şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • bazen çok alakasız şeyler inanılmaz çağrışımlar yapıyor insanın hayatında ve bir bakıyorsun sabahın altısında, elinde geçirilmeyi bekleyen bir adet nevresim takımı, envai çeşit düşünceye dalmışsın..

    şu yazacaklarımı "nevresim takımı değiştirmek" başlığına yazıyordum biraz önce.. ama baktım konu başka yere gidiyor, dedim buraya kondurayım.

    on yıla yakın evli kaldım ben. bir adamla tam on kış geçirdim. ve on kış mevsimi boyunca ben hep iki ayrı nevresim geçirdim iki ayrı tek kişilik yorgana.. ve yatağın iki ayrı ucunda bulunmak üzere biri bana, ikisi ona üç yastık kılıfımız oldu hep. ortalama yirmi günde bir değiştirsem takımları, demek ki on ayrı kış mevsimi boyunca, yirmi günde bir, neden bir adamın benden tiksinircesine yatağın ucunda sırtını dönüp yattığını, benimle aynı yorganı neden paylaşamadığını merak ettim.

    seneler geçince düştü köşeli jetonum.. hayatı paylaşmıyormuşuz ki yorgan paylaşalım dedim.. cosmopolitan dergisi testlerindeki "uyurkenki pozisyonlarınıza göre ilişki durumunuzu analiz ediyoruz" yazıları gibi ulvi(!) tespitler yaptırıyor bana geçmişim ve bakıyorum da.. belki de uyku hali gerçekten de bir parça göstergesidir ilişkideki samimiyetin.

    velhasıl bu sabah yeni çarşafları sererken bunu düşündüm...
    bir adam, sokulmuyorsa sana.. zorlama arkadaşım. sevgi dilenme kimseden. kimse değişmiyor. o da değişmeyecek.
    tüm kadınlar mıçmıç ilgi bekleyen, sevildiğini hissetmek isteyen, fiziki temas arayan, kedi gibi tipler değildir elbet. mutlaka vardır daha mesafeli olmaktan rahatsız olmayan, beklentisiz kadınlar.. ama ben onlardan değildim. mutlu olmak için tek kriterim vardı; o da yakınlık, temas, samimiyet. aradığımı bulamayacağımı bile bile, beni, benim istediğim gibi sevemeyecek biriyle onlarca çarşaf ve on ayrı sene eskittim.

    şimdi ise...
    uykusunun en derin yerindeyken bile eliyle yanındaki boşluğu yoklayan, uzaklaşmışsam sarılıp beni kendine çeken bir adamla birlikteyim. uyurken bile sevilmek mümkün'ü öğretiyor bana. uykusunun arasında kokluyor, öpüyor. tek bir yorganım var artık. bir nevresim takımı ve iki yastık geçiriyorum ikimiz için. yatağın ayrı köşelerine çekilmiş uyuyor da olsak, biliyorum ki en azından ayağı ayağıma değiyor oluyor.. kaybettiğim senelerime, onsuz uyuduğum her bir geceye yanıyorum.

    karşı cinsin her ferdi kafamız bozunca iddia ettiğimiz gibi öküz değil güzel arkadaşlarım.. bakışıyla iç ısıtan, "beni gerçekten seviyor mu" diye sorgulatmadan, verem etmeden, yumuşacık seven, mest eden adamlar da var.

    o yüzden..
    beklemeyin.
    otobüs durağından vapur geçmiyor.
    heba etmeyin senelerinizi.
    geçen senelerinize ayrı, bulduğunuzda şükredeceğiniz o adamdan yoksun kaldığınız zaman için ayrı yanıyorsunuz sonra.
  • bir oldu iki oldu içimde biriktirirken üçüncüyü de görünce artık buralara bir yerlere not düşülmesi gerektiğini düşünüyorum. belki okuyan birilerinin hayatına etki eder.

    kişi 1 : kendisi kuzenim. 33 yaşında. bir başka kuzenimin nişanı için çekilecek fotoğraflarda o da yer almak istiyor. fotoğrafçı da ortaya güzel bir şeyler çıksın diye uğraşıyor. akşam kuzenimle bir araya geliyorum. bana bütün gün fotoğrafçı adamın devamlı onunla ilgilendiğini, türlü kaprislerine boyun eğdiğini ballandıra ballandıra anlatıyor. fotoğrafçı adam tabi ki ona gün boyu ''yürümüş'' kibar davranmasının başka bir açıklaması olabilir miymiş. zaten burun estetiği yaptırdığı günden beri kısmetleri çoğalmış. beynim türlü sorular düşünmekteyken ağzımdan çıkan şey ''hmmm, olur öyle'' oluyor.

