şükela:  tümü | bugün
  • temel amaci;türk devri-mine teorik bir cerceve olusturmak olan,sovyetlerde devlet eliyle uygulanan planli kalkinmaci modelin türkiye ve az gelismis ülkelerde uluscu bir cercevede uygulanmasi düsüncesini temsil ettigi iddia edilen,birbiriyle ihtilafli sayisiz yoruma konu olan uluscu bir sol akim oldugu söylenebilecek hareket.
  • (bkz: kadro)
  • hareket halindeki kadrolaşma. hareket hali durup oturunca, bir siyasi parti haline gelebilir de gelemeyebilir de... bazı siyasi partilerin parti olmadığı, sadece bir kadro hareketinden ibaret oldukları söylenegelir. ulusal solculuk tanımı yeni görüntüde de solu kaybetmiş, tek başına ulusalcıgibi duruyor. ya da daha fazla yön hareketini andırıyor. kadro hareketçilerini trafik polislerine benzetiyorum ben. ceza kesip yolda zafer kazanabilirler ama akan trafiktekilerin kalbini kazanmak o kadar da kolay değildir. ancak duran trafiktelerin gözbebeği ya da küfür ettikleri insan olmak mümkün olabilir hareket memurları için. sen toplumun o u dönüşünü gerçekleştirebilecek misin, ondan haber ver... hiç siyasal zafer kazanmakla toplumsal dönüşüm gerçekleştirebilmek bir olur mu...

    gerçi olan olmuş, biz durduğumuz yerden konuşuyoruz. boş işler işte. neyse...

    ayrıca bir mustafa türkeş kitabı: "ulusçu sol bir akım: kadro hareketi". '99 imge yayınları. 2001 baskısı:
    "mustafa türkeş, türkiye'de en çok tartışılan, üzerinde herkesin farklı yorum yaptığı bir konuyu; kadro hareketini analiz ediyor. dünya ölçeğinde yaşanan geçiş süreçleri ve arayışlar karşısında, türkiye'de bir grup aydının dolu dolu yaşam serüvenlerini, ideolojik ve gelişme stratejisi arayışlarını inceliyor. kapitalizm, sosyalizm, faşizm ve kemalizm karşısında kendi yerlerini yeniden belirlemeye çalışan bir grup aydının, söylemlerinde iç tutarlılık öğelerini tespit etmek mümkün olduğu gibi, çelişkilerini de bulacaksınız.1930'lu yılların aydınları duyarsız değillerdi. anadolu'da alman tüccar için yumurta toplayarak hayatını kazanırken, "türkiye köy iktisadiyatı" üzerine analizler yapmayı tasarlamak, veri toplamak, gözlem yapmak; azerbaycan'da turancı idealler için mücadele ederken bu idealin açmazını yalkaladığı anda kendisini bilgiyle yüklemek için moskova'ya yüksek öğrenime gitmek, içinde bulunduğu partiyi eleştirmek ve bütün bu deneyimlerden yola çıkarak kapitalizme ve sosyalizme alternatif üçüncü yolarayışı tartışmasını yapmak, elbette kiduyarsızlığın ifadesi olamaz. yazar, kadro hareketini ulusçu sol bir akım olarak tanımlamaktadır. kadro hareketinin önerdiği gelişme stratejisinin kapitalizm ve sosyalizme alterntif bir üçüncü yol olmadığını, kapitalizm içinde bir gelişme stratejisi olduğunu belirtmektedir. kadro hareketinde aslolan, alternatifsizlik söylemine karşı çıkan bir grup aydının beyinlerini zorlamalarıdır." *
  • kadroculuk kalkınmacı bir "üçüncü yol" arayışının ideolojisidir. 1960'lı yılların dünyasında yaygınlık kazanan "üçüncü dünya sosyalizmi" gibi akımlarında öncüsü olmuştur.

    ayrıca merdan yanardag'ın 1988 yılında çıkan kitabının adı.

