şükela:  tümü | bugün
  • afrika'daki uygulama çoğu zaman imkansızlıklar yüzünden kırık cam parçalarıyla yapılır. sağlıksız koşullarda yapılan bu operasyon sonrası ya kan kaybından ya enfeksiyondan ölüm vakaları... küçük yaşta kızlar...

    daha fazlasını yazmayım...
  • daha çok afrika ülkelerinde gerçekleştirilen bir uygulamadır.

    dini değil yöreseldir. sadece müslümanlar değil, bölgedeki hıristiyanlar tarafından da uygulanmaktadır. ancak elbette her etnik grup bu uygulamayı kendi inançları çerçevesinde anlamlandırarak kültürüne dahil etmiştir.

    insanların kendilerine doğru belletilenleri sorgulamadan ne gibi korkunçluklara imza atabileceklerinin ve bu korkunçlukların etrafında ne gibi kutlamalar/ritüeller icat edebileceklerinin en iyi örneklerinden biridir.

    bu tıbbi operasyonun "sünnet" kelimesiyle ifade edilmesi, yaşanmakta olan trajedinin niteliğinin anlaşılmasına engel olmaktadır. zira kadın sünneti, bir organın alınmasına karşılık gelen ve dolayısıyla da erkek sünneti'nden tamamen farklı olan bir operasyondur. bu nedenle, kadın sünneti, ingilizce'de de artık "female circumcision" (sünnet) yerine, "female mutilation" (sakatlama, kötürüm etme) kelimesiyle ifade edilmektedir.

    ana tema:
    (bkz: islam/@derinsular)
  • geçen hafta tesadüfen sözlükte başlığıyla karşılaşınca, elim sağ taraftaki "araştır" fasilitesine gitti istemeden. ne olduğunu, nasıl yapıldığını tam olarak biliyordum ama ilk kez google görsel aramada fotoğraflarıyla karşılaştım. şöyle söyleyeyim, ben her türlü ameliyat videosunu merak edip oturup seyreden, bunu yaparken yemek bile yiyebilen bir insanım. filmlerdeki kanlı sahnelerde millet ayılıp bayılırken benim kılım bile kıpırdamaz. ama ne olduysa, bu olayın fotoğraflarını gördüğümde aynı metaneti gösteremedim. neredeyse bayılacaktım. hâlâ da aklıma geldikçe fenalaşıyorum. çünkü bu insanı iyi etme amaçlı bir ameliyat değil. bir film ya da herhangi bir kurgu da değil. bu bir grup sapığın insanlara yaptığı bir işkence de değil. bu, küçücük çocuklara çoğunlukla bayıltmadan, bağırta bağırta uygulanan bir "gereklilik", bir "gelenek". ardından arkadaş bir de video gönderdi, onu izledim. hayır sünnet görüntüleri falan değil. afrika'daki kadınlarla yapılmış bir röportaj. kadınlardan çoğu bu sünnetin, erkeklere uygulanan sünnet gibi, dinlerinin bir gerekliliği olduğunu sanıyorlar. öyle söylenmiş onlara, öyle inandırılmış. üstelik hallerinden de o kadar memnunlar ki... bir kadının ancak bu işlemden sonra gerçek anlamda "özgür" olabileceğini, onuruna kavuşabileceğini düşünüyorlar. çocuklarına da yaptırdıklarını ya da yaptıracaklarını söylüyorlar.

    bu kadınlar, çocukken bir jilet parçasıyla bağırta bağırta bir parçası alınan kadınlar. internette fotoğraflarını görüp fenalıklar geçirdiğim, içimin acıdığı, oradan, o insanların arasından kurtarmak istediğim o küçücük çocukların büyümüş halleri... büyüyüp de bu hale gelmeleriyse daha çok sıkıyor canımı. bunu kanıksamaları, bunu doğru sanmaları... diyecek söz bulamıyorum aslında. ama söylemedikçe de içimde büyüyor sanki.

