şükela:  tümü | bugün
  • cinsiyet rollerinin en eskisi ve en geçerlisi 'korunmaya ve sevilmeye muhtaç' kadınla, 'güçlü, sahip çıkan' erkek kalıplarıdır.
    kadının cinsiyet rollerine ayrıca eklenen bir yığın kalıp yargı daha vardır; toplum yaşantısına baktığımızda şu tabloyla karşılaşırız:
    kadın zariftir, kadın kırılgandır, kadın sokakta sigara içmez, kadına öncelik verilmelidir, kadın hesap ödemez, erkek hep çalışmak zorundadır, kadın evde de oturabilir bunda bir sakınca yoktur, kadın hep seksi olmalıdır, hep bakımlı ve makyajlı olması kendi yararınadır, daima dikkat çekici ve istek uyandırıcı olursa eşi tarafından aldatılmaz...
    erkek dışarda eğlenebilir, gece geç vakit eve gelebilir, çapkınlık da yapabilir, erkektir zira, yaşlandıkça olgunlaşır erkek, kadınsa yaşlandıkça piyasadan çekilmelidir o yüzden 25 yaşına kadar kendine bir sahip edinmelidir (yani erkek), erkek şişman olabilir hatta göbekli olması tercih sebebidir ama kadın her zaman fit olmak zorundadır... ayrıca kadın sakin, sessiz, fazla konuşmayan, tutkulu ama hizmette kusur etmeyen olmalıdır, kıskanç ve sürekli konuşan kadınlar kaybeder; erkekse aksi, kıskanç ve baskıcı olabilir, bu onun aşk göstergesidir...
    tüm bu yukarda yazdıklarıma bir dolu şey daha ekleyebilirsiniz, tüm bunllar kadınlar ve erkekler arasında cinsiyet rollerinin uzantısıdır...
    cinsiyetler arasındaki eşitsizlik çocuk istismarı ve ihmaline de kaynak oluşturmaktadır...

    akla hemen gelen ilk örnek:

    ülkemizde okuma yazma oranlarına ve okula katılım oranlarına baktığımızda, kız çocuklarının erkeklere oranla daha düşük düzeylerde kaldığını görüyoruz.
    kız çocuklarının okumasının gereksiz olduğuna inanan aileler genel nüfusunun hala büyük çoğunluğuna denk düşmektedir, eğitim eşitliği kadının toplumca belirlenen cinsiyet rolüne ait bir öğe olarak görülmemektedir, eğitim kadın için lükstür.
    istatistiklerle olaya baktığımızda görülen oranlar eşitsizliğin ihmal ve istismara yol açtığı tezini desteklemektedir:
    ''-hacettepe üniversitesi nüfus etüdleri enstitüsünce yapılan nüfus ve sağlık araştırması'na göre eğitimsiz erkeklerin oranı yüzde 10.7 iken kadınlarda bu oran 25.4'tür. temel eğitimde 6-12 yaşlarındaki erkeklerin okula devam yüzdesi 78.7 iken kızların 69.7'dir. bu oran 6-15 yaşlarında erkekler için % 74.0, kızlar için % 62.6'dır. yaş arttıkça erkek ve kızlar arasındaki fark da artmaktadır. 16-20 yaşlarında bu oranlar erkekler için 31.6, kızlar için 19.6'dır.
    daha önce okula devam etmiş ancak okuldan ayrılmış bulunan 15-24 yaş arası kadınların okuldan ayrılma nedenlerine bakıldığında ilkokulu bitirmemiş olanlarda en önemli okuldan ayrılma nedeni ailelerin izin vermemesi (% 36), ortaokulu tamamladıktan sonra bırakanlarda en önemli neden sınavlarda başarısız olmalarıdır (% 36). bu kadınların % 8'i okulu bırakma nedeni olarak evlenmelerini göstermişlerdir.''**
  • eski çağlardan günümüze kadar uzanan, içgüdüsel boyuta gelmiş oluşum. maalesef bazen hep aynı rolleri oynatabiliyor hayat.
  • yapılan araştırmalarda aşağıdaki çarpıcı sonuçlara ulaşılan her kültürde bir şekilde varolan eşitsizliklerdir bunlar...

