şükela:  tümü | bugün
  • dayanmasi guc bir seydir bir kadinin agladigini gormek. tanimadigim bir kadinin herhangi bir yerdeyken kisa bir sureligine de olsa agladigini gordugumde icim urperir. onlarca neden, ihtimal siralanir aklimda. o yuzu, saklamaya calistigi gozyaslarinin goruntusu aklimdan cikmaz. annenin aglamasi ve sevgilinin aglamasi gibi kanatir, siyirir insanin bir yerlerini.
  • (bkz: aglayan kadin)
  • daniel gonzalez guiza'nın ağlaması kadar prim yabmamış sözlükte. yazık lan.
  • az once bir tanesini gordum -bizi dunyaya getiren kadinlardan sadece bir tanesiydi- agliyordu. londra'nin gobeginde. onunde kocasi onun hic umursamiyor ne dedigini bile duymuyordu. herkes kadina bakiyor anlamsiz bakislarla ne oldugunu anlamaya calisiyordu. ama ben hemen oracikta anladim. kadin simdi su gordugunuz harflerle konusuyor ve turkce agliyordu. aglayasim geldi. icim acidi.
  • haydi güle güle gülüm
    haydi güle güle
    hani ağlamak yoktu?
    ağlama kızım,
    gözüne batacak sürmelerin.
    taksiye bindin işte,
    işte hapishanesinde yattığım şehrin
    geçiyorsun içinden.
    şöför belki ben yaşta bir adam
    dikiz aynasından bakıyor sana
    anlıyor bu güzel kadının ağlamasını.
    belki onun da içerde yatanı vardır,
    belki tanır beni, belki kendisi de bizdendir.
    biliyorum:
    demirlerden seyrettiğim bu şehir
    kaplıcalar
    türbeler
    ipek fabrikaları ve kocaman bir çınardır.
    ve sahici insanları
    benim insanlarım
    nasıl da perişan...
    fakat yüzlerine güneş vurmuş gibi olmuştur
    sen gözyaşları arasından
    onlara baktığın zaman.
    sen bu şehre bundan önce de geldin demek?
    sen bu şehre gelesin de beni aramayasın!
    öyle mi? ağla gülüm!
    hem de hüngür hüngür ağlamalısın.
    hayır ağlama, allah belamı versin benim ağlama!
    etrafına bak:
    ben ve şehir çoktan arkada kaldık.

    (bkz: nazım hikmet)
  • sadece canı yandığı içindir. fiziksel de olabilir bu illa duygusal olması gerekmez.
  • ruhuna dokunan bir şeyler olduğundandır. mutlu olduğunda da ağlayabilir, içine sinerek aldığı bir şeyi istediği gibi veremediği için de ağlayabilir.
  • anne başlığını gördüğümde bile gözlerim doluyor, annem hasta mı? hayır, sorunumuz mu var? hayır sadece özledim belki ondandır. buradan şunu diyebilirim kadınlar için genelleme yapamam ama genel olarak birçok kadın için ağlamak çok da değişik birşey değil herşeye verilen doğal tepkidir.
  • bir kösede sessizce oluyorsa en icten olani, en ic acitanidir.
  • en güzel aziz nesin açıklamıştır bir kadının ağlamasını ;

    ''bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya… en az erkekler kadar yani! ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!
    işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. gözleri buğulanır kadının sonra.
    ağlamayacağım, der içinden. ama engel olamaz işte.
    çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. ince ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli… ve kadın ağlar; hem de çok!
    sanmayın ki gidene ağlar kadın! gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. o yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. her damla, daha çok kadın yapar kadınları. her damla bir derstir çünkü.
    bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. bilmediklerindendir böyle demeleri. çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler.
    içlerindeki zehirdir onları öldüren! ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.
    dönüşmemesi lazımdır oysa. o yüzden de bolca ağlarlar.
    zaman geçer sonra. kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı…
    çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
    güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan…
    insanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
    zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar.
    çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. e.. o zaman niye sarılsınlar ki!
    niye sarılalım ki!
    etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
    bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır.
    bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır.
    bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
    o da kim, ne diye sormayın artık. çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü!''