1. http://www.yabanci.co/…arin-secme-ve-secilme-hakki/

    kesin ifadeler kullanıp hiç kaynak göstermeme hastalığı olan dinci yalanları ile karalanmak istenen devrim ...

    --- alıntı ---
    kadınların bu fikri benimsemesi ve sorgusuz sualsiz iman etmesindeki etkenlerden en önemlisi mustafa kemal’in kadınlara yaşam hakkı tanıdığı yalanı. öyle ki resmi tarihe göre osmanlı döneminde neredeyse sokağa dahi çıkamadığı iddia edilen kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermiş, devlete ortak etmişti.
    --- alıntı ---

    devlete ortak kadın kaynak istememdeki neden bunu hangi olay sonucunda çıkartığını merak etmemdir.

    --- alıntı ---

    seçme ve seçilme hakkını kadınlara mustafa kemal bahşetmemiş, kadınlar bu hakkı kendileri almışlardı.
    --- alıntı ---

    normalde mustafa kemal'e yöneltilen en büyük itham diktatörlük iken nasıl bir olay ile kadınlar zorladılarda bu haklarını aldılar merak konusu... şu zamanda bile bu toplumun kadınları var olan hakkını kullanamaz iken asırlar boyu gelen erkek egemen toplum genlerin suçunun cumhuriyete yüklenmesi çok ilginç olmuştur. şu kesindir cumhuriyet buna çare olmamıştır ancak osmanlıyı yüceltecem diye komik olmak buna denir. osmanlı döneminde bir tane kadın politikacı var mıdır... evet osmanlıda yönetimde kadına yaşama hakkı verilmez... rol almak isteyende alavereci dalavereci damgası yer

    kaynak gibi gösterilen kadınsız inkılap kitabıda aynı kaynak göstermeden hüküm verme olayından müzdariptir.
  2. türkiye'de kadınlara da erkeklerle birlikte 14 mayıs 1950 seçimlerinde tanınmış haktır. zira ilk kez bu seçimlerde chp dışında -atatürk'ün özel emriyle kurulan ve havaya girdiği an 'çat' diye kapatılan üç ay ömürlü scf'yi saymazsak ki saymayalım- bir parti daha yarışmıştır. yani kısacası bu, ülkemizin ilk serbest seçimidir.
  3. ''türkiye'de kadınlara seçme ve seçilme hakkı, ilk defa belediye seçimleriyle ilgili olarak 1930 yılında çıkarılan 1580 sayılı kanun'la verilmiştir. daha sonra çıkarılan 26 ekim 1933 tarih ve 2349 sayılı kanun'la da kadınlarımız köy ihtiyar heyetlerine ve muhtarlığa seçilme hakkını elde etmişlerdir.

    bu kanun çerçevesinde ilk muhtarlık seçimi bundan tam yetmiş beş yıl önce bugün yani 12 kasım 1933 tarihinde aydın ilimizin o zaman çine ilçesine bağlı olan, bugün ise karpuzlu ilçe merkezi olarak bilinen demircidere köyünde yapılmış ve seçimlerin galibi gül veya gülkız ürbül hanım olmuştur. (bkz: gül esin)

    ilk eşini ve 6 erkek kardeşinden 5'ini birinci dünya savaşı ve kurtuluş savaşı sürecinde kaybeden gül hanım, türkiye'nin ilk muhtarı seçildiğinde otuz iki yaşındadır ve bu görevi üstlenmek için gerekli olan okuma yazma şartını haiz bulunmaktadır.

    1933 yılında ülke çapında okuma yazma nispeti yüzde 10'dan düşük, kadınlarımız arasında ise bunun çok daha altındadır. ama gül hanım istanbul'un fatih veya nişantaşı semtinde değil, aydın'ın bugün bile sapa bir yöresi olan o günkü demircidere köyünde, çok sınırlı imkânlarına rağmen okuyup yazmanın üstesinden gelebilmiş ender kadınlarımızdan biridir, yani gül hanım, bu mümtaz ve aziz milletin 7'si erkek 8 aday arasından tarihimizin ilk kadın muhtarı seçilmeyi ve görevine seçimle gelen ilk kamu yetkilisi olmayı başarabilmiş istisnai evlatlarından birisidir.

