şükela:  tümü | bugün
  • kadin evlilik pazarinin en onemli malidir.sahibi, baba, abi, kardesh ve daha sonra piyasaya surulecek kadar gelistirildiginde, en iyi fiyati veren kocadir.kadinin degisim degeri az kullanilmisliginda yatar. ikinci el piyasasi pek yoktur.kadin eger bir hata yapar da, bedenini kendine aitmis gibi kullanirsa, “defolu mal” hemen kaldirilir raflarlardan. baskaldiran kadin, aile piyasasindaki yerini zayiat olarak alir.
  • kadin pazarda heryerde olabilir; meyva aliyor olabilir, sebze seciyor, peynirin-zeytinin tadina bakiyor da olabilir. degeri ise gorecelidir. musrif, para harcamayi seven kadin pazarcilar icin bulunmaz nimettir, killi amdir.
  • pazarlık sistemini ve hangi üründen kaç kilo alacağını bilmesi ile oluşur.

    diyelim ki acemisiniz, sabahtan beri aynı soruyu 560 kez sormanın getirdiği bir pratiklikle "kaç kilo vereyim abla" diye sorulduğunda "hmm.. bir kilo. ... aa o azmış ama, biraz daha olsun" gibi bir cevap veriyorsanız, pazarcılar size değer vermiyor.
  • başlığı açanın ironi yaptığını anlayabilecek kadar eski nesilden geliyorum şükürler olsun; lâkin devam eden entrylerde, başlığa ağını atıp pusuya yatan meriçlerin, elinde tuzlukla koşup duyar kasan social justice warriorların, argumentum ad ananum ve whataboutismden başka argüman üretmeye iq'ları yetmeyen tiplerin, nükleer linç reaksiyonu başlatmak için her an tetikte bekleyen sinirli feminazilerin böyle bir başlığa sinek yağmuru gibi yağmış olmamalarına şaşırdım, hatta biraz da gözlerim yaşardı, çok eskiden sözlüğün bu kadar çok geri zekâlıyla dolu olmadığını hatırladım.

    neyse.

    amma velâkin, başlık sahibi bacımız ironi yaparak tepkisini ortaya koyduğunu düşünürken, kadının 300.000 yıllık homo sapiens tarihindeki temel ehemmiyetinin modern toplumda da süregelen etkisini dolaylı yoldan ister istemez ortaya koymuş bulunmuş.

    size bir hikâye anlatayım.
    tanrı, tanrılık yapma işinden çok sıkılmış ve ezelden beri devam eden mesaisine ara verip biraz kafayı dinlemek istemiş. lâkin yapılması gereken bir sürü iş, işitilmesi gereken dualar, çekip çevrilmesi gereken galaksiler filân var. yerine birini bulması gerek. derken, feminizmin 40 fraksiyonunun en entel, en mor, en eşitlikçi, en hümanist, en sosyalist, en mürekkep yalamışlarının bulunduğu fraksiyonunda yer alan xx kromozomlu bir kulunun kendisini pek de hoş olmayan bir şekilde andığını işitmiş:

    "- lânet olsun bu patriyarkiye, erkek egemen düzene. kadınların zerre kadar değeri yok. tanrı denen varlığı da bu erkek egemen düzen yarattı. gerçi erkeklerin canlarını vahşi doğada tehlikeye atıp kabileye dönüşte ayaklarımızın dibine et getirdiği binlerce yıl boyunca taptıkları ilk putların hepsi venüs figürüydü ama onu es geçelim şimdi. ben tanrı olsaydım şimdi yeryüzünde çok daha adil ve eşitlikçi bir düzen kurardım. sapyoseksüel kişiliğime hitap eden ve gelecek nesillere faydası olacak zeki insanların üremesini sağlar, kadına güzelliği, doğurganlığı ve sadakati oranında değer veren sığ erkekleri, hatta sırf bu erkekler yüzünden güzel olmak için kıçlarını yırtan kadınları giyim kuşam, makyaj, estetik, tüketim ve alışveriş çılgınlığına mahkum eden kapitalist düzeni yaratan eril zihniyeti toptan yok ederdim."

    "- pekâlâ!" diye gürlemiş tanrı gökyüzünden, "işte burdayım. dediklerinin hepsini yapabilmen için sana bir şans vereceğim. yerimi senin kadar zeki birine bırakmak isterim. ama bu işi yapabileceğini bana ıspatlamanı istiyorum. bu yüzden önce bir testi geçmen gerek."

    "- kulaklarıma inanamıyorum" diye kekelemiş bayan xx, fakat şoku atlatıp hemen kendini toplamış, "tamamdır, ne yapmam gerek?"

    tanrı şöyle demiş:
    "- paralel evrenlerimin birinde bulunan dünya gezegeninde, insanlığın ve medeniyetin sonu gelmek üzere. eğer o evrendeki dünya'yı kurtarabilirsen ve medeniyetin yeniden inşa edilmesini sağlayabilirsen, tanrı olma işini yapabileceğini bana ıspatlamış olursun. kurtarman gereken dünya'da sadece 200 kişi kaldı. ve bunlardan 100'ü bir okyanusun ortasındaki meritokrasi adasında, diğer 100'ü de başka bir okyanusun ortasındaki idiokrasi adasında yaşıyor. her iki adada da 5 dakika içinde patlayıp adayı bütünüyle yok etmek üzere olan birer yanardağ var... meritokrasi adasında 99 erkek 1 kadın var; erkeklerin hepsi senin dünyandaki nikola tesla, pablo picasso, immanuel kant, shakespeare, socrates ayarında kişilerden oluşuyor, 1 kadın ise ben diyeyim tam bir marie curie, sen de virginia woolf ayarında. idiokrasi adasında ise 99 kadın 1 erkek var; kadınların hepsi evlilik programından fırlamış zengin koca avcısı ve entelektüel vasfı olmayan hemcinslerinden oluşuyor, erkek ise boynunda altın zinciri elinde tespihiyle seri köz getirci bir delikanlı. eğer yanardağlar patlarsa insanlık ve medeniyet son bulacak. test şu: senin sadece 1 yanardağın patlamasını engelleme hakkın var. yok olmaktan kurtulan adadaki hayatta kalan nüfusun mümkün olduğunca hızlı artması ve insanların yeniden dünyaya yayılmaları gerek. eğer insanlığı doğal düzenlerinde 10 nesil daha yaşatamazsan testi geçememiş olacaksın. 1 yanardağın patlamasını engellemek dışında bu sürece müdahalede bulunmak, hile yapmak yok. şu halde, hangi ada daha değerlidir? hangi adayı kurtarırsın?"