    kişi 2 : arkadaşım. 25 yaşında. bir okulda öğretmenlik yapıyor. müdür yardımcısının devamlı onunla ilgilendiğini, yardım ettiğini, işini kolaylaştırdığını anlatıyor bana. zaten yapması gerekenler bunlar değil mi diye düşünüyorum içimden, o devam ediyor. resmen ''yürüyor''muş ona. sabah günaydın demeler gülümsemeler filan neler oluyor öyle. hemen sosyal medya arama taramaları yapılıyor ama o da ne adam evli ve daha minicik bir çocuğu var çok da mutlu görünüyor. e peki bu adam neden o zaman iyi dersler hoca hanım dedi ki ? bir terslik var. kızımızın duygularıyla oynandı.

    kişi 3 : arkadaşımın arkadaşı. 26 yaşında. yakışıklı garsonun neden onun sandalyesinin yanından daha sık geçtiğini sorguluyor, ''başka bir isteğiniz var mı'' sorusunun 3 saatlik oturduğu yerden kalkmama sonucu sorulduğunu düşünemiyor ve bunu ilgi göstermek olarak yorumlayıp arkadaşıma ve bana dünyanın en ciddi konusuymuş gibi anlatabiliyor.

    aslında düşündükçe aklıma başka başka olaylar da geldi fakat aşağı yukarı hepsi bu tür şeyler.
    lütfen bazı erkeklerin sadece ama sadece iyi bir insan olabileceğini unutmayın.
    herkes size ''yürümüyor''
    centilmen olan insanlar var.yapmayın etmeyin. arkanızdan güldürmeyin.
    sadece gülmüyorum, üzülüyorum da.

    debe editi : (bkz: oyuncaklar otostopta)
  • bir adet tacizden korunma onerisiyle dahil olmak istedigim faideli bilgiler butunu.

    efenim sokaktaki barzolarin kadinlarin gotunu mincirmayi hobi edindigi bir varos bolgesinde yasiyorsaniz; saglam uzun sapli bir semsiye edinin ve bir ingiliz centilmeni gibi onsuz sokaga cikmayin. sokakta yalniz kaldiginizi filan farkederseniz semsiyeyi ust tarafindan tutup yururken kolunuzun hareketiyle birlikte arkaya sallayin. olabildigince hizli yapin bunu, boylece arka tarafinizda 1 mt karelik bir korunakli alan olusacaktir.

    simdi daha once boyle bir sey paylastigimda mesaj falan almistim "herkes beni sikecek saniyor kezban" diye. ben gaziosmanpasa'da oturuyorum arkadaslar, bu sekil taciz basima 4 kez geldi. hatta ilk yapan vatandasin jinekolog falan oldugunu dusunuyorum. bir tanesi de kar kiyamet, sehre kurt inmis. ben edirnekapidan eve kadar yurumusum. bilen bilir mesafeyi 4-5 km var herhalde. karlar her yandan geliyor ve igne gibi batiyor, bir baktim herifin teki gotume yapismis sinek gibi. ama hakkaten sinek kadar, yari belime geliyor. zaten 5 kat giyinmisim hissetmiyorum bile. yuzume batan karlardan hepten deliye donmusum, elimin tersiyle cakip dumduz edecektim, kacti. ulan goz gozu gormuyor tipiden sen halen sapiklik pesindesin. demem o ki sevgili sozluk beyleri siz cok alingansiniz, alinmayin anacim, ben bunlardan bahsediyorum.
  • okumaya bayılıyorum bu başlığı. aşkla ilgili olan bütün tavsiyeleri siktir edin. gelin hemşirelerim, size bikaç bişe dicem.

