şükela:  tümü | bugün
  • evli ve çocuklu kadınlar için eziyet olabilen durumdur. çocuğun doğumuyla birlikte kendine ayırdığı vakit hızla azaldığından bir gün çalışmama hayalleri günden güne artar. kısa zamanda asabileşebilir.
  • zorunludur.
    evden çıkarken masanın üzerine üç beş kuruş bırakacak diye beklemek bir ömür boyunca.
    genelde bırakır, bazen de cezalandırmak için bırakmaz.
    erkeğe yapılmaması gereken güven testidir kadının çalışmaması. kendine biçilen kıyafeti giymesi, kendine dayatılan hayatı yaşamasıdır. çocuk da düzenli kreşe başladığında, seda sayan'la baş başa kalmaktır.
  • zor ve külfetli iştir. her gün onlarca davacı ve davalıyı dinleyecek sonra adil olarak hüküm vermeye çalışacaktır. her an kul hakkı yiyebilir. (bkz: kadı)
  • evliyse ve eşi öküzse yılda 3 yaş birden yaşlanır.
  • aşağıda belirlenen nitelikler tam anlamıyla ülkemizde çalışan kadın profili üzerinden gözlemlenmiştir.

    -ücretsiz çalışması, annelik, ev hanımlığı, tarım işçiliği gibi,
    eşşek gibi çalışır kimse de çalıştığına değer vermez bir "aferin" demez, adam yerine koyan olmaz.

    -ücreti mükabil evde üretim yapması
    kendi yağıyla anca kavrulur. "oh hazır ,sıcak evde oturuyorsun, bir de para kazanıyorsun" gözüyle bakılır. genelde çocuklarının eğitimine destek amaçlı çalışırlar.

    -ücreti mükabil bir üretim yerinde veya fabrikada çalışması
    makinenin insan dişlileridir. var yok önemli değildir. çalışan erkek cinsinden farkı ücreti az, emeği sömürülür, işten kolay çıkarılır.

    - düşük ücretlerle marjinal işlerde çalışanlar .temizlikçi vb.
    yeni dönem kölelerdir

    -kalifiye eleman olarak çalışması
    erkek çalışanlarla aynı koşullara sahipse erkek personelin tercih edildiği insanlar,

    - üniversite mezunu çalışanlar
    görece nispeten iyi koşullar ama sonuçta eşit koşullarda erkek çalışandan hep bir sıfır geride olma, takdir edilme oranlarında düşüklük.

    - doğuştan paralı , işinin sahibi olup çalışan kadınlar hakkında bir gözlemim yok.

    - hem çalışan hem eş, hem anne ise çalışan rolünün hiçbir zaman diğer rollerinin önüne geçmesine izin verilmez. çocuğu hastayken iş seyahatine giden anne gördünüz mü? erkekler ailevi sorumlulukları atıp işleri ile haşır neşir olabilirken belki vicdani ,insani nedenlerle belki toplumun dayadığı annelik rolü dolayısıyla kadınlar ailevi sorumluluklardan tam sıyrılıp, işi yönünde tercih hakkını kullanmaz.

    istisnalar kaideleri bozmaz ve bütün genellemeler yanlıştır diyerek kadının çalışması tarifini bitirelim.

    bir de aramaya inanmak var (bkz: çalışan kadın)
  • ev işlerini hala sadece ve sadece kadının görevi olarak gören bir kocası varsa mucizeler yaratmaktır.
  • haramdır. net. töbe ya.

    neyin kafasındasınız arkadaşım, ne duymak istiyosunuz, napmak istiyosunuz? hala çocuktu eğitimdi bikbikti diye kafa sikmeyin, götümüz yemiyor evde saba tümer izlemek daha cazip geliyor desenize. bunun karı kışı var, yazın kavurucu sıcakları var, kim çıkıcak evden sabahın 7sinde dimi? yazık lan, acıyorum sizin yetiştireceğiniz çocuğa da.

    zeki bir kadın zaten çalışır, çenesini çalıştırmaz.
  • çalışan kadının çocuğuna terbiyeyi başkasının verdiğini zannedenlerin kesinlikle yapmaması gereken bi şeydir.
    iş yerinde kimbilir bu zekayla daha neler yumurtlayıp milletin kafasını sikertmeyin lan,
    oturun evinizde akşama gelince kocanızı sikertirsiniz.
    oh mis.

    zödüt: sözlük, anne çalışınca çocuğa başkasının terbiye verdiğini zanneden hıyarzan kaynıyormuş meğerse.
    hanımlar beyler size haberlerim var! o işler öyle olmuyor! çocuğun terbiyesinde sorun varsa bu, siz çalışıyorken çocuğunuza başkası terbiye verdiğinden değil, ister çalışın ister çalışmayın siz çocuğa gereken terbiyeyi veremediğiniz için oluyor. siz çalışıyorum ayağına gayet zayıf bir kişilik sergileyip çocuğun terbiyesiyle ilgili ipleri başkalarının eline bırakırsanız çocukta sorun çıkar. çocuğu az görmek bahane değildir. çocukla az zamanı nasıl geçirdiğiniz önemlidir. ama zaten sizde o kadar irade ve güçlü kişilik olsa böyle saçma salak şeyler gelmez başınıza.
  • aile fertlerini birbirine baglayan sey sempati veya hissiyattir; toplumda ise, menfaat veya zeka, veya ikisi beraber bir bag olustururlar. toplumun gelismesindeki her adim, ayni olcude ailenin bertaraf edilmesi demektir. sonuna kadar, (utopyaya kadar) uygulanan bu sosyal prensip, artik aileyi taniyamaz. icsel, romantik, kisisel bag ve iliskiler ocagi aile utopyayla ilgili butun dusuncelerle catisir.

    materyalist anlayisa gore hayattaki iki ana faktor uretim ve hayatin reproduksyonudur. uretim ise iki turludur: bir taraftan hayat icin gerekli araclari, gida , giyim, mesken gerekliliklerini saglamak; obur taraftan insanlarin kendilerini uretmek, nesillerini devam ettirmek.

