şükela:  tümü | bugün
  • yargıtay'ın aldığı düğünde takılan altınlar geline aittir kararından sonra artık konuşmamız gereken bir gerçeklik.

    (bkz: kim takarsa taksın düğündeki altınlar geline ait)

    bazı alanlarda eşitlik sağlayacağız derken kantarın topuzunu fazlaca kaçırdık, erkeklerin hem sistematik olarak dolandırılması, hem de haklarının yenilmesine kadar geldi olay.

    mesela nafaka.

    iki insan evlenirken birlikte karar alıyor, herhangi bir baskı altında kalmadan. düğün masraflarının da %90'ını erkek çekiyor. buna rağmen kendisi istemese bile boşanma gerçekleştiğinde bir de kadına nafaka adı altında haraç ödemesi gerekiyor.

    mesela kadına küfretmek ayıptır gibi toplumsal kurallar.

    bir kadın hiçbir sınır tanımadan bir erkeği aşağılayabiliyor, küçük düşürebiliyor, hakaret ve küfür edebiliyor. ama o erkek sinirine yenik düşüp o kadına "aptal" bile dese sosyal linçe maruz kalıyor.

    aynı şey fiziki şiddet için de geçerli. bir kadın erkeği fiziki ya da psikolojik şiddete maruz bıraktığında o erkek katlanmak zorunda, ama kadına en ufak bir itekleme bile yapsa erkek hapis cezası alıyor.

    hatta yapmasına da gerek yok. kadının "bu beni itti, bana şiddet uyguladı" demesi yeterli. bunu ispatlaması bile gerekmiyor.

    erkeğin yapmadığını, şiddet uygulamadığını ispatlaması bekleniyor.

    daha bu şekilde sayılabilecek onlarca haksız uygulama bu toplumda her gün erkeklerin biraz daha infial noktasına gelmesine sebebiyet veriyor. sırf sevdiği kadınla evlendi diye hayatı mahvolan, borç harç içinde yüzen, intihar eden erkekler var artık.

    lafın kısası; kadınlara hak verirken biraz fazlaca bokunu çıkardık; bir kısmını geri almamız gerekiyor acilen. adalet ve eşitlik için.

    edit: yine konuyu kadın düşmanlığı gibi yansıtan feminizm teröristleri de damlamış. kadına düşman değilim, kadını seviyorum, kadına bayılıyorum. ama her cinsiyetten şerefsizlere, zorbalara, zalimlere, haysiyetsizlere düşmanım (yani size). her cinsiyetten mazlumun ise yanındayım. bu bir adaletsizlik meselesi, eninde sonunda bu zulüm sona erecek.

    ek: şu yazıdaki arkadaşı tebrik ediyorum, kesinlikle yazısını baştan sona okumalısınız:
    (bkz: #74078157)

    not: şu dil puanı konusunda yalan söylemekten boğazı tahriş olan (başka bir sebeple de olabilir, lol) arkadaşa da cevap verelim; (bkz: #74063916)

