şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: origami)
  • yapıldıktan sonra içi sıcak şarap dolu leğende yüzdürülmelerinin önerildiği eylence çeşidi. *
  • oyuncakların titaniumdan yapıldıgı gunumuzde eskı popularıtesını yıtırmıstır
  • ev harici bir mekanda(bkz: lokanta) yemek yedikten sonra bir yandan karşınızdaki insanla(bkz: angoisse) sohbet edip bir yandan da karşılıklı minik peçete gemileri yapmanızı sağlayan hayat bilgisi bir nevi.
  • (bkz: my paper boat)
  • eski zamanlardı.
    kasvetli bir günde, dışarıda sağanak yağmur... ikindi vakti.
    annem, baş ağrısı sebebiyle odasında yatıyor.
    babam ve ben oturma odasındayız.
    çizerdim ben o vakitler. yaz kış bacası tüten bir ev çizer, annemi de penceresinden baktırırdım.
    güneş, annelerin yüzüne vurunca ısınırmış en çok.
    babam, " gel yanıma bakalım " dedi. aldı elimdeki kağıdı.
    " baba, bak bu kağıtta annem var. sakın çöpe atma " demedim lâkin bu hissi yaşadığımı hatırlıyorum.

    " sana, gemi yapmayı öğreteceğim " dedi.

    kağıdı aldı, büktü, katladı, bir şeyler yaptı ve bir gemiye dönüştürdü.
    bir kaç tekrardan sonra ben de öğrenmiştim artık.

    " anne, bak babam bana gemi yapmayı öğretti " demek için odanın kapısını açtığımda annemi gördüm, uyuyordu kapkaranlık odada. kapattım kapıyı yavaşça.

    vakit, ikindi.
    dışarıda sağanak yağmur...
    gökyüzünde kapkara bulutlar...

    dışarıya çıktım elimde kağıttan gemi ile.
    öyle bir yağıyor ki yağmur, ortalığı sel götürüyor sanki. evin önünde ufak çaplı bir dere oluşmuş, hâlâ yağmur çok yağdığında oluşur böyle.

    elimdeki gemiye baktım. çizdiğim ev ve penceresinde annem görünüyordu geminin üzerinde.
    gök gürültüleri eşliğinde akan suyun yanına gittim paçalarımı sıvayıp. bıraktım gemiyi suya.

    mutluydu annem. yatağına hapsolmamıştı işte. bir gemide dünyayı gezecekti belki de.

    ama pişman oldum sonra. annemi neden yalnız gönderdim ki? koşarak yakaladım gemiyi.
    eve döndüm bir daha. üstüm başım sırılsıklam. hemen üstümü değiştirdim.

    bir başka kağıtan gemi yaptım bu sefer ve annemle birlikte babamı, geminin en ucuna da kendimi çizdim.
    çıktım dışarı bir daha.
    tekrar suya bıraktım gemiyi ama bu sefer hepimiz aynı gemideyiz.

    yıllar önce bir ikindi vaktiydi.
    hava oldukça kasvetli.
    dışarıda sağanak yağmur.
    bir çocuk, kağıttan bir gemi bıraktı suya.
    bir yerlerde denk gelirseniz eğer, lütfen onu tekrar denize yahut yağmur suyuna bırakın.

    belki de hâlâ geziyordur o gemi bir yerlerde.
    belki paramparça olsa da gemi; annem ve babam kalmışlardır el ele.
  • peçeteden de yapılabiliyormuş denendi oldu ama yüzdüremiyoruz mekan uygun değil :)