    1. bu tavsiye dahil size aşk tavsiyesi veren herkese ağzı hafif bozuk akli dengesi yerinde olmayan dedeler gibi "hadi siktir ordan" deyin.
    2. instagram ayrı bir case. onunla ilgili pek çok şey diyebilirim ama kısaca özetlemek gerekirse allahınız, zeusunuz ya da hiçbir şeyiniz yoksa en sevdiğiniz ev tişörtünüz aşkına infoya "zartın annesi, zurtun biricik eşi, bilmemnenin validesi" falan yazmayın. kendinizi tanımlamak için başka birine ihtiyacınız mı var? gerçi demek ki varmış. buraya düşünen emoji gelecek. spor salonunda allah rızası için aynadan fotoğraf çekmeyin, görenin zekası 50 puan birden düşüyor. buna aletin tam en tepesindeyken çekilmiş fotoğraf da dahil. ne diyosunuz çok merak ediyorum, "ya pardon, birazdan beni tam tepede bacaklarımı 90 derece açarken sırtımı esnettiğim anda çeker misiniz?" mi, ne? geceleri bu soruya yanıt arıyorum. bi de fotonun altına yazdığınız her #kelimenin#başına#boşluk#bırakmadan#nabu#zımbırtıyı#koymayın. özlü söz paylaşmayın, duck face öldü, sunum deliliğinize sıçsınlar.
    3. beştaşla tektaşı üst üste takmayın. bu, aslında mutsuz, sıkıcı ve sinirle yüklüyüm demenin kociş zamanında çekimlenmiş hali. öğğğ.
    4. okuduğunuz sikko kitapları yanında kahveyle paylaşmayın. zaten sikko kitap okumayanlar bu salaklığa girmiyorlar. böğürtlen kışı evet. fotoğrafın yanına da "kitap zamanı" yazmışsın, evet. kahven de var, görüyorum.
    5. kötü müzik dinlemeyin. bakın erkek milleti zerre umrumda değil. zaten erkek milleti üzerinde çok kafa patlatılacak bişey değil ama kadınların kötü müzik dinlemesine katlanamıyorum. açtığınız her irem derici için afrika'da bir saksağan ölüyor:(
    6. hem dışarıda oturup hem de "ay kedi gelmesin yaaa ayyy" diye mal mal triplere girmeyin. sen dışarıda oturacaksın diye hayvan metalci liseli gibi odasına girip kapıyı içeriden mi kilitlesin gerizekalı. bu salaklığı yapan henüz bir tane xy görmedim ne yalan söyliim.
    7. renkli lens ve dudak botoksu insanlık ayıbıdır. hakkında diyecek lafım yok, aklıma geldikçe ellerim titriyor. sanırım bir sigara yakacağım ve yanında da köpek öldüren içeceğim.
    8. instagram kaşı sizi kaşlarına çim biçme makinesiyle şekil verilmiş ido'ya, yarıda bırakılmış kaşsa cengiz han'a çeviriyor.
    9. sosyal medyada adeta dünyanın en mükemmel aşkını yaşıyormuşsunuz ya da en aşkullah koca sizinkiymiş gibi triplere girmeyin. çoğunuzun kocişi içeriden çürümüş.
    10. tacizci, dayakçı, eril hegemonik pezevenklere sakın susmayın. kendinizi ezdirmeyin.
    11. özgürlük harikadır. bir kere elden kaçtığı zaman geri alamazsın. bi kafesin arkasından seyredersin henüz yaşanmamış günlerinin erkekler ve uçkurlarınca yok edildiğini.
    12. canım sıkıldı. hasta, yorgun ve ölük bir yaşlıyım. dişlerimi suya koymaya üşendiğim için size sardım. sözcü okuyorum. hoşçakalın.
  • "beyin" yerine "begin" yazanlardan tavsiye almayın.
  • sevgili cananlar, prenses degilsiniz. ulkemizde monarsi yok. kimse de sizin usaginiz degil. etrafinizdaki insanlarin gorevi, kaldiramadiginiz kicinizin rahatini saglamak hic degil. surekli mizildanarak, her seyden yakinarak, gun boyu elestirip memnuniyetsiz bir yuz ifadesiyle tahtinizda oturarak cok daha itici bir insan haline geliyorsunuz. belki amsalak erkekler dis gorunusunuze bakip aldanabilirler ama inanin kadinlarin sizin gibi sendromlu insanlara tahammulu yok.

    "ben pamuklar uzerinde buyudum, aliskin degilim boyle yerlere" ne demek lan!? bizi civili yatakta mi buyuttu anamiz babamiz? o pamuklari bir tarafina tiktiklarinda sen de toprak altinda curuyeceksin. ayh ne dolmusum.
  • lisedeyiz. şimdi değil, önceden. lisedeydik demem gerekiyordu aslında. filmin başında ''1956...'' yazar ya onun gibi bir şey. şimdi 2012. 1956 değil. her neyse.

    lisedeyiz. erkek arkadaşım var. yeni başlamışız, birkaç ay falan belki olmuştur. kız arkadaşlarım, onların ablaları falan kız grubuyuz da bir yandan. o zamanlar ilişkilerimizi açık yaşıyoruz. kim sevgilisine ne dedi, çocuk ona ne dedi, peki şimdi ne yapmalı her şey masaya yatırılıyor. müthiş bir beyin fırtınası. okan bayülgen'in şelale tiplemesi vardı eskiden. hepimiz benimiz, benimiz birimiz için canım falan derdi. şelale kafası yaşıyoruz biz de. birinin sevgilisi kötü bir şey yaptığında hep beraber gıyabında yüzüne tükürüyoruz, arkadaşımıza tam destek veriyoruz, ablalar ne yapılması gerektiğini anlatıyor ve konu çözülüyor. gıcık olduğumuz kız grubuyla ilgili dedikodulara geçiyoruz sonra. tuğçecan'ın sevgilisi berkecan neler yapmış hihihi falan. aslında bu doğru değil. ilçede okudum ben liseyi. baya böyle bildiğin ilçe. bizim orda bırak berkecan'ı tuğçecan bile yoktu. tuğçecan'ı geç, tuğçe bile yoktu anasını satayım. hatice, ayşe, tuğba, mahmut, haydar, ali, mehmet, osman falan vardı hep. en sıradışı isim önder'di. bir de begüm vardı hakkını yemeyeyim. begüm'ün annesi istanbulluydu. neden geldiyse bizim ilçeye artık. bana ne gerçi.

