şükela:  tümü | bugün
  • bodrum’da yaşlı bir alman kadından gecelik ilişki teklifini kabul etmediğim için dayak yemişliğim var. karşılık verseydim suçlu ben olurdum, o yüzden dayak yedim oturdum.

    edit: bu benim yaşadığım olay milyonda bir olabilecek bir şey iken kadınlar bu tip şeyleri her an yaşayabilir. o yüzden kadınların bu konuda pozitif ayrımcılığı hakettiğini düşünüyorum.
  • anne dayağı sayılıyor mu?*

    sayılıyorsa aralarında bulunduğum yazarlardır efendim.
  • eski sevgilim psikopattı. hala etkisinden çıkamadım. kavga esnasında bayıldığım an tekmelemişti.
  • birini terk ettiğiniz için, yaptığınız yemek tuzlu olduğu için, bakıir olmadığınız için, aldattiginiz için, mini şort giydiğiniz için, bir kadına hayır dediğiniz için, geçe eve geç döndüğünüz için vs gibi olaylardan dolayı şiddete uğrayan erkek varsa lütfen örgütlensin. alanlara çıksın kadınlar da destek atar.

    kadın şiddeti kavramını nereden uyduruyorsunuz dostum.
    not: istisnalar kaideyi bozmaz.
  • bu arada bence bu dalgası geçilebilecek bir konu değil. şiddet gösteren kadın yokmuş gibi davranamayız.

    herkesin tecrübesi çok değerli. şiddet faili kadın olunca ve mağdur erkek olunca gerçekten yardım almak daha bile zorlaşıyor. erkekler de mağdur olabilirler bunu kimse inkar etmiyor. hatta erkek şiddetinin mağdurlarının çoğu da erkekler.

    not: inş rabbim nasip eder de bir gün sorunlarınızı gerçekten başkalarının sorunlarını küçümsemek için değil de gerçekten çözüm bulmak için birbirinizle paylaşırsınız.
  • hoşlanmadığım bir kadın her tarafımı sarmıştı hatta beni takip falan ediyordu. bende artık dayanamayıp 1 hafta çok soğuk bir ilişki geçirip ghosting ile olayı noktaladım.
  • şiddet, bir insanlık sorunudur ama aynı zamanda da cinsiyetlendirilmiştir. yukarıda bir arkadaşım "erkek şiddetinin mağdurlarının çoğu da erkekler" yazmış. sonsuz haklı...

    erkeklik, güç ve şiddet gösterisi üzerinden öğretilmeye çalışılan bir cinsiyet durumu. esas sorun da tam olarak bu zaten.

    sürekli faili gibi göründükleri bir şiddet gösterisinde aslında kendileri de bir kurban. pozitif ayrımcılığın bir sonraki durağı da onu gösterebilmek zaten ama oraya bir türlü varamıyoruz.
  • yıllar önce bir gece kulübünde kadınlar wc'sinde maruz kaldım. ben tuvaleti kullandım, ellerimi yıkıyordum, kadının biri dışarıdan bağırıyor bir yandan da kapıyı tekmeliyor, yumrukluyor. kapıda da sıra var. çıktım ve bu tip karşıma dikildi. yarma gibi biri. neden bu kadar baskı yaptığını sordum.küfür etti ve direkt saçlarımı çekmeye başladı, hemen korumalar girdi araya. zaten personelin hepsini tanıyordum. ama saçlarımı öyle bir çekti ki tutamlar kopardı. hatta iki gün sonra bile elime saçlarım geliyordu. araya girmeseler karı beni ne yapardı kim bilir.
  • kendisi ile iletişim kurmak istemediğimi açıkça ve asla kabalaşmadan-kırmadan belirttiğim bir kadın yaklaşık 7 8 ay (1 okul yılı aşağı yukarı) hem fiziki hem sosyal medyadan rahatsızlık derecesine varan takiplerle, tacizlerle hayatımda ilk kez bana bunun nasıl bir şey olduğunu hissettirmişti.

