şükela:  tümü | bugün
  • arıza tiplere aşık olan kadınların boş düşüncesi. adamı ailesi adam edememiş, çevresi adam edememiş belki hapse girmiş çıkmış adam olmamış senin sözünle adam olacak!
  • saçma bir mantık. zaten olmuyorlar da. atalarımız ne demiş yedisinde neyse yetmişinde de odur diye. ha kişi çok sevdiği için kendi değişmek ister orası ayrı ama bir kadının çabalamasıyla olacak iş değil.
  • (#7888698)

    (gülden aydın'ın fikret senes' le röportajından)

    "- esiniz bedii bey sizi cok kirmis ?

    - hem de nasil. buyuk bir sok yasadim. cok buyuk bir ask vardi. cok fedakarlik yaptim. yeniden bir insan yarattim ve milyoner ettim. nerede yanildigimi cikarmaya calistim. seneler sonra bunun cevabini bir tiyatro oyunundan aldim: bir kadını seneler sonra kocası aldatıyordu. kadın nedenini soyledigi an, "buldum buldum" diye bagirdim. piyeste doktor koca zengin oluyor ve asik oldugu kadin icin karisina ayrilmak istedigini soyluyor. kadin yakin arkadasiyla dertlesirken soruyor: -nerede yanlis yaptim? arkadaşının cevabı birçok kadının problemini çözüyor.
    diyor ki:
    -kocan sana o kadar cok borçlandı ki... bana birini göstersene alacaklısını seven? bu yüzden sana düşman oldu. fazla fedakarlık hic kimse icin iyi degil. dost icin de ayni, sevgili icin de, koca icin de.... "
  • beni adam edecek kadın arıyorum.
    meydan okuma diye buna derim ben.
  • bu mantıkta olan kadınlar genelde o adam ederim dediği erkeğin parasını harcarım demek istiyordur.
  • aşık olduğu adamı değiştirmeye çalışmasıdır.

    bunu yapmaya çalışanların ağzına kürekle vurmak lazım.
  • bazen kendiliğinden olur.
    sevgidim kadının böyle bir niyeti yoktu ama zamanla beni iyi yönde etkileyerek değişmemi sağladı diyebilirim. artık daha sakin ve daha pozitif bir adamım. daha dikkatli daha ölçülü ve sonrasını düşünerek adımlar atıyorum.
    uzaktan bakıp “bunu adam ederim” kafasıyla bulaştığınız adamlar başınıza bela olabilir.
  • kimse kimseyi adam etmeyi başaramaz. zaten kendisi adam olmayı başaramamış bir insan için harcanacak 5 dakika bile benim gözümde kendi hayatından çalmaktır. kendisini gerçekleştirmeyi başaramamış kişiler zaten yaptıkları seçimler ile kendilerini belli ederler. o insanın hayatında olduğunuz her dakika o adamın zihinsel şemasında olmadığınızı hissedersiniz. daha önceki ilişkileri, hayattaki seçimleri, çevresindeki insanlar, davranışları, yetersizlik duygusu bunların hepsi o insanın aslında ne olduğunu size zaten gösterir.

    bu yüzden adam ettiğinizi düşünseniz bile sizden sonra yapacağı seçimler ve gideceği yollarla aslında adam olmadığını belli eder. bu nedenle bir insanı değiştirmek için uğraşana kadar kendime yatırım yaparım ve hayatımda olmaya değecek adamı bulmaya çalışırım. her insan kendi çapındaki insanları hayatına alıyor ve her seçtiğimiz insan kendi karakterimizin yansıması oluyor. beni aşağıya çekecek insanlara ihtiyacım yok. her daim ileriye gitmek en güzeli. ayrıca ilişkilere çok fazla anlam yüklemek gerekmiyor. insanlar bir varlar bir yoklar. hayatınıza giren insanlardan gerekli dersleri alın ve yolunuza devam edin. saplanıp kalırsanız işte o zaman hayatınızın hatasını yapmış olursunuz.

    edit:insanlar davranışları ile size kendileri ile ilgili çok fazla mesaj verirler. bunları iyi okuyun ve gözlerinizi sürekli açık tutun. gözünüze sokulan gerçekleri görmeyi reddetmeyin. bunu yapabilmek sizi büyük hatalardan döndürür. emek verilen şeyler insanın en zor vazgeçtiği şeydir. zamanınızı ve emeğinizi değmeyen insanlar için boşuna harcamayın. çünkü insanlar asla değişmezler.
  • adam olursa da sen değiştin, eskiden böyle değildin diyerek terk eder.
    kadın ikiyüzlülüğü
  • kadınlarda bir tık daha yaygın olan narsistliğin bir sonucu bence. altındaki psikoloji şu şekilde açıklanabilir mi acaba? hayatı boyunca ne olduğu değişken bir takım problemler yaşamış bir insana sevgili-eş (ne derseniz artık) olup, onun hayatında dönüm noktası olabilmek. karşınızdaki kişiyi hayatını sizden önce - sizden sonra diye ayıracak kadar etkilemiş olmak. hırçın tavırlarının altındaki üzüntüye erişmek, onun yaralarını sarmak, üzüldüğünde yanında olmak, böyle böyle onun vazgeçilmezi olmak. onda başkalarının göremediğini görmek, çektiği sıkıntıların sonlanmasını sağlamak falan filan. romanlarda sık işlenen “character development” antitesini gerçeğe dönüştürmek yani. bende var bu. ama bunun altındaki psikolojinin karşıdaki insana yardımcı olmaktan çok tamamen kendini daha iyi hissetmekle alakalı olduğunu düşünüyorum. hafif narsistik sanki bu düşünce. şahsi fikrim tabi.