    bir kadının ancak bu şekilde sadık kalabileceğini düşünmek, sadakati cinsel zevk veren küçücük bir organa indirgemek hangi aklın ürünüdür bilemiyorum. bilmek istiyor muyum onu da bilmiyorum. ama bildiğim tek bir şey var, aptalsınız. o kadar beyinsiz, o kadar sığ, o kadar aklı "orasında" insanlarsınız ki, bir kadının zina yapması için ancak cinsel zevk alabiliyor olması gerektiğini sanıyorsunuz. insan diyorum ama o da laf ola... insanı bırak, hayvan bile değilsiniz siz. eminim hayvanlara insanoğluna bahşedilmiş olan "düşünme" yetisi verilmiş olsa, onlar bile sizden daha iyi değerlendirirdi bu yeteneği.

    bu işlem sonrası onurlu, namuslu ve -tırnak içinde- özgür olduğunu zanneden kadınlar... siz kendinize edilen hakaretin farkında bile değilsiniz. çünkü, diyorum ya, aptalsınız. bu işlemi yapan, yaptıran, haklı bulan ya da buna sesini çıkartmayan herkesten nefret ediyor ve bununla da kalmıyor, hepsinin ölmesini istiyorum. evet. çünkü bu insanlara laf anlatamazsınız. sabaha kadar konuşsanız, bir kadını sünnet ederek onu yapmaktan alıkoyduklarını sandıkları şeyin önüne asla geçemeyeceklerini, bunun içten gelen bir şey olduğunu, insanın karakteriyle ilgili olduğunu anlatmaya çalışsanız; saatlerce susmadan, cinsel zevkse eğer mevzu, bunun da yalnızca klitorisle mümkün olan bir şey olmadığını, bir insanın onlarca değişik şekilde de zina yapabileceğini açıklasanız, hatta sonunda çatlayıp ölseniz, yine de anlamayacaklar. niye? söyledim ya, aptallar. düşünmek, sorgulamak denen şey yok onlarda. artık onlar için yapacak bir şey yok o nedenle. ilk gelen, beyinlerini ilk yıkayan yarışı kazandı. artık kimsenin onlar için yapabileceği bir şey yok.

    ben sadece neye yanarım biliyor musunuz? o çocuklara. ama onların o büyüyüp de birer asalak oldukları hallerine değil, o çocuk hallerine. isterim ki, geri dönüp hepsini daha kirlenmemiş, beyinleri yıkanmamışken kurtarabileyim, çekip çıkarabileyim o hayattan. ama yapamam. ben sadece bunu isterim. ben sadece o çocuklara yanarım, başka bir şeye değil.
  • once bir bicak aliyorlar.

    genelde ateste isitmiyorlar.

    ya da kaynar suya batirmiyorlar.

    birkac dakika icinde hissedeceginiz aciya karsi, sizi uyarmiyorlar.

    bicagi vajinaniza yaklastirip, klitorisinizi cikariyorlar.

    ya da vajinanizin dudak gibi iki yana acilan kismini.

    ateste isitmadiklari, ya da kaynar suya batirmadiklari bicaklariyla, sokup atiyorlar.

    bazen ikisini de.

    genelde kan kaybindan öluyorsunuz.

    hemen degilse de ilerleyen gunlerde.

    ya da cocugunuz olmuyor hic. olursa da olu doguyor bircogu.

    ya da hayatinizin sonuna kadar cinsel haz hissetmiyorsunuz.

    amac da o zaten.
  • erkek sünneti hakkında insanlara ne düşündüklerini soracağım zaman, hemen öncesinde gündeme getirdiğim hadise.

    konuya giriş sorumdur: "kadın sünneti hakkında ne düşünüyorsun?"

    cevaplar tam da beklendiği gibi gelir. tabii ki ekşiyen yüz ifadeleri de beklendik cevaplara eşlik eder.

    kişinin laf ebeliği gücüne veya bilgi düzeyine göre çeşitli derinlikte cevaplar alınabilir ama özetle şöyledir. "ıyy, vahşet."

    akabinde sorduğum, "peki erkeklerin sünnet edilmesi hakkında ne düşünüyorsun?" sorusu, öncesindeki bu kadın/erkek karşıtlığında bambaşka bir zemine yerleşir.

