şükela:  tümü | bugün
  • ulvi cemal erkinin piyano icin yazilmis bir bestesi. (bkz: largo)
  • eski hâli kanglı şeklinde olan, bir hayvan tarafından çekilen yük arabası anlamındaki türkçe sözcük.

    ismini bir boya da verdiğine göre (bkz: kanglı) eski türkler için önemli bir araç olsa gerek.
  • iki tekerlekli, öküzlerin boyunduruğa vurularak koşulduğu (dolayısıyla yular gerektirmeyen) bir araba türü. bu haliyle aslında bir ulaşım aracından çok pulluğun bir türevidir. iki tekerlekli olduğu için sürtünmeden kurtulmayı tam olarak başaramamıştır. kağnının yapısı anadolu'nun ekonomik ihtiyaçları hakkında da bilgi verir. bu tarz bir araçla uzun yollara düşüp ticaret yapılamaz. ancak evden tarlaya tarladan eve gidilip geline bilir. tam anlamıyla para ekonomisinin olmadığı feodal topluma yakışan bir araç.

    dört tekerlekli "gerçek" arabalar ancak 1877-78 osmanlı-rus savaşından sonra (93 harbi) balkan göçmenleriyle anadoluya girdi. emperyalizmin geri kalmış toplumun direncini kırıp (savaşta yenilmek) sonrasında kendi yapısal dönüşümünü zorla sağlamasına verilebilecek fevkalade bir örnektir anadolu'da arabanın yaygınlaşması.
  • minibüs yerine kullanmayı teklif etmek istediğim araç. aynı hızda gidiyor ama hem daha sempatik hem daha sessiz.
  • sabahattin ali'nin 1930'li yıllardaki köylünün durumunu, acizliğini, fakirliğini anlatan hikayesi.
  • kağnı, cumhuriyetin kuruluşunun ardından, köylünün nasıl da unutulduğunun, iktidar odaklarının zulmüne terkedildiğinin hikayesidir. sabahattin ali'nin müthiş gerçekçi gözlemi çarpar insana. kağnı, kağnı'da yitip gidenler, 'kağnı' ile savaşıldığı söylenen kurtuluş savaşına bir atıf gibidir, aslında kaybedildiğini gösteren.
  • sabahattin ali'nin 1936 senesinde neşredilmiş olan bir öykü kitabıdır. kısa kısa 13 farklı öyküden oluşan bu kitap; elem, keder, acı, hüzün, aldatma, yaşam ve realite üzerine harika hikayeler barındırmaktadır. sabahattin ali'nin diğer kitapları gibi, bu kitabın da havası ve temel görüşü epeyce kasvetli ve karamsardır. kitap, toplamda 132 sayfadan oluşmaktadır. kitabın içinde bulunan öyküler;

    kağnı
    kamyon
    kafa kağıdı
    gramofon avrat
    arap hayri
    bir şaka
    duvar
    pazarcı
    apartman
    arabalar beş kuruşa
    fikir arkadaşı
    düşman
    bir skandal

    ben can yayınları'nın baskısını okudum ve epeyce beğendim. çeviri olsun, kitabın arkasına hazırlamış oldukları eski türkçe sözlük olsun gayet başarılı bir basım olmuş. sabahattin ali, ağır ve ağdalı bir türkçeye sahip olan bir yazar olduğundan mütevellit, okunması zaman zaman zor ve güç olan bir yazardır. bu sözlük sayesinde, anlamadığınız ve cümlenin içinden mânâsını çıkartamadığınız kelimeleri kitabın arkasındaki sözlükten bulabilirsiniz. hem bu sayede, okurun kelime dağarcığını da geliştirmeye fevkâlâde faydalı bir kitap haline bürünmektedir.

    kitabın içerisinde beni en derinden etkileyen hikaye "apartman" idi. sanırım bir parça gerçekçilik, fazlaca acı ve hiçbir şey yapamama hissini bulduğum için bu hikayeyi epey beğendim. bundan sonrası bir parça spoiler verebilir ancak çok uzun yazmayacağım için spoiler ibaresi koymayı lüzumsuz buldum. çocuğunu görmesine, o'na yardım etmesine, o'na zulüm edildiğini görmesine rağmen işinden, yerinden, statüsünden, bulunduğu yerden dolayı sesini çıkartamayan ama içinde fırtına kopan bir insanın hikayesi muazzam güçlü kelimelerle anlatılmış.

    okunmasını tavsiye ederim.
  • elbette kağnı'da da olduğu gibi, köylü hiç bir zaman anımsanmamıştır. sömürü halleri dışında. burada söz konusu olan bir cumhuriyet eleştirisidir. 'biz cumhuriyeti böyle kurduk' ya da köylü efendimiz temalı cümlelerin içinin boşluğudur. sabahattin ali öyküsünde, gözlemci anlatıcı olarak tam da bunu söylemektedir.
  • şimdiye kadar bindiğim en keyifli taşıt aracı. gıcırdayan teker sesleri, öndeki öküzlerin huylarına bağlı temposu, elinde onları dürtmek için değneğin (adı da vardı unuttum, meses olabilir), arkada önceki yükten kalan buğday sapları ile köyün etrafındaki bozkırın taşlı yollarından kurumlanarak geçilirdi...

    kağnı bugün anımsanmıyor; köylüler çoktan motorlu araçlara geçtiler, kağnıyı unuttular ama bizler anımsıyoruz. beğenmediğiniz cumhuriyetin köy enstitülü kuşaklarının çocukları, torunları, anımsıyor.