    üniversiteye yeni başlamıştık hatta sanırım ilk toplu arkadaş buluşmamızdı. (tipik ilk zamanlar herkesin takıldığı o kalabalık gruplar dönemi) hanımefendi bi şekilde görmüş ve tanışmak istemişti. ben de inanılmaz direkt ve dürüst biri olarak biraz da üniversiteye yeni gelmenin verdiği çılgınlıkla (denizde balık çok diye düşünerek) ciddi bir şey düşünmediğimi, henüz adapte olmaya çalıştığımı falan hiç ötelemeden, açık açık söyledim. ilk başta gayet efendi bi tavırla anlayışlı şekilde karşıladı, ben olay kapandı sandım.

    iki üç hafta falan sessiz geçti. ufaktan vize zamanı geldi not falan toplamaya başladım. sonra sınıftan notlarını aldığım kız arkadaşlarımdan biri mesaj attı. bi kız geldi seni sordu, seninle niye yakınmışız minvalinde...

    resmen şok oldum hayatımda ilk defa böyle bir şeyle karşılaştım. kızla bir kez daha gayet düzgün şekilde aynı şeyleri konuştuk, belki 20 25 dakika hiç susmadan anlattım gayet güzel şekilde. hatta şimdi sınavlar var yüksek lisans için ortalama kasıyorum gibi inek öğrenci modeli de yaptım, ki not ort.u yüksek tutmaya çalışıyordum, yalan söylemedim aslında. bu konuşmanın başıma dert açacak başka bir zincir halkası olduğunu çoook sonra anladım.

    vizeler geçti mi yoksa vizelerden önce son son mu takılıyorduk hatırlamıyorum. ama tipik üni öğrencisi olarak götü başı dağıtma evresinde konserdi, piknikti, pub'dı takılıyorduk. yine bir konserdeydik ki konserleri hiç sevmem ama arkadaş grubu etkinliği olduğu için gidiyordum. yalan olmasın, sanırım ekim başı , ınna konseri idi, izmir. öyle takılırken birden kolumun çekildiğini hissettim. 8 10 kişiydik heralde biri su-tuvalet benzeri bir şey için soracak diye kafamı çevirdim ve kızı gördüm. seninle konuşmam gerekiyor çıkalım dedi. hem konser alanında olay çıkmasından ve rezil olmaktan korktum hem de kadın olsun erkek olsun kimsenin gururunu kırmamaya özen gösterdiğim için peki dedim. çünkü insanın gururunun kırılmasının naısl hissettirdiğini biliyorum. çıktık, gündoğdu meydanı konseri idi yine yanlış hatırlamıyorsam, nispeten sessiz olan ara sokaklara girdik ve anlatmasını, fazla vaktim olmadığını söyledim. aynı şeyleri konuşmaya başlayınca bu sefer biraz daha sert ve kısa şekilde açıklama yaptım ve işin tatsızlaşmamasını söyledim. ilk seferde ve bir nebze ikinci seferde konuşarak anlaşabileceğim biri konumundayken son seferdeki hem tavır hem ses tonu hem kelimeleri daha takıntılı biri gibiydi. takdir edersiniz ki bi kadının tacizi ile erkeğinki farklı boyut. yani ortalama bir erkek ortalama bir kadını ara sokakta öldürebilir. kadının bunu yapması ise -yine ortalama konuşuyorum- daha zordur. o sebeple bir ölüm korkusu ya da yaşantımdan endişe hissetmedim. kadınların böyle durumlarda nasıl hissettiğini anlamayı geçtim hayal bile edemem. benim korkum diğer kız arkadaşlarıma, hatta sadece not alıp verdiğim merhabalaştığım kızlara bile bela olmasıydı. böyle bir durumda hem utanıcak hem suçlu hissedicektim, ki son konserden çıkış itibariyle zaten baya utanmıştım işin açığı.

