şükela:  tümü | bugün
  • arkadan hafifce norah jones'un sarkilari, kimsenin olmadigi bir deniz kenarinda, dalgalar hafifce sahile vururken, bir hamakta yatip kokteyl icmek olmali kafa dinlemek
    (bkz: hayal kurmak)
  • dinlenilen şey kafa ise gerçekleştirilen şey düşünmektir ki bu gayet yorucudur... herkesden ve her şeyden uzak olsan da yorucudur... dolayısıyla kafa dinlemek, insanın kendisiyle (vakit geçirmek, ilgilenmek, konuşmak) istemesidir... kendi kendine konuşana deli derler.. normal insan kendiyle konuşmasını düşünmekle gerçekleştirir.. ama fazla düşünmek de zararlıdır lakin düşünmek yorucudur... herkesden ve her şeyden uzak olsan da yorucudur... düşünen adam delirebilir, heykeli bile vardır bu durumun... kafa dinlemek bir yaşam tarzı olmamalı, tadında bırakılmalıdır. her güzel şey tadında bırakılmalıdır... bu yüzden her güzel şeyin bir sonu vardır, olmalıdır...
  • isiklar kapatilir, yataga yaslanilir, antistar ve jack daniels acilir. ister istemez kafanizi dinlersiniz, dertlerinizden arinirsiniz yarin sabaha kadar. bombos kafa ile ertesi sabah kalkarsiniz.
  • motoru sifirlamak, 0 kilometre ile hayata yeniden başlama neşeli ol ki genç kalasın yalanına kendi bile inanmak.
  • bizim bi arkada$ kulakligin obur ucunu kafasina dayar "bakin kafami dinliyom eheh" derdi ki her aklima gelmeden 5 saniye once kusmuk torbasi derdine du$erim.
  • (bkz: ağva)
  • (bkz: kafa izni)
  • kafa dinlemeyi imkansız kılanlar uzağınızda bile olsa beyninizde bıdır bıdır konuştukça, yani siz gittiğiniz yere kafanızı ve içindekileri de götürdükçe, bu kafa dinleme meselesi yalandır. zira kafamız vücudumuzdan ayrılabilen, lego gibi takıp çıkarılabilen bir uzuv değildir, bu nedenle onu her yere taşırız. etraftan çıt çıkmasa bile orda böyle bişeyler uğuldar, vızır vızır...ve yazın uykunuzun ta orta yerine sıçan şerefsiz sivrisinekler gibi, bu vızırtı da ölümsüzdür. arsız gibi her yere gelir, bacağınıza yapışır.
  • mesela naptın bunun için, eve kapanmayı mı seçtin birkaç gün, düzgün yapacaksın. her arayana buyur beklerim demeyeceksin, verdiysen kararını, uyacaksın. unutacakın bir süre herşeyi, mesela öğlen vakti koltuğun üzerinde ellerini göbeğinin üstünde bağlayıp sızacaksın. akşam yemeğinden sonra balkona çıkıp dışarısını anlamsız anlamsız seyredeceksin, çok düşünmeden, çok dağıtmadan, karşıdaki ışıklara bakacaksın, yıldızlardan resimler çizeceksin. uzun süredir dinlemediğin şarkılarını dinleyeceksin, bakmadığın resimlerine bakacaksın, dolaplarını düzenleyeceksin. yemek masasında kaybettiğin zamana acımayacaksın, kendine kahve yapıp evin babası edasıyla bomboş evin bomboş duran köşe koltuğuna oturacaksın.

    istemene rağmen yapamadığın, yapmadığın, fırsatının olmadığı şeyleri yapacaksın, belki de zamanında dalga geçip içten içe yapmayı istediklerini.