şükela:  tümü | bugün
  • son altı aydır, deneme sürüşü içinde olduğum yaşam yorumudur.

    belki başka erkeklerin de ilgisini çeker ve hayatlarına biraz huzur gelir umuduyla ve bu yaşam yorumunu geliştirmeye katkısı olabilecek yeni fikirlerin de ortaya çıkabileceği beklentisiyle, konuyu burada detaylandırmanın yararlı olacağı inancındayım.

    40 yılı aşkın hayatımın büyük bölümünde kadın düşkünü, "çapkın" ve çok eşli bir adam kıvamında yaşarken, aradığım mutluluğu bir türlü bulamadığımı fark edip, kadınların aslında erkeklere mutluluk vermek, erkeklere hayat arkadaşlığı yapmak için değil, erkekleri sömürmek için yaratılmış olduğu gerçeğini kabul etmek durumunda kaldığım bir bilinç düzeyine ulaştığımı söylemek yanlış olmayacak.

    aslında küçük yaşlardan itibaren bu gerçeğin farkındaydım. gençliğim, hatalı düşünüyor olabileceğim ihtimalini göz önünde bulundurarak birlikte mutlu olacağım, hayat arkadaşım olacak doğru kadını bir gün bulabileceğim hayali ile geçti. dolayısıyla bu arayış bir insanı pratik olarak, çapkınlık kavramının sınırları içine sürüklüyor. çünkü bir kızla tanışıyorsunuz, kızı inceliyorsunuz, araştırıyorsunuz, analiz ediyorsunuz, bakıyorsunuz ki beklentilerinize cevap verecek potansiyeli var... ve haliyle daha yakından tanımak için ilişkiye giriyorsunuz...

    ancak yakınlaştıkça, ilişki derinleştikçe kızın aslında moronun teki olduğunu, aklını gelinlikle, düğünle, peri masalları ile bozmuş olduğunu, imi innnim bibim bini gilinlikli girmik isitiyir argümanıyla karşınıza çıkıp kendi moronluğunu anasının babasının üstüne yıkmaya çalıştığını görüyorsunuz ve hooop, doğru kadını arayış macerasında yeni bir ufka yelken açıyorsunuz.

    ayrıca şunun da altını çizmek isterim, kadınları analiz ederken, gelinlik ve düğün tutkuları aslında insanı rahatsız eden en son detaylardan biri.

    bunların kezbanlıklarını, şımarıklıklarını, prenses sendromlarını, cahilliklerini, insan yolmacı, enayi koca aramacı tavırlarını ben size saymamayım, ülkemizin güzide kezbanlarının ününün tüm dünyaya yayıldığını, kuzey avrupa sosyal ağlarında türk kızlarına yasaklar getirildiğini hepiniz biliyorsunuz.

    neyse, lafı uzatmayayım... 40 sene süren arayışın sonunda, o ablayı bulamayacağımı kabullenerek, iyi eğitim almış, iyi aileden gelen, iyi kötü kafa yapısı olarak da uyuştuğumuz bir ablamızla evlenmeyi de denedim. zira artık, erkeğin mutluluk arayışında, elimde kalan ve denemediğim son seçenek, daha önce bu yollardan geçmiş arkadaşlarımın, "gözünü kapatıp evleneceksin, hiçbir şey de sorgulamayacaksın, yoksa mutlu olamazsın," tavsiyeleri oldu.

    peki dedim, bir de bunu deneyelim. belki de trilyonlarca insanın bir bildiği vardır ve bu yüzden evleniyorlardır... sevmediğim ama nispeten hayat arkadaşı kriterlerime uygun olduğunu düşündüğüm 10 yaş küçük bir ablaylan dünya evine girdim ve girdiğim gibi ebemin amını görmem bir oldu. evliliğe beni ikna edene kadar aradığım kadın rolü yapan abla, evlendiği gün her kriterde 180 derece dönüş yaparak bana özet olarak, "seni nasıl da enayi gibi tasmaladım," mesajını vermiş oldu.

    neyse, bunlar bana çok koyacak şeyler değil, şu kısa hayatta altında kaldığım sorunların, yediğim kazıkların, düşüp düşüp kalktığım darbelerin yanında, evlenmek için yalan söyleyen bir kızın üçkağıdına ancak osurarak gülerim.