    böyle böyle ilk dönem geçti, ses seda çıkmadı bir daha. ben çoktan unutmuştum bile. sonra şubat gibi bahar dönemi başladı, bahar aylarıyla gönül yayları da gevşedi ufaktan ufaktan manitacılık işlerine girdim. hala ciddi ilişkicilerden değildim -hala değilim- ama biriyle biraz vakit geçirip neler olacağını görmek istiyordum. arkadaş grubumuzdan birinin ev arkadaşı olan biri ile tanıştım, hoşuma gitti ve nispeten özel bi duruma geldik. yine bir yerden döndüğümüz bir akşam herkesi bize davet edip bir çay-kahve içelim okey atalım falan dedim. plan kabul edildi, bahsettiğim kız üzerini değiştirmek, eve bırakması gerekenleri bırakmak için 10 dk eve uğrayıp gelicem dedi. tamam dedik. bi saat falan geçti ses çıkmadı. aradım, ki telefonla konuşmayı hiç sevmem, o denli merak ettim. kız ağlamıyordu ama hani ses titrer ya, o şekildeydi. işte ne oldu falan diye sordum ama... ondan çok ben korktum cevabı duymaktan.. evin önünde "karşılaşmışlar" ve kıza bel altı sözler, küfürler, namusuna laflar falan bağıra çağıra kız kendini eve zor atmış. e esnaftı komşuydu herkes şahit tabi.. kız utancından gelemiyorum, evden çıkamıyorum diyor. ben ondan beter utanıyorum yerin dibine girdim. soğukkanlı biriyimdir normalde ama insan kendi dışında gelişip kendinden hariç birini etkileyen bi olayda maalesef pek soğukkanlı kalamıyor. ben arkadaşlarıma rezil oldum, kız benden çok rezil oldu. biraz daha gitse okula da rezil olacaz.

    zaten sonradan öğrendim ki kızı instadan falan da sıkıştırmış ama kız ciddi bir şey değil diye konusunu açmamış, beni de yoklamıştı bir kaç kere ama fiziki olayların yanında instadan gelen dm çok da sikimde değildi afedersiniz.

    bu sefer baya yaktım gemileri kızı bulsam ne olacak hiç belli değil. okul günü geldi fellik fellik arıyorum ders mers yalan oldu. sonra öğrendim ki bi kaç hafta memlekete dönmüş. ya da birinin yanına işte başka bi şehre yani. ama içim rahat değil bu sefer gördüğüm yerde allah ne verdiyse artık. sonra zaman geçince biraz sakinledi tabi ortalık, suçsuz kıza yaklaşmaya, mesaj atmaya korkuyorum. yüzüm yok. o iş bitmeden de yazmadım doğru dürüst zaten. kızın başına bi şey gelse vebalinden ölecem zaten.

    bir kaç haftaya döndü bu. bu sefer ben bunu takip ediyorum. gene alsancakta, çimlerde iki arkadaşıyla oturuyordu. baya baya takip ettim. ayrıldı bi ara, ben de peşinden. şimdi ara sokakta çıksam karşısına, bir çığlık veya ters bi harekette suçlu duruma düşücem. o yüzden -o an bu kararı nasıl aldım bilmiyorum ama hep hayatımı değiştirdiğini düşünüyorum- izban'da (izmirin en uzun demiryolu hattıdır) görünmeyi, mümkünse yanına oturmayı planladım. arkadaşlarıyla vedalaştı bindi, ben de peşinden. araç hareketlendi geçtim yanına. son sefer olmasına rağmen -yada bir önceki- baya doluydu. kalktım ben, bi teyzeye yer verdim. geçtim karşısına öööyle baktım suratına. hayır yani ulan insan konduramıyor da , yaptığı ortada. suçu belli, e konunun uzmanı değilim ama psikolojik bir problemi de var gibi görünüyor. ya diyosun şu sıfatta bir kızın bunu yapma ihtimali yok. sokak ortasında başka kıza küfür kıyamet gidecek, takip edicek falan yoook hayatta yapmaz diyosun.. o birkaç durakta resmen içim soğudu. ki taş kalpli adamın tekiyim derim sorana.

