şükela:  tümü | bugün
  • kendilerine verdikleri önemle alakalıdır çoğu zaman.

    zira para demek kaliteli kişisel bakım demektir, kendilerine bakan kadınlar mutlu hissederler.
    ayrıca mutsuz olduğunda çikolata yemekten başka yapabileceği şeylerde olur, alışveriş yapar rahat rahat. çok sıkılırsa basar haftasonu paris'e gider. hiç kimseye bağımlı değillerdir, kendi ayakları üzerinde dururlar her şeyden evvel.

    kimse para önemli değildir, yok parayla saadet olmaz.. maneviyattı hedeydi hödöydü konuşmasın. para önemlidir, kadınlar için çok daha önemlidir.
  • insanların paraya verdiği önemle eşittir.
    ama para için orospulaşan çoğu erkekten daha anlaşılabilirdir.
  • duruma göre kağıt kadar değersiz buldukları, duruma göre hayati önem verdikleri durum.

    kişiye göre değişmekle birlikte size göre de değişebilir.

    belki sizi yolunmalık görüyodur, belki de kendini size adamıştır.

    her halükarda paranın varlığı ya da yokluğu kadınları erkekler kadar strese sokmaz.
  • kontrolsüz güç, güç değildir.
  • erkegin verdiginden ne eksik ne fazla olan onemdir. hatta erkek ben karimdan daha cok kazanmayalim takintisina sahip oldugu icin belki ona daha onemlidir. artik evde analarinizdan , hatunlarinizdan ne goruyorsaniz her kadini ayni saniyorsunuz.
  • öncelikle şunu söyleyeyim ki bu bir ge-nel-le-me-dir. *

    ne yazık ki doğru bir tespittir. ve bunun iki temel nedeni vardır;

    1. si kadın denen tür küçük yaştan itibaren egosunu bir kız olarak beğenilmenin ve hoşlanılmanın oluşturduğu tatminle doyurur. ve bu durum onu fazlasıyla her anlamda tatmin eder. bu doygunluk da kadın denen türün hayat pratiği anlamında edilgenleşmesine, tembelleşmesine, ilgisinin çoğunu onu mutlu eden, tatmin eden şey olan dişiliğe yöneltmesine neden olur. kadının insanlık tarihi boyunca kendini herhangi bir şekilde var edememisinin, insanlık piramidine bir taş koyamamasının, doğru düzgün bilim adamı ya da edebiyatçı yetiştirememesinin, yani dünya tarihine ağırlığını koyamamasının önemli bir nedenidir bu. bir diğer neden kadın cinsinin tarih boyunca erkek cinsinden gördüğü baskı ve ötekileşmedir. ama konumuz bu değil şimdi.

    erkek ise bunun tersidir. küçüklükten itibaren egosunu, nefsini doyurmak için takdir edilmek, takdir edilmek için de çalışmak, uğraşmak, öğrenmek zo-run-da-dır. onun güzel gözlerine kimse aşık olmaz, şiir yazmaz, götüne başına bakıp içi gitmez. o egosunu doyurmanın tek yolunun kendini var etmek olduğunu küçük yaştan itibaren öğrenmiştir. bu yüzden de kendini maddi manevi geliştirmek zorunda olduğunun bilincine varmıştır.

    erkek bu gelişimini gerçekleştirirken manevi dünyası da büyür, genişler. daha çok görür, daha çok okur, daha çok şeyin farkına varır. ve materyalist hevesleri, hayalleri zamanla yerini daha manevi odaklı tatmine bırakır. elbette ki söz konusu olan sri lanka'yı gezmek ya da bir kontrbas almaksa bunun yapılmasının tek yolu yine paradır. ancak para araçtır. önemli olan sri lanka'ya gitmektir. başka bir yolu da bulunabilir.

    dişiler ise yukarda saydığım sebeplerden ötürü manevi iklimi yeterince gelişememiş türlerdir. genellikle manevi dünyaları aşk, ayrılık, anaçlık, merhamet, şefkat ve aile değerleri kavramları üzerinde gelişir. haliyle genişlememiş bir maneviyata sahip dişi tür de materyalist hayaller, isteklerle sahip olur. bu da paraya verdiği önemi arttırır.

    2. neden ise kadındaki "güç" tutkusudur.

    bütün insanlarda bulunup, vazgeçilmez bir ihtiras olan güç tutkusu elbette kadında da vardır. birinci nedene paralel olarak gelişen bu ihtiras, materyalist değerler üzerine bir idealizm bir değerler bütünü olarak gelişmiş kadında elbette ki para ve maddiyat tutkusu halinde vücut bulacaktır. bu da kadın cinsinde çok amiyane bir şekilde, var olan zayıf ideallerini hiç düşünmeden paralı bir iş uğruna terk etmek ve zengin bir sevgili-koca bulma amacı olarak tezahür eder. dünya düzenine ve insan hayatına gerçekçi bir yaklaşımla bakarsak elbette ki en büyük gücün para olduğu aşikârdır. bunu inkâr edecek değilim. lâkin maneviyatı geniş insanlar için -erkek olsun kız olsun- bu durum farklılık arz edebilir. söz gelimi pek çok zenginin toplandığı bir davette piyanonun başına geçip pachelbel canon çalan birinin ya da başka hayalleri olan inançlı bir budistin ya da bütün amacı etiyopyada cinsel hastalık taşıyan çocukları kurtarmak birinin güç algısı ve buna paralel güç kavramına atfettiği değer farklıdır. kadınlar -hele ki günümüz türkiyesinde- bu heveslerin çok uzağında başka heveslere sahiptir ilk maddede açıklandığı üzere..

    bunlar tamamen genellemedir. kadın olup da paraya gerçekten fazla önem vermeyen pek çok insan tanıdım, gördüm. ancak bu örnekler ne yazık ki yalnızca birer istisnadır. ve istisnalar kaideyi bla blaa..
  • haklı ve mantıklı bulduğum bir durumun ifadesidir. kazansın parasını, dilediği gibi harcasın. bakımını da yapsın; alış verişini de. yalnızca erkeğin kadına bakması gerekiyor diye düşünen göt büyütücü bir kezban olmasın, yeter.
  • güç = para olduğu içindir.

    ne yapsın senin fiziksel gücünü bu kadın?

    bu da olmadı.*
  • çok önemlidir.
  • eşittir sonsuz diye devam eden cümlenin bir parçasıdır.