şükela:  tümü | bugün
  • nilgün marmara'nın ilerleyen zamanlarda everest yayınları'nca yayımlanacak olan fragmanlarından oluşan kitabı. ayrıca: (bkz: defterler)
  • ve yayımlanacağı haberinin duyurulması sonrası aradan bir ay bile geçmeden bu ay kitabı basmış everest.

    --- spoiler ---

    günlüklerinin defterler adı altında eksiksiz yayımlanmasının ardından,
    nilgün marmara’nın kaleminden çıkan her şeyin, sonunda bütünlüklü bir yayınla bir araya getirilmesi düşüncesiyle yayına hazırlanan kağıtlar'ı okuyucuya sunuyoruz.
    kağıtlar, marmara'nın defterlerine
    eşlik eden bir tomar kağıt arasından seçilmiş
    fragmanlardan oluşuyor: daktiloya çekilmiş
    şiirler'de yayımlanmış bazı şiirlerin
    ilk versiyonları ve daha önce hiçbir yerde
    yayımlanmamış poeme enprose'lar, şiirler,
    bağımsız dizeler, dost mektupları...
    defterler'in önsözünde söylendiği gibi, kağıtlarda aslında hiç yayımlanmamış olmalıydı. okuyucunun, marmara'nın defterler'iyle birlikte bu kağıtlar’ı da gün gelip başkaları tarafından okunacağını hiç düşünmeden yazdığını unutmayacağını umuyoruz.
    --- spoiler ---
  • 2 kasım'da yayınlanan kitap.

    (bkz: defterler)
  • suçluluk duygusunun körüklediği bir merakla okumakta olduğum nilgün'ün kağıtları, kağıtlar. içindeki ''kazı'' adlı şiirini neden daktiloya çekmemiş diye merak ettim, öyle güzel. ancak tam da çekilmemesi, saklanması gereken bir şiirmiş bu, anladım. bulunma arzusunun dayanılmaz ateşiyle yanan bir yüreğin gömdüğü şiir. arzu gömülmüş de olsa artık doğmuş, artık var ve bir yerlerde; arzunun utancı da öyle. aşkla oyulan katmanların vardığı sözcükler okuyucuyla bir hesaplaşma anı. onun; münasebetsiz, suçluluk duygusuyla körüklenen merakına bir yargılama, şair yargılaması. ya da hepsi bir yana, okuyucunun zaman içerisinde olanlardan kendine yine aynı derecede münasebetsiz bir muhtaçlıkla bir pay çıkarma arzusu, şaire kavuşma arzusu.

    ''şiirler kazılmalı: o ince
    gurbetlerin gömdüğü

    güz başları kırmızı
    yazmayı gördüm sandınız
    kırgın kağıtlar buldunuz
    hüznü donmuş, külü meşin
    ve birden
    acısı acınıza değdikçe''

    şiirin kesildiği hemen bu yerde başa dönmek gerekiyor, şiiri baştan kazmak gerekiyor sanki, acısı acımıza değdikçe:

    ''sarı yaz! kat kat şafaklar
    gördün dizelerde, sevdalar
    gördün göçük bir dağ gibi
    üstüste geldikçe''

    sen hitabından siz hitabına geçiş kağıtları, kazıyı bulan okuyucuya bir had bildirmeyken bir taraftan da şairin önce ona yaklaştığını, yani arzsunun doğduğunu; sonra onunla arasına koyduğu mesafeyi, yani gömdüğü arzusunu dilde bağırmasından başka ne ki?