    ablamız, kandırarak avcuna düşürdüğü enayi kocasıyla sağa sola hava atıp, süper koca buldum diye gerine gerine gezerken, ben bu ablayı boşadığımda yeniden doğru kadın arayışına mı girmeli miyim, yoksa kadınları hayatımdan uzaklaştırarak, kadınsız, mutlu ve huzurlu bir hayatın fizibiletisine mi kalkışayım diye düşünmeye başlamıştım ki, bu ön çalışmalar sırasında, mgtow isimli, çok etkileyici, zeka dolu, bilinçlenmiş insanların ürettiği, kadın erkek ilişkilerine dair 40 yıllık gözlemlerim içinde gördüğüm en mantıklı, en tutarlı hareketle karşılaştım.

    yaklaşık bir yıl önce tanıştığım mgtow, bana "hayat arkadaşı" olmadan da hayatın çok güzel olabileceği gerçeğini hatırlattı. neden yıllardır bu "hayat arkadaşı" meselesine takılmışım, şimdi kendimi sorgulamaktan da geri duramıyorum.

    dolayısıyla ablayı boşadıktan sonra kadınsız, hayat arkadaşsız, huzurlu, kendimi keşfe ve geliştirmeye odaklı, dünyadan zevk alma üzerine kurulu yeni bir yaşam yorumunu hayata geçirebileceğimi fark ettim.

    ancak bunun için, mgtow'un türkiye'ye uyarlanmış farklı bir sürümünü veya daha doğru deyişle, bir türevini kullanmak zorunda olduğumu fark ettim.

    inceleyecek olursanız, mgtow, aslında evliliğin erkekler için anlamsız ve adil olmayan bir süreç olduğunu dile getiriyor ve dünya erkekleri mgtow felsefesi ile evlenmeye karşı çıkıyorlar.

    ancak bizim ülkemizde sorun sadece evlenmek değil...

    bizim toplumda sorun, bizzat kadının kendisi.

    yani evlenmesek de çevremizdeki kadınlar çok büyük bir problem kaynağı olarak hayatımıza çirkinlik pomplamaya devam ediyorlar.

    cahil, eğitimsiz, kezban, prenses sendromlu, babişkosunun prensesi, zengin koca avcısı, bir çoğu yeni gelin evi seyircisi kıvamında, hayatınızda var olmasını istemeyeceğiniz bu kadınlar, bırakın eşiniz olmayı, arkadaşınız, komşunuz, akrabanız olarak bile hayatınıza tecavüz edebilme potansiyeline sahipler.

    dolayısıyla, erkekler için mutlu, huzurlu, üretken, dolu dolu bir hayatın ancak kadınlardan "olabildiğince" uzakta var olabileceğine dair bir teori geliştirdim ve bunu denemek için de altı aydır inzivaya çekilmiş durumdayım.

    mgtow'dan farklılaştırdığım bu yeni felsefeye kadına ihtiyaç duymayan yaşam felsefesi ismini verdim, kısaltmak da gerekirse, kadiduyaf gibi bir ifadeyi kullanmak mümkün olabilir.

    kadiduyaf sayesinde, kısaca şu kazanımları elde ediyoruz:

    1- çevremizdeki kadınlarla iletişimi minimuma indiriyoruz. ama elbette, "ben sana küstüm, konuşmuyorum," gibi embesil bir tavırdan bahsetmiyorum. iş için, sosyal yaşamın gerekleri için mecbur kaldığımızda tüm kadınlarla, gayet doğal ve güçlü biçimde iletişim kurmaya devam ediyoruz. ama mecbur değilsek, gerek yoksa, kadınları olabildiğince kendimizden uzak tutuyoruz. böylece yaşamımıza olabildiğince az kadın çirkinliği sokmuş oluyoruz.

    2- kadınlardan uzak kalıyor olmak, cinsel yaşamımızın olmayacağı anlamına gelmiyor. bu feslefeyi duyan kezbanların hemen, "birbirinizin gitini mi sikiciksiniz?" diye çiğ espriler yapacağını tahmin edebilirsiniz. cinsel ihtiyaçlarımızı profesyonel hizmetlerle karşılıyoruz. artık gerisini siz anlayın. cinsel ihtiyaçlarımızı tatmin etmek için hiçbir kadının pis çiğ karakterine katlanmak zorunda kalmıyoruz.

