*

şükela:  tümü | bugün
  • osmanlı güzellemelerine yaslanıp "ecdat" edebiyatı yapanlar bilmez veya bilir de bilmemezlikten gelir ama bugün bizi var eden bir osmanlı mirası arayacaksak o da 1908 devrimidir.

    bu ülkenin mücadele tarihi çok köklüdür. o ruh, gün gelir sahneye çıkar

    o devrimde, sayıları on binleri bulan "ecdadın", manastır'ı, sultanahmet meydanını inleten sloganı, bugüne yankılanıyor. yaşasın hürriyet! kahrolsun istibdat!
  • bugün bir kez daha anlam kazanan ifade. bugün cebeci'de, akp'nin postalları yalnızca akademiyi değil, aynı zamanda memleketin de üzerinden geçmekte. bu nedenden ötürü, bir kez daha hürriyet ve eşitlik istemi olmaksızın bugün türkiye'yi anlamak mümkün değil.

    bu arada küçük bir not. sloganın aslı, tam hali de diyebiliriz, böyle değil. 1908 devriminin öngününde ve sonrasında slogan "kahrolsun istibdat, kahrolsun zulüm. yaşasın hürriyet, adalet, müsavat, meşveret" şeklinde deva ediyordu.

    sloganın bugün anlamlı hale dönüşmesi, bugüne uyarlanması ile ilgili küçük bir çalışmada burada kendine yer bulsun.

    https://www.facebook.com/…235659992/?type=3&theater
  • halkımızın artık tersini istediği slogandır.

    reisleri yeter ki aydın kesimi bitirsin, kendileri istibdadın kralına razıdır. yeter ki memleket şu okumuş, aydın kesimlerden kurtulsun.
  • haberlerde gördüğüm slogan. sanırım mülkiye'de, fakültenin bir duvarına filan asmışlar.
  • bunu diyenler bir sene dolmadan önce adana'da sonra tüm anadolu'da ermeni kıyımına önayak olmuş bir avuç gerizekalıdır. devr-i istibdat'ta bir tane bile gazeteci öldürülmezken bu soysuzlar istanbul'da muhalif gazeteci bırakmamışlardır. galata köprüsü'nün dili olsa da konuşsa. sopalı seçimlerle muhaliflere kan işeten bu kancıklar, iktidardan düştükten 6 ay sonra babıali'yi basıp kan dökmekten çekinmez. çünkü onlar hürriyet kahramanı ama abdülhamid mustebit. koca ülkeyi utanmadan enverland diye dillendirenler kahraman he mi? aklınıza turp sıkayım.
  • müstebit abdülhamit'in, gayrimüslimleri ikinci sınıf insan haline getiren ayrımcı politikalarını, zulüm ve hırsızlıklarını, 1903-06 vergi politikalarının yoksul halkı nasıl ezdiğini, kurdurduğu hamidiye alaylarının katliamlarını, yöre halkına saldığı korkuyu göz ardı eden turp kafalıları rahatsız etmiş slogan.

    bu turp kafalılara sorsan, sabah akşam "milli irade" ile yatar milli irade ile kalkarlar. konu abdülhamit olduğunda ise dut yemiş bülbüle dönerler.

    o müstebit ki o zamanın milli iradesine karşı darbe yapmış anayasa'ya karşı hileye girilmiş bir darbecidir. o müstebit ki 1905 tütün işçileri grevi, 1905 ayakkabı işçileri grevi, 1906 alattini tuğla fabrikası işçilerinin üstüne yürümüştür, yoksul anadolu halkının tepesine binmiştir. nitekim, 25 temmuzda hürriyet ilan edilir edilmez 50 bin türk, rum, ermeni ve musevinin gösterisi; ertesi gün 100 bin kişinin yıldız'a yürümesi boşuna değildir.

    görünen o ki turp kafalılar, devrimi sadece itc'nin önderlerine bağlıyorlar. dashnaktsuthiun'u, selanik federasyonu'nu, prens sabahattin'in teşebbüs-i şahsi ve adem-i merkeziyet cemiyeti'ni yani günümüzün siyasal yelpazesindeki farklı öznelerin öncüllerinin istibdat'a karşı birleşik cephesi'ni görmezlikten geliyorlar. daha da önemlisi halkın özne olma atılımını bulandırıyorlar, 1911-1914 dönemindeki otoriterleşme, darbe ve karşı darbe süreçlerindeki politikalardan hareketle devrime gölge düşürmeye çalışıyorlar.

    bilinsin ki 1908 devrimi, türkiye'nin tarihinde ilk ve son defa farklı etnik kimliktekilerin eşit haklar mücadelesi verdiği, bu birlikteliğin önünde engel olarak duran eski devleti tüm üst yapı kurumlarıyla birlikte tarihe gömdüğü bir devrimdir ve türkiye'de iktidarın artık halkın katılımı olmadan gerçekleşemeyeceği fikrini kalıcı olarak yerleştirmiş, seçilmiş bir meclise dayanmayan bir iktidarın artık tahayyül dahi edilemeyeceği bir sürecin önünü açmıştır. öyle ki turp kafalıların bile yönetici olabileceği bir düzenin alt yapısını hazırlamıştır.

    edit: yeri gelmişken;safahat isimli eserinde mehmet akif ersoy, mustebit abdülhamit hakkında ne de güzel yaşmış (bkz: adamın gol diyor)

    ortalık şöyle fena böyle müzebzep işler
    ah o yıldız’daki baykuş ölüvermezse eğer (s. 402)

