*

şükela:  tümü | bugün
  • çok üzülmek.
  • afallamak, düşünsel olarak ortada kalma, psikolojinin dağılması
  • üzülmekten daha derin, daha beter, daha korkunç. ürkütücü.
    üzüldüğünüzde ellerinizin arasına kor başınızı, dalarsınız düşüncelere. öyle değildir bu. kahrolmak başkadır.
    karnınıza giren sancılar vardır belinizi büken, dik duramazsınız. yere çömelir kalırsınız olduğunuz yerde, kımıldayamazsınız. kalbinizin üstünde buzdan bir kütle vardır, bütün vücudunuza soğukluk yayılır sanki her kalp atışında kanınızla. uyuşur bedeniniz. ağlarsınız, ama ağladığınızı farketmezsiniz bile. o kadar yaş süzülür ki gözlerinizden şaşarsınız, nasıl bu kadar ağlayabildiğinize.
    kahrolmak en kötü durumdur karşınıza çıkan hayatınızda. bedeninizde yaralar çıkar, kusarsınız, acınızdan yemez, içmez, hayatı bir rüyaymış, bir kabusmuş gibi yaşarsınız. uyanmak için bir yol bulamazsanız yavaş yavaş erir, o çok vermek istediğiniz kilolar birer birer eksilirken sevinemezsiniz.
    hayatınızın anlamını kaybetmişsinizdir. her sabah uyanmak için bir neden düşünür, bulamaz, evden çıkmaz, yemek yemez, kimseye bir şey söylemezsiniz.
  • haberin yok ölüyorum sözleriyle gayet iyi anlatılan yüreksel durum.
  • üzüntüden için parça pinçik olması.
    üzülmek bir süreçtir. acıtır ama sonunda geçer.
    kahrolmak ise ömür boyu taşıyacağınız çentikler atar hayatınıza.
  • eroin kadar enteresandır. sevmekten kahrolmak örneğin, acıttığı halde zevk verendir. kendini ihmal etmektir bazen, hayatı ihmal etmektir.
    (bkz: ihmal ettiğim kendim)
  • en derin inancin, bel baglananin temelden sarsilmasi; hayat isiginin yavas yavas sonmesi.
  • eşli ihalede, 9'a ihale almışken, karşı tarafta sizin elinizdekinden daha fazla koz olduğunu fark etmek...
  • beyninden göğsüne kadar inen derin sızı. hissedersin böyle vücudunda. beynin seninle bir oyun oynar. der ki "bak kardeşim düşünme artık onu. eğer düşünürsen bunun bir bedeli var. sen onu her düşündüğünde kanına bir şeyler karıştıracağım. yinede düşünmek istersen sen bilirsin. vücudun acıyacak."

    işte o yüzden ellerini hissedemezsin artık. beyninden vücuduna yayılan sinyaller uyuşturur seni. onu her düşündüğünde beynin anında verir sinyalleri. ta göğsüne kadar gider bu. bu öyle bir acıdır ki soluğunu keser. nefes alamazsın bir an. işte böyle bir şeydir sevdiği kaybetmenin vücudunda bıraktığı his. kahrolursun işte. kahrolmak sadece sevdiğini kaybetmekle olmaz. bir de yalan söyler sana, sen ona hiç söylemediğin halde. en güvendiğin insani duyguları sarsar bu. inandığın şeyleri derinden yıkar. kabullenemezsin ya kabullenemezsin. en çok inandığın şeyi öldürür. dürüstlük... işte o zaman bir kere daha kahrolursun. göğsündeki acı daha da titretir göğsünü. sonra yerini hafif bir titremeye bırakır. istiklalin* bu sıcağında üşürsün. göğsün titrer, kahrolursun.

    mesela bir daha aramaz seni. her telefon çalışında ümitsizce bakarsın ekrana. numarasını silmene rağmen o mu diye bakarsın. yapamıyorum der ve elini telefona götürürsün. sesine ihtiyacın vardır. deli gibi aramak istersin onu. sonra kalbinin paramparça olduğunu hatırlarsın. arayamazsın elin gidemez telefona. beraber geçirdiğiniz vakitler koyar sana. yaptığınız şeyler. beraber yetiştiğiniz otobüsler. uykusunda sevdiğin yüzü koyar sana. koyar sana yüzünü bir daha sevememek. koyar sana verdiğin tüm sözleri tutamamak.

