şükela:  tümü | bugün
  • erkeklerin kapalı kapılar ardında tartıştığı bir konu. kahvede, maçta... sorulan bir soru.
  • kadınlara sorulmasi lazim gelen soru. belki de her sey senin içindir çılgın otuz birci.
  • bir kadin olarak cevaplayamadigim soru.
  • yasaklarlar, neyim; onun'çün peşinen söyleyelim, arap kadınlar da yapıyor.
  • makyaj yapmak, iyi hissettirir. güzel kadın iyi hisseder. pozitif olur.
  • kadınlar duyduklarına aşık olur, erkeklerse gördüklerine. o yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler ise yalan söyler. oscar wilde
  • kadınlar doğası gereği bir şeyleri küçük ya da görece büyük dokunuşlarla güzelleştirmeye eğilimlidirler. evet, yanlış duymadınız, özünde daha güzel olmak için makyaj yaparlar. çünkü bir kadın için "yeterli" diye bir tanım pek yoktur. her zaman "daha" sı vardır. çok güzel olan, hatta makyajsız hali daha güzel olan kadınlar çoğunlukta olmasına rağmen, bahsettiğim şu "dokunuş" un adı ya makyaj olur, ya manikür, ya saç boyama, ya takılar... adı çok mühim değil. kadınlar bir şeylere dokunmaktan hoşlanırlar. onları değiştirmeyi severler. makyaj yapan kadın çirkindir vs gibi saçma sapan söylemlere tabii ki girmiyorum. asla böyle bir düşüncem de yok zaten.

    çok düşündüm, sorguladım ulan ilk kim ağda yapmış acaba diye. hatta sisteme totalden karşıt olduğum zamanlarda, kesin kapitalizmin uydurması diye düşünürdüm. yani biri ağda diye bir şeyi keşfedip ağdasız bacakların direkt olarak "çirkin" olduğu algısını yerleştirdiğini. keza bu kısma hala katılıyorum. ciddi bir güzellik algısı deformasyonu mevcut. başta fotoşop olmak üzere, makyaj, estetik operasyonlar, kozmetik ürünler, hep kullanmayanı çirkin buldurmaya dönelik şeyler.

    ancak tarihteki en eski ilkel kabilelerde dahi kadınların yüzlerini gözlerini renkli boyalarla vs. boyadıklarını, doğadaki materyallerle çeşitli takılar, süslemelerle aynı güdüye sahip olduklarını fark edince, bu iş bizim doğamızda var diye kabul ettim. yani demem o ki, kadınlar daha güzel olmayı severler.
  • daha önce neroem9 tarafından yazılmış bir entry'den beauvoiralıntısı yapmak gerekirse;

    "...olay yalnızca korse, sutyen, saç boyası ve makyajın vücudu ve yüzü tanınmaz hale getirmesi değildir; ama kadınların en az sofistike olanı bile, "giyindikten" sonra, artık gözlemcilere kendini sunmaz; o, resim, heykel veya sahnedeki aktör gibi, orada olmayan birisini, yani temsil ettiği ama olmadığı bir karakteri ima eden bir araçtır. bir roman kahramanı, bir portre veya büst gibi gerçekdışı, değişmez ve mükemmel bir şeyle özdeşleşmedir onu tatmin eden; bu figürle özdeşleşmeye ve böylece kendini kendi ihtişamı içinde istikrara kavuşmuş ve meşrulaşmış görmeye çabalar."