şükela:  tümü | bugün
  • kısaca küresel ve bilimsel olarak erkeklerin hayat beklentisi kadınlardan daha düşük olmasına rağmen kadınlar oy potansiyelleriyle politikacıları daha çok korkuttuklarından erkeklerden daha erken yaşta emekli olabiliyorlar.

    hem ağır işler erkek işi olarak biliniyor hem de bu hayat beklentisi düşük, yıpranma payları genelde yüksek işçilerin emeklilik yaşları daha geç. bu büyük bir çelişki.

    kadın erkek eşitliği adına bu adaletsizliğin düzeltilmesi gerek.

    ne yapılabilir?

    mevcut işyerlerinde erkeklere düşen ağır işler, sağlıksız koşullar iyileştirilir. bütün işler unisex olarak yeniden düzenlenir ve kadınlar da eskiden 'erkek işi' olarak bilinen bir çok iş alanına daha aktif katılırlar. yasalarla emeklilik yaşları da eşitlenir.
  • emeklilik yaşı olmuş 355, hala birilerine dert olan olay. boş veeer.
  • türk toplumunda ne kadar yasalarca kadın erkek eşitliği sağlansa bile, toplum kuralları gereğince eşit değillerdir. en basidinden, bir karı kocayı aynı pozisyonda çalışırken hayal edelim, büyük olasılıkla erkek daha fazla para kazanıyor olacaktır ve hatta daha hızlı terfi alacaktır. yetmedi bir de çocukları olduğunu düşünelim. bu çocuğun bakımından kadın sorumlu tutulacaktır. gerekirse kadın işi bıraksın ve çocuklarına baksın denecektir. ama erkeğin görevi eve mutlaka para getirmektir.
    çocuk hastalandığında, ilk önce anne aranır. baba değil? neden? baba iskele babası olduğu için mi? hayır. toplum öyle hoş görür. insanlar buna alışmıştır.
    keza 3 çocuk yapığğğnnn diye bağıran bir hükümetin olduğu dönemde, 3 tane çocuk yapmak demek ve en az 6 ay olana kadar o çocuğa da anneden başka kimsenin yar olamadığını bilmek de, kadının iş hayatında geri kalmasına sebep olur. çünkü bebeği baba emziremez. anne emzirmek durumundadır. keza bebek, o süreç içerisinde babasıyla ilgilenmez. anneye ihtiyaç duyar. şimdi sosyal olarak da kadının böyle hükümlülükleri varken, erkeğin mi iş yükü daha ağır kadının mı tartışılır. evet belki erkek gidip inşaatlarda, şantiyelerde çalışabilir, daha uzun saatler çalışarak evine daha fazla para getirmeye yönelik davranış içinde bulunabilir, ama unutulmamalıdır ki kadının da başka açılardan ağır sorumlulukları vardır.

    ayrıca tüm işler cinsiyetsizdir. bakınız mesela ben bir mühendisim, aynı zamanda da kadınım. demek ki kadın mühendis oluyormuş. şok.

    kadın erkek arasındaki adaletsizliğin nerede başladığı, iş yüküyle başlamaz, toplumdan başlar. en basidinden erkeğin elinin kiri olarak görülen bir şey, kadının namusu olarak düşünülen bir ülkede yaşarken, tabi ki iş hayatında eşitlik beklenemiyor. sosyal adaletsizlikleri düzeltmeye başladığımız noktada iş hayatındaki adaletsizlikler de düzenlenmeye başlayacaktır elbet. erkek tarafı da benim sorumluluğum eve para getirmek sadece düşüncesinden çıkıp sosyal açıdan kadının 'sorumluluğuymuş' gibi işi gücü kadına yıkmayı bıraktığı gün, ben de kabul ederim kadınların ezilmediğini bu toplumda. ama o zamana kadar erkeklere haksızlık çok büyük denmesin, üzülürüm.

    yapılacak şey belli: kadına da erkeğe de insan gözüyle bakmalı. sosyal olarak ikisinin de hakları eşit olmalı. kadına zaten tek görevin çocuk doğurmak şeklinde yaklaşan bu ülkede, kadınların daha fazla söz sahibi olması için erkeklerin de ellerini taşın altına koymalı.

    ayrıca net, emeklilik yaşı düşürülmeli, emeklilik maaşları artmalı. alttan gelen nesle iş ortamı yaratılmalı. emekli olsan da çalışmaya devam ediyorsun. esas haksızlık bu.

    edit: inşaatlarda, şantiyelerde çalışan kadın mimar ve mühendis tanıdıklarım mevcuttur. demek ki neymiş, aynı şartlarda kadın da en az erkek kadar çalışıyormuş.
  • feministlerin gıkını çıkartmadığı haksızlıktır. yeri gelince eşit işe eşit para... işlerine gelmeyince yıpranma payı...

    allah belasını versin böyle sistemin.
  • evde mesaiye devam ettikleri için olabilir.
  • (bkz: ekek)
  • erkeklerin ortalama yaşam süresinin daha kısa olduğu da akla getirilirse iyice çıldırtacak uygulamadır.