şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: kendini kandırma sanatı)bir kadın asla kendini yönettirmez.sadece öyle düşünmenizi sağlar.
  • erkeği parmağında oynatma sanatının yanında hiçtir
  • olmayan sanattır. böyle bir kitap yazılmamıştır, yazılamaz da. en iyi ihtimalle piramit mucizesinin sahipleri olan mısırlılar yazmış olabilirler, o da iskenderiye kütüphanesinin yanmasıyla yok olmuştur zaten.
  • nietzsche üstadımın çok ünlü bir lafı vardır:

    - kadınına mı gidiyorsun? kırbacını hazırla!

    hayır! kadına el kaldırmadım hiç, kadına el kaldıranın da o elini götüne monte ederim.
    bakmayın rafine bir orospu çocuğu olduğuma. kadınlar kutsaldırlar, onlar bu dünyanın
    en güzel varlıkları. tanrının en güzel sanat eseri.

    çok güzel, duyarlı, zeki ve biz erkeklerden üstünler.

    ama çoğu kadın yönetilmekten hoşlanıyor. daha doğrusu yönetilir-miş gibi
    yapmaktan. bir tür oyun. yoksa ipleri ellerinize vermiyorlar, sizin iplerinizi ellerine
    alıyorlar.

    kadını yönetme sanatı da bu oyundur aslında. sanat zekada gizlidir.

    bir kadın, oyunu en iyi şekilde oynayacak erkeği arar. iyi bir oyuncuysanız,
    o kadının dikkatini çekersiniz. ha, kendi oyununuzu oynamak, o kadını
    çıldırtmak veya kendinizden soğutmak sizin bileceğiniz şey.

    avukat bir sevgilim vardı. kendi ayakları üzerinde duruyor. paraya para
    demiyordu ama "baba dur diyecek bir erkek istiyorum" derdi hep. ben de
    ona sert yapardım. hoşuna giderdi. oyunumuzun limitleri vardı.

    yani kadını yönetmek diye bir şey yoktur, "beni yönet oyunu" vardır.
    kimse kimsenin kölesi değil. olmamalı da. kadın ve erkek eşittir aslında.
    siz bu eşitliği bozmuyorsunuz. sadece üç boyutlu bir oyun oynuyorsunuz.
    benim de yaptığım bu. iyi bir oyuncuyum. erkeğin orospusuyum. kadınların
    aslında istediği gibi biri; oyunu iyi oynayan, başlarına dert olmayan, zevk
    veren, zevk alan, yönetirmiş gibi yapan ama tadını asla kaçırmayan...

    haydi özel mesajlarınızı atın... oynayalım...

    let the game begin!
  • erkeklerin icra etmek uğruna aptal kadınlarla birlikteliğine/ evlenmelerine ve onlara katlanmalarına sebep olan sanattır.
  • birkaç ay önce markette gördüğüm bir kitabın adı. yazarı hamdi kalyoncu. alıp okumaya gerek görmedim.
  • yeni tanıştığım biri soyle söyledi.
    aklında bulunsun; merak, umut, korku! insanları bu üçünden biriyle yönlendirirsin, istediklerini yaptırırsın. saf dürüstlükle sıradan olursun. ben defalarca tecrübe ettim dedi ve sanırım haklıydı.
    dolayısıyla her şeye rağmen umut taşıyan kadını, korkutup istediğiniz gibi yönlendirebilirsiniz. merak kısmını zaten hepimiz biliyoruz ;)
  • beraber olduğu kadının, farklılığının farkında olduğu kadar; onu yönetme, şekillendirme becerisine sahip olmalıdır erkek. zaaflarını fark ettiği kadar, bu zaafların üzerinde bir irade sergilediği, onu ondan daha iyi tanıyabildiği kadar onun zaaflarına ve en sonunda "ona" hakim olur.

    diğer bir husus ise elbette yönetme meziyeti. süreci uzaktan izleyebilme, olaylara dışarıdan bir göz olarak "soğukkanlılıkla" bakabilme, diyaloğun içinde kaybolmak yerine, onu şekillendirebilme yetisine ne kadar sahipse, karşı taraf üzerinde de o denli yüksek bir etkiye sahip olur. mesele içinde kaybolmak yerine, meseleyi oyuncağı yapabilen kişi, karşısındakini de oyuncak yapabilir.

    başka bir etken ise iyi bir "hatip" olmak bence. düşündüklerini söze veya yazıya dökebilme, isteklerini ve tavrını doğru-sağlıklı bir dille aktarabilme yetisine ne kadar sahipse, düşündüklerini karşıya o kadar başarılı bir şekilde aktarır ve karşı taraf üzerindeki etkisi de o derece güçlü, sağlıklı olur.

    yaptıklarınla, söylediklerinle, hatta düşündüklerinle, ne kadar tutarlı bir çizgi çizersen, ne kadar "sabit" bir tavır sergilersen, o kadar "güvenilir" olursun. karşıdaki kişide bıraktığın etki de o derece derin ve sağlam olur. ki her entry'mde üzerinde durduğum nokta, kadın-erkek ilişkilerin temelini güven oluşturur. her şeyin üstündeki "gereklilik" budur.