şükela:  tümü | bugün
178 entry daha
  • şimdi size kısa sürede en hoşuma gitmeyen, en hızlı soğuduğum davranışlardan bahsedeceğim.
    (dip not: süre max 2 hafta)
    değerli abilerim ablalarım, ben insan ilişkilerinden çok farklı şeyler bekleyen anormal bir tip değilim. hayata bakış açısı güzel olan, iyilikle düşünen insanlarla hoşbeş etmeyi seviyorum. kadın erkek diye de ayırmadan tamamen cinsiyetsiz yaklaşırım insanlara. gel gelelim konumuza burada kendinden beni ışık hızında soğutan kişi, başlarda tam bir delikanlı gibi görünmüş, aaa ne güzel beni koruyor kolluyor diye düşündürmüştür. lakin olaylar benim anlam veremediğim şekilde gelişşmiştir* şöyle ki 1 hafta boyunca şehir dışındaydım. döndüğümde öncelikle bir aşk itirafı aldım ve karşımdakine laf anlatamadığımı anlamam için yarım saat içinde 10 kere reddetmem gerekti (abartısız söylüyorum). sonrasında karşımdakinin sevgiliymişiz gibi tavırları aynı hızda devam etti. sürekli hesap sormalar, gizli gizli telefonuma bakmaya çalışmalar. iki dk teneffüse çıkınca nereye gittin? yanındaki kimdi? sigara içme sana hiç yakışmıyor. (kibarca söylenmiş gibi geliyor kulağa ama çok büyük bir baskı sonucunda sürekli söylenince insanı çok rahatsız ediyor) bunun gibi bir sürü küçük küçük şey başta beni çok rahatsız etmiyordu. çocuğun karakteri böyle herhalde herkese karşı böyledir diyip alttan aldım bir süre. çünkü bir o kadar da masum va iyi niyetli bir insandı. (kısa bir süre önce küçük bir şehirden taşınmıştı ve metropol hayatını bilmiyordu). neyse bu küçük küçük dediğim şeyler benim tepkisiz kalmamla alevlendi. bir gün çıkışta arkadaşımla buluşacağım ve canım biraz rimel sürmek istedi, bu kişiye durumu söyledim seninle kütüphaneye gelmeyeceğim dedim.niye makyaj yaptığın anlaşıldı arkadaşın erkek di mi dedi. siktir git sen kimsin oç demedim, demem lazımdı. bakın ortadoüu kafası nedir işte tam olarak budur. bunu diyen en yakın arkadaşlarımdan biri bile olsa özellikle kız arkadaşım bile olsa çok bozulurum. kaldı ki kimin ne haddine... olay burada da bitmedi. arkadaşım beni almak için binanın önüne geldi ben de çocuğa kibarca arkadaşım geldi görüşürüz sen bekleme dedim. arkadaşın gelsin giderim dedi diklenerek. bir bahaneyle gönderdim o gün. ne kadar sinirli olduğumu anlatamam ama sanırım. herkesten çok kendime insanlara bu alanı nasıl tanıdığım için kızgındım.
    (normalde bunlara çok daha kısa bir sürede dur diyecek hatta başta hiç izin vermeyecek bir insanım ama benim de içinden geçtiğim garip bir dönemdi. tuhaf olaylar yaşıyordum kendimi toparlamakla meşgulüm onu da belki başka bir entryde anlatırım)
    sonrasında çocukla düzgünce konuştum. bak dedim böyleyken böyle benimle arkadaş kalmak istiyorsan bu bu hareketlerine dikkat et. bana sevgilimmiş gibi davranma, arkadaşımmış gibi davran. fazlasıyla dokunarak konuşan fiziksel temastan hiç kaçınmayan ve insanın o özel alanını sürekli gasp eden birisiydi. yapışık ikiz miyiz anasını satıyım biraz alan bırak da nefes alayım. kendisi bunlara dikkat edeceğini söyleyip özür diledi. sonrasında ben olabildiğince kırmadan mesafe koydum araya. birkaç gün sonra bir mesaj geldi. bingo! artık bana aşık olmadığını beni yine sevdiğini ama son birkaç gündür eski sevgilisinin aklına geldiğini yazıyordu. (bunu söyleyen bana yarım saat dil döken, hayatının aşkının ben olduğumu söyleyen, ben istemesem de beni 3 4 yıl bekleyeceğini söyleyen kişi - bakın arada sadece 3 gün var) yine oç demedim. diğer erkeklerden hiçbir farkı olmadığını söyledim. sizi tenzih ediyorum sevgili ekşici abilerim*
    karşımda öyle biri varmış ki, söylediklerinden, yaptıklarından utanmak yerine benim söylediğim şu sözden (bkz: hepiniz aynısınız) alınmış. alınmakta haklıymış da cidden özür dilerim ya ben bu kadarını hiçbir insanda görmedim. *
    ertesi gün yanlış anladığımı eski sevgilisini özlemediğini, sadece ona da bana davrandığı gibi davrandığı halde o kızın benim gibi tepkiler vermediğini söyledi. beyimize istediği gibi davranmıyorşuz. 1 saat özgürlüğün ne olduğunu ve başka birinin özgürlük alanı başladığı anda bizimkinin bittiğini, bir insana hoşuna gitmeyecek şekilde davranıldığında o kişinin bundan rahatsızlığını dile getirmesinin çok doğal olduğunu anlatmaya çalıştım. anladı mı hayır ama ben karşımdakinin mental olarak henüz ergenliğini tamamlamadığını anlamış oldum. zira ben bak lütfen benimle gerekmedikçe fiziksel temasa geçme, bana dokunma. seni ilgilendirmeyen konularda bana hesap sorma. insanların arasında sanki aramızda bir şey varmış gibi davranma konuşma dedikçe sen beni kısıtlıyorsun dedi.bu süre zarfınca kütüphanenin bahçesindeyiz. cahille muhabbeti kesip kütüphaneye girmeye karar verdim.
