şükela:  tümü | bugün
  • genelde kuzey amerika menşeili olurlar. cafenin mc donaldslaştırılması stratejisini izlerler.
    (bkz: starbucks)
  • genelde menülerinde 50 farklı çeşit kahve çekirdeğiyle yapılan kahveler olur, fakat hepsinin tadı migrosta satılan neskayfe ile aynıdır.
  • başlıca kahve içilen ve birden fazla şubesi olan dükkanlar. genellikle yenecek hafif muffin, sandviç türü şeyler de bulunur. çekirdek veya çekilmiş kahve satın alınabilir.

    (bkz: starbucks)
    (bkz: gloria jeans)
    (bkz: kahve dünyası)
    (bkz: cafe crown)
  • ing. (bkz: coffee chain)

    birbirinin aynı menü, ürün ve dekorasyona sahip, bir şubesinde aldığınız ürünün diğer şubesinde de hem tatsal hem görsel açıdan aynısını bulabileceğiniz, standardize edilmiş cafe yada kahvehane. bir cafe/kahvehane'nin "zincir" olarak adlandırılabilmesi için tıpkı fast food zincirlerinden aldığınız bir hamburgerin bir diğer şubedeki ile aynı olması gibi, bunda da x şubesinde denediğiniz a ürününün y şubesinde denediğiniz a ürünü ile porsiyon, tat ve görünüm açısından birebir aynı olması gereklidir. aynı isme ve dekorasyona sahip ama başka başka ürünler satan yada, aynı addaki ürünü bir şubesinde farklı diğerinde farklı sunan işletme kahvehane zinciri değildir, olsa olsa bol şubeye sahip bir cafedir.

    kahvehane zinciri ile ilgili insanalrın anlayamadığı bir diğer nokta da bu mekanların ultra hiper kalitede ürün vaat etmedikleridir. haa illaki pazarlama açısından en iyisini satıyoruz yada nitelikli kahve satıyoruz diyeceklerdir fakat mantıklı düşünmek lazim. ister kahve olsun ister başka bir ürün olsun her üretimin bir en yüksek kalitede olanı bir de en aşağı kalitede olanı vardır. bunun arasını ise kötünün iyisi, vasat ve iyi seçenekleri doldurur. doğal olarak çok çok yüksek kalitede üretim miktarı oldukça düşüktür. zincir cafe gibi standardizasyonun ön plana çıktığı işletmeler geniş kitlelere hitap ettikleri için zaten oldukça düşük üretim miktarına sahip bir ürünü satışa sunup, devamlılık arzedemezler. bunu şu şekilde anlatalım. diyelim anlaştığınız bir kahve çiftliği var. burdan 1 senede toplam bin çuval kahve çıkıyor olsun ve çiftlik sahipleri bu kahveleri birinci kalite ikinci kalite üçüncü kalite vs şeklinde sınıflandırıyor olsun. bunun sadece 50 çuvalı birinci kalite çıktı, siz zincir mantığı ile bu 50 çuval ultra hiper kaliteli kahveyi alıp devam edemezsiniz. 50 çuval tükenince müşteriye seneye yapılacak hasatı bekliyoruz mu diyeceksiniz? mümkün değil. o zaman yapacağınız şey ya en yüksek üretim miktarına sahip olanı alacaksınız yada vasat, iyi ve kötünün iyisinden ortaya karışık yapıp kullanabileceginiz çuval sayısını artıracaksınız. ve yine standardı koruyabilmek, kahveyi tektipleştirebilmek için bazı yöntemlere başvuracaksınız, ki bu yöntemlerin zincir cafeler arasında en kabul goreni kahvenin türüne yada yöresine yada özelliklerine bakmadan koyu bir kavurma derecesinde kavurmaktır. kahvehane zincirlerinde satılan kahvelerin çogunun oldukça koyu kavrulmuş olma nedenlerinden birisi budur.

    kahvehane zinciri size muthiş tatta yiyecek ve içecek vaat etmez, bu söylemle yola çıkanlar olsa bile siz bu beklenti ile gitmeyin derim. ama öte yandan nasıl burger king yada mc donalds hamburgeri birçok kişiye göre harika tada sahip, bu kahvehanelerde de satılan ürünler birçok kişiye gore harika tada sahip. bunun nedeni ise yukarıda yazdığım, kahveden bağımsız olarak hemen her üründe en üst kalitenin üretim miktarının çok düşük olması ve satılırken çok çok yuksek rakamlara satılıyor olması nedeni ile genelin damak tadının ortalama ve altı tatlara alışkın olmasındandır. ortalama tatlara alışkın kişiler bu zincir işletmelerin ürünlerinde bir numara yok yaklaşımında iken, ortalamanın altı tatlara alışkın kişiler için bu zincir cafeler çölde vaha gibidir ve hayır bu durum kesinlikle bir aşağılama yada senin yediğin içtiğin kötü de ondan bunu beğeniyorsun durumu değildir. zira topumuzun "genelde" yediği içtiği kötüdür. genelde yediğimiz içtiğimizden az da olsa daha iyi bir şeye denk geldiğimizde ve bu denk geldiğimiz şey bir devamlılık arzediyorsa ona 4 elle tutunmamız da son derece doğaldır. yine de bu durum satılan ürünün firmaların vaat ettiği gibi çok üst kalite bir ürün olmadığı gerçeğini değiştirmez.

