şükela:  tümü | bugün
  • "benim çalışma saatlerim, genellikle motive olduğum saatler sabah erken saatler. sabah erken saatlerden sonra da yine kalan işlerimi gün içinde değil de daha çok akşam saatlerinde, kızım uyuduktan sonra, ya da bütün işlerim bittikten sonra yapabiliyorum. ben tanımlı işlerimde, örneğin bir günde bitirmem gereken işlerimi gün içinde yaptığım sürece günü hangi saatinde yaptığımızın önemi yok. önemli olan yetiştirebilmek. dolayısıyla genelde çok erken saatleri ve akşam geç saatleri tercih ediyorum."

    ilgili haberdeki bu yorum, kadınların nasıl köle zannedildiğini açıkça gösterdiğinden iş hayatı dahil kadınların kendi hayatlarının tamamen yok sayılmasına doğru bir gidişe işaret etmektedir.

    yani bırak iş hayatını senin bir hayatın bile yok kadın denmektedir!
  • önümüzdeki 10-15 yıl içinde "kol gücü gerektirmeyen" işler yapan beyaz yakalıların hemen hepsi evden veya diledikleri yerden çalışacağı, ofise gitme devri kapanacağı için yalova belediyesinin uygulamasını örnek vermek doğru değil.

    artık bir işyerinde bilgisayar başında (veya ofis içinde) yapılabilen tüm işler internet üzerinden bilgisayar ve mobil cihazlar kullanılarak gerçekleştirilebiliyor. bu da önümüzdeki yıllarda birçok sektörde "işe gitme" kavramının ortadan kalkacağını gösterir.

    kadınları iş hayatından uzaklaştırmanın yöntemleri başkadır, bi ara detaylı detaylı yazarız...
  • sonuç odaklı erkeğin karşısında, yaradılışı gereği detaylara ilgi duyması, dolayısıyla tüm işleyiş sürecine hakim olması ve erkek egemen dünyada ayakta kalabilmek için edindiği mecburi zırhları sebebiyle, iş hayatındaki duruşunu -çoğu zaman- daha sağlam bulduğum kadınlar açısından sadece üzücü.
    iş dünyası içinse, uzun vadade büyük hezimet.
  • http://oi44.tinypic.com/6omr9l.jpg

    kısa bir çalışmayla dünya bankası veritabanından türkiye erkek ve kadın işgücü katılım oranları ve işsizlik oranlarının 2000'den günümüze grafiğini çıkardım. ekteki fotoğrafta da görülebileceği gibi henüz kadınların işgücüne katılım oranında dikkat çeken bir düşüş yok. diğer yandan zaten %25 oldukça düşük bir oran, daha düşüğüne inmemiz çok zor. bizde halihazırda %28.1 olan kadınların işgücüne katılım oranı avrupa birliği genelinde %50 seviyesinde.

    işsizlik oranlarında da iki taraftan birine ayrımcılık uygulandığını gösterebilecek bir trend gözlenmiyor kanımca.

    diğer yandan bu demek değildir ki akp kadınların işhayatında yer almalarını destekliyor, teşvik ediyor. böyle bir durumun olmadığını hepimiz biliyoruz. fakat grafik de gösteriyor ki bu muhafazakarlığımız akp'yle sınırlı değil. öncesinde de vardı. ülkenin çok büyük çoğunluğu için hala kadının çalışması uzak bir kavram.
  • kadınları iş hayatından uzaklaştırmak eskiden sadece mobbing ile, cam tavan ile başarılır sanıyordum. şimdi bakıyorum ki devlet politikaları bile bu yönde. ev içi işlerde çalışan kadına düşük miktarda maaş bağlanacaksa da sebebi bu olur, kadınları evin içine yerleştirmek. devlet eliyle kreş açmaktan ya da kurumlara kreş açtırmaktan daha cazip geliyor kadınları çeşitli yollarla eve tıkmak.
    tanım: kadın değil de aileyi esas alan hükümetimizin yapmaya çalıştığı uygulamadır.
  • istihdama, kreşe ve doğuma yönelik yaygın siyasete rağmen bir şekilde çalışmayı başarabilmiş kadınları bu sefer de işyerinde "ya erkekleş, ya terk et" siyaseti vasıtasıyla caydırmak ve taciz etmek yoluyla da gerçekleştirilmesi mümkündür.
    kadın kozmonota yöneltilen "uzayda saçlarınıza nasıl bakmayı düşünyorsunuz?" sorusunun yanında, herhalde akademisyenliğe heves ettiği düşünülen bir kadına "oo ders verirken bir yandan da fasulye ayıklarsın" denmesine sinirlenmemek gerekiyor demek ki.
  • devlet kurumlarında bulunan kreşlerin bir bir kapatılmasıyla hız verilen uzaklaştırma..

    bir işyerinde çalışanlardan verim bekliyorsan o insanları mutlu etmen gerekir. ya 5000 lira maaş ver, aylığı 1500 lira olan kreşlere gidebilsin çocuklar, ya da işyerine kreş aç anne babanın huzurunu, mutluluğunu sağla.

    hem işyerinde huzur verme, hem de elinden gelen eziyeti ardına koyma.

    tamam anladık faşizm de, bu kadarı da fazla azizim!
  • yavaş yavaş gerçekleşecek olandır. kendisini hiç sevmediğim uzun adamın gerçekleştirmesini canı gonülden dilediğim birşeydir bu.

    step by step and day by day