    din faktörünü öne çıkaran rasyonelleştirme çabalarını bir kenara bıraksak bile, nedense toplumun genelinde, hem erkekler hem de kadınlar tarafından erkek sünnetini savunmak gibi bir refleks kesbedilmiştir. erkek sünnetinin sağlık saikleriyle yapıldığını savunan çoktur; tıpkı (mısır dahil) afrika'da kadın sünnetini de sağlıklı olduğu için savunanlar bulunduğu gibi. buraya bir post hoc ergo propter hoc notu düşelim ve içine düştükleri neden-sonuç yanılgısının tez zamanda farkına varmalarını umalım. hatta oturduğumuz yerden sadece ummakla kalmayalım, bu yanılgıdan kurtulmaları için kendilerine yardımcı da olalım.

    sünnetin olmadığı bir dünya düşünün. veya hiç kimsenin çocuklarının bir taraflarını kesmek gibi bir fikre kapılmadığı, nispeten uzak coğrafyalarda yaşayanların sünnet hakkındaki fikirlerini sorduğunuzu düşünün.

    sünnet geleneği, national geographic'ten fırlamış bir vahşi kabile belgeselinin sahnesi gibi geliyor olmalı bu insanlara.

    afrika'nın nispeten ücra köşelerinde kadınların boyunlarına geçirilen halkalarla boyunlarının uzatılması (öyle sanılmaktadır ama aslında omuz bölgesindeki kemikler çökmektedir) örneğindeki gibi tuhaf ve yerel bir kabile adetinden ne farkı vardır musevilik ve islam'ın günlük yaşam pratiğindeki ortak paydalarından biri olan sünnetin?

    bizler bu halka boyunlu kadınları ne kadar tuhaf ve sağlıksız buluyorsak, sünnet fikrine uzak insanlar da sünneti aynı şekilde tuhaf ve sağlıksız ve gereksiz buluyor olmalı.

    şöyle diyor olmalılar:

    "dünyanın bir yerlerinde, hem de epey yaygın bir biçimde, bütün çocukların bedeninden bir parça kesiliyormuş. biraz daha küçük bir bölgede ise, kız veya oğlan farketmeksizin ve bu uygulama hiç sorgulanmadan sürüyormuş. üstelik öyle böyle zararsız bir yerlerinden, misal diz kapağının arkasından, küçük ayak parmağından veya kulak memesinin ucundan değil, cinsel organlarından bir parça kesiyorlarmış ve bu kesme ameliyesini şaşaalı törenlerle* kutsuyorlarmış. deli mi bunlar? cinsel bölgeye odaklanmış bu gelenekten sağlıklı bireyler çıkması mümkün mü?"

    peki, halka boyunlu kadınlar ve onları bu halkaları takmaya zorlayan* erkekler deli mi?

    tabii ki deli değiller. inançlarının, kültürlerinin gereğini yerine getiriyorlar. afrika'nın ve ortadoğu'nun kabileleri binlerce yıllık ritüellerini sürdürüyorlar sadece.

    bireylerin sağlıklı olup olmadığı ise, bu geleneğin örtüsünün yırtılıp yırtılmadığına bağlı. şayet kapalı toplumda hiç kimse sünneti sorgulamıyorsa, o toplumda dışarıdan gelen aksi görüşler doğrultusunda bilişsel çelişki* de olmayacağı için zihin (ve beden) sağlığında da bir sorun çıkmayacaktır. yeter ki o uzak coğrafyalardan birileriyle temas kurulmasın veya o toplumun içinden çıkacak bir takım aklıevveller geleneği sorgulamasın.

    o gelenektir ki tahakkümü, cehaleti, sömürüyü ebediyen korumak ister dogmanın gücünün yettiği kadar.

    .

    .

