şükela:  tümü | bugün
  • maksimum kültürel bi baskının altında şimdiki halini almıştır. her zaman kendini koru, geri çek, sen kadınsın, bunları yapamazsın söylemlerine maruz kalan kadın, kendi olamadığından, dengesiz olur. yoksa kadın pembe de şıçmaz, mastürbasyon da yapar, en az senin benim kadar da sevişmek ister. ve evet, kadın ruhu normal ve en az erkek ruhu kadar sıradan bi şeydir. o şikayet ettiğimiz, söylendiğimiz dengesiz ruh halleri ise bizden, toplumdan kaynaklıdır. adeta kendin olma demişizdir çünkü biz onlara. bir nevi kendi ayağımıza sıktığımız kurşun problemidir aslında.
  • seni görmek istemem, ama sen beni görmek istemezsen üzülür kırılırım...seni aramam, aramamak için kendimi günlerce kasabilirim, ama sen beni aramadığında merakımdan oturduğum koltuğun kadife döşemesine tırnak izlerimi çıkarırım. .kendi hatalarımı kolayca afettiririm de seninkileri affetmeye bi türlü alıştıramam kendimi. kadınım ben, çelişki benim hamurumda var........şeklinde yaklaşımlar güden dişiye özgü ruh hali.
  • ne kadar gizleniyorsa o kadar kırılgandır.
  • en güzel turkish music org mahmut kardeşin çözümlediği fantastik ruhtur. ne güzel demiş üstad; "orospu lafini kötü anlamda almayin lütfen. kadinlarin cogunun iclerinde gizli veya acik bir orospu ruhu vardir."

    sonra gerilerden gelen hulusi reyis; "ananda da var mı o orospu ruhu?" diyerek gelmiş geçmiş en sağlam "anan" temalı ayarı vermiştir ya orası ayrı.
  • sorsan biz erkek cinsiyetinden kimsenin anlamadığı şey. ama her nedense dünya nüfusu giderek artıyor, kadınlar ile erkekler bazı asgari şartlarda bir araya gelebiliyor olmalılar ki her yıl milyonlarca bebek doğuyor. kimse bunu açıklayamıyor. bu demek oluyor ki kadınlar kendi ruhundan anlamayan erkeklerle kendilerini anlamamalarına rağmen başka çıkarlar gözeterek birliktelik kuruyorlar.

    neresinden baksan, neredesinden tutsan elinde kalıyor. deyim yerindeyse iki yüzlülük...

    evet evet iki yüzlülük.

    kadın ruhundan anladığı iddia edilen erkeklerin yaptıkları genelde göze ve gönle ilk etapta hitap ediyormuş gibi geliyor. erkek çiçek alıyor ya da kadının çalıştığı yere kendisinin ve/veya kadının taşıyamayacağı kadar büyük çiçekler yolluyor*, içerisine bir iki internetten araklama aşk sözü yazdırılıyor, eğer akıl edebilirse yanında çikolata filan da gönderiyor. (şu çikolata olayına da yiyemediğim için hakikaten tavımdır ha.) geceleri bir iki aşk mesajı atılıyor (mesaj at, özledim de, uyudun mu diye sor*), çok ciks mekanlarda yemekler yeniliyor filan... birlikte çektirilen belki de onbinlerce fotoğraf da cabası...

    sonrasında ne mi oluyor?

    kadın erkek arkadaşı daha iyisini bulduğunda ya aldatılıyor ve terk ediliyor, ya da bir ilişkide ikinci kadın durumuna düşürülüyor, ve dahi sevgilisinin ilişkisinde bir başkasını daha idare ettiği - idare etmek ne demekse ona da gıcık olurum - gerçeğinin farkına varamıyor. kadın belki herkesin içerisinde erkek arkadaşından dayak yiyor, saçından tutup yerlerde sürükleniyor, belki sevgilisinden hamile kalıyor ve o halinde terk ediliyor, çocuğunu aldırmak zorunda kalıyor - bunun hem psikolojik hem de fiziksel yönden nasıl bir travma olduğunu kadınlar bilir. eğer kalburüstü bir ortamdaysa ve şanslıysa kendisine destek olanlar çıkıyor, değilse ailesi tarafından bile çok zor durumlara sokuluyor.

    peki o kadar şeye ne oluyor?

    alınan çiçekler zaten maksimum bir hafta sonra çürüyüp çöpü boyluyor, iliştirilen aşk mesajı dolu kartlar sobada ya da çöp kutusunda, eğer şanslılarsa şöminede - waaauuuwww!!! - yakılıp kül oluyorlar. saklanan aşk dolu smsler ya siliniyor, eğer silinmeye kıyılamıyorsalar da bir daha ki cep telefonu alışverişinde sonsuzluğa uğurlanıyorlar. gidilip gezilen, görülen yerlerde çektirilen hepsi hemen hemen birbirinin aynı onbinlerce fotoğraf da geri dönüşüm kutusu'na yollanıyor, oradan da geri dönüşüm kutusu boşaltılarak sabit sürücüde yeni verilere yer açıyorlar.