    önsözüne göre kitap sadece kadrocuları değil, tkp'yi yaratan dinamikleri; sovyet devrimi'nin önde gelen isimlerinden sosyalist lider sultan galiyev ve galiyevizmi; 1960'lı yıllara damgasını vuran yön dergisini ve yön hareketini de incelemekte.
  • en iyi, tekeli ve ilkin'in tarafından yazılan "kadrocuları anlamak ve kadro hereketi" adlı kitapta analiz eden harekettir.
  • şevket süreyya aydemir, ocak 1931'de türkocağı'nda, kurucusu ve başyazarı olduğu kadro dergisi'nin çıkış amacını ve savunacağı açıkladığı görüşlerini, yıllar sonra, yaptığı bu konuşmayı şöyle hatırlıyordu:
    “..(atatürk’ün) çağında, hemen bütün avrupa’ya doktrin veya doktrinleştirme çabaları hakimdir. rusya’da ihtilalci sosyalizm (marksizm), italya’da faşizm, almanya’da da nazizm ve nihayet demokratik avrupa ülkelerinde ıslahatçı sosyalizm rejimleri veya aynı ülkelerde komünizm çabaları hareket halindeydi. bunların hepsinin temelinde doktrincilik örgüleri yatıyordu.
    halbuki türk inkılabında böyle çabalar hiçbir zaman, hakim değerler halinde güçlenmediler. hülasa öyle görünüyor ki, biz türkiye’de bir inkılap gerçeği ile karşı karşıyayız ama, bir inkılap nazariyesi ve felsefesi ile karşı karşıya değiliz..
    mademki bir inkılap vardır, o halde bu inkılabın bir de izahı olmalıdır.
    ikılabın izahı ise, o inkılabı tarih içerisinde doğuran objektif şartların araştırılması, orijinal prensiplerinin örgüsünün, bilimsel bir açıdan derlenmesi, sentezleştirilmesi demek olduğuna ve ortada bir türk inkılabı da bulunduğuna göre, bu kendi kendine benzeyen çağdaş hareketin izahı, mustafa kemal’in görüşlerine de herhalde aykırı olmazdı.
    nitekim bir aydın kadro, hem de mustafa kemal’in hayatında ve onun gözleri önünde, gene de türk inkılabının ideolojisini kendi açısından derlemek, aydınlatmak ve tertip etmek çabasına girmiştir.
    bu hareket kadro hareketidir.”
    yakın tarihimiz adlı yayından.
    *
    siyasi tarihimize kadrocular diye geçen bu hareketin fikriyatı, kendilerinden otuz yıl sonra, 27 mayıs darbesinin ardından iktidara gelen askeri cuntaya rehberlik etmek üzere doğan avcıoğluve mümtaz soysal’ın etrafında toplanan “sol” kemalist elit tarafından çıkarılan yön dergisi aracılığı ile sürdürülecektir.
    kadrocular gibi yön dergisi etrafında toplanan grup, bu defa, 27 mayıs öncesinde geçen 15 yıllık çok partili siyasi pratiği de tanık göstererek, cumhuriyet aydınlanmasının halka danışarak değil, toplum mühendisliği ile başarılacağını savunmuştur.
    bu grubun, “sol” etiket altında savundukları oligarşik devlet ideolojisi bir yandan darbeciliğin ve bir sonrasının kadrolarının düşünce zemini ile '61 anayasası ve sonrasındaki düzenlemelere referans; diğer yandan, türk “sol”unu bir kesimini önemli ölçüde etkilemiş, bu kesimin zaman içinde geldikleri ulusalcı ideolojilerinin mayası olmuştur.
  • "oldukça karşık görünse de son analizde ideolojik eğilimi nettir. ulusculuğu tarihi materalizm içine yerleştirmeye çalışan, emperyalizm analizinde lenin'den doğrudan etkilenen, pozitivist-modernizmi savunan, gelir ve kaynak dağılımı konularının burjuvazinin hegomanyasına bırakılmaması gerektiğini, aksine, burjuvazinin devlet tarafından kontrol altına alınmasını ısrarla dile getiren radikal uluscu sol bir yaklaşımın ifadesidir. uuscu sol'un türkiye'deki ilk köklü ve sistematik savunucusudur."

    mustafa türkeş: kemalizm, iletişim yay.
  • 1985 yılında kitap halinde ilk baskısı yapılan merdan yanardağın yükseklisans tezinin başlığıdır. yanardağ'ın çalışması alanındaki ilk yapıt olmakla beraber, gayet toparlayıcı ve dolgundur. yazar, öncelikle erken cumhuriyet dönemini irdeler, ardından türkiye komünist partisi içerisindeki yarılmaları mercek altına alır, sonrasında kadro hareketi incelenir ve nihayetinde yön dergisiyle kadro hareketinin bağlantısı ortaya konur. yanardağ'ın diğer eserleri gibi net, argümanı sağlam ve zihin açıcıdır. tavsiye edilir.
  • sol basının olmadığı bir dönemde, 1932 yılında ortaya çıkan bir düşünce hareketi.

    dönemin önemli entellektüellerinden tkp kökenli şevket süreyya aydemir, burhan asaf belge, vedat nedim tör ve ismail hüsrev tökin, yakup kadri kasaosmanoğlu ile birlikte kadro dergisini çıkarıyorlar.

    dergiyi çıkaranlar marksist olduğundan, tarihsel gelişmeyi de "tarihsel materyalizm" ile açıklama yoluna gidiyorlar. kurtuluş savaşı sonrasında ne kapitalist ne sosyalist bir rejim kuruldu ama bir ideolojisi oluşturulamadı diyerek, devletçiliği savunuyorlar. ama bu devletçilik, bildiğimiz devletçilik değil. tarihsel materyalizm ile rasyonalize edilmiş bir devletçilik. kapitalizmi anlamada sınıf kavramına ihtiyaç duymamaları ilginçtir. teknolojik olarak gelişmemiş toplumlarda sınıf farkı yoktur derler ve türkiye'yi de buna örnek gösterirler. türkiye'nin hızla kendi teknolojisini kurması gerektiğini savunurlar.

    yani diyebiliriz ki resmi ideolojiye karşı çıkmıyorlar. aksine kemalizm'i sistematik bir hale getirmek dertleri. diyorlar ki, tamam bir devrim yapıldı ama ideolojisi oluşturulamadı. bu ideolojiyi tertip etme amacıyla biz varız.

    merkez çevre teorisi kadro hareketi için önemlidir. wallerstein'ın 1970'lerde incelediği sömürü meselesini kadrocular 1930'larda gündemlerine almışlar. bu, öyle basit bir şey değil.