şükela:  tümü | bugün
  • bu başlık altında kadın yazarlarımız, kendilerine dair erkek yazarlarımıza tavsiye ve bilgi vereceklerdir.

    ilk tavsiye olarak, doğruluktan sakın şaşmayın. doğruluk terazisi bir kere bozuldu mu yeniden dengeye getirmeniz acılı olabilir. varsın dürüstlükle acı çekin. ve acınızı zamanında yaşayın, geç kalındığında o acı çok daha büyük olur.
  • diğer başlıklar kadar ilgi çekmeyen başlıktır.

    çünkü "öğüt" kelimesi tavsiye yerine de geçse karşı cins tarafından küçümseyici bir tabir olarak algılanıyor zannımca.

    evet efendim... belki haddime değil bunları yazmaya niyetlenmekte boşuna bir çaba ama ne bileyim yaşça küçük, büyük demeden, laftan anlayanınız okuyorsa bu satırları belki bir "işe" yarar yazacaklarım diye düşündüğümden yazıyorum.

    öncelikle "doğruluk" çok güzel bir tavsiye ama uygulaması zor yine de buna rağmen uygulamanızı ben de tavsiye ediyorum. temelinde güven olmayan hiçbir ilişki dostluk olsun, sevgililik olsun evlilik olsun uzun ömürlü olmayacaktır.

    o yüzden ben de size güvenini kazandığınız bir insanın güvenini kaybettirecek hareketlerde bulunmamanızı öneririm. bu da yazmada kolay uygulamada zordur.

    güzel müzikler dinleyen bir kadını üzmeyin. sadece güzel müzikler dinliyor diye değil aslında bile isteye kimseyi üzmeyin efendiler. ince ruhlu hassas varlıklar olsalar da güçlü görünmeye çalışır kadınlar, aslında güçlü olsalar da içten içe "sevilme" sevildiğini hissetme ihtiyacı içindedirler... en azından istisnalar kaideyi bozmaz çoğunluğu benim yazdığım gibidir, ben de dahil.

    aslında bunu kabullenmek istemezler ama öyledirler. bu dünyada şefkat ve sevgi gösterilmeye değer duygulardır bunlar yaşama sevinci verir ve hayatı güzelleştirir ve anlamı kılar. verildikçe kaybolmayan çoğalan tek unsurdur sevgi.

    o yüzden her ne koşulda olursa olsun sevgisizlikle kimseyi sınamamak gerek. içi kurumuş olanları yeşertecek olanlar buna değerlerse "o" insanlarla karşılaşmalarını dilerim. mutsuzluklarını, değersiz hissedişlerini sonlandıracak insanlarla yolları kesişir umarım.

    bu mecrada ya da genel olarak -hem sanal hem de gerçek- hayatta o kadar incelikten yoksun "insanlarla" kesişti ki yolum anlatsam şaşırmazsınız ama. çünkü siz de onlarla karşılaşmışsınızdır kanımca. iyi insanlarla da kesişse de yollarım, kalplerinden kötülük fışkıranlar sözlerine yansıttıkları çirkinlikleriyle bana ulaşanların sayısı iyilerden bir nebze fazla geldi gözüme...

    keşke empati herkesin yeteneği olsa, keşke vicdan herkeste sözünü dinletebilse. keşke her türlü herkese uygulanan "şiddet" hayatımızdan mucizevi bir şekilde yok olabilse.

    hepimiz hayatımızın bir döneminde "şiddete" maruz kalıyoruz, fiziki ya da sözlü olması onun bir şiddet olmasını değiştirmiyor, hissettirdiklerini de.

    o yüzden siz geleceğin "baba" adayları, baba olmayı düşünmeseniz de insan olabilmelisiniz öncelikle. kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapmak, duymak istemediğiniz bir sözü başkasına söylemek, karşınızdakinin duygularını umursamadan kırmak, yermek sizi "iyi" bir insan yerine kötü yapar, bu kadar net. kötü olmayı umursamıyorsanız da hayatınızda gerçekten mutlu olacağınızı sadece sanıyorsunuz demektir. çünkü herkes yaptıklarının bedelini er ya da geç öder ve yaşattığını yaşamadan bu dünyadan ayrılmaz... bir kalbi kırdıysanız sizin de kalbiniz kırılır ben buna inanıyorum. o yüzden bile isteye kırmayın bir insanın kalbini...

    her şeyin temelinde saygı sevgi ve sadakat olmalı. eğer bunlar varsa o ilişki sağlam demektir bana göre ve ancak bunları karşılayabiliyorsanız devam eder türü ne olursa olsun o ilişkinin. bu şartları sağlamalısınız.

    geçenlerde başka bir entrymde yazdığıma yanıt olarak bana özelden bir kimse "hayalindeki adamdan bahseder misin biraz" demişti ben de ona yanıt olarak şu yazdıklarımı yollamıştım.

    "entrylerimde uzun uzun bahsettim... kısaca atatürk’ün yolundan giden, düşünce olarakta görsel benzerlik olarakta ona benzeyen, sevdiği işte çalışan, sadık, güvenilir biri hem kendine hem de dünyasına hayrı dokunan biri hayalimdeki adam." demiştim.

    bana yanıt olarak "çok beklersin" yazmıştı. kendisine yanıt vermedim konuşma daha da uzamasın diye ama belki gerçekten "çok beklerim" belki de zaten "çok bekledim" ama beklediğime değeceğini umuyorum. yollarımızın bir gün kesişeceğini umuyorum...