    ülkemizdeki kahvehane zincirleri ile ilgili beni çok güldüren ve insanların çok haklıymışcasına iddiacı ve inatçı bir tutumla bastırdıkları bir diğer mevzu da kahvehane zincirlerinde türk kahvesi satışı olmaması, olanların da tatlarının iyi olmaması.

    yine burger king ve mc donalds'dan örnek vererek gidecek olursak; kahvehane zincirinden türk kahvesi istemek an itibari ile türk kahvesi hakkında elde olan (yada olmayan diyelim) bilgilerden yola çıkarsak burger king yada mc donalds'dan patlıcan kebabı istemekten farksızdır. öncelikle türk kahvesi henüz standardizasyonu sağlanmış bir ürün değildir ve bu açıdan hem kahvehane zinciri mantığına aykırıdır hem de yine standardizasyonu sağlanmamış olduğundan her şubede aynı ürünü çıkarmak güç olacaktır, bunun üzerine oturup çalışma yapmak gerekir. yoksa illaki koy illaki koy menüye diye diretilirse neticede starbucksda türk kahvesi diye sunulan o saçma şey ortaya çıkar. tıpkı mcdonalds'in bizim kebapdı dönerdi köfteydi hesabına çıkardığı mc turco saçmalığı gibi. daha da önemlisi yine elde dogru düzgün bilgi olmaması nedeni ile türk kahvesi yapımı oldukça zahmetli ve hızlı çalışması planlanmış olan kahvehane zinciri mantığına da an itibari ile aykırı. halbuki hem bu işi kolaylaştıracak ve standardize edecek makineler mevcut hem de bu makinelerle hız sorunu da ortadan kaldırılabilir. ama temelde baktığımızda nasıl ki aslında italyan halkının buyuk çogunluğu evinde kahvesini moka pot ile hazırlıyor fakat bırakın bir zincir cafeyi herhangi bir cafede dahi moka pot ile hazırlanmış kahve bulamıyorsunuz, türk kahvesi de işte o hesap zincir kahvenin menüsünde varsayılan olarak yok. olmaması onların suçu değil bugune kadar türk kahvesine bir standart getirmeyen bizlerin suçu. adamın elinde makine var ve adam x sürede y miktarda su ile z miktarda kahve kullanarak yz hacminde içecek çıkarması gerektiği bilgisine sahip. bizde ise hala bu ölçüler o çok övündüğümüz "fincanla, kaşıkla" yapılıyor. süre desen zaten hak getire. yapılış biçimi desen 3 kere kaynatanı var, 1 taşım pişirip ocaktan alanı var. bakınız o çok yerel olan moka potlarda bile su, kahve miktarı, kahve kalınlığı ve pişirme süresi belirlidir. bizde türk kahvesi için bunların hepsi muallakta iken kahvehane zincirinden kız istemeye gider gibi türk kahvesi istemeye gidiyoruz. önce bir standartlarımızı belirlesek de sonra gidip istesek? anlamanız gereken şudur, kahvehane zinciri, günün her saati türk kahvesi ve çay hazırlayan bizlerin alışık olduğu bildiğimiz bir kahvehane değildir. ve kahvehane zincirinin menüsünde size hitap eden bir ürün yok diye kapris yapamazsınız, onun yerine size hitap eden ürünleri satan başka yerlere gidersiniz.
  • dostlar kahvehanesi ve kardesler kiraathanesi nin franchise vererek zincirleme batabilecekleri işletme tipi. bunun güzel örnekleri de yok değildir. "memet len onnar yapıyor paranın anasına goyuyor biz de yapah le mi?" diye başlayan girişim dolu cümleler, 3 ay geçmeden ortakların birbirine girişmesi ile neticelenir. kahvehane zinciri ölümüne zor bir iştir, marka lazım değil bilindiklerden birçokları bile an itibari ile ölümüne zarar etmekte. yok sigara yasağından değil, "memet len onnar yaparsa biz de yaparıh" zihniyetinden.

    lütfen burdan buyuralım (bkz: türk tipi ticarete atılmak/@kahvedelisi)

    editle gelen dipçik not: sözlükte "ayar, alınma, cevap yazma" ile sıklıkla karşılaşıyoruz biliyorum evet ancak daha evvel de çok kereler belirttiğim gibi öncelikle başlığa ardından da başlığa katkısı olacağını düşündüğüm içerik olursa yine başlıkla ilgili olmasına dikkat ederek o içeriğe atfen yazıyorum. bu entry de bir ayar kayar entrysi değil, benim ilk entryde uzun yazı içerisinde gozden kaçırıp değinmediğim kahvehane zinciri mevzusunun başka bir boyutu ile ilgili. sonuçta içeriği esprili yada ciddi olsun bilgi bilgiyi doğurur, vesile olanlara teşekkür ederim*