    genellemeyse evet genelleme, erkek arkadaşından ayrılan hangi kadınla konuşsam aşağı yukarı aynı şeyleri dinliyorum. onlarca, ve hatta yüzlerce gözlemden süzülüp gelmektedir bu yazdıklarım. bu sefer gerçekten doğru kişiyi bulduğunu sanan kadınlar ya dayak yiyor ve toplum içinde aşağılanıyor, ya hamile bırakılıyor ve çok zor durumlara katlanmak zorunda kalıyor, ya da bir ilişkide ikinci ve hatta üçüncü kadın olarak "idare ediliyorlar" - evet üçüncü kadın olduğunu öğrenenine bile denk geldim.

    sorsan kimse kadın ruhundan anlamıyor tabii ki...

    işin bir de erkek tarafı var tabii ki, onu atlarsak olmaz.

    (entrynin bu bölümünde sinkaflı küfürler kullanacağım, istemeyen okumayı burada bırakabilir, çok kaba olduğumu düşünenler de hemencecik eksiye basabilir. hiçbir sıkıntı yok.)

    erkeklerin bu kadın ruhu namına anladıkları tek şey seks, bakın sevgili kadınlar çevresinde birçok "kadın ruhundan anlayan" erkek bulunan heteroseksüel bir erkek olarak yazıyorum bunu. kadın ruhundan anladığını iddia eden çoğu erkeğin tek derdi am sikmek. evet bu kadar açık yazıyorum am sikmek. kadın evde 2 yaşında çocuğuyla bekliyor, kocası başka bir yerde para kazanıyor sanıyor ama olay başka... adam am sikmediği günü zarardan yazıyor - evet böyle bir tanesi ile birlikte çalışıyorum ve ne yazıktır ki kendisi benim patronlarımdan birisi. bu ay çok boşta kaldım frapan hocam deyip cep telefonundan yalnız yaşayan ve o gece evine gidip sikebileceği kadınların numaralarına bakıyor, en uygununu arıyor ve bir şişe kırmızı şarap, afilli, şekilli ve pahalı bir markadan çikolata filan alarak olay mahalline varıyor. bir diğeri de 4 dil biliyor, sanatın ve sporun her türlüsünden anlıyor, ağzı iyi laf yapıyor, siktiği kadına - a pardon sevgilisine çiçekler alıyor, onu bir iki günlük ufak tatile filan götürüyor, ne isterlerse yapıyor... evet kadın ruhundan çok çok iyi anlıyor, kadınınına 4 dilde şiirler okuyor ama aynı anda 2-3, hatta 4 kadını bile idare ediyor.

    (çevrenizde böylelerinden belki de binlercesine denk geleceksiniz. latent kadın ruhundan anlayan erkeklerden lütfen sakınınız.)

    sorsan böyleleri kadın ruhundan çok iyi anlıyor...

    sorsan piyasada adam gibi adam yok...

    entrynin sonuna doğru geldiğim için şunu belirtmek isterim, derdim hiçbir zaman seks, daha açık bir şekilde yukarıda yazdığım gibi "am sikmek" olmamıştır. eminim ki birileri çıkacak ve "aslında senin de istediğin tam olarak bu, sen kendin yapamadığın için bok atıyorsun" diyecektir. hayır derdim kesinlikle bu değil. derdim kadınlara erkeklerin kadın ruhundan ne kadar anladıklarını anlatabilmek.

    evet kimse kadın ruhundan anlamıyor...
  • anlayan bir erkeğe rastlayamadığımız olgu. hepsi anladığını düşünür, sonunda hep zarar verir giderler.
  • belki de erkek ruhundan çok da farklı olmayandır.
  • yumurtanın içi gibidir. pişmeden döndürmeye kalkarsanız yalpalar... ve kırmadan gerçek yüzünü göremezsiniz...
  • genelde karşılıklı anlama/anlatma çabaları içinde, her kadın kendi isteklerini bu başlık altında sunduğundan, erkeğin kafasını iyice karıştıran kavram.
  • iki üç kelimeyle açıklanamayacak bir kavramdır. üzerine uzun uzun tanımlar yapılabilir ama gerek yok. ne olduğu önemli değil nerede ne şekilde ifade edildiği önemli. neden mi? genelde erkeklerin anlamadığı bir şey olarak ön plana çıkarıldığı için. yani bu kavramı bu açıdan incelemek ne olduğunu bilmekten işlevsellik açısından çok daha önemlidir. buna binaen açıklanabilecek net birşey varsa o da kadın rıuhundan anlayan erkek diye bir şeyin olmadığı; sadece anladığını gösteren ve göstermeyen erkeklerin olduğudur.