    önemli olan ne kadar beklemek değil, beklediğine değecek olması belki de beklediğim gibi biri gelmeyecek daha iyisi gelecek kim bilir... ben hak ettiğimi düşünüyorum öyle birisini... ama benim böyle düşünüyor olmam gerçekten hak ettiğim anlamına gelir mi orası da meçhul...

    belki daha zamanı vardır... bilmiyorum eskiden daha hayalperest olduğum zamanlarda "o" doğru kişinin hayatıma erkenden girmesini isterdim, birlikte sahip olacağımızdan daha fazla zaman geçirebilmek adına sanki bir yol arkadaşım olunca bana koşulsuz güvenip seven daima yanımda olacak hayata karşı daha cesaretli olurum sanmıştım...

    cesaret sandığımın aslında ihtiyaç duyduğum bir boşluğu doldurmasını umduğumu yeni fark ettim. cesarete sahip olmak için birine ihtiyaç duymak acınası gelebilir kulağa ama bu o cesarete onunla sahip olup dünyayı dolaşırken yalnız olmamaktı aslında temelinde. ama yine de tek başına dünyayı dolaşmaktansa o bahsettiğim insanla dolaşmak daha zevkli olurdu.

    tek başıma yurtdışında bir dönem okurken anladım bunu. tek başına zevki çıkmıyordu bazı şeylerin ne kadar kendini özgür hissetsen de, yalnız olmayı sevsen de fotoğraf çekmek ve selfi yapmakta tek başına olunca pek heyecanlı gelmemişti bana.

    o anı paylaşan biri olmadıktan sonra yanında o fotoğrafı sosyal medya hesaplarına yüklemişsin, bakan gözlerden senin cesaretine hayran olanlarla seni kıskananlar olmuşsa da ne, sanki mutlu gibisin ama yarım kalmış hissini göremezler bakanlar sen bile kendine bunu itiraf edemezken.

    o zamanlar 21 yaşımda başıma gelince anladım. ailemden ilk defa ayrıldığım için kendimi özgür ve kendi ayakları üzerinde duran biri gibi hissetmiştim ve daha çok zamanımın olacağını... gencim ya sanki tekrar gelebilirmişim gibi gelmişti o zamanlar bordeaux'a tekrar yolum düşebilirmiş gibi... onu bulduğumda oraya birlikte gidebilirmişsiz gibi...

    bilemeyiz sevgili okurlar ne kadar zamanımız olduğunu o yüzden bir an önce girmesini isterdim hayatıma onun işte ama olmuyor sanırım işler öyle. garanti sanıyoruz ya bazı şeyleri yaşımız genç diye ama yaşa da bakmıyor ya işte zamanın tükendiği zaman bir an bir nefes fazla alamıyormuşsun işte.

    daha zamanı var belki de... ne kadar olacağı belirsiz olsa da... sırf evlenmiş olmak için evlenmemek adına, sırf çevremde gördüğüm evli ama mutsuz kadınlardan olmamak adına yalnız kalacağım belki "o" çok beklediğim gelemeyecek olursa...

    evet sevgili okurlar ne kadar uzun yazmışım farkında olamdan hala okuyorsanız teşekkürler şimdiden...

    yaşı ne kadar az ya da fazla olursa olsun kadınları anlamak zordur, elbette bunu biliyorsunuz (biz bile kendimizi tam olarak anlamıyoruz sonuçta değil mi?) önemli olan anlamaktan ziyade anlamıyor olsanız da sevmek ve daima yanında olmaktır.

    hani hastalıkta sağlıkta, iyi günde kötü günde diye bir söz veriliyor ya işte onun hakkını verebilmektir önemli olan. karşılıklı saygı ve sevgiyi kaybetmeden sadakatli olarak birbirine yol arkadaşlığı yapabilmektir.

    zaman görecelidir ya, umarım daima sevdiklerinizin yanında uzun, sevmediğiniz bir koşulda da kısa geçer...

    sevgili hemcinslerim size çok sevdiğim bir parçayı armağan diyorum. dua- necdet tokatlıoğlu

    umarım bu parçayı size söyleyecek birilerini sever ve sevilirsiniz...

    güzel günlere!

    edit: imla ve ufak bir not: tavsiyeden biraz temennilere geçmişim farkında olmadan... ben hep içimden geldiği gibi yazdım buraya üşenmek veya üşenmemek durumunu düşünmeden yazıyorum ya da uzun olsun kısa kalsın gibi bir amaçta gütmüyorum yazarken sadece yazıyorum, belirtmek istedim. geri bildirimler için teşekkürler.
  • üşenmeyen yazarlarda bugün.
  • sadece yazar değil diğer tüm erkeklere ve hatta insanlara tavsiye etmek isterim ki;

    değer gördüğünüzde artık sonu gelmez, sürekliliği zeval görmez yanılgısına düşmeyin. değer dediğimiz şey veren kişinin inisiyatifinde evet ama o da durduk yere göstermiyor bunu veya siz durduk yere hak etmiyorsunuz.

    bu nedenle her türlü tavır, tutum her ne haltsa değişikliğinizde, doğruluktan şaşmanız halinde almakta olduğunuzdan mahrum kalabileceğinizi aklınızın bir köşesinde tutmanız faydalı olacaktır.