    sonra indik, ne ben bir şey söyledim ne o. evin nerde dedim, yurtta kalıyorum ben dedi :dd hay dedim insan bari bunu bilir amk. öyle yürüdük varana kadar, e vakit gece, insan az, sokaklar tenha. heralde korktu o da hem yaptıklarının hesabından dolayı hem ülkenin hali ortada. hiç ses çıkarmadı. sonra yurdun önüne gelince -güvenlikler vs- heralde biraz daha güvende hissetti, tüm suç bende mi dedi. hay dedim amk çattık. hayır dedim ben de suçluyum daha farklı davranmam gerekirdi. (daha açık net nasıl ifade edebilirdim hiççç bir fikrim yok ama olsun) öyle biraz daha konuştuk. gene sert yapamadım. valla hayatımda birkaç kez erkekle kavga etmişliğim küfürleşmişliğim var ama bir kadına bağırmayı beceremedim. yapamadım bildiğin. istedim, baya ağzına sıçmak için gittim oraya ama dik dik bakamadım bile. anlatabileceğim her şekliyle anlattım, bana zararı olsa neyse, hayatımdakilere zarar vermesini telafi edemeyeceğimi bunu yapmaması gerektiğini falan söyledim. heralde belirtmek gerekiyor. sonra bu sefer galiba anladı diye düşündüm. daha bi farklı konuştu, baktı falan. tamam dedi. dedim bak bir dahaki sefere ne konuşurum ne dinlerim. artık sikecem ortalığı. yok dedi, sen haklısın. iyi dedim, var mı söylemek istediğim veya yapabileceğim bir şey ? hayır teşekkürler dedi. sana teşekkürler amk.

    her neyse gecenin o vakti evime ters kere ters istikametten yürüye yürüye döndüm, kız bitti derdi bitmedi, yolda köpekler kovaladı beni. sonra kafayı toparlayıp okula tekrar adapte olunca hayatıma girme ihtimali olan kıza dedim böyle böyle özür dilerim, ben senin kişiliğine saygısızlık yapılmasına sebep oldum. beni affet, kusura bakma. kız zaten benle alakalı durum olmadığı için suçlamadı. ben de kıza fazla yaklaşmadım, merhaba merhaba devam ettik, korona olmasa belki bu yaz nişanlanacaktı, şu an baya ciddi bir ilişkisi var. "belasız"

    diğer kızın akıbetini pandemiden beri bilmiyorum. en son benden mutlu konserdi kulüptü takılıyodu. -caps lock açık- sevgilisiz, yalnız, tek tabanca.

    bana gelince, klişe tabirle bu hikayede yanan ben oldum. saat bu satırı yazarken 6.18 ve ben ekşi sözlükte 3 4 sene önceki olayı belki 1 saattir yazıyorum. yalnızım, yorgunum ve hayattayım. en azından hayattayım.

    çooook uzun lafın kısası, bu ülkede kadınlar öldürülüyor. sayısız şekilde şiddete maruz kalıyor. bunu inkar etmek mümkün değil. fakat ben bu hikayede şunu anlatmak istedim. bu işin bir de erkek tarafı var. ben şu olayda bir yerde sağduyuyu kaybedip sinirlerime hakim olamasam bitmiştim. ya da kız benim onu taciz ettiğimi falan söylese, hukuken suçsuz olsam da sosyal hayatım bitmişti. şu en az hasarla çıktığım hikayede bile aylarımı, uykularımı, mutluluklarımı , rahatça gülebildiğim saniyeleri ve belki de benim hayatımı toptan değiştirebilecek birilerine sarılma ihtimalimi kaybettim.

    yaşıyorum, öldürülen hiçbir kadın kadar çok şey kaybetmedim evet. çok şükür. ama şu hikayeye zaman ayırıp okuduysanız bana söyleyin. ben bu hikayeden "en az zararla çıkacak" "belki hayatımı değiştirecek birini kaybedecek" ne yapmışım ? dürüstlük, doğruculuk, iyi niyetlilik... bunların hepsi erdemdir. fakat bazen sizi kaybeden konumuna sokarlar. bana böyle oldu.

    şiddet şiddettir ve kabul edilebilir hiçbir yanı yoktur. sevginin de şiddeti zararlıdır, yararlı hiçbir şiddet yoktur. hayatlarınıza hep konuşarak anlaşabileceğiniz insanların girmesi dileğiyle. gözlerinize verdiğin rahatsızlıktan dolayı özür dilerim :))