    ***uzun edit***. erkek sünnetini pek kafa yormadan "refleks" ile savunma dediğim hususun güzel bir örneğini verirsem, yazdıklarımın ana fikri daha iyi anlaşılacaktır sanırım.

    mesela, şöyle bir fikir beyanını ele alalım:

    "kadın sünneti female genital mutilation [dişi cinsel organının kesilmesi] diye geçerken erkek sünnetinde bildiğim kadarıyla fonksiyon kaybı olmuyor. dolasıyla karşılaştırmak çok doğru olmayabilir."

    bu ifadede, terazinin bir kefesine kadınların cinsel organının kesilmesine dair olgu konmuş ve diğer kefesine de erkeğin cinsel organının kesilmesine dair işlev konmuş.

    olgu olarak, sonuçta ikisi de bir "mutilasyon"dur [bir uzvun kesilmesi]. o bakımdan bir fark yok.

    gelelim iki cinsiyetin sünnetlerinin işlevlerine, ki itirazım tam da burada:

    kadın sünnetinin savunulacak tarafı yok; ortak kabulümüz, itirazı olan yoktur herhalde.

    peki erkek sünnetini savunulabilir kılan nedir? fonksiyon kaybı olmaması mı? eh madem fonksiyon kaybı olmuyor, o halde kesin gitsin canım. hem cillop gibi estetik durur kesersek! bu mudur erkek sünnetinin savunması?

    özel mesajla gelen bir başka fikir beyanını ele alalım; tam da duymayı beklediğim sözler bunlar:

    "tüm dini yada geleneksel adetlerin dışında tutarak sünnet'in sağlıksız olmasını söz konusu bulmuyorum. çocuk cerrahisi denen bir şey var sonuçta. sağlıksız olsa muhakkak bunun yapılması engellenebilir. halka takıp boyundan kemik çökertmekle eş tutulmamalı. ayrıca kadın sünnetine karşı çıkılmasının en büyük nedenlerinden biride cinsel ilişkiden zevk almayı önlemek amaçlı yapılıyor oluşu. sağlıksızlıkla ilgilenilmesinden değil. penis kanseri ve idrar yolları enfeksiyonları gibi hastalıklar sünnetli erkeklerde çok daha az görüldüğü bir çok doktor tarafından söylenen bir şey."

    erkek ve kadın sünnetleri arasındaki farkları kuvvetle vurgulamak, erkek sünnetini haklı çıkarmaya (aklamaya) yönelik önemli argümanlardan birini oluşturuyor. kadın sünnetini suyun dibine batırınca sanki erkek sünneti seviye farkı marifetiyle yüzeyde yükseliyor gibi bir yanıltıcı izlenimden yararlanmak istiyorlar bu vurgudan medet umanlar. hiç kimse ikisinin arasındaki benzerliklere, yani her ikisinin de anafikrinin bir organın, üstelik de cinsel organın vahşice kurcalanması (erkek kesiliyor - kadın dikiliyor) olduğuna değinemiyor. zihinlerde bu sıçramayı yapmaya engel var.

    ortak görüş şu: "ama aynı şey değil."

    benim görüşüm şu: "evet aynı şey."

    aç parantez; erkek sünnetinin sağlıklı olması konusunu hiç kimse girmesin lütfen çünkü koca bir hurafedir bu. sadece nadir görülen bir rahatsızlığa iyi geldiği için erkek nüfusunun tamamına iyi geliyormuş yanılgısının arkasına sığınmak beyhude. eğer çok gerekiyorsa, o rahatsızlığı olan birkaç kişiyi sünnet edersin, olur biter. toplumda birkaç kişi tavşan dudaklı* (yarık damaklı) doğuyor diye, herkese tavşan dudak ameliyatı mı yapıyorsun? hayır, yapmıyorsun. sadece o rahatsızlıktan muzdarip olanları tedavi ediyorsun.

    erkek sünneti, bilinçaltlarına işlemiş o kadar büyük bir tabu ki toplum olarak kendimizi bunun gereksizliğine inandıramıyoruz. tabii bunda bu konuya müthiş büyük bir zihinsel ve bedensel "yatırım" yaptığımız gerçeğinden sıyrılamamamız önemli bir rol oynuyor. nedir o zihinsel ve bedensel yatırım? bir kere bütün erkekler halihazırda sünnetli; daha ne olsun. ikincisi, dogma o kadar güçlü ki, sorgulayıcı düşüncenin bütün giriş/çıkış kapıları kapanmış.