    en son girdiğim ve sıkılıp yarısında çıktığım dil sınavından aldığım skor 81,25. al dürüp dürüp uygun bir şekilde değerlendirirsin.
  • biri bunu ne zaman dillendirecek diye bekliyordum şükürler olsun o gün geldi ölsem de gam yemem gayrı.
    yasalarla insanın doğasından gelen fiziksel farklılıklardan oluşan dezavantajlar kadınlar lehine düzenlenebilir eşitlik sağlamak için ama bunun dışındaki farklar kişinin tercihi bunu eşitleyeceğim diye uğraşmak çaba gösterenlere haksızlık bence.örneğin ayakta kalabilmek için geceli gündüzlü kafa patlatıp ,çalışan bir kadınla ekonomik ihtiyaçlarını eşine yıkıp nafaka talep eden bir kadının ekonomik gelirlerini eşitlemeye çalışmak büyük saçmalık bence.
  • aa olur mu öyle ülkemizde 2 hafta evli kaldığı erkekten boşanıp 4 yıl boyunca her ay 600 lira kopartan güçlü feministler var. sebepsiz yere karısı boşanmak istedi diye ölene kadar her ay para ödemek zorunda olacak insanlar var. eşitlik süper kısacası. takı falan yetmez boşandıktan sonra adamın bir kolunu falan da almalılar.
  • her ne kadar provakatif amaclar guden bir dusunce olsa da maalesef nafaka gibi haklar hak olmaktan cikmis adeta bir rant ve istismar kapisina donmustur. nafaka, kadin erkek fark etmeyecek sekilde magduriyeti onlemek amaciyla getirilmis bir hak olmasina ragmen zamanla bir istismar enstrumanina donmustur.
    esasinda verilen hak geri alinmaz ama nafaka gibi haklar gunumuzde amaclari disinda kullanilmaya baslanmistir, bu sebeple yapilmasi gereken haklarin geri alinmasi degil bu gibi haklarin istismarinin ve koz olarak kullanilmasinin onune gecmektir ama turkiye'de bu biraz zor.
  • pozitif ayrımcılık yapacağım derken eşeğin kulağına su kaçırmaktır. bir doğal sözleşmede bu şartlar olsa siksen imza atılmayacak şeyleri evlilik, çocuk sahibi, evinin adamı vb. sıfatlar altında erkeğe kaktırmaktır. evlilik erkeğin sevr’idir. evlilik cüzdanı muharrem kararnamesidir.
  • burası türkiye olm batıda gördüğünüz 3. dalga feminizm karşıtı şeylerle bill burr ile falan gaza gelmeyin bizim paradigmamız bambaşka. burada insanların karısına kızıp boğazını kesmesi filan hala haber değil. idare edin bi zahmet. birbirinize pre-nup tavsiye edin şehirli modern erkekler olarak bitsin gitsin.

    boş entel mastürbasyonu.
  • aaa erkekler kadınların namus ve mal olarak görülmesinin kendilerinin aleyhine olan bazı sonuçlarını keşfetmiş lan.

    şimdi sıra e takılar da gitti biz bu boku niye yedik sorgulamasında.

    valla tekerleği bile icat edersiniz 2018 sonuna kadar.

    devam devam bravo
  • toplumda yer alan kadınların statüsü, işi, eğitimi gibi unsurlarda var olan dengesizlik artıkça mümkün olmayan öneridir. sen klavye başından düşünce beyan ederken, eğitimsiz, yol yordam bilmez, miras payı dahi elinden alınan kadınların haklarını savunmak için var olan yasa ve içtihatların, klavyeci hatunlar tarafından kötüye kullanılması neticesinde, tüm bu toplumsal yarayı daha da kanatmaktan başka bir şey değildir.

    pozitif ayrımcılık sadece fiziki olarak güçsüz görüldüğü için değil, eğitimsiz, yol yordam bilmez, miras payı dahi elinden alınan kadınlar içindi, fakat bunu kadınların eğitimli (!) olanları okuyup öğrendi öğrenmese bile avukatı yol gösterdi, onlar fazla fazla hak sahibi olabilirken, neticede adaletsiz bir yapıda korunmak istenen kadın yine gerek toplum, gerek mahalle baskısı, gerek tehdit, şiddet ve hile ile haklarına kavuşamadı.

