şükela:  tümü | bugün
  • bir oda tiyatro oyunu.

    ve hayatımda izlediğim en "rahatsız edici" oyun.

    komedi risklidir, zordur. bize bu hep söylenirdi oyuncu adayı olduğumuz dönemde. ama bu oyundaki sıkıntı güldürememek de değildi. sıkıntı, oyunun geneline hakim olan erkek egemen dil ve olabildiğine seksist ifadeler!
    şimdi konu kadın-erkek ilişkileri olunca haliyle cinselliğe değiyor, canlandırmalarda küfürler ediliyor bolca. ve bunlarla ilgili hiçbir problemim yok, olur.

    ama adam diyor ki, "yalnızım, mutluyum. çamaşır makinem var, bulaşık makinem var, yemek de bir şekilde hallediliyor. e sevgiliye ne gerek var?"

    oyunda anlatılana göre cinsellik karşılıklı ve içinde sevgi barındırabilen bir kavram asla değil. kadının "verdiği" erkeğin de tabiki koşulsuz şartsız "aldığı", alamazsa da başka kadınlarda aradığı, ha oldu almak istemediyse de "kesin ibne" olduğu bir şey. e çünkü erkek adam! erkeğin cinsellik haricinde bir beklentisi de yok mesela kadından. "nefes alsın yeter". kadının çok var ama o da dengesiz bir tür olduğundan anlamaya imkan yok, zaten lüzum da yok.

    onlar "çapkın" oyuncular ve kaldıkları evin karşı binasında yaşayan kızları dikizlerken, utanmadan söylemlerinde kız-kadın ayrımı yaparken, seyircilerden birinin çantasına prezervatif atıp bunu eğlence malzemesi yaparken (ne yazık ki çantanın sahibi kadın herkesten çok eğleniyordu), taksicileri nasıl dövdüğünü sonra da kana bakamadığını ama kadının kan görmeye alışık olduğunu(!) anlatırken bu sevimli çapkın'larımız bir tecavüzcüye ne kadar yaklaştıklarının farkında değiller. yazık.

    türkiye'de yaşıyorum, 2015 yılında hala ataerkilliği aşamamış bir toplum olduğumuzun fazlasıyla bilincindeyim. (bunun için hepbirlikte bi ara ayrıca üzülelim). bunu değiştirmek için elini taşın altına koyan tanıdığım, tanımadığım herkese saygı ve minnet duyuyorum. bir yandan egemen cinsiyete mensup olduğu halde pırıl pırıl kafası olan insanların da var olduğunu biliyorum, pek çoğunu yakınen tanıyorum. ıçim umutla doluyor.
    ama bugün, o salonda kaç kişi benimle aynı hisleri paylaştı, kaç kadın rahatsızlık duydu en önemlisi kaçı maruz kaldığı hakaretleri fark etti bilmiyorum.

    hayata baktığım yerden, değerlerimden, mesleki duruşumdan o kadar uzak bir oyun (oyun demeye dilim varmıyor aslında) izledim ki, hayatımdan çalınan 3 saatten çok daha öteye, sosyolojik bir meseleye gittim. sanırım hala oradayım ki uykusuzluktan gözlerim acırken bunları yazıyorum. ben bu duygudan uzaklaşmadan bir kenarda kalsın, birilerine değsin istiyorum.

    öte yandan ne olursa olsun sahnede olmak ne demek biliyorum. o nedenle her şeye rağmen adamla göz göze geldiğim anlarda tebessüm etmek için kendimi zorladım, yüz kaslarım gerildi.

    oyun boyunca oyunculara (oyunu yazan da kendileri olduğundan) geri bildirim vermeyi, onlarla bu duygularımı paylaşmayı düşündüm. ama elle tutulur yanı yok. bak güzel abim bu oyun olmamış gelin siz başka bişey yapın bu meselere yormayın o güzel kafanızı demem lazım, haddim değil. 25 yıldır da oynanan bir oyun. adam demez mi senin yaşın kadar ben bu oyunu oynadım diye? der. desin, önemli mi? değil. ama gel gör ki bu zihniyet de benim geri bildirimimle değişecek zihniyet değil. kendi kafasını aydınlatacak olan da insanın kendinden başkası değil.

    sonuç olarak ben bir komedi değil, trajedi izledim.
  • bir yerde okumuştum; kadınlar, en iyi arkadaşları olabilen, çocuklar gibi oyunlar oynayabildikleri, karı koca gibi tartışabildikleri, kardeşleri gibi onları koruyan ve küçük kardeşleri gibi koruyabildikleri erkeklerle bir ilişki içinde olmayı istermiş. burada erkeklerle ilgili bir çelişki var. çocuk gibi davranan kadınlara, erkek arkadaşları genellikle "büyü artık çocukça şeylerden hoşlanmıyorum" şeklinde yaklaşıyor. erkeğin doğasında tartışabilmek zaten yok. tartışabilmek erkeklerin doğasında olsa televizyonda herkesin ortasında milletvekillerini birbirlerine saldırırken görmeyiz. erkekte kadını koruma da, kadın erkeğin isteklerini yerine getiriyorsa var. isteklerini yerine getirmiyorsa, "cehennemin dibine kadar yolu var" diyor. kadın da bu böyle değil. sokakta kadınları döven erkeklere çevreden müdahale eden erkekleri yine dayak yiyen kadınlar kurtarıyor.
  • hafif tebessüm, rahatsız edicilik. gereksizlik belki de.

    ilginç oyunumsu.