    3- kadiduyaf ile kadın düşmanı olmuyorsunuz. şahsen, kadın düşmanı olmanın da bir özgürlük olduğuna inanıyorum, kimse kimseyi zorla sevmek zorunda değil hatta başka insanlardan nefret etme özgürlüğünüz de var. ama türkiye'de kadın düşmanlığı kavramı, doğu-güney doğu anadolu'daki kadın cinayetleri, töreler, kadınları mallaştırma gibi olaylarla gündeme geldiği için, türk insanın zihninde kadın düşmanı denilince, kadınları öldüren, döven, başlık parasıyla küçük kızları satan babalar, kocalar beliriyor. kadiduyaf, elbette sizi katil yapmaz, bu felsefe yüzünden kadınları dövmezsini, küçük kızları satmazsınız. insan öldürüyorsanız, o sizin içinizdeki canavarla çözeceğiniz bir problem. ama bizim gibi sıradan, normal, kimseyi öldürmeyen, dövmeyen, kızlarını satmayan eğitimli, modern, bilinçli erkeklerin de kendilerine yönelmiş iğrenç kadın tavırlarından nefret etme hakkı var.

    4- aşk... evet, özellikle gençlerin aklını kurcalayan bu lanet kavram, çoğu erkeğin kadiduyaf'ı benimsemesinin önündeki en büyük engel olacak. kaldı ki, mgtow konusunda da erkeklerin önüne çıkan en büyük engel, yine aşk... ancak, aşkın bir kandırmaca olduğunu ve bu kandırmacanın da tüm dünya tarafından, erkekleri ağa düşürmek için sürdürüldüğünü bir anlayabilseniz... aşk kavramı, sizi kadınların köpeği yapmak için şekillendirilmiş büyük bir tuzak. o tuzağa bir kere düştünüz mü, artık prenses sendromlu, ruh hastası, cahil, şımarık, deli bir anneden çocuk yapmak gibi akıllı bir insanın asla kabul etmeyeceği bir kararı gözü kapalı alıp, deli annelere rağmen insan ırkının devamını sağlıyorsunuz, pazarlara müşteri, ordulara asker, lordlara hizmetçi yetiştiriyorsunuz. üstüne bir de aşık olup bir kadına hizmetçilik yapacağınız için para ödüyorsunuz. dünyada yaşanmış daha büyük bir enayilik olabilir mi?

    sözün özü;

    altı aydır yaptığım deneme benim üzerimde çok önemli bir etki yarattı: mutluluk.

    40 yıldır aradığım mutluluğu, kadınsız bir hayatta buldum. flört yok, aşk yok, kadınlarla iletişim minimum... çevremde olabildiğince az kadın var ve hayatımı kendimi geliştirmeye, dünyayı keşfetmeye, beni mutlu edecek aktivitelere odakladım...

    hayat, kadınların şımarıklıklarına, çiğliklerine, nazlarına, kaprislerine, duygusal oynaklıklarına harcanmayacak kadar değerli

    bence bu konuyu bir düşünün ve eğer bu deneyimi geliştirmek adına tavsiyeleriniz, yaratıcı fikirleriniz olursa lütfen paylaşın.
  • mgtow dediğimiz, aslında çoğu erkeğin aklının bir köşesinde bulunması gereken bir felsefe.

    ben bu genç yaşımda kadınlardan uzak bir yaşam sürmenin mantıklı olacağını düşünmesem de, sevgilisi veya flört ettiği birisi olmayınca yoksunluk krizlerine giren herifleri hep şamarlamak istemişimdir.

    yaşadığım yerde bir arkadaşım var. bu adam kendisine türlü psikolojik şiddet uygulayan kız arkadaşından ayrılamıyor. sebebi, kızdan ayrılırsa yalnız kalacak olması... her ne kadar yanında dostları olacağını -yani biz- söylesek de ikna edemedik. kaderine razı, kendisini bekleyen berbat hayatı karşılayacak.

    bu bahsettiğim kadar olmayın beyler, kendi kendinize yetebilin. parazit olmayın.
  • kesinlikle benim de uygulamaya koymam gereken kurallar ile benimsemem gereken felsefedir.
    bunun için bazı konuları çözmek gerekir ki bunlardan birincisi sex.

    seks nasıl yapılacak?
    belki kendin gibi düşünüp erkeklerden uzak durmak isteyen kadınları bulup onlarla anlaşıp uygun zamanlarda sadece seks için biraraya gelinebilir.

    düğünde, yemekte, iş toplantısında sap lık sorunu nasıl çözülecek?
    bunu bilemiyorum. bu tarz alaturka ortamlardan uzak durmayı bilmek lazım.

