şükela:  tümü | bugün
  • 1926'da yürürlüğe giren ve 90'ların ortasında kaldırılan 743 sayılı medeni kanun’un 159. maddesidir.

    https://catlakzemin.com/…cin-koca-izni-kaldirilsin/

    bir kadın evliyse kocasından, bekar veya dulsa babasından izin almadan çalışamaz(dı). eğer yok ben çalışacağım derse de, babası veya kocası, semt karakoluna başvurup, polis zoruyla, kelepçe taktırarak, kadını iş yerinden çıkarıp evine getirtebiliyordu.

    yani kadınlar bir nevi ev hizmetçisi olarak çalışmaya zorlanan, kölelerdi.

    bu yasa nedeniyle tabi ki çok sayıda kadın mağdur oldu. babası veya kocası izin vermediği için çalışamadı ve sonunda yaşlanınca da kocaları tarafından genç kızlar için terk edildiler. sigortaları, gelirleri, sosyal güvenlikleri olamdıkları için fakir ve yoksul bırakıldılar. daha da kötüsü cahil ve ezik bırakıldılar.

    şimdi size buradan yola çıkarak önemli bir meseleyi anlatayım...

    böyle bir yasa gündemdeyken, dünyada ve türkiye'de kadınların eğitim alıp modernleşmeye başladığı 70'ler, 80'ler, ve 90'lar boyunca bir tane bile feminist çıkıp, türkiye'de bu yasaya itiraz etmedi.

    feminizmin türkiye'deki tek meselesi, "biz geceleri sokağa çıkıp erkekler beraber özgürce rakı içebilmek istiyoruz," oldu. yani güya türkiye'deki kadınların geleceğini kurtaracak olan feminiz ablaların derdi de "koca bulmaktı." rahat rahat geceleri çıksınlar, eğlenebilsinler, toplum onlara laf etmesin, görücü usulü değil, barda, eğlencede, konserlerde tanıştıkları zengin yakışıklılarla evlenebilsinler.

    sizin yapacağınız feminizmin f'esine ayrı, e'sine ayrı, m'sine ayrı, i'sine ayrı, n'sine ayrı, i'sine ayrı, z'sine ayrı, m'sine ayrı tüküreyim. aklı fikri zengin koca bulmakta olan moron kezbanlardan ancak bu kadar kezban oluyor.

    biraz önce de başka bir entry'de (#81312273), 1990'lara kadar türkiye'de kadınlar izin almadan çalışmaıyordu yazdım diye, yok ben hukukçuyum, böyle bir yasa yoktu, götünden uyduruyosun diye 50 kişi mesaj attı. kardeşim siz hangi ülkede yaşadığınızın farkında değilsiniz, hayatınız, hayalleriniz, aklınız, ufkunuz zig beyinli kezbanların, cahil cühela iğrenç ailelerinizin düğün hezeyanlarından öteye geçememiş, ülkede olan bitenden habersizsiniz, hala gelip millete buradan ders mi veriyorsunuz?

    kendi hayatlarınızı yönetebilmekten aciz, anası babası istedi diye prenses olan, düğün yapan, malın tekinin tasmalı köpeği olmak için kredi borçlarının altına giren badak yavrücekelrim... böyle tarihi gerçekler üzüyor mu sizi yavrularım? bunları duymak yerine, peri masalları mı anlatsınlar size istiyorsunuz minnoşlar? yerim sizin pembe evlilik hayallerinizi, ne kadar tatlısınız siz.
  • o yıllarda feminist avukatların bizzat kaldırılması için çaba gösterdiğine tanık olduğum yasadır. bu arada bekar kadınların babalarından izin alması filan gerekmiyordu, sadece evli kadınların eşlerinden izin alması gerekiyordu.

    ama kaldırılması feministler sayesinde olmadı, onların çabası daha uzun yıllar da görmezden gelinirdi aslında. fakat bu yasa aynı zamanda evlendikten sonra bir yıl içinde "kocam izin vermiyor" diyerek işten çıkan kadınlara kıdem tazminatının da eksiksiz olarak ödenmesini öngörüyordu. genç kızlarımız da evlendikten hemen sonra bu gerekçe ile işten ayrılarak tazminatlarıyla ev ve eşya borçlarını ödüyorlardı. işverenler bu durumdan o kadar rahatsızdılar ki, sonunda yasa değiştirildi ve kadınlar çalışmak için izin almak zorunluluğundan kurtuldu.

    ayrıca (bkz: kadınların çalışmak için eşlerinden izin almaları)

