şükela:  tümü | bugün
  • hidrojen ve helyum füzyonunu sağlayacak termonükleer tepkimeler oluşmasına yetmeyecek miktarda kütleye sahip olan yıldızlara kahverengi cüce adı deniyor. bu tepkimeler, güneş gibi yıldızları ışık ve ısı kaynağı yapıyor, oysa kahverengi cüceler ışık saçamıyor. son zamanlarda bilim adamları tarafından keşfedilen yeni bir kahverengi cüce bulunuyor. hawaii üniversitesi’nden astronom michael liu, dünya’dan 57.7 ışık-yılı (1 ışık yılı 10 trilyon kilometre) uzakta bulunan yay takımyıldızındaki 15 sge adı verilen yıldızın çevresinde dönen kahverengi cücenin görüntüsünü elde etmeyi başardı. yeni kahverengi cüce, daha önce saptanan benzer cisimlerin aksine bir daha yıldıza yakın.
  • biraz daha açarsak bu konuyu netekim; eğer baryon kökenli maddenin bir bölümü ölü yıldızlar biçimindeyse, diğer bölümü de hiçbir zaman yıldız olmayı başaramamış cisimler biçimindedir... kahverengi cüce adı verilen cisimlerin kütleleri öylesine küçüktür ki, merkezlerindeki sıcaklık hiçbir zaman nükleer reaksiyonları başlatacak ölçüde yükselemez... kütleleri 0.08 m. 'nden küçük olan cisimler - ki bunun içinde dev gezegenler de vardır - nükleer enerji üretmedikleri için ışık vermezler... bununla birlikte yavaş yavaş büzülmekte olduklarından az miktarda kütle çekim enerjisi üretirler . örneğin , jüpiter'in çekirdek bölgesi her yıl birkaç milimetre büzülmektedir . gerçekte bu gezegen kızıllötesinde ışımakta ve güneş'ten almakta olduğundan yüzde elli oranında daha fazla enerji yaymaktadır.. astronomlar kahverengi cüceleri iki tür yerde ararlar.. bir çift yıldız sisteminde küçük kütlerli bir eşin varlığı büyük kütleli yıldızın, sistemin kütle merkezi çevresinde bir yörünge çizerek dolanmasına neden olur... yakın sistemlere bu hareket, ya saniyede birkaç metrelik bir doppler kayması biçiminde, ya da ışık kaynağının bir açı saniyesinden daha küçük bir hareketi biçiminde saptanır... bununla birlikte, yakın yıldızların hem taysal hem de astrometri ölçümlerinden henüz hiç kahverengi cüce saptanamadı... diğer bir yaklaşım, hala kızılötesi kaynak olarak görülebilir olan serbest kahverengi cüceleri yakındaki, göreceli olarak genç yıldız topluluklarında aramak olaibilir... yüzey sıcakılğının düşük olmasından dolayı kahverengi cücenin ürettiği enerji ancak kızılötesinde görülebilir... kızılötesinde ışınım yapan başka tür yıldızlar da vardır.. bu nedenle kızılötesinde ışınım yapan bir cismin kahverengi cüce olup olmadığı anlamanın yolu, cismin hertzsprung-russell diyagramındaki yerine bakmaktır... eğer bu cismin yeri hidrojen yakılan ana kolun alt ucundaysa, o zaman kahverengi cücedir.. bugüne kadar güneş sisteminin dışında, pulsarların çevresinde dönmekte olan gezegen-kütleli iki cismin hariç, güçlü bir yıldız-atlı kütleli cisim adayına rastlanmamıştır... ama eğer teoriye biraz olsun inanıyorsak, bütün gözlem çabalarının boş çıkmasına karşın, kahverengi cücelerin sayısının oldukça yüksek olması gerekir.. *