    dinle alakası olmayanların bile ileride (yatılı okulda, askerde, evlilikte, vs.) sorun olmasın diye erkek evlatlarının pipisi için düşündüğü şey şu: "kestirelim gitsin, başı ağrımasın, eski köye yeni adet getirip suları bulandırmayalım. getirisi götürüsünden fazla olur."

    aynen budur. dogma bağlamış elimizi kolumuzu.

    karşı görüşün zinhar olmadığı böyle bir ortamda tabii ki doktorlar ve araştırmacılar "resmi" görüşe uygun bulguları elleriyle koymuş gibi bulurlar. yani önce hipotezin sonuçları ilan edilir ve araştırma ondan sonra yapılır ve hatta örneklem en son belirlenir. peki ya araştırmadaki kontrol grubu? ona gerek bile yok. arabayı öküzün önüne koşmanın en şahane örneğidir bu.

    .
  • "ya manyakmısınız olm? kafanız iyi mi?" demek istediğim olay.
    neresinden tutarsan tut elinde kalacak olay ayrıca.
    cinsel ilişki ya da şöyle söylemek daha doğru varolan tüm ilişki çeşitleri, her iki taraf da mutluluk duyduğunda, zevk aldığında değerlidir, heyecan verir
    benim eşimi ben mutlu edeceğim ki o da beni mutlu edebilsin (vica versa)
  • kesinlikle sünnet olarak adlandırılmaması gereken vahşet. dünyada da artık sünnet sözcüğü yerine mutilation kullanılıyor.

    sünnet sözcüğü, bu yaşanan vahşeti dinen kabul edilebilir, erkeğinki gibi hafifletilmiş bir hale sokuyor. oysa erkek sünnetiyle hiçbir alakası yok. erkeğin penis ucundaki deri parçası yerine penis başı (bkz: glans) kesilseydi veya testisleri alınsaydı, o zaman aynı sınıfa sokabilirdik belki. hayır erkeklerin sünnet olmasını savunmam hiçbir zaman. ancak asla kadınların başına gelenle bir tutulmaması gerekir. hiç adil değil.

    geçenlerde belgeselde izledim. bunun belli aşamaları var. en fena olanı, kesme-biçme işlemlerinden sonra vajina girişinin kapanacak şekilde dikilmesi. (şurdaki tabloya göre type iii cinsinden http://oi55.tinypic.com/slsg1s.jpg) öyle ki idrar ve regl çıkışı için ufak bir boşluk bırakılıyor sadece. küçük yaşlarda bu işleme maruz kalan kızlar yaklaşık 15-16 yaşlarında evlendiriliyorlar. tabi ilk hafta cinsel birleşme olmuyor, onun yerine hazırlık süreci başlıyor. dikilen vajina açılıyor ve yaranın iyileşmesi için kıza bir hafta süre veriliyor. kız o bir haftayı bacaklarını hareket ettiremeyecek kadar sımsıkı sarmış uzun bir etekle dolaşarak geçiriyor (daha doğrusu oturarak). bu arada kocasını da boş bırakmıyor, çadırında keyif yapan eşinin ayaklarını yıkıyor, onunla ilgileniyor. eğilip kalkarken çektiği acıyı yüzünden anlayabiliyorsunuz... 1 hafta sonunda da ilk kez birlikte oluyorlar.

    yani şu görüntü o kadar gaddar ve vahşice canlanıyor ki gözümde, bu çağda yaşandığına inanamıyorum. ama gerçek ne yazık ki. afrika'da halen böyle yaşayan halklar var ve şu an dünyada bu uygulamalara maruz kalan tahminen 70 milyon civarı kadın bulunmaktaymış.

    united nations 2003'den beri her yıl 6 şubatta bu vahşi ritüelin son bulması için dünyanın dikkatini çekmeye çalışıyor. (bkz: international day of zero tolerance to fgm)

    beterin beteri var demekten kendimi alamıyorum. adice belki ama, halimize şükrediyorum.

    edit: link düzeltildi
  • ırak'ta sol muhalefet kitabından bir gazeteci ve sünnet edilen kadın;