    olay hakkında bu kadar atıp tutarken, bir de bilmeniz gereken bir husus var. o da ziynetlerin kadında olduğunun karine olarak kabul edildiği, yani kadın o altınların eşte olduğunu, bunu harcadığını vs. kanıtlamak zorunda kalmaktadır. bu da her olayda mümkün değil. demem o ki, bazı olayları tartışırken belli bir altyapıya sahip olmak gerekir. yoksa, boşanma hakkını elinden alan fiili bir yapıya dönüşür hale gelebilir sistem. maddi dayanağı olmayan ama eşinden şiddet gören kadın için de aynı cümleleri kurabilir misiniz? kuramazsınız. ama bu hakları kötüye kullanan kadınlar hakkında istediğinizi diyebilirsiniz. zira, hiçbir olay olmadan darp raporu alıp zengin kocasının mallarını donuna kadar alanlar da var. herkesi aynı kefeye sokabileceğiniz bir toplumda yaşamıyoruz ne yazık ki, gerçekler "o hakları ondan alalım bu hakları ona verelim" diye işlemiyor. gerçekler hakimlere gerçek anlamda takdir yetkisi veren yasalar ve içtihatlarla mümkün, bu kalıpsal maddelerle ancak bu şekilde çelişik bir uygulama gündeme gelirken, hakim de durumu analiz ederken vicdanen edebilmeli. zira, darp raporu var neden bu kadar tazminat vermedin diyen yargıtay'a, hakim duruşma esnasında çelişik gördüğü olayları anlatamaz ki. yargıtay somut delile bakar, haliyle somut delil ve kazuistik bir kanun yapısından ne bekliyorsunuz. yargı bağımsızlığı aynı zamanda vicdanen her bir kurumdan, devletten, taraftan bağımsız olmayı gerektirir. o bizim ülkemizde yok maalesef. çünkü yargıtay'dan bozulup gelen her dosya hakimlerin sicilini, puanını etkiliyor.

    ziynetler kadınındır görüşünü yıkabilecek şey aslında toplumda mevcut. zira düğüne ben bile gittiğimde taktığım takıyı evli çifte birlikte bağış maksadı ile takıyorum. o kadar masraf yapmış öyle olmuş böyle olmuş deyip takıyorum. kadına bağışlamak için değil. ama kırsal kesimde farklı algılanabileceği gibi, evlenen çiftin statüsüne göre bile değişebilir. bunu göz önünde bulunduracak takdir yetkisi bu yapı içerisinde hakimlere verilmiş değil, sorun da yine buradan çıkıyor.

    sorun kazuistik yasalarda ve uygulamasında.
  • yetim maaşının bir yaştan sonra erkekte kesilmesi fakat kadında ölene kadar ya da evlenene kadar devam etmesi.
  • doğa kadını çaresiz, aciz yarattıysa neden erkeğe eşitlemeye çalışıyoruz? ne faydası var? bilim dünyasına girdiler de bir şeye mi yaradı? mutsuz aileler, çocuklar ve mutsuz kadınlar...

    erkeğin yapamadığı tek şey çocuk ve bebek bakımı. medeni kanun, seçme seçilme hakkı falan sen ortadoğunun en çirkef kadın türüne verirsen erkeğin tepesine çıkar.

    evlenirken takı, mehir; boşanırken nafaka, tazminat hem dinin gereği hem medeni kanun gereği tüm haklarıyla canavar yaratmışız resmen.

    kadın tüm rezilliğiyle erkeği ve çevresini rezil edebiliyor, psikolojik baskı ve mobbing yapıyor ama erkek bir şey dese "hakaret", ittirse "darp"! erkeği 4 ay uzaklaştırıp evden neye çözüm bulacaksın sayın amına koduuum? hem uzaklaştırıp hem de tedbir nafakasına hükmediyor mahkemeler. üstelik erkek giremediği evin kirasını, borcunu ödüyor, çocuğunu göremiyor.

    kadın istemezse ancak 3 sene sonra boşanıyorlar. nafaka, tazminat! kadın nafakayı ailesiyle yiyor. araba taksidine giriyor falan. başka adamla ilişki yaşıyor. kadının erkek kardeşleri eski kocayı dövüyor. adam cinnet getiriyor ve eski eşini vuruyor.

    haberlerde başlık: eski koca vahşeti! kadına şiddet son bulsun. meclis ağır kanunlar çıkarsın. he amk he!

    çare şeriat kanunlarında. erkeğe çok eş hakkı ve kolayca boşama hakkı verilecek ve fitne, fücur, fesatlık robotu kadınlar hizaya çekilecek. günümüzde resmen erkekler kul, köle olmuş durumda kadınlara.