    (bkz: uzay)
  • kütlesi chandrasekhar limitinin altında olan yıldızların hazin sonudur. yaşamları boyunca aydınlatma, ısı, ışık yayma işlevlerinden sonra bir ara ışıklarının feri azalır -beyaz cüce- daha sonra da neredeyse hiç ışık yayamayacak duruma gelir. utanmazca, alay edilircesine kahverengi cüce derler artık ona. yakıtı bitmiş uçak gibi kendini imhaya doğru gider. yere çakıldıgında, kendisini oluşturan maddeler uzayın engin derinliklerine yayılır ve belkide başka bir yıldızın ruhuna katılmak üzere öylecene dolaşır dururlar.
  • (bkz: turuncu cuce)
    (bkz: kirmizi cuce)
  • hr-diyagraminda anakolun devami olarak yerini alan ve t tayf türünde bulunan yildizlardir. sicakliklari yalasik 900 derece kelvindir. yariçapi, kütlesi küçük, sicakligi ve parlakligi düsük olan yildizlardir.
  • ilk keşfedilen örnekleri teide1 ve gliese 229 b adlı yıldızaltı cisimleridir
  • (bkz: gri cuce)
    (bkz: duergar)
  • brown drawf'un turkcesi.
  • yeterli kütleye sahip (örneğin güneş'in %4-7'si) bir kahverengi cüce, ömrünün başlangıcında, yani henüz "sıkışma" aşamasında ciddi bir ışıma yayar. bu ışıma, kahverengi cüce'yi oluşturan maddenin kütleçekim etkisiyle büzüşmesi sonucu oluşur. büzüştükçe ısınır, ısındıkça ışıma yayar.

    böyle bir kahverengi cücenin ışıma süresi birkaç milyon yılı geçmez. çünkü içerdiği madde yeterince sıkışmış, fakat kütlesi yetersiz olduğu için sıkışma işlemi sona ermiştir. artık kahverengi cücemiz neredeyse 2000 dereceye ulaşan yüzey sıcaklığını yavaş yavaş kaybedip soğumaya ve görünür ışık dalga boyunda görünmez olmaya başlar.

    eğer ışıma yapmaya ve sıkışmaya devam eden kahverengi cüce, metal açısından (yani helyum karbon falan) zengin içeriğe ve yeterli kütleye (0.07 güneş kütlesi) sahipse, çekirdeğinde proton-proton tepkimesi başlatabilir. bunun sonucu, yüzey sıcaklığı 2500 santigrat derece civarında olan bir kırmızı cüce yıldıza dönüşerek yüzmilyarlarca yıl parlamaya devam eder. fakat çoğu kahverengi cüce için bu bir hayalden öteye gidemez. çünkü bunu başarabilenlerin büyük bir kısmında yetersiz kütleçekim nedeniyle çekirdek reaksiyonu sona erer ve taze yıldızımız yeniden soğumaya başlar.

    güneş sisteminin ilk aşamalarında yaklaşık 0.006 güneş kütlesine sahip olan jüpiter tıpkı bir yıldız gibi ışıldıyordu. bu ışıldamanın sebebi elbette kütleçekim büzülmesi idi ve zamanla bu sona erdi. bugün jüpiter hala bir miktar enerji yaymakta. bu enerji, her yıl çekirdeğindeki 2-3 cm'lik sıkışmadan kaynaklanıyor. birkaçyüz milyon yıl sonra bu sıkışma da sona erince jüpiter'in kızılötesi ışınım yoluyla ısı yayması da sona erecek.
  • bir yıldızla, bir gezegen arasındaki sınır en azından "kavramsal" olarak yavaş yavaş silikleşiyor gibi.