    ''-yapılan araştırmalar kızların çalışma yaşamına gönderildiklerinde de, iş seçimi yapılırken ücret düzeyinin öncelikli ölçüt olarak kullanıldığını ortaya koymaktadır. erkek çocukların ise meslek edinmeleri öncelikli ölçüttür. kız çocukları için yapılan iş seçiminde, meslek öğrenmenin değil de, daha çok ücret elde etmenin öncelik kazanması, bir istismar ve ihmal kaynağıdır.
    hacettepe üniversitesi nüfus etüdleri enstitüsünce yapılan nüfus ve sağlık araştırması'na göre de 15-19 yaş arasındaki çalışan kadınların yarısından fazlası kazancın nasıl harcanacağına kendisi karar vermemektedir (%52.2).
    kız ve erkek çocuklar, aileleri tarafından çalışmaya yönlendirilirken, istatistiksel yönden de önemli farklı kaygılar ortaya çıkmaktadır. erkeklerin meslek edinmeleri beklenirken, kızların yalnızca aile bütçesine gelir getirici rolleri öne çıkmaktadır.
    fişek enstitüsü çalışan çocuklar vakfı'nın genç kızlara denizli ve ankara'da uyguladığı anket sonuçları da, bu araştırma sonuçlarıyla uyumludur. çalışan kızların denizli'de % 51'i ankara'da % 46.0'sı aldığı paranın tümünü ailesine verdiğini ifade etmiştir. çalışan kızların dörtte üçü aldıkları paranın tümü ya da bir kısmını ailelerine vermektedir.''*
  • roller esit degil repliginin cikis noktasi. dengesizligin oldugu her yerde zayif olan kaybeder ama uzun vadede guclu olan da kaybetmis sayilir*.. cunku toplum olarak istesek de istemesek de diger insanlara bagliyizdir ve biz ne kadar guclu olursak olalim bu dengesizliklerin ucu bize de bir yerlerden illaki dokunacaktir.. biz bunu bilincli olarak fark ederiz veya fark etmeyiz, ama bu boyledir. hirs, acgozluluk, bencillik, merhametsizlik ve vicdansizlik icimizde bize hakim olmaya devam ettikce de bu degismeyecektir.. sayica goze cok gorunmeyen tek basamakli rakamlari alt alta yazip topladigimizda sonucun nasil olup da uc basamakli bir sayi ciktigina hayret edebiliyorsak, biraz daha insan olmaya gayret ettigimizde nelerin olabildigine de o kadar hayret edecegizdir.

    (bkz: dunyayi duzeltmek istiyorsan kendinden basla)

    - dunyayi duzeltmek mi? cok da skimdeydi afedersin [demokratik sozlukte cogunlugun sesine de yer vermek istedim]

    - esit olalim di mi?
    - olalim tabii
    - esitligin saginda mi yatarsin yoksa solunda mi?
    - ya ben cam kenari alayim mumkunse
    - tamam senin icin balkona bi yatak atariz
  • varolan, süregiden bir eşitsizlik.

    bu eşitsizliğin giderilmesi için, kadın ve erkeği eşitlemeye çalışmak yerine; adaleti eşitlemek, yani adil davranmak, insan olmak, sunulan fırsatları, imkanları eşitlemek gerekir...

    kızları okutmamak, çocuk yaşta evlendirmek, rızası olmadan kocaya vermek, kocasına köle olmasını istemek, hayatını mahvetmek ne akla, ne mantığa, ne insafa ne de dine sığar...

    kadına cinsiyetinden dolayı ayrımcılık yapmak,
    pipisi yok diye 2. sınıf insan saymak ve hayatın bütün zorlarını ona yükleyip, nimetlerinden mahrum bırakmak; ilkelliktir.
  • eldeki düzende var olan zilyon tane eşitsizlikten sadece bir tanesi. sanki böyle olmaması gerekirmiş gibi bir bakış açısına sık rastlanır. eşitlik ve eşitsizlik birer eşit olasılıklı durumdur. mevcut koşullarda önümüzdeki maçlara bakmak esastır.
  • ataerkil toplumlarda sikca karsilasilan bir sorundur, simone de beauvoir'in 'the second sex' adli kitabinda dedigi gibi 'kadin dogulmaz, kadin olunur'. bundan de beauvoir'in demek istedigi ataerkil toplumlar, kadinlari ayri bir kategoriye koyarak onlara cinsiyete bagli gorevler yuklerler. boylece kadinin potansiyel gucunu kucumserler ya da kucumsemek islerine gelir, ne de olsa tek tanri'li dinlerin cogunda belirtildigi uzere kadin, erkegin kaburga kemiginden yaratilmistir! buna gore oncelikli ve ayricalikli olan cins erkektir! sosyo-kulturel acidan kadin cocuk dogurmak ve annelik gorevleri ile kosullandirilmistir. tabiiki de de beauvoir'in cikarimlarindan bu yana yarim asirdan fazla bir sure gecmis olsa da ataerkil toplumlarda, toplumumuz da buna dahil, halen bu duzenin yankilarina rastlanmaktadir. en basitinden televizyon reklamlarinda cogunlukla karsimiza cikan tabloda kadin genellikle ev isleri, cocuk bakimindan sorumluyken, erkek ailenin reisi olarak yansitilmaktadir. bu durumda gorev kadinlarin uzerine dusuyor. kadinlar bu duzene isyan etmedikce, degisimlerin olmasi dusunulemez. degisimin gerceklesebilmesi icin de egitimle beraber kadinin bilinclendirilmesi sart. ogluna toz kondurmayan, oglunun yatagini toplayan, bavulunu yerlestiren, oglunun tum istedigi yemekleri yapmak icin saatlerini mutfakta harcayan mazosist kadinlar oldugu surece cinsiyete bagli gorev dagilimi daha cok devam eder.
  • kadin ve erkegin cinsiyet rolleri esitsizligi hakkinda yapabilecegimiz sosyolojik ve psikolojik cikarimlarin hepsi, kendilerine bicilmis, toplumsal cinsiyet esitsizlikleri etrafinda donecektir. diger turlu zaten kadinlar emzirmek, dogurmak, adet gormek gibi durumlarla acik ara farkla bayragi sallarlar.