    bir gün benim yüzüm asık. üzgün değilim de sinirliyim. arkadaşım ne olduğunu soruyor, anlatıyorum. ders boyunca boş bi kağıtta konuyu tartışıyoruz. yan yana oturduğumuzdan ufak bir kağıda yazıp, hoca görmeden birbirimize ulaştırmaya çalışma derdimiz de yok. mis gibi. kim bilir belki o dersi dinlesem şimdi başka şehirde okuyor olurdum. tek dersle kaybettim yani.

    + canım ya yanlış anlama da sevmiyo mu acaba bu çocuk seni?
    - bilmiyorum ki seviyordur herhalde. yani... bilmem. belki de sevmiyordur
    + ben olsam ayrılırdım ama şimdi ne diyeyim. tenefüste ablamlara anlatalım onlar daha iyi bilir
    - tamam öyle yapalım

    tenefüste konu açılır. 9-10 kişi ne yapılması gerektiğini anlatır. adım adım reaksiyona göre yeniden değerlendirerek gidilecektir. dersimiz ilişkiler, konumuz trip atmayı öğreniyorum...

    okul sonrasında yanımda kızlar varken, erkek arkadaşım arıyor. herkes pür dikkat ne konuştuğumuzu dinlemekte.

    + ne yapıyorsun nasılsın?
    - iyi.
    + haa ben de iyiyim sağol :) çok naziktir benim sevgilim. ne yapıyorsun bakalım?
    - hiç.
    + hmm iyi. biz şimdi sahaya gidiyoruz ararım seni sonra onu söylicektim
    - ...
    + alo?
    - hı?
    + ararım seni sonra tamam mı?
    - ...
    + alo? gelmiyo mu sesim?
    - duydum.
    + ee bi şey demedin?
    - ne diyim...
    + tamam canım hadi öptüm
    - ...
    + kapatıyorum?
    - iyi kapat yaaaa
    + senin canın mı sıkkın? ne oldu?
    - bilmem?
    + nası bilmem? ya bi şey olmuş gibi. biri bi şey mi dedi?
    - yoo
    + ee? ya ne dicem bak şimdi arkadaşlar bekliyo ararım seni maçtan sonra tamam mı?
    - ...
    + alo? neyse kapattım ben telefonda bi sorun var herhalde. baybay

    arkadaşlar ''aferin kızıma'' bakışı atarak sorguya alırlar beni. trip atmayı başarmışımdır. az, öz, sinirli konuştum neticede.

    + ne oldu ne diyoo?
    - sahaya gidiyolarmış.
    + eee?
    + özür dilemedi mi?
    + niye kapattı saha çok mu önemliymiş?
    - yaa ne bileyim işte. özür dilemedi.
    + bi şey yokmuş gibi davranıyo bak yaa
    - anlamadı bence ne olduğunu. gayet normaldi sesi.
    + bırak ne olduğunu kendisi anlasın o zaman
    - diyosun?
    + tabi canım. düşünsün biraz. bulsun hatasını.

    elimizde ne yaptığından habersiz bir erkek, salak bi şeye bozulmuş ben varım. konu da şey; bir önceki gün çocukla buluşcaktık. buluşmaya yarım saat kala mesaj attı gelemiyorum babam çağırdı dükkana gidiyorum, diye. kusura bakma falan da demiş. ben de önemli değil dedim ama önemli yani. kafa çünkü başka türlü çalışıyor. çocuğun babası çağırmış. sevgilimle buluşcam ben gelemem, diyemez neticede. gayet normal. ama ben o kadar dolmuşum ki kızların söyledikleriyle. ''beni sevse gelirdi'' diye düşünüyorum. gelmediyse sevmiyor. her şeyi seviyor mu sevmiyor mu şeklinde değerlendiriyoruz. nasıl gelmez ya? seven insan böyle mi yapar ühühü.. öküz.

