şükela:  tümü | bugün
  • beş yaşından itibaren kendini prenses olarak gören, yetişkinliği boyunca prenses gibi gelinlik giyip, sarayda düğün yaparak kraliçeliğini ilan edeceği günü hayal eden bir şizoidin, çocuk doğurup anne olduğunda içine düştüğü tehlikeli hastalıktır.

    zaten ruh hastası olan, beyni ittire kaktıra çalışan bir ruh hastası, götünden bir çocuk sıçınca, bunu kendi malı olan bir oyuncak olarak görmesi, eminim size çok garip gelecektir ama maalesef analarınız için sizin anlamınız tam olarak budur sevgili beybiboylar.

    üstelik bir de bu kadın milletinin, çocuğu için köpek gibi çalışan, çabalayan, hayallerinden vazgeçen, bütün ömrünü çocuğuna adayan babaları küçümsemesi yok mu?

    hani kadın milletinin kafasında babalar sorumsuz, hala büymemiş, çocuklarına sahip çıkamayan, aklı fikri oyunda olan ergenler gibidir ya... sadece bu bile, kadın dediğimiz bir organizmanın, doğurduğu çocuğu kendi malı gibi görmesinin ispatıdır.

    eğer çocuk sahibi bir babaysanız, size çok geçmiş olsun kardeşim. ruh hastası bir karıya emanet ettiğin yavrunu beyni yanmadan önce nasıl o karının elinden kurtarırsın, bilemiyorum.

    misal, evlenecek oğlunu kendi malı gibi görüp, gelinini kıskanan türk erkek annesi, bu hastalığa süper bir örnektir. "seni ben doğurdum oğluuuum," derler ya bu analar sürekli... işte o oğlanı götünden sıçmış olması, oğlanın tapusunu edinmek gibi bir şeydir. sonra gider bir kızla evlenirsiniz, bu sefer de kız sizin tapunuzu ananızdan almak için kavga etmeye başlar. hamile kalınca da artık sizin tapunuzla uğraşmayı bırakıp kendi malı olan oğluna yönelir.

    bunlar bildiğiniz manyak. ruh hastası. şizofren.

    geçenlerde de bu hastalık hakkında ibretlik bir örnek görmüştük: https://www.youtube.com/watch?v=vpclogytbce
  • annemin bana hala olan davranışlarından ve çevremdeki bazılarının çocuklarına olan davranışlarını gördüğümde düşündüğüm olgu. 9 ay karınlarında taşıdılar diye garip bir sahiplenme güdüsüne kapılmaktan da öte, çocuğun neyi sevip sevmemesi gerektiğine karar vermeye varmış bir sapkınlıkları var. kendi temizlik takıntısından dolayı çocuğu dışarı çıkarmayıp, ikidebir elini yıkatanlar azarlayanlar mı ararsın, aman gürültü çekemem diye çocuğunun müzik aleti almasını engelleyenler mi. ikidebir kim götürecek diye spora yazdırmayanları da katmerlisi. benimkisi saçımı taratmıyorum diye erkek gibi keserek başlatmıştı okula, kendi beğendiği ama benim rahat etmediğim giysileri giydirmesi de cabası.

    böyle anneler sizin neyi isteyip istemediğinizi sormaz, böyle bir soruyu sorma hakkınız olduğunu bile öğrenmenizi istemez. ne zamanki siz etrafınızdaki insanların sırf canları istediği için bişeyler yaptıklarını görürsünüz o zaman bir acaba başlar. bundan sonraki aşama da annenizin istediğini yapmadığınızda koyduğu postayı görmekte. bu olay her zaman siz vs annenizin isteği - onun senelerdir verdiği emeği kullanarak yaptığı duygu sömürüsü olarak da adlandırılabilir. babalar ise bu nitelendirmeden dolayı pek söz sahibi olamıyorlar, zira böyle davranan anne genelde babaya da böyle davranıyor. çocukları bu baskıdan kurtaracak olan babalar, ama onlar da nasıl olsa uğraşan var diye karışmak ve sorumluluk almak istemiyorlar.