    '' gazeteci (g): sünneti kim yapıyordu? kadınlar mı doktorlar mı? sünnet dinde yer alıyor mu?
    sünnet edilen kadın (sek): kadınlar 1500 yıl önceden beri, islam öncesi de sünnet ediliyordu. bu bir tür kültürel gelenekti. örneğin bugün afrika'da müslüman olmayan kimi bölgelerde de sünnet yapılmaktadır. islam'da muhammed tüm müslümanların lideri ve peygamberi olarak başa geçtiğinde ve tüm bölgenin kontrolünü eline aldığında kadınlar muhammed'i ziyaret etmiş ve bir talepte bulunmuşlar.

    - çok uzun süreden beri sünnet oluyoruz, buna son verebilir miyiz?
    - sünnet olun, fakat çok kesmeyin. sadece biraz alın.

    muhammed'in sözleri işte böyle. buna sünnet deniyor ve söz dinleme anlamına geliyor. muhammed'in bu sözü yıllar içerisinde islam tarihine ait bir gelenek haline gelmiştir. islam tarihinin bir parçasıdır. ama kur'an'da buna dair bir ifade yer almamaktadır. muhammed sünnete karşı olduğunu söylemeyince islamcılar da izin verdiğini söylemişlerdir.

    g: sonuçta sünneti kadınlar mı yapar?
    sek: evet, kadınları kadınlar, erkekleri erkekler.

    g: sünneti yapan aileden bir kadın mıdır yoksa aile dışından mı?
    sek: aile dışından, komşuların arasından bu işi yapan bir sürü kadın çıkar. bazen para karşılığı yaparlarsa da çoğu zaman bu iş allah rızası için yapılır. 96 yılında doktorlar da sünnet yapmaya başladı çünkü klitorisi kesilen kızların enfeksiyon kaptığı, kanamalarının durmadoğı ve öldükleri sık sık söyleniyordu.. o kadar çok kız ölmüştü ki doktorlar temiz ve profesyonel olarak bu işi yapmaya aday oldular. '98'de ben bu ülkeden ayrılırken insanların çoğu doktorda sünnet oluyordu.

    g: kızlar kaç yaşında sünnet oluyor?
    sek: doğumdan sonraki ilk gün ile sekiz, on yaşları arasında sünnet yapılmalıdır. genellikle 7 yaşına doğru yapılır. üç ile yedi arasında. ben 5 yaşındaydım sünnete maruz kaldığımda.

    g: nasıl olduğunu anımsıyor musun?
    sek: elbette hatırlıyorum! babam hala yaşıyordu. işteydi. teyzem beni sünnet etti. teyzem bu konuda çok ünlüydü. hatırlıyorum, daha önce hiç bu kadar sıcak suyla banyo yapmamıştım. banyoya girdiğimde sıcak su çoktu. ''kim yıkanacak'' diye sordum, ablam cevap verdi. ''bu senin için, özel.'' çok mutlu olmuştum, hemen küvete atladım. ablam banyoyu bana bıraktı ve çıktı. sonra dönmedi. yirmi dakika, yarım saat bekledim, gelmedi. ''ablaaaa'' diye bağırdım, annem ve teyzem birlikte geldiler. çırılçıplaktım. onları öyle üç kişi görünce sordum;

    - ne yapıyorsunuz burada?
    - sakin ol, hiçbir şey! sana küçük bir şey yapacağız. eğer uslu bir kız olursan, sana bir sürü oyuncak alacağız.

    o anda usturayı gördüm, ustura ile bir şey yapacaklardı, yepyeni. çok keskin bir ustura. usturayı görünce hemen anladım. bundan konuşulduğunu duymuştum, çünkü tüm kızlara yapılıyordu. bağırdım, koşarak kaçmaya başladım. beni yakaladılar ve suya götürdüler. ablam ''sakin ol!'' diyerek başıma vurdu. bağırıyor ve ağlıyordum. bacaklarımı tuttular, ablam birini annem diğerini. ve de ellerimi. teyzem geldi ve kesti.

