şükela:  tümü | bugün
  • hiçbir zaman gerektiği zaman uyku kaçırmayan, hep kaçırmaması gereken zamanlarda kaçıran salak madde
  • seneler önce bilim teknik'te bir örümcek deneyiyle etkileri gözler önüne serilmiş ve şaşkın gözlerle içmekte olduğum kahveyi seyretmeme neden olan madde.

    deney'in aşmaları ve sonuçları yaklaşık olarak şöyleydi:

    1.1
    sağlıklı genç bir örümcek alınır ve yaptığı ağ kontrol edilir. sonuç, tabii ki mükemmeldir.
    1.2
    sağlıklı genç bir örümcek alınır ve çok az miktarda kafein verilir. yaptığı ağda yer yer bozukluklar meydana gelmesine rağmen sonuç mükemmele yakındır.
    1.3
    sağlıklı genç bi örümcek alınır ve verilen kafein miktarı biraz daha artırılır. yaptığı ağ kontrol edilir. ağdaki bozukluklar epey bir artmıştır ama yine de idare eder, örümcek ağı formuna benzer birşey vardır.
    1.4
    sağlıklı genç bir örümcek alınır ve alabildiğine kafein verilir. yaptığı ağı kontrol etme safhasında epey eğlenilir, çünkü sevimli örümceğimiz kafeinden sapıtmış, ağ yerine bir takım post modern çalışmalara başlamıştır. ortaya çıkan örümcek ağımsı şeyin arasından değil sinek, mig29 geçirmek bile çocuk oyuncağıdır.
  • psikolojik ve fizyolojik etkileri temelde aynı olsa da her insanda farklı tepkilere neden olabilen maddedir.
    aynı miktarı (kiloya oranlansa bile) her insanda aynı tepkileri vermez. örnek olarak; saat 21:00'da bir fincan kahve içen annem sabaha kadar (düşünecek başka bir bok yokmuş gibi) "ne olacak bu oğlanın hali, 35 yaşına geldi, evde kaldı" temalı bir gecede, beyaz tavana göz tacizini sabaha kadar sürdürmek zorunda kalıyorken, 35 yaşındaki evde kalmış oğlu olan ben aynı gün 30 kahveyi devirmiş 31.'si elimdeyken, rahatsız bir sandalyenin üzerinde uyuyabiliyorum... hem de evde kalmış olduğum halde.
    tıpkı alkolde olduğu gibi bir "madde etki eşiği" olması ve metabolizmanın, uzun süre boyunca düzenli olarak kullanılan miktarı "normal" olarak kabul etmesi... işte... yaaaa...
    (bkz: entrynin sonuna doğru sıkılmak)
  • beyninizde yer alan nöronlar uyanık olduğunuz her an çok yüksek bir hızda çalışırlar. bu nöronların çalışması sırasında bir yan ürün olan adenozin meydana gelir. fakat adenozin atık bir madde değildir ve sinir sistemimiz reseptörler aracılığıyla vücudumuzdaki adenozin seviyesini sürekli kontrol eder. normal koşullarda beyin ve omuriliğimizdeki adenozin miktarı belirli bir düzeyin üzerine çıktığında vücudumuz bize uyku ve dinlenme ihtiyacı içerisinde olduğu uyarısını verir. yani kendimizi uykulu ve yorgun hissederiz. vücudumuzda birbirlerinden farklı birkaç adenozin reseptörü bulunmakla beraber, bunlar arasında kafeinin en fazla etkileşim içinde olduğu adenozin reseptörü a1'dir. kafein tüm bitkilerde belirli miktarlarda bulunduğu gibi vücudumuzda da kafeinin kimyasal türevleri bulunur.

    vücudumuzdaki bu miktarı dışarıdan takviye yoluyla kafein alarak normalden daha yüksek seviyelere çektiğimizde ise (örneğin 226 gr'lık standart bir fincan içerisindeki 100mg kafein) kafein bileşikleri çok yetenekli birer adenozin dublörü gibi davranır. bu en başta sizi şaşırtabilir çünkü adenozinlerin reseptörlere bağlanarak bize uyku hissi ve enerji düşüklüğü uyarısı verdiğini söylemiştik. işte kafeinin görevi tam da burada başlıyor. vücudumuza girdiği anda hemen sistemimizdeki adenozin reseptörlerine yönlenerek onlara bağlanıyorlar. adenozin'e olan benzerlikleri nedeniyle de reseptörler tarafından gerçek zannedilerek hemen kabul ediliyorlar. sonrasında bu reseptörler, kafeinin benzersiz yapısı ve kimyasal düzeni ile doldurulduktan sonra adenozinde olduğu gibi aktif hale gelmiyor, tam tersine bir süreliğine (ortalama 2-3 saat) tepkisiz kalıyorlar.

    sonuç olarak reseptörlerin engellenmesiyle birlikte beynimizin doğal uyarıcıları olan dopamin ve glutamat görevlerini daha özgürce yapabiliyor ve biz de kendimizi daha dinç, dikkatli ve enerjik hissediyoruz.

    kaynak.
  • idrar sökücü.

    yani ders çalışırken 20 dakkada bir tuvalete gitmek ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketlerden biri değilidir. o içtiğin kahve yüzünden oluyor.

    *
  • içildiğinde vücut tarafından tamamen emilen kimyasal madde. kandaki seviyesi 15-14 dakikada en yüksek seviyesine çıkar. alınan miktarın en azından yarısının vücutta kullanılıp atılmasına kadar geçen zaman yaklaşık olarak 5 saattir. kandaki yağ asitlerinin seviyesini arttırmasından ötürü vücut direncinde artma, sinir sisteminde uyarılma, canlılığı arttırma ve uykuya olan reaksion zamanında uzamaya neden olur. başlıca kahve,çay,çikolata,kakao,ve kolalı içeceklerde bulunur.
    bir kişi 5-10 gramlık kafein tozundan ölebilir. ama bunun için günde 200 kutu kola ya da 100 fincan kahve veya 125 fincan çay içmesi gerekmesinden ötürü pratik olarak imkansızdır.
  • hayatin fast forward dugmesi. cok kullanilirsa kasetin sarmasina da yol acabilir. (bkz: kasetin sarmasi)
  • alışkanlık haline geldikten sonra, uyanık tutma etkisini kaybeden madde...
  • mideden ve bağırsaktan emiliminden sonra 30 dakika içinde etki gösteren ve 3-10 saat arası etkisi süren madde. günde 500 mg. dan fazla alındığında zehirlenme gelişebilir. en yaygın görülen belirtiler, çarpıntı, huzursuzluk, anksiyete, kaslarda seyirme, mide yakınmaları ve uykusuzluktur. daha da yüksek dozlarda kulak çınlaması, nöbetler, solunum problemleri ve fikir uçuşması görülebilir. toleransı hızla gelişen bir maddedir yani her gün miktarını arttırsanız da etki etmemeye başlar.

    kahve fincanında 80-100 mg. (bir kupa nescafe ya da bir fincan türk kahvesi gibi o içeceğin bir birimi kastedilmektedir)
    çay bardağında 66-100 mg.
    kafeinsiz kahvede (bir kupa) 2-4 mg.
    kola bir bardakta 25-55 mg.
    sıcak kakao bir kupada 5-50 mg.
    aspirin 32 mg. bir tablette
    kafein tabletinde 100 mg.
    çikolata 25 mg. küçük pakette.... kafein içerir.
  • saf hali kahverengi değil, beyaz.

    oral yoldan* * * alınca selülit yaptığı halde, haricen* selülite karşı kullanılır.