    çoktan beridir vardı benim bir derdim
    gideyim zalimi ikaz edeyim isterdim
    kafes ardında hanımlar gibi saikliydi hamid
    âl-i osmandan bu korkaklık edilmezdi ümid (s. 415)

    ah efendim o ne hayvan o nasıl merkepti (s. 421)

    kız kadın hepsi haremlerde bütün gün mahpus
    şu telakkiye bakın en kötü vahşet namus (s. 422)

    herifin sofrada şampanyası hâlâ ayran
    bâri yirminci asırdan sıkıl artık hayvan (s. 422)
    ...

    ah efendim o herif yok mu kızıl kâfirdi (s. 422)

    “mısır’ın en muhteşem üstadı muhammed abduh”

    çıkarıp gönderelim hasılı şeyhim yer yer
    oradan âlem-i islama cemaleddinler” (s. 422)

    bir de şu şiiri ekleyelim tam olsun.

    istibdat

    yıkıldın, gittin amma ey mülevves devr-i istibdâd,
    bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yâd!
    diyor ecdâdımız makberlerinden: “ey sefîl ahfâd ,
    niçin binlerce ma’sûm öldürürken her gelen cellâd,
    hurûş etmezdi, mezbûhâne olsun, kimseden feryâd?

    otuz milyon ahâlî üç şakînin böyle mahkûmu
    olup çeksin hükûmet nâmına bir bâr-ı meş’ûmu !
    utanmaz mıydınız, bir saysalar zâlimle mazlûmu?
    siz, ey insanlık isti’dâdının dünyâda mahrûmu,
    semâlardan da yüksek tuttunuz bir zıll-i mevhûmu!”

    o birkaç hayme halkından cihangîrâne bir devlet
    çıkarmış, bir zaman dünyâyı lerzân eylemiş millet;
    zaman gelsin de görsün böyle dünyâlar kadar zillet,
    otuz üç yıl devam etsin başından gitmesin nekbet ...
    bu bir ibrettir amma olmayaydık böyle biz ibret!

    semâ-peymâ iken râyâtımız tuttun zelîl ettin;
    mefâhir bekleyen âbâdan evlâdı hacîl ettin;
    ne âlî kavm idik; hayfâ ki sen geldin sefil ettin;
    bütün ümmîd-i istikbâli artık müstahîl ettin;
    rezîl olduk... sen ey kâbûs-i hûnî, sen rezîl ettin!

    hamiyyet gamz eden bir pâk alın her kimde gördünse,
    “bu bir cânî!” dedin sürdün, ya mahkûm eyledin hapse.
    müvekkel eyleyip câsûsu her vicdâna, her hisse,
    düşürdün milletin en kahraman evlâdını ye’se...
    ne mel’unsun ki rahmetler okuttun rûh-i iblîs’e!

    değil kâbûsun artık, devr-i devlet intibâhındır.
    gel ey nâzende hürriyet ki canlar ferş-i râhındır.
    emindir mevki’in: en pâk vicdanlar penâhındır.
    serâpâ mülk-i osmânî müeyyed taht-gâhındır
    serîr-ârâ-yı ikbâl ol ki; bir millet sipâhındır.
  • (bkz: kahrolsun hürriyet yaşasın istibdâd)

    hayatını ve şerefini galata'daki düvel-i muazzama sefirlerine satmış, pezevenklerden kurulu ordusuyla yıldız sarayını yağmalamış köpeklerin sloganı.

    bir de abdülhâmid grevcilerin üzerine yürüdü falan diye kendi ideolojilerine ''halkçı, sosyalist'' bir damar kazandırmaya çalışan bu akıl fukaralarının 1910'daki kadın grevinin akıbetinden haberleri var mıdır? (bkz: tatil-i eşgal). ittihâd ve terakki, bir ingiliz ajanı tarafından kurulmuş bir ihanet komitesiydi. onlarca insanı kandırdı. sonunda da imparatorluğu büyük acılarla yok etti. italya'ya rapor satan bir ermeniyi hariciye vekili yapanların, 1908'de ''devrim'' dedikleri iğrençliği yapınca ingiliz sefirinin arabasının atlarını çözüp kendilerini bağlayarak çeken, ardından da almanya'nın ''bizim elçimize de böyle muamele edilsin!'' diye bâb-ı âli'ye nota vermesine sebep olan bir avuç gafilin komitesidir ittihâd ve terakki... ermenilerle işbirliği yapıp, sonra soykırıma uğratan, türkiye'nin başına bu belayı açan komitedir ittihâd ve terakki... sultan hâmid'in mecburî ikâmete tâbi tuttuğu şerif hüseyin'i mekke emiri yapıp arab isyanı çıkartan, sonra da akıl almaz zulümleri arablara revâ görüp, bugünkü aptalca ''arab düşmanlığını'' yaratan, arab yarımadasını elden çıkartan komitedir ittihâd ve terakki...

    bunların hürriyetini istemeyiz, kalsın; kahrolsun bunların hürriyeti, yaşasın sultan hâmid'in istibdâdı! sultan hâmid'in istibdâdında kimse ölmedi, bunlar gazetecileri dahi sokak ortasında infaz ettiler.

    bunların soyundan gelenler ise vatanına halen köpeklik etmekle meşgul. kökünüzü kazıyacağız; ahdımız, andımız olsun!
  • üzerinden bir asırdan fazla geçmiş ama şimdiye kadar türkçede oluşturulmuş en güzel, en oturaklı iktidar karşıtı slogan. sade ve isabetli.
  • "200 yıllık kadim tartışmayı noktaladığını" sanan diktatör, senin ruh ikizin ıı. abdülhamid, ensesinden bir it eniği gibi yakalandığında tüm istanbul bu sloganla inliyordu.