    (bkz: aramaya inanmak)
  • kadının ikinci dünya savaşına kadar köle olduğunu göze alırsak gayet normal bir kanundur. tüm güçlü devletlerde ve hatta soylu demokrasilerde bile kadınlar ve köleler hariç bir azamet vardır. kadın en iyimser tahminle ikinci cins bile değildir.
    modern zamanlar ise bunu sadece örtmüş, köleliğin kaldırılması gibi bir eşitlik gösterisi getirmiştir. kölelik kaldırılmıştır, ama dünyanın çoğu yerinde işçiler daha kötü durumdadır. en azından kölelerin barınma ve sıhhat ihtiyaçları karşılanıyordu, işçiler buna sahip değildir.
    modern düzende kadın bir et sunumu olarak cinsellik fetişlerine alet edilmekte, bir kişilik olarak değil bir nesne olarak serbest pazar ekonomisince tüketilmektedir. dolayısıyla mevzu sadece daha iyi gizleyebilmektir.
  • hiç medeni değildir.
  • feminaziler toplanin,linc etmeniz icin second ayağınıza geldi.

    gayet medeni ve doğru bulduğum yasadır,evlilik de erkek karısından izin almadan dışarı çıkamıyor, kadının izin almadan calisamamasi hicbirsey hic ama hic kusura bakmayin.

    evlilik iki insanin birlesmesi ve aile olmasi anlamina gelmiyor mu ? o halde bireyler tabiiki de doğal olarak eşlerinin izni olmayan seyleri yapmayacak ve yapmamalidir da.

    ki zengin koca bulayim,calismayayim parasini yiyeyim kafasinda olan kadinlarimiz da bu yasayı gayet cok severler bence.
  • türkiye medeniyet konusunda gıdım gıdım da olsa ilerliyor. bu yasa da bunun göstergelerinden biri.

    bakmayın siz 30'larda istanbul fotoğraflarına filan. caddenin, çok ufak bir azınlığın fotoğrafı o. bu ülke her zaman çoğunlukla şu an olduğu gibiydi, bu gıdım gıdım düzeliyor. o 30'lardaki cadde nüfusun daha büyük bir yüzdesine yayılıyor.
  • teorik kanun, uygulanmayan kanun, toplum geneline yansımayan kanun. (varsa)
    arkadaşa özelden mesaj yazdıydım, ama tepki çeken entrysinde #81312273 "çünkü devletin 1990 yılına kadar kadınların çalışmasını "yasakladığını" biliyor muydunuz?" gibi abuk bir ifade vardı.
    bu ifade daha sonradan "kocalarının veya babalarının izni"ne dönüştü.
    en son da sadece "evli kadınların" ibaresine evrildi.

    eğer ki 1935 1940 1945li yılların şehir şehir nüfus istatistiklerine bakılacak olursa, çalışma hayatıyla ilgili verilerde o yıllardaki gelişmiş ülkelere kıyasla türkiye'nin ne derece ileri olduğu görülecektir. (tabi geri kısımlar da yok değil, örn kız çocuklarının evlenme yaşı parmakla da olsa öyle bir sayı var)

    işin yasak kısmı varsa, o uygulanmayan kanunlardan birisiydi ki; 1940lı yılların gazetelerini incelediğimizde (benim tezimdir kendileri) böyle bir şeyin olmadığını rahatlıkla görebilirsiniz. (istanbul gazetesi değildir, yerel gazetedir) rastlamadım. hatta gazetecilerin zaman zaman kadınlarla erkekler arasındaki rekabet için ayrıca köşe ayırdıklarını, kadınların seslerinin daha gür çıktığını, kadın ve iş hayatı başlıklı anketler düzenleyip şehrin nabzını yokladıklarını o tarihlerin gazetelerinde rahatlıkla görebiliriz.
    doktor, öğretmen, memur, işçi her meslekten mevcuttur ve gazetelerde sıklıkla yer edilen adli vakalarda böyle bir olay da görülmemiştir. (daha çok sahte doktorlar, sarhoşluk, adam yaralama, karaborsa, cinayet vs haberler var)
    hele hele kız sanat okulları, kız sanat enstitüleri, sergiler olayı var ki, oraya hiç girmiyorum.

    arkadaş heyecan yapmış biraz. bir de şimdi fark ettim, konuyu çok yanlış yerlere bağlamış. düğündü, nafakaydı. bunlara biz de karşıyız da bununla bir ilgisi yok olayların.