    seçimlerden sonra basına bir beyanat veren zamanın çine kaymakamı mehmet ali bey "ilçemiz yeni kanun'un uygulanması konusundaki öncülüğünden dolayı bahtiyarlık hissetmektedir. halkımız cumhuriyetin yeniliklerini severek benimsemekte ve 'türk kadınına benliğini tanıtan ve medeni haklarını veren cumhuriyettir.' gerçeği bu gibi yeni tezahürlerle kuvvet bulmaktadır." diyerek önemli bir gerçeği dile getirmektedir.

    kadınımıza gurur veren o günlerde, 11 aralık 1933’te halkevi gazetesi’nde çıkan haber ‘büyük inkılabın il kadın muhtarı, vazifen kutlu ve mutlu olsun’ manşetiyle verilmiştir.

    yine o günlerde, türkiye'nin tek siyasi partisi konumundaki cumhuriyet halk fırkası genel sekreteri -ve daha sonra da başbakan- olan recep peker de gül hanım'a çektiği telgrafta "türkiye'nin ilk kadın muhtarı olmak büyük bir şereftir. kutlu olsun. sizin ve aynı vazifeleri alacak bütün kız kardeşlerimizin türk kadınının üstünlüğü hakkındaki davamıza hak kazandıracak örnekler vereceklerine şüphe yoktur." demektedir.

    bu ifadeler aslında insanlık tarihinin büyük siması, istisnai insan mustafa kemal atatürk'ün şu sözlerinden ilham almaktadır: "bir toplum, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. mümkün müdür ki bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin?" cumhuriyetin inançlı ve sadık evlatları olarak bu davaya ve felsefeye daima sahip çıkmak hepimizin görevi olmalıdır.

    gül hanım, görevde kaldığı iki yıl boyunca sadece göstermelik bir muhtar olarak kalmamıştır. köyünün sosyal ve ekonomik yaşantısına katkıda bulunmak amacıyla karpuzlu-çine arasına taş döşemeli yol ve bir köprü inşa edilmesine önayak olmuştur. köye ait hizmetlerin belli bir mekânda kararlaştırılıp yürütülebilmesi için kooperatif tipi bir oluşumla kaynak yaratıp bir köy odası yaptırmıştır. belli bir yaşın altındaki gençlerin kahvelere girmesini yasaklayıp avcılık, binicilik ve diğer spor dallarında faaliyet göstermek üzere bir gençler derneği kurdurmuştur.

    kaynak:

    türkiye büyük millet meclisi
    genel kurul tutanağı
    23. dönem 3. yasama yılı
    16. birleşim 12/kasım /2008 çarşamba tutanaklarındaki dönemin aydın milletvekili ertuğrul kumcuoğlu'nın konuşmasından alıntır.''

    http://www.turania.net/…kadin-muhtari-gul-esin.html
  4. tbmm'de bu hakki ilk kez dile getiren insan, kemalistler'in seriatci yobaz diye yerin dibine soktuklari, oysa ki o donemde o kemalistler'den bin kat daha demokrat olan erzurum mebusu huseyin avni ulas bey'dir. mustafa kemal'in gundeminde yokken bu konuda meclis kursusunden kadinlarimizin koy suralarina secilmesinin meclis tarafindan kabulunu talep etmistir. (tbmm zc, 15 kasim 1921, 111.ictima, sayfa. 221-224)

    kendisi ile dalga gecmek icin "huseyin avni bey'in feministligini takdir ederim" diyen mebuslara "insanligimi tebrik ediniz" diyerek kapaklari da takmistir merhum.

    huseyin avni bey, nahiyeler kanunu hakkinda konusurken artik savas dolayisiyla koylerimizde fiilen kadinlarimizin sozlerinin gectigini, onlara idare hakkinin da verilmesini acik yureklilikle dile getirmistir. madem kadinlarimizdan asar vergisi aliyoruz, hukuklarini neden vermiyoruz diyerek de kadin-erkek esitligini meclis'te ilk defa dile getirmistir. kendisine tunali hilmi bey'in de destek verdigini zikretmeden gecmeyecegim.

    tabi kemalistler'e kalsa ne alakasi olabilir ikinci grub'un liderinin boyle ileri bir hamlesi. olabilir canim, olabilir gulum, yeterki tarihi tek tarafli okumayin.
  5. tek partili dönemde neyin hakkının verildiğini merak ettiğim uygulamadır
  6. kuyruklu bir yalandır, 1934 te kadınlara seçme hakkı verilmiş, neyi seçecek lan tek parti var zaten. seçilme hakkından hiç bahsetmiyorum o zaten erkeklerde de yok. ahmet seçilecek seçç.

kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesi hakkında bilgi verin