    erkeğe hatasını söylememek lazım. kendisi bulmalı. neden? seven erkek ne olduğunu bulmak için çabalar. sevmiyorsa çabalamaz. bunu anlamak için bir sınav yani. bakalım deneğimiz ne yapacak? böyle trip atmaya devam etmem lazım. yeterince süründüğünde hatasını söyleyebilirim. daha sonra özür dilemeli. özür dilemezse zaten sevmiyor demek. özür dilerse seviyordur. ama bakalım ne kadar seviyordur? affetmek için biraz daha süründürmek lazım. çok uğraşmazsa o kadar da sevmiyor demektir. uğraşıyorsa inanırız.
    hem erkeği süründürmek iyidir. neden iyidir? sürekli aklında ben olurum. kafayı bununla yerken başka kız da düşünemez. hem emek vermiş olur ilişkiye. erkekler emek verdiği ilişkileri öyle kolay kesip atamaz. bağlanırlar böyle olunca. tabii kapımızda it olan bir erkek egomuz için de güzeldir. bu son kısım açıkça anlatılmadı ama diğerlerini aynen anlattılar. aklıma da yattı yani. sonuçta yaşım 14. ablalar gelmiş 16-17 yaşına. bir şey biliyorlar da söylüyorlardır. o arada erkek arkadaşım tekrar arar. ben daha deneyimliyimdir.

    + x(ben) ya aklıma takıldı sesin kötüydü arayayım dedim. biz sahaya geldik birazdan başlıcaz da..
    - iyi...
    + xcim canım ne oldu güzelim söyle hadi var bir şey belli
    - yok bi şey ya... tamam
    + okuldan biri bi şey mi yaptı? annenle mi kavga ettiniz?
    - ...
    + alo? x?
    - ne?
    + yanında annen mi var? konuşamıyor musun?
    - ...
    + tamam anladım annen var.
    - yoo.
    + hmm. o zaman ben seni eve gidince arıyım oldu mu? senin için atıcam golleri heheh kaç tane atıyım?
    - (çok tatlı yaaaaa. mayış mayış biraz daha mayış gülümse... arkadaşlar gülümsemeni görsün kaşlarını çatsınlar... hmm bu yanlış. al gülümsemeni geri. tribe gir tekrar) ...
    + aloo? hay allahım ya. telefonun mu bozuldu senin? gelmiyo sesin
    - (gelmez tabi. konuşamıyorum ki saçımı başımı yolarlar) hadi iyi eğlenceler sana tutmıyım ben maç önemli çünkü çok
    + ha? ee tamam. xim için atıcam 2 tane çok seviyorum seni hadi baybay

    telefon kapatılır. arkadaşlarla yeni bir beyin fırtınası...

    + ne diyo
    + niye güldün
    + nerdeymiş
    + özür diledi mi?
    - kaç gol atıyım senin için dedi. sahadaymış. özür dilemedi ya telefon mu bozuk diyo
    + kimin telefonu bozukmuş?
    - benimki ya
    + ne zaman bozuldu?
    + benim abim anlıyo tamir ettiririz
    - bozulmadı ki telefon
    + ee o zaman?
    - neyse ya. ben napıyım? ona kızdığımdan haberi yok. annenle mi kavga ettin diyo
    + anlar yakında ona kızdığını. aynen devam et.
    - anlamıyo ki ama. ikidir trip atıyorum. nolcak böyle?
    + anlar canım anlar. düşünmeye başlamış bile bak ne oldu diye.
    + maçtan sonra napcakmış? görüşelim dedi mi?
    - demedi. eve gider herhalde bilmiyorum ki sormadım. yarın görüşcez zaten
    + çocuğa bak ya.. kız burda ne halde o maç yapıyo. çok iyiymiş. sen var ya boşuna düşünüyosun ben sana diyim
    + bence de.
    + valla mehmet olsa (kızın sevgilisi) o sahaya gidemezdi bile. neyse canım hayırlısı olsun sıkma canını
    - yaaa :(

    benim surat oldu muşmuladan hallice. moralim çok bozuk. bir sevgilim var beni sevmiyor sonuçta. hayat çok zor gerçekten. kızlara da rezil oldum. acıdılar resmen bana. hayırlısı olsun diyorsa biri... öööff ya. niye mehmet gibi değil ki benim erkek arkadaşım da... çiçek falan alıyor çocuk. ayşe telefona bakmadığında arıyor bin kere. ben üç saat önce meşgule aldım trip atayım diye anca mesaj attı çocuk. müsait olduğunda beni ara diyor. mesajına cevap yazmadım, ikinci mesajı bile atmadı. mehmet olsaydı on tane atmıştı şimdiye kadar. of ya. sevmiyor işte... ayrılmak da istemiyorum. komik birisi. seviyorum da galiba. gülüyoruz hep. neye kızdığımı anlamadı ama kızlar doğru söylüyor. seviyorsa öğrenmek için uğraşır. sevmiyorsa umursamaz. neyse yarın denerim şansımı görüşünce. allaam inşalla öğrenmeye çalışır. inşallah beni seviyodur. sevmiyosa hem ayrılıcaz hem de rezil olcam kızlara. kesin ağlarım da. anneeaaa. ısrar etsin. nolur ısrar etsin...