    bazi toplumsal cinsiyet basmakaliplarinin neredeyse tum kulturlerde kabul edildigi incelenmisti bu konuda ilk yapilan arastirmalarda. buna gore erkekler aktif, agresif, bireysel falan gorulurken kadinlara daha cok duygusal, bagimli, seksi gibi sifatlar uygun goruldu. bunun disinda daha yuzlerce basmakalip var bu farkli cinslerin ustune yapisan. erkek evini gecindirmeli, korkusuz olmali, kadin cocuk bakmali vs. tabii bunlarin hepsinin boyutu icinde yetisilen kulture gore degisiyor. mesela, bu basmakalip farkinin cok yuksek oldugu ulkelerin ayni zamanda tutucu, hiyerarsinin daha fazla oldugu, kadinlarin universite mezunu olma oraninin daha az oldugu ulkeler oldugu gozlenmis. turkiyenin de pek polyannacilik yapmazsak bu kategoriye girebilecegini cikarsayabiliriz.

    peki nasil olusuyor bu esitsizlikler? cok net bir sebep olarak, ureme sureclerinin farkliligindan dolayi kadin ve erkegin gectigi cesitli is bolusumu surecleri bu esitsizliklere yol acabilecek davranislarin bu tur karakteristiklerle anilmasina neden olmus olabilir. bir de tabii, mutlaka, medyanin rolu es gecilmemeli. soyle bir dizilere falan goz attigimizda evde gosterilen kadinla, sirkette, sporda tum aktif alanlarda gosterilen adam sayisini karsilastirdigimizda nasil bir mentalite asilandigini gormek pek zor olmaz. artiiiii, basmakalip dedigin sey bulasici, cok cabuk yayilan bir seydir. etrafimizda, bir ton kendini gerceklestiren kehanet ornegi goruruz. mesela, simdi deneyin tum ayrintilarini hatirlayamadigimdan bu konuya uyarlamak icin manipule etmemde bir sakinca olmayacaksa bir ornek vereyim. bir matematik testine girmeden once bin kere "sen matematikten, hesaptan kitaptan ne anlarsin be kadin?!" diye kafasina kafasina vurulan bireyler, boyle bir manipulasyonla karsilasmayan bireylere nazaran daha dusuk performans gosterirler. buna stereotype threat diyorlar bilim camiasinda. yani bilelim ki, basmakaliplarla insan etiketlemek cok tehlikeli bir seydir.

    yani bilemiyorum. illa evine bakan, guclu gorunmesi gereken, kaba, korkusuz olan bir erkek adam olma zorunlulugu hissetmiyorsaniz kendinizde; kadinlar da duygusal, ev hanimi, miymiy falan gorunmek istemiyorlarsa, insanlari basmakaliplamaktan oldukca uzak dursunlar. insanin istemedigi rollerin kendine bicilmesi kadar sikici bir sey yok su dunyada.
  • an itibarı ile hemen değişmesinde hiçbir sakınca görmediğim roldür. kadınlar çalışsın, kadınlar savaşsın ister rol ister fiziki kuvvetten kaynaklansın erkeğin yaptığı herşeyi kadınlar yapsın. bütün minibüsçüler, taksiciler kadın olsun mesela ya da kadınlar koşsun erkeklerin peşinden de erkekler aptal aptal bi havalara girsin.
    yani ne bekleniyordu ki, eşit mi olacaktı*. iki tarafın da güçlü-zayıf olduğu yönler var, böylesi daha güzel. nedir bu eşit olacaz diye tutturmak. ha tabii medeniyet bunu olanca gücüyle eşitlemeye çalışıyor o da ayrı*.

    (bkz: varsa bir durum yapalim acik oturum)