştım. istanbul’a dönmüştük ve benim de artık iş hayatına dönmem gerekiyordu.
    iş arama aşamasında bana esas sorun yaratacağını düşündüğüm şey özgeçmişimdeki bu boşluktu ama öyle olmadı. bir ön yazı ile bu durumu açıkladım görüşmelere çağrılma sıkıntım olmadı. görüşme kısmında zaten kendinizi ifade etme yeteneğiniz belirleyici oluyor.

    esas sorun hiç beklemediğim yerde çıktı:
    30+ evli bir kadın olarak henüz çocuğum olmaması dolayısıyla da her an üreyebilecek potansiyelde olmam. bunun da işveren tarafından istenmiyor olması.

    ben görüşmelere gittikçe görüşmenin hatırı sayılır bir kısmı bu konuya ayrılır oldu:
    - çocuğunuz yok sanırım?
    - neden yok?
    - düşünmüyor musunuz?
    - yaşınız nedeniyle çok da beklemezsiniz herhalde? (dedi bunu)
    - işveren bey bu konuda çok hassas, kadın çalışanlar sürekli doğum izninde.
    - zaten sizinle de doğum iznine çıkacak bir arkadaşımızın pozisyonu için görüşüyoruz gibi gibi…

    bu sorulara en çok şu an çalıştığım işyerinin görüşmesinde maruz kaldım. toplamda dört görüşme yaptım ve hemen hepsinde de neden çocuğum olmadığını açıkladım. burda bir itirafta bulunacağım. görüşmede yalan söyledim.
    ilk görüşmemi ik uzmanı ile yaptık, orda bu detaylara girmedik. ikinci görüşmemi ik müdürü ile yaptım. ve bana aynen şunu söyledi:

    -yani bunu konuşmamız etik değil farkındayım ama çocuk yapmayı düşünüyor musunuz? son dönemlerde doğum iznine ayrılan çok çalışanımız oldu ve genel müdürümüz bu konuda çok çok hassas.

    burda ben çok sinirlendim ve sonrasını düşünmeden yalan söyledim. eğer o bana etik olmadığını düşündüğü bir şeyi bu kadar rahat soruyorsa ben de etik olmayan bir şeyi bu kadar rahat yapabilirim diye düşündüm.

    -hormonal problemim var, çocuğumuz olmuyor diyiverdim.

    peki bunu neden yaptım? evliliğimizde zaten sorun vardı ve gerçekten çocuk düşünmüyorduk. artık bu sorulardan çok sıkılmıştım. ve bana bunu pişkince "bir sorun olarak sunan" bir ik müdürüne benim de bunu söylemem o an sorun gibi görünmedi.
    iyi bir adaydım ve belki işi yine de alırdım bilemiyorum ama alamayacağımı düşünüyorum. neticede 3 yıldır burdayım ve çocuk yapmış değilim. yalanımın kimseye bir zararı olmadı ama buna mecbur bırakılmış olmak bana iyi hissettirmedi. hala da hissettirmiyor.

    bunun tersi durumların da söz konusu olabildiğini biliyorum. mesela çocuğu küçük yaşta olan annelerin de tercih nedeni olmayabileceğini. -sürekli izin alma gerekliliği vb. durumlar nedeniyle-
    uygun iki aday varsa bunlardan ya yaşça büyük çocuğu olan ya da kendi yaşı küçük olup çocuğu olmayan tercih edilebilir.

    yazdıklarım, bu kadınlar iş değiştiremez ve pozisyon atlayamaz demek değil. bu kadınlar dezavantajlı demek istiyorum sadece. daha çok parlamamız lazım. daha çok tercih nedeni sunmamız lazım. daha başarılı görüşmeler çıkarmak zorundayız diğer adaylara göre. kısa liste oluşturulurken ismimizin akılda kalmış olması lazım.

    kişisel deneyimlere dayalı olarak genelleme yapmanın hata olduğunu savunmuşumdur hep. ama bahsettiklerimin farklı iş görüşmelerinden süzülmüş tespitler olmasından mütevellit durumun bana özel olmadığını biliyorum. bu sebeple bir sorunun var olduğunu düşünüyorum.
    bu beni arayışa başlayacağım bu günlerde ürkütüyor. eskiye göre daha 30+ durumdayım artık. hala iyi bir aday olduğumu biliyorum artık evli değilim ve bu durumda karşıma ne sorun çıkar ya da çıkar mı, bilemiyorum. deneyimleyeceğim bunu da. biraz endişeliyim ve kadın olmak iş hayatında kesinlikle kolay değil; bundan eminim.
  • kadınlar iş hayatında seks objesi olarak görüldüğünde daha bir avantajlı oluyorlar.
    türkiye'de yaşıyoruz. güzel, elit, bakımlı, hele ki boşanmış kadınlar iş hayatında daha başarılı olurlar.