    neyse ertesi gün oldu. biz buluştuk. benim sanki dedem falan ölmüş. yüzümden düşen bin parça. sarılcaktı, ittim bunu gerek yok dedim. dedemin katili o ya çünkü... naber diyor, sağa sola bakıyorum. bir şey mi var diyor, öfleyip püflüyorum. ortamı yumuşatmak için komik bi şeyler anlatıyor, hmm çok komikmiş yönetici kardeş triplerindeyim. garibim anlamıyor ki tavrım ona. canım başka bir şeye sıkkın sanıyor hala. eğlendirmeye çalışıyor beni. böyle bir saat falan geçiyor. sonunda;

    + x?
    - ...
    + x sana diyorum. yüzüme bak
    - ne var?
    + anlatsana artık ne olduğunu.
    - ne anlatıyım ki sana ben
    + benimle mi ilgili? bana mı kızdın?
    - hayret?
    + ne hayret? niye şaşırdın?
    - sonunda anladın ya ona şaşırdım.
    + ne yaptım ben?
    - düşün bakalım.
    + alla alla.. söylesene ne oldu?
    - ...
    + la havle... ne yaptım diyorum?
    - ...
    + x? sana soruyorum? ne yaptım?
    - sen daha iyi bilirsin ne yaptığını...

    bir daha bu kalıbı bir insan evladına karşı kullanırsam allah da benim belamı versin... çocuğun ''delir'' tuşuna bastım resmen. tonlamasını bile hiç unutmam, şey dedi bana;

    + ya x... ya bak... sen gerizekalı mısın?

    e haklı... gerizekalıyım yani. ne yaptığından habersiz biri nasıl daha iyi bilsin ne yaptığını. bizim bütün sistem çöktü mü? çöktü. erkek arkadaşımın daha birkaç saat boyunca ısrar etmesi gerekiyordu plana göre. sonra belki söyleyecektim. sonra özür dileyecekti. ben uzatacaktım. kabul etmeyecektim. daha önceden kafama taktığım başka şeyleri de ortaya çıkaracaktım. kavgayı büyütecektim. çocuk iyice maymuna bağladığında da gerekirse masayı dağıtıp gidecektim. belki sadece bağırıp da gidebilirdim. orası spontane olacaktı. arkamdan gelirse zinhar durmayacaktım. ''bak bağırırım haa'' diye tehdit edecektim, başımdan savacaktım. eve gidip kızları arayacaktım. çocuğun aramalarına cevap vermeyecektim. mesajlarına da cevap vermeyecektim. telefonumu da kapatacaktım. ertesi gün kızlarla devamını konuşacaktık. ohoooo hiç olmadı ki böyle gerizekalı mısın falan... neyse ki en büyük kozum hala elimdeydi. bastım gözyaşını. yumuşadı bizimki hemen. sonra işte konuştuk. sorun ne olursa olsun hemen söyleyeceğim konusunda anlaştık. resti çekti çünkü. bir daha böyle bir şey olursa ayrılacağını söyledi. böyle salak salak davranan birisini sevemeyeceğini söyledi. yalnız epey ağır konuşmuş şimdi düşününce. gerçi ben olsam, benim gibi bi tipe laf bile anlatmazdım. neyse işte. biz dört yıla yakın çıktık bu çocukla. sonra ayrıldık. ben bi daha ''sen daha iyi bilirsin'' gibi olaylara girmedim. direkt söyledim neye kızdım, neye kırıldım. ya da hepten içime attım çaktırmadım. sonraki ilişkilerimde de böyle gitti ve gidiyor. hoş, ne kadar işe yaradı derseniz, ''hiç'' diyebilirim. ama en azından alışkanlık oldu trip atmamak. tribe girmek çok yorucu zaten.

    bizim kızların hepsi o zamanki sevgilileriyle evlendi. ben daha üniversiteden mezun olamadım. evlenmedim de. ilişkileri hiç anlayamadım zaten. taktikle falan işlemiyor sadece onu biliyorum. bizim kızlar en doğrusunu yapmış olabilirler. çünkü çevreme bakıyorum ve tezgahın hala bizim salak lise günlerimizdeki gibi kurulduğunu görüyorum. kızlar hala süründürüyor, erkekler hala sürünmekten keyif alıyorlar. kim gerizekalı benim kafamda netleşmedi. kimseye şunu yap, bunu yap diyemem bu yüzden yazının da bir ana fikri yok. anca sen daha iyi bilirsin derim, geçerim. tek tavsiyem bu olur. bilmem anlatamadım mı? galiba olmadı.
  • yazıktır bi şans daha verin. ay peruğum düştü... vurmayın etmeyin...
  • (bkz: #56925005)
    şunlara pabuç bırakmayın. kızdım, kızgınlığımı nereye yazacağımı bilemedim. yazan beyfendiyi tamamen konu dışında bırakıyorum, amacım şahsiyetine saldırmak değil, ama entrynin hiç şansı yok, saldıracağım.

