şükela:  tümü | bugün
  • necati şaşmaz'ın babası abdülkadir şaşmaz'ın şeyhi olduğu tarikattır. (bkz: #34547842)
  • astım krizi geçirircesine zikir yapan tarikat.
  • iran'ın dilan şehrinde doğanabdulkadir geylanî olarak ünlenmiş muhyiddin ebû muhammed b. ebû salih b. zengi-dost (d. 1077 geylan-ö. 1165 bağdat)'u öncü kabul eden tarikat. bağlılarınca gavsu'l-azam, kutub, bâzullah, sultanu'l-evliya, ayetullah gibi lakablarla anıları abdulkadir geylânî, öğrenimini tamamladıktan sonra başladığı ders ve vaazlarını kesip yirmi beş yıl kadar süren uzlet hayatı sürdütarikat silsilesi tarikat inanışında bir ilgisi olmadığı halde hz. ali'ye dayandırılır. kadirilik'e göre tasavvuf seha, rıza, sabır, işaret, gurbet, seyahat, fakr ve suf (yün elbise) giyinmek üzerine kuruludur. geylani'ye göre bir mürid önce bir çile dönemi yaşayarak zâhitliğe tamamiyle alışmalı, sonra uzaklaştığı dünyaya yeniden dönerek haz ve nasibini ala ala başkalarını irşad etmeli, aydınlatmalıdır. ancak dünya ve ahiret nimetlerinin insan ile allah arasında bir perde olduğu unutulmamalı, mutasavvıf bu nimetleri değil, allah'ın zatını kendine amaç edinmelidir. bunun için üç konuya özen gösterilmelidir: allah'ın emirlerini yapmalı, yasaklarından kaçınmalı ve kadere boyun eğmelidir. mürid öncelikle farz görevlerini yerine getirmeli, bunları bitirdikten sonra vacib ve sünnetleri yapmalı, daha sonra da nafile ibadetlerle uğraşmalıdır. nafile ibadetlerin en önemlisi ise zikirdir.

    kadirilik'e giriş "mübayaa" denilen bir törenle gerçekleşir. bu tören sırasında şeyh önce üç kere fatiha'yı, arkasından mübayaa âyetini okur ve üç kere "estağfirullah el-azim ve etubü ileyh" der. sağ eliyle adayın sağ elini tutar ve "ben allah'a, meleklerine, peygamberine şehadet ederim. şüphesiz ben allah ve rasûlüne bütün günahlarımdan dolayı tevbe ve rasûlünün emirlerine imtisal, yasaklarından ictinabla hakk'a ibadete gayret ediciyim. takatım nisbetinde fakir ve düşkünlerin hizmetine koşmanın en büyük vazife olduğuna inancım tamdır. abdulkadir geylanî hazretleri dünya ve ahirette bizim şeyhimiz olsun. bu ikrarımıza cenab-ı hak şahittir" diyerek telkinde bulunur. telkinin son bölümü bir ahitleşmedir: "el şeyhimizin elidir. sizin örnek tutacağınız zat seyyid şeyh muhyiddin abdulkadir geylanî'dir. ahid allah ve rasûlü iledir." bu sırada mürid dizleri üzerine çöker ve gözlerini kapar. şeyh üç kere kelime-i tevhidi tekrar eder, mürid de onu takip eder. daha sonra bir makas getirilerek müridin alnından bir miktar saç kesilir. bu, müridin masiva ile kalbî bağlarının kesildiğini simgeler. daha sonra hep birlikte kıbleye yönelerek üç kere tekbir getirirler. tören şeyhin duası, hz. peygambere salat ve selam, hz. peygamber'in, bütün peygamberlerin, ashabın, geçmiş velilerin, abdulkadir geylanî'nin ve tarikat büyüklerinin ruhlarına okunan fatiha ile sona erer.