    sonra çıktılar, kanım tazyikle küvete akıyordu. kanamanın azaldığını hatırlıyorum, çünkü tüm banyo kan olmuştu zaten. sonra teyzem geri geldi, beni tekrar yakaladılar. bağırdım;

    - neler oluyor, olmadı mı? kestiniz zaten, kestiniz!
    - hayır o çok küçüktü, biraz daha büyük kesmeliyiz.

    sonra yine kestiler, ikinci kez. her yerde kan vardı.
    ardından beni yatağa götürdüler. günlerce, bir hafta boyunca hiç kıpırdayamadım. yürüyemiyordum. çişimi yapmak için bile tuvalete gidemiyordum, çünkü çok ağrım vardı. dahası enfeksiyon kapmıştım, tamamen enfekte olmuştu yara. ateşim çok yükselmişti. hastalanmıştım. yemek de yiyemiyordum artık, her şeyi kusuyordum. sonra babam bağdat'tan döndü. beni görünce ağladı. babama onların yaptıklarını anlattım. bana her şeyin iyi olacağını söyledi ve yanımdan ayrıldı.

    benim deneyimimde asıl kötüsü, ölene dek asla onların bana yaptıklarını unutmayacak olmam. bir kabus gibiydi. büyüyene kadar, evlenene kadar.. her gece rüyamda beni yakaladılar ve kestiler. tamamen çökmüştüm ve zamanla biraz unuttum, fakat evlendikten sonra, orgazm olmayı başaramamak korkunçtu. evliliğimin başlarında kocam bana her gece tecavüz ediyor gibiydi. beni beceriyor ve gidiyordu.

    sonra kadın sünnetine karşı pekçok faaliyette yer aldım. önlemler aldık, açıklamalar yaptık. ''
  • şurada, erkek sünnetinin erkekegemenin tespiti ve olumlanması olduğuna dair bir şeyler yazmıştım. (bkz: #20341698) erkek sünneti, menstrüasyonun ikamesidir ama bir yandan da, yaşanan kanamanın cerrahi bir müdahaleden kaynaklandığı bilgisi sabittir. bu nedenle kadın sünneti, halihazırda yaşanacak olan kanamanın bir benzerini erkek sünnetine benzer bir cerrahi müdahaleyle gerçekleştirerek, temsilin aslı ikamesine yol açar. yani böylece, kadın menstrüasyonu da temsili düzlemde erkeğinki gibi cerrahi müdahale kaynaklı olur. hani yılan, deri değiştirmesiyle gılgamış destanı gibi pek çok mitolojik metinde ölümsüzlük simgesidir ya. erkeğin sünnet olarak deri değiştirmesi, yani tanrısallığa ererek yeni panteonda yerini almasına önayak olan pratik de, aynı zamanda kadının bedensizliğini ve doğurganlığını (yani ya yok, ya çok olmasını) cerrahi müdahaleyle güdüleyerek dünyevileştirir. bu nedenle en ortodoks islam pratiği sadece erkeğin değil, kadının da sünnet edilmesini, böylece her iki cepheden yakınlaşmayı dayatır.

    işin bir de şu tarafı var. kadın sünnetinin ataerkil anlamını bulması için erkek sünnetinin bir önkoşul olması, erkek sünnetinin pratik edilmediği islam ülkelerinde kadın sünnetini anlamsız kılar. ama erkek sünneti, ister tek başına, ister kadın sünnetiyle birlikte, her koşulda işlevseldir. işte bana sorarsanız bu işlevsellik hiyerarşisi bile erkekegemen kodlara çalışıyor. cinsel ilişki için geçerli olan ve islam ülkelerinde de yarım yamalak da olsa tanınan rıza yaşı koşulunu sünnet gibi doğrudan bedensel bütünlükle ilintili bir alanda tanımamakla çocukların, doğurganlık ayrıcalığını simgesel düzlemde de olsa erkeğe vermekle de kadının erkekegemen toplumdaki öteki rolünü tayin etmiş oluyorsunuz. yani şöyle de diyebiliriz. kadın, sünnetsizliğiyle de sünnetlidir. erkek sünneti zaten kadın sünnetidir.
hesabın var mı? giriş yap