    şimdi ilk cümlesi janjanlı, klişe bir sözle giriş yapmış, ingilizce, okay. sonra diyor ki, internet jargonuna bu kadar hakim kadın görünce şoka uğruyoruz. jargon tamamen kendi tekelinde çünkü. ekşisözlük dahil, çıkan bütün klişe bakınızları, jargonu kendisi ve de hemcinsleri yarattı. biz garip kadın kulları, bunları ancak ve ancak yettiği kadarıyla öğrenebilir, hatta şanslı, akıllı ve de tatlışkoysak, bunları kullanabiliriz. fakat internet jargonu dediği şeyin, şurda okuduğu da erkek sandığı bi çok entrynin sahibinin kadın olmasını, bu jargonda gayet parmağımızın olması da hiç olurlu değil ona göre. çünkü biz hamur işi, ruj, saç falan. bi de hala şoka uğramasına şoktayım ben. şoka uğrayacak kadar yani. wowowow.

    sen, ben gibi konuşması diyor. sen, ben zamirleri insanları değil, erkek kişileri burda, onu bi netleştirelim. o ve diğerinin -muhtemelen kankası- kullandığı ve de yarattığı -ki böyle olsa bile- bkz'ları kullanınca da biz muhteremlik seviyesine yükseliyoruz. o zaman ne kadar da hoş baaağyanlar, ne de tatlı hanımlar oluyoruz. tam ağızlarına layık, yeterli dozda sen ben, yeterli dozda ruj muj.

    yıllardır bu futbolla ilgilenme klişesine karşı savaş açmış bi insanım, erkek tekelinde bir spor olması hepimizce görülen bir şey, eyvallah, fakat bu bir zevk, kimilerine göre hayat meselesi, fakat bir tercih en nihayetinde. tercihlerimiz uyduğu için, hobilerimiz örtüştüğü için benimle iyi geçinmene, beni bi tık daha çok sevmene de eyvallah. mesela; ben de fenerbahçe maçına gitmeyi ve de coldplay'i seviyorum, coldplay ve fenerbahçe hakkında seninle bunlarla alakasız herhangi iki insandan farklı konuşur, tad alırım, fakat yaşadığın şaşkınlık, benim değil senin vizyonsuzluğun. bak bak, herhangi bi türk kızı bu ismi duysa, amin diyormuş. futbol öğrenen kız, size layık oluyor, hoop diye level atlıyor, tabi ki karar mercii de sizsiniz. bence futbol dışında konuşabilecek bi iki konu edinse türk erkeklerimiz, hani diyorum, dünya, mars, uzaya gitmek falan?

    son paragrafta da buyuruyor ki; kendini ifade edebilen, argoya ve güncel jargona uygun hanımlar dikkat çekiyormuş. -bak yine burda kendi tatlı bilmiş özelliklerini ve yarattığı dünyasını seriyor önümüze, onun seviyesine çıkarak dikkat çekeceğiz, kıymetlimis, haşmetlimisss- çünkü neden? nedenini yukarda söyledim, çünkü vizyonsuz olan kendileri. gördüğü iki swf klişesi yapan hanımlara ağzı açık ayran budalası gibi bakan kendileri. nerde yetiştiniz hiç bilmiyorum, hayır önünüzde internet de vaar, bak jargon falan da yaratıyorsunuuz maşşalla çocuklarıma, artık bi gözünüzü açın be yavrum. hayır ben dikkati sadece el shaarawy yazarak çekiyorsam, gideyim de river plate oyuncu isimlerini alnıma kazıyayım, sonra da kendime olan saygıma tükürürüm.