    devam edeceğim bu maddelere.
  • çok mantıklı felsefe.

    aynısını erkeklere uyguluyorum ve kafam rahat. bu kadar farklı düşünen iki türü yaratıp "hadi siz evlenin çocuk yapın" diyen sadist tanrıların da kara mizahı çok acı.

    tabi kadınlara atfedilen iğrenç laflara katılmıyorum çünkü daha iğrenç olan sıfatları erkek için düşünüyorum ama mantığın çıkış noktası çok güzel. uzak olmak...

    bunu her ucube erkek uygularsa kadınlarımız üzülmez, ve ucubelerin geni aktarılmaz. evrim kaliteli olan türe kalır. erkek paraziti biter. mis. lütfen uygulayın. ve evet aşk yok. erkek materyalisttir. kanmayın. kutsal amacı unutmayın. amaç bebekler kardeşlerim. üreyin ve postalayın.

    erkek anlaşabileceğimiz bir tür hiç olmadı ve olmayacak.
  • --- spoiler ---

    vakit tamam! .. seni terk ediyorum.
    o bütün alışkanlıklardan
    ve bütün sıradanlıklardan öteye,
    kadınsız bir hayatı seçiyorum.
    --- spoiler ---
  • eski yunan, ve roma'da varmış böyle bi durum.

    osmanlı padişahlarının çoğu da ya hristiyan atalarına özendikleri için,
    ya da harem'de kafes içinde yaşayıp sadece erkek hizmetçiler ve anasindan bacılarından başka kadın görmedikleri için oğlancı olma ihtimalleri çok yüksek olmuştur.

    (bkz: osmanlı'da oğlancılık)
    (bkz: osmanlı padişahlarının ekseriyetle oğlancı olması)
  • beyler yapmayın etmeyin tamam;
    kezolar , sıkıntılılar, tripliler ama lütfen aga
    kadınsız dünya çekilir mi, kadın olmadan bu hayat neye benzer,
    o uzun saçları , narin vücutları , küçük elleri olmasa
    ne sikim yeriz aga yapmayın lütfen yaa ,
    tamam bende size katılıyorum bazı konularda ama,
    kendinize gelin beyler.
  • çok yanlış bir felsefe değil lakin eksikleri var. daha ziyade kadınlardan uzaklaşmak değil de, ciddiye almamak gerekir.
    sürekli yalan söyleyen(çıkarı için, çoğunlukla farkına bile varmaz), evliliğe bakışı belli, mantıklı düşünemeyen, çocuksu, içgüdüleriyle hayatını yönlendiren bir cinstir. inanmayan fifty shades of gray izleyen kadınların ıslanmasını seyredebilir.
    düzgün, kendine yeten bir erkeğe kadının vereceği tek şey sekstir, o da zaten profesyonel servislerle karşılanabilir. istenmezse zaten güçlü bir erkek bir kadını rahatça yatağa atabilir(zaten kadın kendi gelir), sıkıntı yok.

    bazı mallarda türemiş gördük *ayh aynısını erkeklere yapıyorum* kafasında. kadınlar erkeklere ihtiyaç duyar. o dekolteyi fotoyu instagrama koyup likelamadan yaşayamazlar. bunu yapmayan kadın ya süper çirkindir, ya da erkeksi bir lezbiyendir. çekici bir hatunun inzivaya çekildiğini gören olmadı dünyada daha.
  • kadına bu denli öfke ve nefret dolu bakan adamlar, zaten kadınlardan uzak durmalı.
    kadinı mal gibi gören cinselliği bile para ile yapmakla tatmin olucak erkegin, sevgiden sefkatten hatta mutlu bir ilişkiden haberi yoktur .
    kadın ve ya erkek fark etmez herkes bir şekilde sevdiklerini üzebiliyor, suistimal edip kullanabiliyor. nice kadınlarda sırf " aşığım" diye erkeğin herşeyine sabrediyor .
    ama dostum şunu çok iyi bilmelisin ki bir erkek kadınsız duramaz , mutlu olamaz ama bir kadın yeri gelir çocuğuna, yeri gelir kedisine sarılıp çok ta mutlu olabilir. çünkü kadindaki şefkat ve merhamet duygusu erkekte yok, yalnız kalma kabiliyeti yok. bir kadını mutlu etmeyen tatmin etmeyen erkeğin mutlu olma ihtimal yok o kadar kadına bağımlılar..