şükela:  tümü | bugün
  • özellikle doğu toplumlarında erkeklerin kadınlarda bakire olma durumuna önem verdiklerini hepimiz biliyoruz. ülkemiz de karma bir toplum olduğundan dolayı bu önem verme kültürü yer yer kendisini gösteriyor, bu da bildiğimiz bir şey. biz erkeklerin daha doğrusu kadınların bile farkında olmadığı bir gerçek daha var. o da kadınların da erkeklerde bakir olmayı önemsediği hususudur.

    kimi konuların yaşanmadan öğrenilmesi biraz zordur. bu konu da onlardan bir tanesi. ilişkilerdeki karar değişkenlerimiz, duyularımızı uyaran bir çok bilinmeyen,ölçülemeyen, hesaplanamayan faktöre bağlıdır. kokular, sıcaklık, ses, görüntü vs. bu bağlamdaki hesaplarımızı doğrusal olmayan bir düzlemde gerçekleştirdiğimizden dolayı benim burada size anlatacağım olay kurgusu sizin algılamanızı biraz güçleştirecektir.

    karşı cinsim bireyler ile yaklaşık 12 senelik bir münasebet sürecinden sonra bugün bu başlıkta bunu emin bir biçimde ifade edebilirim. özellikle son bir kaç yıldır ne zaman kadınlar ile ciddi bir bağ kurmaya kalksam karşımdaki insan aradan biraz zaman geçtiğinde onu hangi ara kendisine böyle bağladığımı sorgulamaya başlıyor. bir de üstüne geçmişte yediğim haltları öğrendiyse iş çığırından çıkıyor. kesinlikle aldatmamış, yalan söylememiş ve olabildiğince açık ve net olmaya çalışıyorum halbuki. buna rağmen tuhaf bir şüphe, gereksiz bir kıskançlık, takıntı boyutuna varıncaya kadar yaşanılan problemler.

    bu genellemeyi yaptığım için özür dilerim ama kadınlarda aptal yerine koyulma korkusu erkeğini bir başkasıyla görme korkusuna daha ağır basıyormuş. son bir kaç ilişki denememde bundan çok emin oldum. bana diyorlardı ki; başka kadınlardan hoşlanıyorsan söyle bileyim, kızmayacağım, izin de veriyorum ama beni kandırma. düşünebiliyor musunuz, sevdiğiniz kadın size böyle bir şeyin iznini veriyor ve hayır deseniz bile bu hiç bir anlam ifade etmiyor. hayır yani, gerçekten sıkılmış olamaz mıyım. sıkılmaktan ziyade kendimi karşı cins ile eşit görmeye, eşitlemeye çalışamaz mıyım. bunu isteyemez miyim.

    bana karşı hissettikleri güvensizliğin kuruntu olduğu hakkında saatlerce konuştuğumu bilirim. hak veriyorlar fakat bu his onların yakasını bir türlü bırakmıyor. gün içerisinde, iş ortasında gelen telefonlar, mesajlara geç cevap verilince yaşanan tatsızlıklar benim de hayalini kurduğum ömürlük bir birlikteliğin her geçen gün imkansızlaştığını gösteriyor.

    bana kadınların bu yönü itici gelmiyor, keza erkeklerdeki bakire takıntısını da oldukça doğal karşılıyorum. allah göstermesin, benim gibi bir erkeğe denk geldiğiniz vakit, siz de erkeklerdeki bekaret takıntısını doğal karşılamaya başlayacaksınız. çünkü karşınızdaki birey bu konuda biraz fazlaca ileri gittiyse olaylara, durumlara sizin kadar duygusal ve hissel yaklaşamıyor. bunu hissediyorsunuz ama anlamlandıramıyorsunuz. altını çizerek söylüyorum; mantığın, bilimin, hesap dilinin işlevini yitirdiği bir boyuttur burası.

    modern toplumda erkek cinsinin kadına karşı olan olumlu ve farkında yaklaşımı, birlikte olduğu kadın sayısıyla doğru orantılıdır. fakat öyle bir kırılma noktası vardır ki, buradan sonra grafik x ve y eksenlerinin harici bir başka eksene doğru kaymaya başlar. kadınlar bu boyutu tanımlamakta zorlanır. grafiğin bu bölgesi erkeğin birlikte olduğu kadın miktarının kadını rahatsız ettiği bölgedir. dolayısıyla elinize ne kadar fırsat da geçmiş olsa, bir erkek olarak bu fırsatların hepsini değerlendirmek zorunda değilsiniz. gelecekte birlikte olacağınız eşiniz ile hislerinizi karşılıklı yaşayabilmeniz açısından bu tavsiyemi dinlemenizde fayda var.

    yazının başlarında da dediğim gibi bir takım bilgiler hayatın içinde olmanız halinde edinilebilir. muhtemelen bir çok insan ne diyor bu tatar ramazan şeklinde düşündü. tek amacım, sözlükte ya da toplumda pek bahsi geçmeyen bir konuda farkındalık yaratmaktı. bulunduğum bu durumu yaşayarak öğrenmenizi istemem, insanı makineden ya da bilgisayardan ayıran yegane şey duygularıdır. onu kaybetmemeniz dileğimle.
  • erkek sözlük yazarları için güzel olurdu.