şükela:  tümü | bugün
  • klibinde zuhal olcay'ın catherine deneuve olarak göründüğü şarkı. topuzlu haliyle (ya da her neyse o saç modeli) son metro'daki marion'un aynısı değilse bile kardeşi gibidir. buyurunuz: https://www.youtube.com/watch?v=2jpie33pxxc
  • bir gazapizm şarkısı.

    sözleri şu şekilde:

    kafam karışıyor düşününce fazla,
    yoksa ben de biliyorum bu şekilde böyle olmaz.
    "öyle olmaz, böyle olmaz, nasıl olacak?" deyip bunu yazıyorsak, beni rahat bırak anla.

    biz bu zamanları boşa harcadık ve hatta
    öndeki bi 10 seneye de kan sıçrattık kesin.
    neyse zaten böyle dinliyorlar;
    onlar şarkıları bölmüyorlar.
    yalan kimya, fizik.

    kafam karışıyor düşününce sorma bir şey;
    onlar için fazla cazipken karanlık, ben aydınlık aradım.
    belalıydı yanlızlık, el altından albüm satıp en azından yaşadık..

    yoksul ve düşkünü anlatmaya yetmiyordu literatür!
    jargon-u arabeskler ötelendi kime küfür bu haykırış ahmak?
    onlar senin olmamanı istiyorlar burda. olcak!

    çünkü içi boşaltıldı bütün kavramların,
    uyuştular en kuytu köşelerde vazgeçenler.
    sonra vücut buldu zihinlerde çaresizlik,
    bana bunu sorup durma yok bir çare belki de.

    neyse düşününce kafam karışacak,
    doruklara sevdalancaz, bir gülüşe kancaz.
    sonra o çocuklar sokaklarda aç yatacak,
    bir düşüne yancaz dinleyip de taşta.

    onlar, dünya görüşünü kazansalar ne olur?
    yan sokakta torba, üst katında fuhuş!
    statüye tapmıyorlar yok cepte 1 kuruş,
    şu bardağı bi' doldur da konuşuruz şunu.

    nasıl unutulcak bunlar?
    bu insanlar izdihamdan kopartırken ekmeğini,
    lekeledi gururunu üzdü bizi,
    o gün bugün küskün kimi en afilli hayatlara;
    ben de sustum ürkütmedim.

    fazla düşününce kafam karışacak benim,
    alacaklar yanımızdan en sevilen kardeşleri.
    bir şafak vaktinde silahları ateşlenir,
    üstümüze yağmur yağar, güzel günler düşlenir.

    sonra filizlenir ihanet yanıbaşımızda,
    bir bakmışız biz de su dökmüşüz yıllarca.
    hegemonyasından kurtulanlar travmanın,
    harcayacak ömrünü sevdikleri uğruna.

    sonra kapanacak tüm kapılar,
    yasaklancak bu şarkılar ve üstümüze kalcak.
    üste üstün alçaklar da bundan nemalanacak.
    özgürlük uzak sevda dört duvara kazınacak.

    elbet hatırlanacak onlar hüznümüze ortak olup
    sonra yoktan varolacak sorun noldu?
    güzel insanların hepsi gitti şimdi.
    yani:
    kahır dolacak yolum, ağır olacak sonum!

    biz bunların böyle olmasını istemedik,
    mecbur kaldık ve kimse bizi dinlemedi.
    çünkü hayat zaten yeterince kasvetliydi
    biz insanların kaçtığını önlerine getirdik
    ve geldik, son sözüne gerçeğin.

    "yalan dedim hepsi unut gitsin" birden
    "pislik miyiz biz?" dedi.
    sonra silah istedi!
    üstümüze düşmemişti o işlerin hiç biri ama gülsünler istedik biz,

    tutuklandık akabinde sebepsiz,
    işte o gün ilk kez karışmıştı kafam
    "olmaz böyle yok!" dedim.
    "bana böyle anlatmadın?" dedi, koridorlar inledi..
    "n'olur n'olmaz dur" dedim, gitti.

    işte o gün bitti sevda.
    hiç bir pankart hiç bir zaman anlatmadı yaşananı asla.
    gözlerimde yazdan kışa aynı doğa:
    müzik değil acılardır evrensel olan!
  • yoksul ve düşkünü anlatmaya yetmiyordu literatür!
    jargonu arabeskler ötelendi kime küfür bu haykırış ahmak? onlar senin olmamanı istiyorlar burda. olacak...

    çünkü içi boşaltıldı bütün kavramların.
    uyuştular en kuytu köşelerde vazgeçenler.
    sonra vücut buldu zihinlerde çaresizlik,
    bana bunu sorup durma yok bir çare belki de..

    (bkz: uyuştuğumuz doğru lakin vazgeçmedik)