    kinimi kustum. asıl tavsiye kısmına geliyorum, bunların aa ne değişik kızsın futbol bkz falan:))) larına gelmeyin. bunlara prim vermeyin, sonra cidden kendilerini haşmetli sanıyorlar, jargonun da futbolun da herhangi bi müzik grubunun da sırf kendisi yaptığı için en inanılmaz şey olduğunu düşünüyorlar. bunları çevrenizde tutmayın, iltifatlarını da gözlerine gözlerine sokun. sırf iki tane zekasız size oha pes oynuyo, oo çok kafa kız diyecek diye kadının adına bok attırmayın. ilgi budalalığınız, böyle sefil fakat manyak egolu bir nesli koydu önümüzde, közbön aşşaa közbön yukarı konuşup duruyolar istemedikleri bişey görünce (kolunda kıl var közbön, peki dedi közbön, canı sevişmek istemedi közbön, benle dışarı çıkmıcakmış közbön, morali bozuk konuşmuyo közbön, istemedikleri her şeyin buluştuğu nokta; közbön). ilişkilerimiz de böyle böyle yürümüyor, ben biliyorumculuktan, üstünlük kurma çabasından. bunların insandan insana farklılık göstereceğini, argoyu sevenlerin olduğu gibi sevmeyenlerin de olacağını, futbolu seven olduğu gibi curling takip edenlerin falan olacağını, hatta spor sevmemek fakat felsefeden de pek iyi anlamak gibi garip varlıkların da olduğunu kafalarına vura vura anlatmamız lazım. bi de onlara anlatılan helal süt emmiş klişesini, pes oynayan asi kız klişesine çevirirseniz vallahi uğraşamicam artık. bak bunlar bunu yapmaya devam eder, yaptığı yerde tokadı ağzına vurmayıp nemalanmaya çalışırsanız, her dönem bişeyle uğraşırız. yeter. rica ederim, bunlara pabuç bırakmayın ya.
    erkekler çok minnoşko yaa, şımarıklıkları, kendi tatlı dünyaları ^^
  • bir arkadaşım var. 30'larının başında, kadın. olağanüstü güzel bir kadın hem de. hem kendi, hem içi güzel..

    bi süredir depresyonda. kötü hissediyor. bitmiş bir evliliği, küçük bir çocuğu, memnun olmadığı bir özel hayatı var. işsiz.

    onunla bugün konuşurken bazı şeyler söyledim. sonra belki ihtiyacı olan bi kadına tek bir kelimesi dahi ulaşır umuduyla buraya yazmaya karar verdim...

    "... filmi 30 sene sonraya sarıyoruz.. yıllar geçmiş. çocuk büyümüş, bakmış başının çaresine..
    sen depresyon ve savrulmayla arka arkaya dizmişsin o yılları. artık 60 küsur yaşındasın. aynaya baktığında gördüğün şey; yaşlı bir suret, kaybolup gitmiş yıllar, ıskalanmış bir hayat... mutsuz, yalnız ve yaşlı bir kadınsın artık...

    şimdi o kadının önüne, şu anki halinin fotoğrafını koyuyorum... şu anki haline, o kadının gözlerinden bir bak... neler düşünüyorsun?

    'ne kadar gençmişim. ne kadar güzelmişim... her şeyin ne kadar da başındaymışım... yazık ettim onca yıla. dönme şansım olsa? yok ki.. artık hepsi kaybolup gitti...'

    aynadan şu anki suretine bakarken, o 60 yaşındaki yalnız ve mutsuz kadının gözünden bak kendine... zaman yolculuğu mümkün... bu şekilde mümkün...
    şu an kendini gençliğinin sonunda, özel hayatında dikiş tutturamayan, başarısız ve geçkin b kadın olarak görme eğilimindesin ya,
    bi de kendine, aynı halinin 60 yaşından bir dön bak... onun gözlerinden bir bak..
    şu anda 20 yaşındaki halinin fotoğraflarına bakarken neler hissediyorsan; al onu, 3 le çarp, öyle bak!

    anahtar ellerinde... yarın "ne" olacağını sen belirleyeceksin. kaderini sen çizeceksin. ama bunun için "bişeyler" yapmalısın...

    şu an 20 yaşındaki fotoğrafına bakıp "keşke o zaman şunu yapsaymışım" dediğin her şey için 2. şansın bu...

    şu anda "imkansız" görünen şeylerin aslında ne kadar "imkanlı" olduğunu görebilmek için 60 yaşına gelmeyi ve acı içinde ah çekmeyi bekleme

    geç değil. tam vakti. hadi kalk ve bişeyler yap.
    bi hayal kur ve peşine takıl.. tam vakti...

    60 yaşına geldiğinde, arkanda nasıl bir ömür bırakmış olmak istiyorsun? neleri "yaptım yeaa" derken keyifle gülümsemek; gülümseyerek anmak istiyorsun?
    bunları teker teker düşün, tasarla ve harekete geç.

    harekete geç!

    h a r e k e t e - g e ç !!!

    geç değil henüz.
    geç olmadan harekete geç... boşa bekleme yapma.
    bak 60 yaşındaki halinin hayalini diktim başına.
    hesap sorar senden.

    harekete geç!"

    bonus: https://www.youtube.com/watch?v=sb2yog_dkqm