şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: dişilik)*.
  • kadınların tutulduğu mekan. bir tür kümes (bkz: harem)
  • (bkz: kuku isimleri)
  • kadinlik... öyle cok kavrami barindiriyor ki icinde hayatin kendisi belki... disi olmak cünkü kadinlik; dogurmak, hayata can vermek sonra, ana olmak, sevmek, yar olmak, yar icin ömürden ömür verip cocuk icin dünyalara karsi durmak. günümüzün hakim ataerkil kültüründe, özellikle dogu kültürlerinde, en basta kimlik savasina girmek kadinlik. kadinligi bir sucluymuscasina tasiyip erkekler tarafindan yazilan yasalarin hükmünü giymek. pecelerin arkasindan bakmak dünyaya kimi topraklarda, varligi alinan nefese hapsetmek. cogu yerde ezilmek, cogu yerde cekmek, cogu yerde hala birey haklarinin varligindan bile haberdar olmamak, cogu yerde hala köle olmak...
    cogu yerde böyleyken, böyle olmayan yerlerde nasil peki kadinlik? bati dünyasinin özgürlük yalani altinda kullandigi pazarlama malzemesi degil mi? güclenen erkekligin, erkeklerin elindeki sermayenin bir oyuncagi degil mi? tüketim kültürünün öznesi, ruj markasinin mankeni degil mi? kadinin yozlastirilmasi ve yüzeysellestirilmesi bir toplumu siglastiran en önemli etmendir oysa ki. kadinlarin düsünceden, düsünmekten, üretmekten uzakta tutulmasi bir toplumun gelismesine yapilmis en önemli darbedir. üretmek derken fabrikalarda sömürülmek degil, bilime ve ilime katilmasidir kadinin, sanata katilmasidir. kadinligin ve kadin gözündeki inceligin hayatin her yanina yayilmasidir. kadinin güzelliginin, isiginin her yani aydinlatmasidir. kadin, belki de kadinlik adi altinda cizilen sinirlari kaldirip attiginda, gercek özgürlügün tadini aldiginda, yemek tarifleri tadinda verilen mükemmel kadin tasvirlerinin disina ciktiginda, yani kadinlik tanimini kendisi yapabildiginde kendisi olacaktir. yürünecek yolumuz cok...
  • bir memuriyet. yaşayana batar.
  • erkekliğin zannımca o bakımdan fazla bir problemi yok ya da öteki tarafa geçince ancak teşhisi mümkün şeyler ama kadınlar için;

    her ne yapıyorsa, nerede dikeliyor neyi nasıl eyliyorsa, ona tanık olan zevatın, aynı zamanda bir memenin söz konusu olduğunu, orada hazır ve nazır vaziyette durmakta bulunduğunu, bir beyaz boynun başı omuzların üzerinde tuttuğunu, bacaklar sonra, evet tabi, kalça yanaklarıyla birlikte, umursamamak ne kelime, onların da mevcudiyetini ileten haberlerden uzak kalamadığımızı, ve en nihayet ferç eski dilde, o işte, o da var.

    hepsi, her birinin ayrı ayrı ve hepsinin bir araya gelmiş haliyle görülebilmesine, farkına varılabilmesine imkan sağlayan durum.
  • az sayıda dişi insana has bir özellik.
  • hamile olan ablamın yavrulamak için normal doğum değil sezaryen yöntemini tercih etmeyi düşündüğünü duyunca, annemin hayatımıza "yarım"ını soktuğu kavramdır.

    at siki: ee, normal mi yapmayı düşünüyorsun sezaryenle mi?
    abla: normale cesaret edemiyorum. sezaryen hem şöyleymiş böyleymiş bidibidibidibidi.
    anne: aa, yapabiliyorsan normal doğum yap kızım. doğalı o, sağlıklısı o, biddidi biddidi biddidi. hem yarım kadın olursun sonra.
    at siki: yarım kadın derken??
    anne: yani işte, en fazla iki üç doğum yapabilirsin, öyle.
    at siki: bak bak. tabi, zaten onlar 15 bilemedin 20 çocuk üretmeyi planlıyorlardı, aman diyelim tabi. yarım kadınlık çok fena bişey çok. ahauah.
    abla: ay susun, güldürmeyin, çocuğum düşecek.

    bilimsellik, doğru bakış böyle genetik, böyle kültürel, böyle muazzam bişey, miras, evet.
  • kimisine verilmiş bir şeydir, kimilerince öğrenilmiş bir şey. öğrenilmiş olanı başa beladır.
  • bayan olmamaktır.