    bu arada anlamasa da benden özür dileyip bi daha olmayacak demeyi ihmal etmedi tabi. sonra ne mi oldu sadece 2 saat sonra arkadaşımı görmek için dışarı çıktım. 1.5 saat kadar dışarıdaydım. o sürede bir sürü mesaj atmış. nerdesin, ne zaman geleceksin, hala yoksun... tam beni ararken arkadaşımla oturduğumuz yerden bunu gördüm. (kütüphanenin bahçesindeyiz, beni bulamayınca çıkmış) geldi gayet ciddi azarlar bir tonla "ders mi çalışsan artık!?" dedi. hiç cevap vermedim gitmesini bekledim. sonra arkadaşımdan özür diledim.
    yanına gidince de yüzüne bile bakmadım. hatasını anlamış olacak çikolata alıp geldi özür diledi. artık tanıdığım için sadece tebessüm ettim. sözünün ya da davranışlarının bir kıymeti kalmadı çünkü biliyorum tekrar yapacak aynı şeyleri. dediğim gibi de oldu. benden önce ayrılacaktı giderken bir bahaneyle gelip iki elini yanaklarıma koydu arkadan sarıldı ve gitti. nasıl söylenir bilmiyorum bu basit görünen küçücük hareketler çok özel olabileceği gibi çok rahatsız edici de olabiliyor. çünkü istemediğimi defalarca söylemiştim. en başında bana saygısızlıktır bu. ve mümkünse haddini bil arkadaşım ne cins bir yavşaksın...

    sonrasında gelen ışık hızında bir soğuma ve olayları kendi içimde tekrar değerlendirmemle; çocuğun masum değil saf (aptallık manasında olan ama daha hafifi), daha kendisine saygısı olmadığı için bana hiç saygısı olamayacak ve hayata dair hiçbir fikri olmayan biri olduğunu fark ettim.
    vallahi gömmüyorum. insanın bir siyasi görüşü bir hobisi ne bileyim bir özelliği olur ya. türkçe pop dinliyorsun tamam hadi kabul bari aralarından birkaçını seç ne bileyim gruplandır falan kendine has bir tarzın olsun. hayat öyle ben asla içki içmem, ben asla sigara içmem diye beylik laflarla dönmüyor. 5 yaşında değiliz. sürekli yaptığın saçma sapan benim çevrem seninkinden daha geniş. benim eski matematik hocam senin eski matematik hocandan 5 kat daha iyidir (evet böyle sikimsonik karşılaştırmalar yapıp beni dumur ediyordu) gibi karşılaştırmalar bana sadece senin ezik olduğunu düşündürüyor.

    bu arkadaş geçen gün sınıftakilerle sohbet ediyorum diye bana alınıp görüşürüz bile demeden çıkıp gitti. bugün de aynı şekilde benim onu soktuğum ve benim için zorla girdiğini söylediği ortamlardan birinde karşılaştık oralı bile olmadı. sayemde birkaç insanla tanıştın. jeux'ın yanındaki çocuk olarak da olsa tanıdılar seni hadi yine iyisin * demem o ki birazcık özgüven, özsaygı kimseyi bunaltmadan dengeli davranmak kadına da erkeğe de o kadar yakışıyor ki.