şükela:  tümü | bugün
  • beyoğlu'nda yaşayıp da hala aslıhan pasajının varlığından haberdar olmayan insanların muhtemelen haberdar olmadığı bir kitabevi*

    esasen tanınma sınırları beyoğlu'nun ve hatta istanbul'un dışına taşabilmiştir. pasajın üst katında yer alır. balık pazarı tarafından çarşıya *girdiğinizde sağdan 2. dükkandır.

    - bu adam bu kadar kitabı bu küçücük dükkana nasıl sığdırıyor yahu?
    tepkisi, verilmesi muhtemel öncelikli tepkilerdendir.

    arşiv bakımından oldukça güçlüdür. aklınıza gelmeyecek kitapları birden bulup sevinebileceğiniz türden bir sahaftır.

    kimi zaman sorduğunuz bir kitap için gelen 'yok' cevabı diğer bütün sahaflarda olduğu gibi, burada da sizi çileden çıkartır.

    - ne yani, bütün kitapları ezbere biliyor musun?

    öyledir, dükkandaki bütün kitaplar bilinir. ve hatta dükkanda olmayıp depoda tutulanlar bile... ve hatta hangi baskısı olduğuna kadar.
    yok'sa yoktur o kitap.

    çarşıdaki en iyi tiyatro kitaplarını bulabileceğiniz alternatif dükkanlardan biridir aynı zamanda*
  • muhtemelen işinde iyi olan ve dolayısıyla müdavimleri de bulunan sahaftır; lakin benim "çok mecbur kalınmadıkça kapısına uğranılmaması gereken sahaflar" listemin ilk sıralarında yer alır. zira yıllar evvel, aslıhan'a yolumun daha yeni yeni düşmeye başladığı zamanlarda, "merak ettiğim kitaplar" listemle dolaşırken bazı kitapları kendisine sorma gafletinde bulunmuş ve "onlar pek mühim kitaplar değil, kafanızı yorup vaktinizi niye harcıyorsunuz; onlar yerine şunları şunları okuyun" gibi bir karşılık almışımdır. ki o listede de öyle twilight vb. seriler yoktu, güney amerika ve dünya edebiyatından seçmeler, hattâ umberto eco falan vardı. (foucault sarkacı'nı uygun fiyata bulmak için az dolaşmamıştım o vakitler!) hayatta en hoşlanmadığım şey, fikrini -en ufak bir şekilde de olsa- dikte ettirmeye kalkışan insanlar olduğu için, o cevabı karşısında içimden ya sabır diyerek diğer sahaflara yönelmiştim. ha, "vakit harcatıcı" kitaplar da sorabilirdim, bir okur olarak öyle bir tercihte de bulunmuş olabilirdim; o durumda bile, işgüzarlık yapması okurun iradesine müdahale sayılırdı.

    insanlara neyi okuması ya da okumaması gerektiğini söyleyen veyahut da birinin okumak istediği kitaplara karışan kişilere oldum olası tahammül edemem, çocukluğumdan beri hayatım öyle insanlarla mücadele ederek geçti. ders kitabı arasında çizgi roman okumuş nesiliz sonuçta! o yüzden, özellikle de kitapla haşır neşir olan, okurla kitap arasında köprü vazifesi gören ama o vazifeyi kendi algısıyla sınırlı tutma gafletine düşenleri görünce ayrı bir esef duyuyorum sanırım!