    sebebini de sen düşün.
  • bana göre yanlış önerme. hatta askerlik sorunu olmadığı için avantajı olduğu bile söylenebilir.
  • iş ve pozisyona göre değişen olgudur. bankacılık, hukuk, tıp gibi alanlarda kadınlar kesinlikle daha çok tercih ediliyor. ya da sıcak satış yapacakları yerler ile pazarlama, halkla ilişkiler gibi durumlarda.
  • icra edilen mesleğe ve işkoluna göre durum değişir. hizmet sektörlerinde insan daha çok yıpranıyor. kadınlara göre daha çok iş oluyor hizmet sektöründe aslında ama onlar için getirdiği dezavantajları da cabası. erken yaşlandırıyor kadınları burası bir gerçek. bankacılıkta, müşteri ilişkileri türü hizmetlerde bu daha belirgin. bu tür iş kollarında kadınların daha şansı var ilerleme yönünde ama bir o kadar da yıpratıcı.
  • katıldığım önerme. 30+ bir kadın olarak uzun bir işsizlik döneminin ardından yaptığım tüm iş görüşmelerinde bekar olmama rağmen çocuk konusu mutlaka soruldu. artık 30 kusur yaşına gelmiş evleneyim çocuk doğurayım der hem doğum izni alır bir de üstüne tazminatını alır gider diye düşünüyorlar. sadece bu da değil. mevcutta çalışmaya başladığım işteki ilk görüşmemde kadın olmamım yurtdışı seyahate engel olmadığını ik müdürüne uzun uzun anlatmak zorunda kaldım.
    evet güzel bir kadinsaniz kesinlikle satış pazarlama işlerinde daha avantajlisiniz ama birçok işveren karşına gelen aynı yaşlarda çocuğu olan yakın özgeçmişlere sahip bir kadın bir erkek adaydan büyük ihtimalle erkek adayı tercih eder. çocuk sahibi olmak hatta erkek adaylar için tercih edilme sebebi bile olabiliyor çoluğu çocuğu var iş lazımdır diye düşünerek.
  • basligi acan arkadasa tesekkur ediyorum oncelikle.
    bu konuda saatlerce konusabilirim.

    boyle bir durum kesinlikle var ve fakat dikkat cekmek istedigim sey, yazar arkadasim sanki durumun varligindan emin degil gibi, yeni yeni farkediyor gibi.
    avrupaya nazaran toplum olarak kadinlarin calismasina ve yukselmesine daha acigiz desem beni dover misiniz?

    bizim burda katilip katilmadigimizi tartisabildigimiz sey, avrupa'da fix gercek. tartismaya bile gerek yok. kadin olarak dezavantajlisin, bitti.
    bu konuyu guya 'address' etmek icin pozitif ayrimcilik uyguluyorlar.
    size benim de icinde bulundugum bir pozitif ayrimcilik calismasini anlatayim.

    yer bir universite. akademik odenek basvurusunda sirin gorunmek icin, odenegin bir kismini pozitif ayrimciliga ayiracagimizi ballandira ballandira anlatiyoruz.
    kadinlari nasil kayiracagimizi (!)
    ben o ara hamile kaldim.
    super sahane bir akademisyendim. hamileligimi patronuma bildirdigimin akabinde, onca gundur beni elinde tutmak icin kirk takla atan, kimselere kaptirmam, yillarca bizimle calisacak mesajini her firsatta veren adam bana 'performansin dusuk..ehe keke..kontrat yenileyecegimizden emin degilim' dedi.
    hamileligimin 7. ayindan itibaren beni surekli saga sola gondermeye basladi, doktorum birgun 'bu kadar yolculuk yapman tehlikeli, sana mobbing yapildigini dusunuyorum. resmi olarak rapor yazicam sana, yolculuk kesinlikle yasak' dedi.
    yolculuk yasak dendi degil mi?
    patron beni 9 aylik hamile iken arizona'nin colune gondermeye kalkti. (gitmedim.)

    cocugum dogdu.
    alti aylik bebegim icin gece gunduz birakabilecegim bir cocuk oteli aramaya basladi.
    ona gore kadin calisani desteklemek boyle birseydi, cocugunu atabilecegi bir yer bulup finanse etmek.
    parasini odedikleri kreslere baski yapmaya basladi.
    daha uzun sure ve geceleri de acik kalmalari icin.

    ardinda bir dogum sureci olmasa kendileri de burada olmayacak erkekler, kadina ve dogurmaya daha fazla saygi gostermek zorundalar. ama onlar olmeyi, oldurmeyi yuceltmekle, savasmayi, kavgayi yuceltmekle mesguller. is dunyasini kendilerine gore kurmuslar. dolayisiyla cok haklisin arkadasim. kendilerini doguranlara tahammulleri yok.