    çok yakın bir zaman önce, kahverengi cüce sınıfında tanımlanan fakat çok çok soğuk "başarısız yıldız"lar keşfedilmeye başlandı. evet, kahverengi cüceleri başarısız yıldızlar olarak nitelemek yanlış olmaz. yeni keşfedilen kahverengi cücelerden birinin sıcaklığı sadece 100 santigrat derece civarında. ayrıca birkaç yüz santigrat derecelik sıcaklığa sahip çok sayıda kahverengi cüce de bulunmuş durumda. açıkcası, artık iyice soğumuş veya ancak bu sıcaklığa ulaşabilecek kadar ısınabilmiş kahverengi cüceleri keşfedebiliyoruz.

    başta belirtmeye çalıştığım gibi burada aslında bir kavram yitimi söz konusu. bilindiği gibi kahverengi cüceler, bir yıldız gibi nükleer reaksiyon oluşturmaya yeterli olmayan kütleye sahip, yalnızca kütleçekimsel büzüşme sonucu geçici bir süreliğine ısınan gök cisimleri. kahverengi cüce ismini almalarının nedeni de, çok düşük ısıları gereği oldukça koyu kırmızı ışık yaymaları.

    bunların ilk keşfedilenleri güneşin %7'sinden daha az kütlelere sahiplerdi ve yüzey sıcaklıkları 1000 derecenin üzerindeydi. dolayısıyla parlaktılar ve keşfedilmeleri görece kolaydı. yeni keşfedilen "daha soğuk" kahverengi cücelerin kütleleri ise güneşle değil, ancak jüpiter gibi gaz devleriyle kıyaslanabilecek kadar küçük: sadece 5-10 jüpiter kütlesindeler. dolayısıyla daha sönükler ve keşfedilmeleri çok daha zor.

    bu düşük kütledeki cisimleri kahverengi cüce olarak tanımlıyor olsak da, gerçekte bunların yapısal olarak jüpiter'den ve diğer yıldızların çevresinde dönen jüpiter gibi gaz devlerinden bir farkı yok. tek şansları (ya da şanssızlıkları) bir yıldızın çevresinde dönmüyor oluşları. ya yıldız fabrikalarında (yoğun gaz ve toz bulutları içeren nebulalarda) bağımsız olarak gelişmişler ya da kütleçekim etkileri gibi sebeplerle birlikte oluştukları yıldızlardan kopup uzay boşluğunda bir başlarına veya kendi gibi eşleriyle dolaşmaya başlamışlar.

    o halde, kahverengi cücelerin "yıldız" sınıflandırılmasına sokulması sadece "sıcak kaldığı" kısa dönem süresince geçerli olabilir. çünkü kütleçekimsel büzülmeleri (sıkışması) durduğu andan itibaren hızla soğumaya başlıyorlar.

    buraya kadar olan kısmın özeti: kahverengi cüceler "yıldız" değildir. sadece, oluşum aşamasındaki sıkışma sebebiyle ısınan ve bu şekilde çok kısa bir dönem için az da olsa parlamayı başaran gök cisimleridir. aslen jüpiter'in birkaç katı yahut çok daha büyük kütlesine sahip gaz devi gezegenlerden farkları yoktur.

    istatistiksel olarak, güneş'ten çok daha düşük kütleli ve gerçek birer yıldız olan kırmızı cüce yıldızların sayısının evrendeki yıldızların %80'ini oluşturduğu gerçeği ortadayken, kırmızı cüce dahi olamamış kahverengi cücelerin sayısının yıldızlardan çok daha fazla olduğunu düşünmek yanlış olmaz. henüz gözlemsel kanıtlar bu savı doğrulamasa da, düşük kütleli gök cisimlerinin oluşma oranının daha büyük kütleli cisimlerden çok daha fazla olduğu gerçeğini de göz ardı edemeyiz.

    işin özü şu ki; ister bir yıldızın çevresinde dönsün, ister bağımsız hareket etsin, kahverengi cücelerin kaderi, birkaç yüz milyon yıl içinde soğuyarak tüm ünvanlarını yitirmek zorunda olmaları. şöyle ki, eğer 4 milyar yıl önce güneş sistemini gözlemleyebiliyor olsaydık, jüpiter'i güneşin çevresinde dönen bir kahverengi cüce olarak niteliyecektik. çünkü bir yıldız gibi ışıl ışıl parlıyor olacaktı. fakat soğuyalı çok oldu, kader işte...
hesabın var mı? giriş yap