    kadirilere göre mübayaa'nın her harfinin özel bir anlamı vardır. bu anlamlar, bir bakıma kadirilik'in esaslarını belirtir. buna göre: mim, allah'ın bâkî, nefsin fânî ve mürşidin kemal sahibi olduğunu bilmektir. be, kalbin allah ile, cesedin ibadet ile, zatın mürşide hizmetle, ayağın islam'a uymakla beka kazanmasıdır. elif, mirac ile ruhun saflaşması, her zaman verilen sözü yerine getirme, mürşidin söz ve davranışlarına içten inanmadır. ye, sebat, bütün hallerde ihlâsın kaynağı bulunduğu intibaını uyandırmaktır. ayn, himmet yüceliği, başkalarına uymama ve sağlam bir kalbe sahip olmadır. te, doğruluk, tevekkül, tahakkuk ve tahkik ehli olmaktır. kadirilik'te zikir açık olarak ve çok defa topluca yapılır. zikir sırasında oturulabileceği gibi ayakta da durulabilir. zikir ayakta yapılacaksa halka biçiminde dizilen müridler ellerini birbirlerinin omuzları üzerine koyarak hep bir ağızdan zikre başlarlar. genellikle "hu" diyerek yapılan zikir sırasında gözler kapatılır; baş, kelime-i tevhidi temsil edecek biçimde sağa-sola sallanır. kadirilerin ayrıca her sabah namazından sonra ya da günün uygun bir vaktinde okumak zorunda oldukları virdleri vardır. allah'a hamd, hz. peygamber'e salat ve selam ile dualardan oluşan bu virdler arapça olarak okunur. kadiriye tarikatı islam dünyasında en yaygın tarikattır. tarikat merkezi bağdat'taki dergahtır ve halen geylânî'nin soyundan geldiği kabul edilen birisi tarafından yönetilir. kadirilik'i anadolu'ya ilk getiren kişi eşrefoğlu rûmî'dir (ö. 1469). eşrefoğlu rûmî'nin kurduğu eşrefiye kolu, kadirilik'in tanınmasında önemli bir rol oynamıştır. eşrefiye'nin daha çok bursa ve çevresinde yayılmasına karşılık, kadirilik'i istanbul'da tanıtan ismailiye ya da rûmiye denilen kol olmuştur. bu kolun kurucusu ismail rûmî (ö. 1631) anadolu ve rumeli'de kırk kadar kadiri tekkesi açmıştır. anadolu kadiriliğinin merkezi de ismail rûmî'nin istanbul tophane'de yaptırdığı kadirihane'dir. fas'tan endonezya'ya kadar çok sayıda üyesi bulunan kadirilik, kendisinden sonra zok sayıdaki kollar aracılığı ile güç ve etkinliğini arttırmıştır. bu kolların başlıcaları esediye, iseviye, yafiiye, hilaliye, garibiye, halisiye, eşrefiye ve rûmiye'dir. kadiriler, mühr-i kadiri denilen bir külah (sikke), çok süslü bir tac, değerli kumaşlardan yapılan kolları geniş ve belden bir kuşakla bağlanan haydariye ya da cübbe ve şalvardan oluşan özel giysileriyle diğer insanlardan ve tarikat üyelerinden ayrılırlardı. türkiye'de varlığını günümüzde de sürdüren kadirilik, üyelerinin "burhan gösterme" adını verdikleri şiş kaplama, kızgın fırına girme, ateşle oynama gibi gösterileri bugün de büyük ilgi çekmektedir.
    kaynak: ahmet özalp
  • 02:00 civarında görüldüğü üzre; millet kendinden geçmiş huşu içinde zikredip fenafillaha ererken, en arka sıraya geçip muhabbet eden müridlere, bi'nevi ders kaynatan hayta öğrencilere sahip tarikat.
  • tbmm'de temsilcisi bulunan dört ana tarikatten (süleymancılar ,nurcular, nakşi* ve kadiriler) biri olan siyasi ekseni itibariyle şeriatçi tarikat.

    (bkz: haydar baş)
  • kadınları zayıf varlıklar olarak gören tarikattır. onlara göre şeytan kolaylıkla kadın bedenine girip onu yönlendirebilir. bu yüzden kadınlarla mümkün olduğunca az bir araya gelmek gerektiğine inanırlar. onların sözüne inanılmaz, fikirleri sorulmaz. evliliklerde bile erkek gerekmedikçe kadınla aynı ortamda bulunmaz. özellikle kendi içlerine kapanıp ibadete yoğunlaştıkları dönemde (içe kapanma /rizayet) erkekler asla kadınlarla görüşmezler, aynı odada bulunmazlar (eşleri dahi olsa). çünkü bu dönemlerde erkeğin yoldan çıkarılmaya en açık zaman olduğuna, şeytanın onları yoldan çıkarmak için her yolu deneyeceğine inanırlar. şeyh kadınlarla asla konuşmaz, kadınalr şeyhin huzuna asla çıkamaz.

    kız çocukları anlamlı cümleler kurabilmeye başladığında (herhalde 4-5 yaş civarına denk gelir) tesettüre sokulurlar ve erkeklerin gözünden uzak tutulurlar. buna erkek kardeş, kuzen, baba gibi yakın akrabalar dahildir. erkek çocuklar ve babanın hizmetini anne görür, kız çocuklar ortaya çıkmaz. kız çocukları ergenliğe eriştiğinde beklenmeden şeyhin uygun gördüğü biriyle evlendirilir.

    bu tarikata göre eğitim denilen sadece dini eğitimdir. çünkü dünya allah'ın krallığıdır. bu dünya'da sadece allah için yaşanır. o yüzden dini bilgiler harici bilgiler öğrenilmeye değmez. kadınlar erkeklere göre çok daha kısıtlı bir dini eğitim alırlar. bu eğitim genel ev düzeni ve ibadetlerin nasıl yapılacağı ile ilişkili şeylerdir.

    kaynak: karanlığın ayak sesleri kadirilik, ismet zeki eyüboğlu
  • https://www.youtube.com/watch?v=dkmysuj6cdg özellikle 17 dakikadan sonrası
  • ismail saymaz'ın köşe yazısında bahsettiği olayı yıllar evvel duymuş, eşi çocuğun velayetini necati şaşmaz'dan alabilmek için işkembeden sallıyor herhalde demiştim.

    ülkede mehdi olmayan bir necati şaşmaz kalmıştı. onu da tamamlamışız. babası abdülkadir şaşmaz şeyh olmuş çocuğa da kontenjan arıyorlar. müritler şimdilik 'ağabey' diyorlarmış ataması yapılınca title sorununu çözerler diye tahmin ediyorum.

    daha öncesinde hiç böyle bir tarikat duymamıştım. burada da pek bir entry göremeyince '15-20 kişi bir araya gelip tarikat mı kurmuşlar lan' diyerek biraz araştırınca neler neler çıktı. siyasi bağlantılar, medya bağlantıları, film şirketleri, binlerce mürit, onlarca şehir...

    tarikat-cemaat mekan sayıları üniversite, hastane sayılarıyla yarışıyor gözünü sevdiğim memleketinde.
  • tarikat şeyhinin birbirini seven ve evlenmek üzere olan iki insanı "çok uzak, içime sinmiyor" diyerek ayırdığı tarikat