    kahrolmak sadece tek bir duygu değildir. üzülmek, kızmak vs. daha farklıdır. kızarak yaşayabilirsin. üzülerek yaşayabilirsin. ama kahrolarak yaşamak... adını sen koy artık. öyle duygular bütünüdür ki bu bıçakla yarar göğsünü. çünkü içindeki acı göğsünün çeperlerine sığmaz. çıkmak ister. sonra diğerleri gelir. ardı ardına titretir göğsünü aklına geldikçe. sonra siktir et dersin, siktir et.

    ama en acı verici kısmı gelir. o sana "sen benim ailemsin" demiştir bugüne kadar. aileni kaybedersin anladın mı? ailem dediğin şeyi kaybedersin ki o senin tek ailen olmasına rağmen. kahrolursun. derin bir acı daha iner göğsüne. bu sefer biraz daha kalbine doğru ilerler. şimdi tekrar hatırlıyorum. ailemsin dediği anları. o kadar doğal, o kadar içten, o hafif kırık ses tonuyla... ailemsin. gel de şimdi inandır kendini iyi olacağına. ya az önce kaybetmişsin aileni. aile böyle bir şey değil ya. yani ne olursa olsun döneceğin yerdir. bu öyle bir bağdır ki tamamlar seni. gerektiğinde bi dünya yol yürüyüp ilaç bulursun ona. hastadır çünkü. koymaz sana bir kaç kilometre yol. gider bulursun, alternatifi yoktur. bir anda çocuğun gibi olur. kıyamazsın çünkü o hasta, üzgün suratına. senden bir parçadır aslında o. senin bir parçandır. kimi zamanda anne-baba gibidir. o yüzden gidemezsin bir yere. tek yol ölmektir aslında ayrılmak için. çünkü o zaman elinden bir şey gelmez. o zaman pişman olmazsın yaptıkların veya yapmadıkların için. böyle bir şeydir sevgi.

    bunu anlamak bu kadar zor olabilir mi ya? sen bu ailenin bir parçasısın ya. üşüdüğünde üstünü örtüyorsam, sarıyorsam bedenini ısıtmak için veya sevdiğin yemekleri, kurabiyeleri, pastaları yapıyorsam bu sadece seni sevdiğimden değil. bu ailemin en temel parçası olduğun içindir. sıkı sıkıya bağlısındır buna o yüzden ölünce biter. bu yüzden güzeldir işte ailenle geçirdiğin vakit. değerlidir. başka bir yerde eşi yoktur. bir kere bu hissi hissettikten sonra anlarsın onun senin ailen olduğunu. başka bir yerde bulamazsın bu hissi zaten. benzersizdir. bir muadili yoktur çünkü. arkadaşların farklıdır. banludreyin de dediği gibi "arkadaşlar kendi seçtiğimiz ailelerimizdir." ama asla asıl ailenin yerini tutmaz. aile, ilahi bir güçle bulur seni. sen seçemezsin bunu. diyemezsin mesela "annem keşke tarçınlı kurabiye yapabiliyor olsaydı" diye. sen seçmemişsindir çünkü aileni.

    ilahi bir güçle gelir bulur seni. bir anda. hiç beklemiyor olursun onu. bir anda çıkagelir bir kapıdan elinde çantasıyla belkide. daha sonra adım atar evine, hayatının bir parçası olur. evin, artık onun da evidir. üzüntüsü, üzüntündür artık. beraber bir hayatı paylaşırsınız. gerektiğinde üstünü giydirirsin. üşütünce abuk subuk çaylar* alır yaparsın ona. sevgi dolu lakaplar takarsın ona. her zaman onu sevdiğini bilmesi için. resmen adını değiştirirsin onun. sevinsin diye en sevdiği yaban mersinli keki* alırsın ona. çok sevdiği eşyalarını tamir edersin. tekrar onlarla mutlu olabilsin diye. bunların neresi kötü olabilir ki? bu tatlı anları neden hep yaşamak istemeyesin ki. huzur böyle bir şey değil midir?ne kadar erken yakalarsan bu hissi, ömrünün sonuna kadar daha çok yaşarsın ailenle. çünkü onlarla geçirilen zaman değerlidir. ne zaman kaybedeceğini bilemezsin. o yüzden dolu dolu yaşarsın. işte benim için kahrolmak böyle bir şey.