    "gorulecekki kadinin kurtulusu icin ilk sart, kadinlarin tumuyle tekrar kamu is hayatina sokulmasidir; bu ise sosyo-ekonomik bir birim olarak kendi basina olan ailenin ortadan kaldirilmasini gerektirecektir. uretim araclarinin ortak mulkiyete gecmesi ile munferit aile toplumunun ekonomik birligi oluncaya kadar erir. ozel ev idaresi bu sebeple toplumun ekonomik birligi olarak son bulur ve sosyal endustri anlamini kazanir. cocuklarin bakim ve egitimi kamuya ait bir is olur ve toplum butun cocuklara, mesru olsun, gayri mesru olsun, ayni sekilde onem gosterir. "
    friedrich engels - the origin of the family private property and the state

    butun din ve kulturler, aileyi; insanin yuvasi, anneyi de ilk ve yerine kimsenin gecemeyecegi bir yetistirici olarak kabul edip yuceltmeye devam edeceklerdir. obur tarafta butun utopyalar sosyal egitim, gunduz bakim evleri, kresler ve cocuk bahcelerinden heyecanla soz edeceklerdir. butun bu kurumlarin ortak bir tarafi vardir: annenin yoklugu ve cocuklarin ucretli gorevlilere terkedilmesi. materyalizmde eger insan sosyal hayvan ise (ki varliginin bir kismi itibari ile boyledir), o zaman zorla talim, sosyal egitim, gunduz bakim evleri ve ideal denilen toplum dogru cozumdur; ebeveyn sevgisi, aile, sanat, din ve kultur araciligiyla terbiye, bireysellik ve hurriyet ise insan ile ilgili herhangi bir dogru fikre dayanmayan gereksiz romantizm olur.

    "anne insani dogurur ve yetistirir; cocuk bakim evleri ise, toplum uyesini, utopyanin mustakbel uyesini egitir. cocuk bakim evi, fabrikadir, egitim makinesidir. " stanislav gustavovich strumilin

    burada anne ve aileyi gormuyoruz, goremeyizde. cunku, yokturlar. insanin terbiye edilmesi ve yuceltilmesi yerine, burada, sanki tavuk yetistiriliyormus gibi teknolojik bir surec vardir. sonuc olarak cocuklar icin son derece soguk, cocuga dusman bir toplum meydana getirilmis olur. gelismis ulkelerdeki nufusun kendi basit reproduksiyonunu bile yapamamasi bundan ileri gelmektedir. evlilikler azalmis, bosanmalar artmis ve dogan cocuk sayisi dusmustur.

    uygarlik, kadini hayranlik veya kullanim objesi yapmis; fakat takdir veya saygiya layik tek sey olan sahsiyeti ondan almistir. bu durumla hergun biraz daha fazla karsilasiyoruz. fakat, ozellikle cesitli "miss"lerin secimlerinde ve manken veya fotomodel gibi kadinlara ozel mesleklerde bu keyfiyet apacik ortaya cikiyor. burada kadin artik insan denilen sahsiyet degildir. olsa olsa guzel hayvandan biraz daha fazladir.

    sahip oldugumuz uygarlik ozellikle anneligi kucuk dusurmustur. satis, mankenlik, ogretmenlik, sekreterlik, temizlik isleri gibi meslekleri annelik isine tercih etmistir. uygarlik anneligi kolelik ilan ederek kadina ondan kurtulmayi vaad etmistir. ne kadar kadini ailesinden ve cocuklarindan ayirarak (uygarlik kurtamak der) memur ve isci yaptigini iftiharla belirtir. obur tarafta kultur ezelden beri anneyi yuceltmis; onu bir sembol, bir sir yapmis, kutsal kilmis, en guzel siirler, en guzel sarkilar, en guzel resim ve heykeller ona ithaf edilmistir. uygarlik dunyasinda annenin aci cekisi devam ederken picasso, "annelik" (marie-therese ve maya - 1938) adli muazzam eserini yapiyor ve bu olaganustu ovgu ile annenin kultur icin hala yasadigini ilan ediyor.

    huzur evleri de kresler ile beraberdir. ahlaki ve dini olculerden mahrum olan ve sadece akli yetenekleri taniyan uygarlik, dunyayi giderek daha fazla gencligin olculerine ve zevklerine uygun olarak sekillendirmektedir. hedonizm sahnesinde en genis yer en faal olanlara, yani genc ve guclu kimselere ayrilmistir. zaten seksi, degerlerin zirvesine cikaran bir zihniyetten, butun ovguleri genclige ayirmak ve ihtiyarlilikla alay etmekten, ihtiyarliga karsi saygiyi pesin hukumlerin en buyugu olarak ilan etmekten baskasi beklenemez. kresler ve huzur evleri suni dogum ile suni olumu hatirlatir. her ikisinde de konfor vardir ancak sevgi ve samimiyet yoktur. anne-babayla olan iliskilerin peyderpey bertaraf edilmesi ortak ozellikleridir: cocuk kreslerinde anne-babasiz cocuklar, huzur evlerinde ise cocuksuz anne-babalar. her ikiside bugunun uygarliginin muhtesem urunu ve her utopyanin idealidir.

    edit: imalat hatasi